onedio
"Arena'daki 'Cimbombom' Tezahüratları İçin Sabırsızlanıyorum"
Transferin son gününde sarı-kırmızılı takım ile 3 yıllık sözleşme imzalayan Blerim Dzemaili açıklamalarda bulundu.Çiçeği burnunda Aslan, saha içinde Melo gibi hırçın ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapısı olduğunu söyledi. Napoli forması giyerken takım arkadaşı Melo ile rakip olarak mücadele ettiklerinin altını çizen İsviçreli orta saha, 'Melo ile oynadığımız zaman sahada hep büyük kavgalar ederdik. O sahada büyük bir savaşçı. Şimdi takım arkadaşı olduğumuz için mutluyum. Sahada ben de Melo gibi agresif olabiliyorum. Hırçınlığımdan ve duygusallığımdan bazen gereksiz kart görebiliyorum. Yenilgiyi kabul edemiyorum. Bu benim yapım' dedi.5+3 YABANCI KURALINI BEĞENMİYORUMTFF'nin bu sezon uygulamaya koyduğu 5+3 yabancı kontenjanını da yorumlayan Dzemaili, 'Bir yabancı olarak bu kararı beğendiğimi söylemem mümkün değil. Ben bu kararın içinde her zaman 5'inci olmak istiyorum. Zaten üç kulvarda mücadele eden bir takım var. Bir takım olmak için 23 kişi olmak lazım. Mücadelenin olduğu yerde her oyuncuyu ihtiyaç var' dedi.TARAFTAR VE MEDYA BASKISINA ALIŞKINIMGalatasaray camiasının 20'inci şampiyonluk ve 4'üncü yıldız beklentisi içinde olmasının üzerinde baskı oluşturmayacağını aktaran Dzemaili, 'Baskı her yerde olur ama ben Napoli'den geldim! Orada da 10 maç kazanırsınız bir maç kaybedersiniz, hemen neden kaybettiniz diyerek eleştiriler başlar. Taraftar ve medya baskısına çok alışkınım. Bu sene çok farklı olacak. Şampiyonluk için ve zaferler için buradayım' yorumunda bulundu.BAŞKAN ÇOK SAMİMİ BİRİBaşkan Ünal Aysal ile imza sırasında kısa süreli sohbet ettiğini belirten başarılı oyuncu, 'Başkan benim nereli olduğumu sordu. Ben de 'Totoval şehrindenim' dedim. Benim doğduğum ve büyüdüğüm yerlerden bahsetmesi ve bizi çok çok sıcak karşılaması çok hoşumuza gitti' dedi.DEVLER LİGİ'NDE BİR GOL BİLE ÖNEMLİDzemailİ , Galatasaray'ın müzesine götüremediği tek kupa olan Şampiyonlar Ligi kupası için 'Şampiyonlar Ligi'ne adım adım bakmalı. Geçen yıl Napoli'de 12 puan toplamış, ama bir gol yüzünden üst tura çıkamamıştık. Orada tek gol bile önemli' dedi.ZAFER YILI OLURGalatasaray camiasının beklentilerinin farkında olduğunu belirten Dzemaili, 'Bu yılı Galatasaray için zafer yılı olarak görüyorum. Bursaspor maçını izledim, sahada iyi bir takım gördüm. İyi çalışırsak 4. yıldız için zafer bizim olur' değerlendirmesini yaptı. Galatasaray'a transfer olduğunu duyan arkadaşlarının taraftarın videolarını kendisine izlettiğini belirten Dzemaili, sarı-kırmızılı taraftarlar için şu yorumu yaptı:ARENA İÇİN SABIRSIZLANIYORUM'Burada mükemmel bir taraftar var. Arena'daki ambiyansı gördüm ve 'Cimbombom' tezahüratları için sabırsızlanıyorum. Eskişehir ve Anderlecht maçlarını heyecanla bekliyorum.'FENER'E GOLÜM VARDerbilerde yaşanan olaylar her yerde aynı. F.Bahçe maçlarının atmosferini biliyorum ve gerçek Galatasaraylı olmak istiyorumGalatasaray-Fenerbahçe ezeli rekabetini, Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Reto Ziegler'den öğrendiğini söyleyen Dzemaili, 'Ziegler iki sene önce G.Saray-F.Bahçe maçlarını ve atmosferlerini bana anlatmıştı. Futbolu futbol yapan zaten rekabettir. Derbilerde saha içinde ve saha dışında yaşanan olaylar her yerde aynı' dedi.HER ŞEYİMİ VERECEĞİMGerçek Galatasaraylı olabilmesi için Fenerbahçe'ye gol atması gerektiği hatırlatmamız üzerine ise Dzemaili şu yorumu yaptı: 'Fenerbahçe'ye gol atmadan gerçek Galatasaraylı olunmuyorsa, ben de şimdiden gerçek bir Galatasaraylı olmak için elimden gelen herşeyi yapacağım. Bunu çok istiyorum.'Sabah
"G.Saray ve F.Bahçe Benimle İlgileniyor"
İsveç Milli Takımı'nda oynayan Eskişehirsporlu Erkan Zengin, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kendisiyle ilgilendiğini söyledi.İsveç'in Avusturya ile oynadığı Avrupa Şampiyonası 2016 eleme maçında gol atarak takımına 1 puan kazandıran Erkan, performansı ve attığı golle İsveç'te günün adamı oldu.Expressen gazetesine verdiği demeçte, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kendisiyle ilgilendiğini ileri süren Erkan, bu iki büyük kulüpten birine gidebilmesi için önce kulübü Eskişehirspor'la anlaşılması gerektiğini ifade etti.İsveç Teknik Direktörü Erik Hamrin'in Avusturya maçında takımın vazgeçilmez ismi Tobias Hysen yerine Erkan Zengin'i oynatması, maçtan önce İsveçli futbolseverler tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı. Ancak Erkan Zengin'in oynadığı futbolu bir de golle süslemesi Teknik Direktör Erik Hamrin'e artı puan getirdi.Hamrin, Erkan Zengin'i neden tercih ettiğini 'Ayak bilekleri çok yumuşak ve topu istediği gibi saklayabiliyor. Ayrıca çok çalışkan, maç boyunca koşuyor. Zlatan İbrahimovic'i yanlız bırakmadı. Defansa da yardımcı oldu' şeklinde açıkladı. İsveç Teknik Direktörü Hamrin, Jimmy Durmaz için de aynı şeyleri düşündüğünü sözlerine ekledi.Erkan Zengin ise maçtan dolayı heyecanlanmadığını, sadece beraber büyüdüğü Zlatan İbrahimovic ile yan yana oynamaktan heyecan duyduğunu belirterek Rusya ile yapılacak ikinci maçın daha güzel geçeceğini söyledi.Fotomaç
"Prandelli'yle Tarih Yazacağız"
Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Lig TV'ye iddialı demeçler verdi.  Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Galatasaray'da Cesare Prandelli ile büyük başarılara imza atacaklarını söyledi. Burak Yılmaz ile oynayacak olmanın kendisi için büyük zevk olacağını ifade eden Makedon yıldız, Galatasaray taraftarlarının önüne çıkmak için sabırsızlandığını söyledi.İşte Pandev'in Lig TV'ye yaptığı açıklamalar'Makedonya’da Strumitsa’da Türk’lerin çok yoğun olduğu bir şehirde doğdum.Bu yüzden bir kaç gündür burada olmama rağmen kendimi evimde hissediyorum. Ama doğduğum yerde Türkçe çok konuşulmasına rağmen öğrenmemem benim için hata olmuş. Aynı dili konuşmasakta Türkiye benim için evimden farksız geliyor.''Bursa’daki maç benim için unutulmazdı. Çünkü ilk kez Makedonya Milli takımı formasını giymiştim. Çok heyecanlı ve çekişmeli bir maçtı. Türkiye Milli takımı da çok güçlüydü ve Bursa’da inanılmaz bir atmosfer vardı.''Benim çocukluğumda Kızılyıldız herkes için müthiş bir ekoldü. Ben de sıkı bir Kızılyıldız taraftarıydım. Sanırım solak olduğumdan Dejan Saviçeviç benim çocukluk idolümdü. Futbola onun sayesinde başladım. Makedon tarihinin en büyük golcüsü Darko Pançev de hayran olduğum diğer Kızılyıldız’lı futbolcuydu. Altın ayakkabı bile kazandı. Biz Makedonlar için Pançev gerçek bir kahramandı''13 yıl İtalya’da yaşadım orası benim ikinci evim gibi. Lazio ile önemli işler yaptık. Muslera’yla birlikte İtalya Kupası kazandık ve Şampiyonlar Ligi potasını zorladık.''SNEIJDER BÜYÜK OYUNCU''İnter’de ise kazanılabilecek bütün kupaları topladık. Sneijder, ne denli büyük bir oyuncu olduğunu o günlerde gösterdi. Adeta sihirbaz gibiydi. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmamız, o kadrodaki herkes için hayat boyu unutulmayacak bir anı oldu.''Napoli’de ise maçı sizle yaşayan tutkulu bir şehir vardı. Atmosfer Roma ve Milano’dan çok farklıydı. Napoli’de futbola dair bir şey başardığınızda dünyanın en önemli işini yapmış gibi hissediyordunuz. 2 tane İtalya Kupası kazandık. Taraftarların bizlere yaklaşımı inanılmazdı.''Cesare Prandelli de İtalya’da büyük saygı duyulan bir isim. Çok tutkulu istekli ve çalışkan olarak bilinirdi. Zaten Milli takıma kadar yükseldi. Umarım burada beraber Prandelli’yle tarih yazacağız.''GALATASARAY FENERBAHÇE REKABETİNİ BİLİYORUM''Yaşadığım mahalledeki Türklerden dolayı özellikle Galatasaray Fenerbahçe rekabetini çok yakından biliyorum. Zaten hep bu iki takımın sohbeti yapılırdı. Bence bu derbi tüm dünyada hissedilen özel bir rekabet. Avrupa’nın pek çok yerinde bu derbinin yoğunluğu hissedebilirsiniz.''Süper ligin iyi ve gelişmekte olan bir lig olduğunu biliyorum. Son yıllarda bir çok yıldız Türkiye’nin yolunu tuttu. Açıkçası buradaki yarışmayı deneyimlemek için de sabırsızım ve ligin kalitesini çok merak ediyorum.''İstanbul ise mükemmel bir kent. İlk kez İstanbul’a geldim ama çok etkilendim. Ama biraz büyük bir şehir. Beraberinde de kaosu getirebilir. Böyle büyük bir kentte yaşamak için alışmam gerekecek.''BURAK'LA OYNAMAK ZEVK'“Burak’la oynamak benim için zevk olacak. Avrupa’nın tanıdığı bir isim ve saha içinde birbirimize çok yardımcı olacağız. Dzemaili ise orta sahada olmasına rağmen mükemmel goller atabilen bir isim. Futbol bilgisi üst düzey ve bunu kısa sürede takıma yansıtacaktır.”“Sadece burada değil tüm Dünyada Galatasaray taraftarı var. Bunu doğduğum yerden İtalya’ya kadar deneyimledim. Takıma çok bağlı ve çok tutkulular. Böyle inanılmaz bir kitleyle büyük hedeflere ilerleyeceğimizi düşünüyorum.”Sporx
Drogba Türkiye'yi Unutmadı
Galatasaray'ın eski futbolcularından Didier Drogba, Instagram hesabından Türkiye ile ilgili bir mesaj yayınladı.Galatasaray'dan ayrılarak Chelsea'ye transfer olan Drogba, 1,5 yıl yaşadığı Türkiye'yi unutmadı. Fildişi Sahilli oyuncu, Galatasaray ve Fenerbahçe formalı iki taraftarın yer aldığı bir fotoğraf yayınlayarak şu mesajı paylaştı;'Bu sabah gözümü açtiğımda harika ülke ve onun harika insanlarına kalpden tekrar teşekkür etmem gerektiğini hissettim!. Seni çok seviyorum Turkiye! Hep, her zaman ve ebedi kalbimde olacaksın. Çare Turkiye Şampiy10
İşte Dev Maçın Hakemi!
Spor Toto Süper Lig'İn 2. haftasında oynanacak olan Trabzonspor-Fenerbahçe maçını Fırat Aydınus yönetecek.Ligtv
Fenerbahçe'ye Trabzonspor Maçı Öncesi Şok Haber!
Milli Takım'ın 3-0 yenildiği İzlanda maçında sağ baş parmağına darbe alan Caner Erkin'in parmağında çatlak şüphesi var.İzlanda maçının 2.yarısında rakibinin sert müdahalesine maruz kalan Fenerbahçeli oyuncu Caner Erkin sağ ayağından sakatlandı. Başarılı futbolcunun Pazar günü Trabzonspor ile deplasmanda oynanacak olan maça yetişmesinin zor olduğu belirtildi.Caner'in sağ ayağına maç bitimi hemen müdahale edilip sargı, bandaj yapılırken milli oyuncu havalimanında yürümekte güçlük çekti. Caner'in takım arkadaşı Mehmet Topal'ın koluna girip, sekerek yürüyebildiği dikkat çekti. Milli takım doktorları ise, sarı lacivertli oyuncunun sağ ayak baş parmağında çatlak ihtimalinin olduğunu belirtti.Caner Erkin'e 5 buçuk saatlik uçak yolculuğu sırasında sürekli olarak milli takım doktorları tarafından buz başta olmak üzere tedavi uygulandı.Milli Takım Sağlık Kurulu, Caner'in sakatlığı hakkında Fenerbahçe kulübü doktorlarına da bilgi verdi.HÜRRİYET
Reklam
GS TV'nin Melo Misillemesine Caner'den Cevap
Galatasaraylı futbolcu Felipe Melo'nun Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a edilen bir küfrü retweet etmesinin ardından Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmesi Galatasaray TV'yi harekete geçirdi. Sarı-kırmızılı kulübün kanalında, Fenerbahçeli Caner Erkin'in de daha önce Melo'ya edilen bir küfrü retweet ettiği iddia edildi. Fenerbahçeli taraftarlar, Caner Erkin'in retweetinin photoshop olduğunu iddia etse de, GSTV bu görüntüleri iki kez ekranlarına taşıdı.Fenerbahçeli futbolcu, bu habere Twitter'dan cevap verdi. Caner, şunları yazdı:'Adıma yapılan 'retweet' sahtekarlığına prim vermek inanmak isteyenlerin problemi, benim değil. Bana sorarsanız siz de kafanızı yormayın'Caner Erkin'in menajeri Batur Altıparmak da söz konusu paylaşımın fotomontaj olduğunu savundu. İşte Altıparmak'ın konuya ilişkin açıklama yapmak amacıyla attığı tweet...(Sporx)
Roma'dan Flaş Salih Uçan Kararı!
Fenerbahçe'nin vermeye yanaşmamasına rağmen transer mevsimi boyunca Fenerbahçe'yi ikna etmeye çalışan ve sonunda Salih Uçan'ı iki yıllığına kiralayan Roma çok önemli bir karar almak üzere.Fenerbahçe'nin iki yıllığına Roma'ya kiraladığı Salih Uçan takımdaki yerini koruyacağa benziyor. İtalyan basınında yer alan haberlere göre AS Roma teknik direktörü Rudi Garcia, hazırlık maçlarında görev verdiği ve oyunundan etkilendiği Salih'i A takımında oynatmayı düşünüyor. Bu sezon İtalya Ligi ve Kupası'nın yanında Şampiyonlar Ligi'nde de mücadele edecek Roma'nın kadrosunu güçlü tutmak isteyen Garcia kuracağı sistemde Salih'i de deniyor ve şimdilik Salih'ten olumlu bir geri dönüş almışa benziyor. ''Roma Salih için iki yıl beklemeyecek''Salih'in bu performansını sürdürmesi halinde Rudi Garcia, yönetime yeni bir rapor yazarak Salih Uçan'ın bonservisiyle alınmasını, böylelikle oyuncunun takımdan ayrılma ihtimalini ortadan kaldırmayı istiyor. İyi oyun oynayan Salih'in fiyatının artacağı ihtimali de Rudi Garcia'nın bu planına bir başka etken. Roma Teknik Direktörü Rudi Garcia önceki günlerde yaptığı açıklamda Salih Uçan'ın çok yetenekli bir oyuncu olduğunu ve gelecekte de bu takımda kalmasını istediğini söylemişti. Fransız teknik adam, Fiorentina maçı öncesi yaptığı düzenlediği toplantısında ABD ve Avusturya'daki hazırlık kamplarına da götürdüğü Uçan hakkında şöyle konuşmuştu;'Salih çok yetenekli bir oyuncu. Henüz çok genç ve hala öğrenecek çok şeyi var. Hep çok meraklı. Onunla ilgili güzel planlarımız var'(Eurosport)
Reklam
Efsane İsim ALS'nin Pençesinde
Son ayların dikkat çeken kampanyası 'Ice Bucket Challenge'la dikkat çekilmek istenen ALS hastalığına Türk futbolunun efsane isimlerinden İlyas Tüfekçi'nin de yakalandığı ortaya çıktı.Üzücü gerçek, Medyaspor'dan Rıdvan Nicolas Erdem'in havalimanında yaşadığı olayı köşesine taşımasıyla ses getirdi.İşte Erdem'in yazısından ilgili kısım;'Dün havalimanına bir yakınımı karşılamaya gitmiştim. Hani herkesin yolcusunu beklerken önüne dizildiği meşhur “kapı” var ya, işte oradaydım. Bir ara kapı açıldı, içeriden beklenmedik biri çıktı: İlyas Tüfekçi!83-86 yılları arasında Fenerbahçe’de harikalar yaratan, 86-90 yıllarında Galatasaray forması giyip 88-89 sezonunda Türk futbol tarihinin en büyük başarısı olan (bana göre öyle), Avrupa Şampiyon Kulüpler kupası yarı finalinde oynayan İlyas Tüfekçi! Elbette yaşım gereği futbolculuğuna yetişemedim, fakat TRT’nin arşivleri sayesinde derbi zamanları yayınlanan efsane maçlarda sıkça gördüm kendisini.Yazarlığın verdiği refleksle yanına gidip selam verdim. Öyle âdetim değildir ünlü birini görünce üstüne atlamak, fakat İlyas Tüfekçi’nin durumu farklıydı. Babam ve arkadaşlarından çok duymuştum ismini küçükken. Yürürken topallıyor oluşunu futbolculuk yıllarından kalma bir sakatlık zannettim başta. Sonra öğrendim ki durum hiç de o kadar masum değilmiş. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın efsane oyuncularından biri daha (Sedat Balkanlı da aynı durumdaydı), ALS hastalığına yakalanmıştı.Yaptığım araştırmalar sonucunda edindiğim bilgilerin ışığında, hastalığının henüz başlarında olduğu için hala bir tedavi şansı olduğunu, fakat bunun için Amerika’ya gitmesi gerektiğini öğrendim. İlyas Tüfekçi’nin orada geçireceği bir dizi operasyon sayesinde sağlığının daha iyiye gitme şansı hala mevcut.'Haber Türk
Bilic'ten Önemli Açıklamalar
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven bilic NTVSpor canlı yayınında merak edilen soruları yanıtladı.Slaven Bilic, NTVSpor'da Güntekin Onay ve Ali Ece'nin sorularını yanıtladı.Geçen sezon genel algı Beşiktaş'ın 3. olacağı yönündeydi. Ama bu yıl farklı düşünülüyor. Bu sezon Beşiktaş bir şampiyonluk adayı olarak görülüyor. Size göre de ligin favorisi mi Beşiktaş?Biz büyük bir kulübüz. İste paramız olmasın ister stadımız olmasın farketmez. Biz büyük bir kulübüz ve planımız şampiyon olmak. Bunu garanti edemeyiz ama garanti edebileceğim bişey var her maç elimizden geleni yapacağız. Gerçekten büyükve çok güçlü bir inancımız var.Arsenal'i zor durumlara sokmak pek de kolay değildir. İzlediğimiz iki maçta Beşiktaş bunu başardı. Bu da takımın özgüvenini arttırdı.Takım motivasyonunu sadece konuşarak yapamazsınız. Oyuncunun kafasında hep bir boşluk kalır. Özgüveni ve takım karakterini yükseltmenin en iyi yolu üst düzey takımlara karşı iyi maçlar çıkarmaktır. Biz de hem Feyenoord hem de Arsenal maçlarında bunu başardık. Önemli olan bu momentumu korumaktır. Tabi ki inişler çıkışlar olacaktır.Her şey bu sezon iyi başladı. Beşiktaş yarın sözleşme önerse imzalar mısınız?Burayı seviyorum. Gerçekten herkes biliyor. Ailem burayı seviyor. Evimiz hiç boş kalmıyor. Eşim burayı seviyor. çocuklarım burayı seviyor köpeğim bile burayı seviyor. Hergün her saat her antrenman yapmamız gereken, Arsene Wenger'in bizi övmesine sebep olan oyunumuzu oynamaktır, bunu korumaktır. Geçen sezon çok daha iyi başladık. 4'te 4 yaptık. Daha sonra oynadığımız Galatasaray maçının ardından büyük cezalar aldık, ben ceza aldım. Hiçbir şey belli olmuyor. O yüzden kontrat meselesine çok odaklanmamalıyız. Sadece önümüzdeki maça odaklanmalıyız. Dünyada her takım kaybedebiliyor. İnişler çıkışlar olacaktır. Kaybettikten sonra hemen kendimize gelmeyi öğrenmeliyiz.Takım kadronuz sizin için yeterli mi?Önümüzde yoğun bir maç takvimi var. İlk bakışta bir korkutucu görünse de bununla başa çıkabilecek bir yapıdayız. Geçen sezona göre daha dengeli bir yapıdayız. Takımımız tecrübesiz. Haftada 3 maç olduğu dönemde verecekleri tepki önemli. Bir sağ bekim daha olsun isterdim ama fark etmez. Her pozisyonda alternatifimiz var. Bir seçim yapmamız lazım. Hem 30 oyuncumuz olup hem de antrenman motivasyonunu sağlayamazsınız.Sağ bekten bahsettiniz az önce. Martin Linnes'i istediniz. Martin Linnes inşallah gelir ama gelmeden önce planınız nedir?3 sağ bekimiz var. Serdar, Necip ve İsmail. İsmail tabi ki solda daha iyi ama sağda da iyi işler çıkarıyor. Ümit ve Atiba da orda var. Eğer çok acil bir durum olursa Veli de oynar, Sivok da oynar. Eğer büyük bir şanssızlık yaşarsak buna da hazırlıklı olacağız. çok beklenmedik birşey olsa bile sıkı bir durumdayız.Serdar Gaziantep'te çok iyi bir oyuncuydu. Şu an sizce güvenini mi kaybetti? Onu yeniden kazanmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz?Hatırlarsanız Serdar geçen sezon ilk seçimimizdi. Çok duygusal ve çok dürüst bir insan. Özeleştiri yapan ve hatalarını sürekli düşünen bir insan. Sonra Galatasaray maçı geldi. Hakem faul de verebilirdi Bruma'nın hareketine ama vermedi. Gaziantepspor'a çok büyük bir saygım var ama Beşiktaş formasıyla aynı olamaz. Beşiktaş forması ağırdır. Serdar iyi çalıştı iyi maçlar oynadı. Serdar bu kadronun önemli bir parçası. Kaç maç oynar bilemem. Belki 2 oynar belki 34 oynar. Nasıl çalıştığını, geçen sezon yaptıklarını ve diğer oyuncularla rekabetini gözlemliyoruz.Serdar, Tigana döneminde ön libero da oynadı. Siz böyle birşey düşünür müsünüz?Hayır.Beşiktaş'ın şampiyonluk için daha çok gol atması lazım. Demba Ba var Sosa var artık. Geçen sezondan daha fazla gol atacak bir takım olduğunuza inanıyor musunuz?Defansı çalışarak, golü ise satın alarak başarırsınız. Bu yüzden büyük paralar harcanıyor. Bu yüzden biz de forvet hattı için oyuncular aldık. Geçen sezon Galatasaray ile birlikte defansiz anlamda çok iyiydik. Bu sezon daha çok gol atacağımıza inanıyorum. Demba Ba, Mustafa, Sosa, Cenk biraz da şanslarının yardımıyla gol paylaşımını yapacaklardır. Sadece onlardan değil diğer oyuncularımdan da beklentideyim. Günün sonunda futbol tamamıyla golle ilgli bir mesele.Beşiktaş bu sezon iki forvetli formasyonlar mı kullanacak?Bakıp göreceğiz. Bunu kullandık yine kullanabiliriz. Bu oyunun gidişatına bağlı. Benim fikrim şu; bence sistemler ölüyor. Artık sadece maçın başında ve savunma yaparken sisteme ihtiyaç duyuluyor. sistemler artık önemli değil önemli olan felsefe.Benim favori sistemim, eğer söylemem gerekirse 4-4-2. Bir yandan çok defansif olabilir, bir taraftan da risk almadan çok tehlikeli olabilirsiniz. Bu sistemi Mersin'de kullanmamızın sebebi buydu. Saha çok kötüydü. Olmazsa öne vurun 90 dakikada illa ki birşey yaparız dedim. Mersin için çok üzüldüm. O sahada biz bir daha oynamayacağız ama onlar her hafta orda. Stadyum Türkiye'nin in iyi statlarından biri ama zemin konusunu derhal halletmeleri gerekiyor.Demba Ba'nın sakatlığı hakkında söylentiler var. Bunlar için ne dersiniz?İnsanlar konuşuyor. Bu tarz söylentiler var. Ama hiç bir sorunu yok Ba'nın. Doktorumuz kontrollerini yaptı. Önümüzdeki maçlar oynamasını bekliyoruz. Arsenal maçından bu yana takımla çalışmadı ama geri döneceğine inanıyoruz. Demba ba'nın ayakları yere çok sağlam basıyor. Bizim ondan ne istediğimizi biliyor. Takıma verdiği enerji çok iyi. Demba Ba'dan veya hiçbir oyuncudan tek başına maç kaanmasını beklmiyoruz. Bunu hep birlikte başaracağız.Geçen sezon Fenerbahçe şampiyon oldu. Şimdi Trabzonspor da şampiyonluk için ciddi bir aday oldu. Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor yeni antrenörlerle başlıyor. Bu sizin için bir avantaj mı?Fenerbahçe'de İsmail Kartal yeni değil, sadece pozisyonu yeni. İsmail Kartal'a iyi şanslar diliyorum. Çünkü karar vermek, karar vermeye yardımcı olmaktan çok daha ciddi bir iştir.Prandelli gerçekten hayran olduğum iyi bir teknik direktör.Halilhodzic ile Hırvatistan'ın başındayken birçok kez bir araysa geldik. Çok tecrübeli bir hoca. Takımı kendi isteğine göre kurdu. Bir hoca için çok iyi bir durumda çünkü kendi oyuncularını baştan aşağıya kendisi seçti.Bu üç takım dışında Bursaspor ve Karabükspor'u da beğeniyorum. Hocaları gerçekten çok kaliteli. Türkiye Ligi artık 3 takım arasında geçmeyecek. Ciddi rakiplerimiz var ve bu yüzden planımızı uygulayıp şampiyonluğa ulaşmak için elimizden geleni yapacağız.Avrupa Ligi'ndeki hedefimiz gidebildiğimiz kadar gitmek. Tabi ki favori değiliz. İlk turu geçip iyi oyunumuzla güzel şeyler başarmak istiyoruz. Avrupa Ligi'nde gideceğimiz deplasmalar çok uzak değil. En uzak deplasmanımız Londra. Tottenham ile karşılaşacağız. Çok iyi bir eşleşme olacak. Kimseden korkumuz yok sadece onlara saygımız var. Üst tura geçeceğimizi düşünüyorum.Lig bizim için daha önemli şu anda. Bütün bir sezon emek harcanıyor çünkü. Şampiyon olunca Şampiyonlar Ligi'ne de direk katılıyorsunuz. İnsantino olmadan, ön elemeler olmadan. Ligde kazanacağımız maçlar Avrupa'daki maçlarımıza göre şu an daha önemli o yüzden. Sonuçla mesela Sevilla'yı yensek bizimkiler arayıp onlarla dalga geçmeyecek. Gerçi yapadabilirler. Bizim taraftarımız çok özel.Beşiktaş akademi takımı ile karşılaştınız. Gençler hakkında neler düşünüyorsunuz?Açıkçası o maçta Sosa'ya yoğunlaşmıştım ama gerçekten alt takımımızda çok yetenekli oyuncular var. Biz onları 10-0 yenmedik. Bize göre tabi daha motiveydiler ama biz de gevşek değildik. 2-0 öne geçtik, 2-2 oldu sonra Cenk penaltıdan 3-2 yaptı. Tek tek isim veremeyeceğim ama forvet hattında Furkan çok başarılıydı. Bizim için önemli olan bu yetenekleri keşfedip değerlendirmek. Yavaş yavaş bu isimleri A talıma kazandıracağız.Musa Muhammed hakkında neler söyleyeceksiniz?Musa oynadıkça daha da gelişecek bir oyuncu. Henüz çok genç. Geldiğinde durumuna göre takımda da yer verebiliriz, daha sonra takıma dönmesi için kiralık da gönderebiliriz. Böyle oyuncular oynadıkça değer kazanır ve onu oynayabileceği yerlerde değerlendireceğiz. Oynamayan genç bir oyuncu aslında yaşlı bir oyuncudur çünkü.Beşiktaş taraftarı sizin yıllarca burda olmanızı istiyor. Buranın Ferguson'u olmanız bekleniyor.Öncelikle burayı seviyorum ama futbolda oynadığınız son maçta sergilediğiniz performans kadarsınız. Sonuçlar burada ne kadar kalacağımı belirler. Yeni bir yönetimimiz var. finansal olarak çok iyi değiliz. Stat bittiğinde iyiye gidecek. Küreselleşmeyle birlikta taraftarların ve yönetimlerin beklentisi şampiyonluk. Ferguson Beckham'ı çok gençken oynattı. Sonuçlarını da aldı. Biz de Muhammed'e aynısını yapmak istedik ama onun güçlenmesi lazım. O yüzden onu başka bir takıma kiraladık.Önder Özen hakkında neler diyeceksiniz?Önder Özen beni buraya getiren kişidir. 1 yıldan uzun bir süre birlikteydik ve iyi bir ilişkimiz vardı. Şunu söyleyebilirim, ayrılması kesinlikle benimle ilgili değildi.Eurosport
Melo'dan Yıldırım Açıklaması
Galatasaraylı Felipe Melo, Aziz Yıldırım'la ilgili küfür içeren tweet'i retweet etmesiyle ilgili açıklama yaptı Melo, bir Galatasaraylı taraftarın Aziz Yıldırım'a küfür ettiği tweet'i retweet etmişti. Olayın üzerine Fenerbahçe yönetimi, Brezilyalı oyuncu hakkında dava açmaya karar vermişti. Felipe Melo, konu ile ilgili Twitter üzerinden şu açıklamayı yaptı:'Sosyal medyada paylaştığım şeyler hep resimleriyle alakalıdır. Türkçe bilip, bir kulüp başkanına küfür etmem söz konusu olamaz. Bu benim Galatasaraylı duruşuma zaten yakışmaz. Kırdığım olduysa kusura bakmasın lütfen.'Haber Türk
Reklam
''Ben Böyle Başkan Görmedim''
Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Diego Ribas çarpıcı açıklamalarda bulundu.Brezilyalı yıldız, Yıldırım ile ilgili çok konuşulacak sözler sarf etti: 'Kariyerimde birçok ekibin formasını giydim. Takımı için sağlığından olan, hapis yatan, kulübünü ailesinin bile önünde tutan bir başkan görmedim”Fenerbahçe’ye üç yıl gecikmeli olarak imza atan Diego Ribas ile Aziz Yıldırım arasında kısa sürede çok özel bir bağ oluştu.Yaptığı her açıklamada başkana ne kadar güvendiğini dile getiren Brezilyalı yıldız, Yıldırım ile ilgili çok konuşulacak sözler sarf etti. Kariyeri boyunca birçok takımda oynadığını ve farklı başkanlarla çalıştığını söyleyen Diego, Aziz Yıldırım’a övgüler yağdırdı.'FEDAKARLIK YAPACAĞIZ'Tecrübeli futbolcu, “Brezilya’da ve Avrupa’da önemli ekiplerde forma giydim. Ancak kariyerim boyunca takımıyla bu kadar yakından ilgilenen, kulübü için sağlığından olan, hapis yatan bir başkan görmedim. Kulübünü ailesinin bile önünde tutan bu başkan için biz futbolcular olarak büyük fedakârlık yapıp, tüm enerjimizi sahaya yansıtmalıyız” ifadelerini kullandı. Ayrıca Aziz Yıldırım’ın oyuncular ile bire bir görüşüp, dertlerini dinlediğini ve sorunlarını çözdüğünü dile getirdi.20. ŞAMPİYONLUK SÖZÜ!Diego, “Başkanla yaptığımız konuşmalarda 4. yıldızı ne kadar çok istediğini fark ettim. Bu konuda teknik heyet, ben ve arkadaşlarım, taraftarlarımızın da desteği ile elimizden gelen her şeyi yapmalıyız, yapacağız da... Bu sene 20. şampiyonluğu Aziz Yıldırım’a ve bizi destekleyen milyonlarca taraftarımıza hediye edeceğiz” diyerek 4. yıldızın sözünü verdi.(Fanatik)
Sırplar, Yunanistan'ı Dağıttı
Dünya Basketbol Kupası'nın ikinci turunda Sırbistan ile yenilgisiz Yunanistan, İspanya'nın başkenti Madrid'de karşılaştı.Maç karşılıklı basketlerle başlarken, ilk çeyrek 23-20, ikinci çeyrek ise 23-22 Sırbistan üstünlüğü ile tamamlandı. Sırbistan, pota altından yaptığı sayıların etkisi ile soyunma odasına 4 sayı önde gitti.Grup aşamasında oynadığı 5 maçta da mağlubiyet almayan Yunanistan, Sırbistan karşısında skoru dengelemeye çalışsa da üçüncü çeyrekte farkı 5 daha artıran Sırbistan son çeyrek öncesi rahatladı. Fenerbahçe'nin yeni transferi Bogdan Bogdanovic'in 21 sayı bulduğu Sırbistan, son kısımda da durulmayınca maçı 90-72 kazandı.Bir başka Fenerbahçe Ülker oyuncusu Nemanja Bjelica 8 sayı 10 ribaund kaydetti. Yunanistan'ın en skorer ismi ise 14 sayı ile Nick Calathes oldu.Sırbistan çeyrek finalde Arjantin-Brezilya maçının galibiyle karşılaşacak.Şampiy10
Fenerbahçe'nin Paraşütlü Meşale Cezası CAS'ta Ders Konusu Oldu
Sarı Lacivertli takım, BATE ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maçta stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden ceza almıştıFenerbahçe'nin UEFA'dan tedbirli olarak 1 yıl Avrupa'dan men cezası almasına neden olan paraşütlü meşale eylemi Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) Semineri'nde ders konusu oldu.Sarı Lacivertli takımın UEFA Avrupa Ligi’nde 21 Şubat 2013 tarihinde BATE Borisov ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maç stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden bir dakika durdurulmuştu. Bunun üzerine UEFA Sarı Lacivertli takımı 1 yıl Avrupa’dan men etmiş ancak cezayı 2 yıl ertelemişti. Takım ayrıca 1 maç daha seyircisiz oynama ve 80 bin euro para cezası kesmişti.Bu eylem CAS'ın İsviçre'nin Lozan kentinde 5 Eylül'den beri devam eden seminerinin 'Kusursuz Sorumluluk' bölümünde ele alındı. Şiddet eylemi olarak nitelendirilen olayda Fenerbahçe'nin olayda kusuru olmasa bile sorumlu olduğu belirtildi. Sunumu yapan anlatıcı BATE maçının görüntüleri ekrana yansıtılmadan önce 'Türk katılımcılardan özür dileriz. Bu örneği bilinçli olarak seçmedik. İlginç olduğu için burada' dedi.Yasalarla kusur aranmaksızın sorumlu kabul edilen kimselerin eylemlerinden zarar gören kişiler, karşı tarafın olayda kusuru bulunduğunu ispat etmek zorunda olmadıkları gibi, kusursuz sorumlu sayılan kişi ya da kurum olayda kusuru bulunmadığını ispat etmekle sorumluluktan kurtulamaz. Sorumluluktan kurtulmak için fiil ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin ortadan kalktığını ispat etmek gerekir.T24
Reklam
TFF'den 'Süper Kupa' Cezalarına Açıklama
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa maçının ardından verilen cezalar ve kulüplerin yaptığı açıklamalar üzerine bir bildiri yayımladı.Federasyondan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;'Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 25 Ağustos 2014 tarihinde Manisa 19 Mayıs Stadı'nda oynanan TFF Süper Kupa müsabakası sırasında vuku bulan hadiseler sonucu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ilgili kulüplere ve şahıslara 28 Ağustos 2014 tarihinde belirli cezalar vermiştir.Türkiye Futbol Federasyonu'nun geçtiğimiz sezon devre arasında uygulamaya aldığı sıfır tolerans yaklaşımı çerçevesinde TFF Hukuk Müşavirliği verilen cezalara Tahkim Kurulu nezdinde itiraz etmiş ve Tahkim Kurulu 4 Eylül 2014 tarihinde cezaların arttırılmasına karar vermiştir.Bu kararların ardından özellikle kulüplerimiz tarafından çeşitli medya organlarında sorumluluğun Türkiye Futbol Federasyonu'na ait olduğu yönünde çıkan açıklamalar kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir.Konuyla ilgili aşağıdaki açıklama ve uygulamaları kamuoyunun bilgisine arz ederiz:KULÜPLERİN SÜPER KUPA MÜCADELESİNDEKİ SAHA OLAYLARINDAN SORUMLU OLDUĞUNA DAİR 'SÜPER KUPA STATÜSÜ' HÜKÜMLERİTFF Süper Kupa Statüsü'nün 'TRİBÜN DÜZENLEMESİ ve ORGANİZASYON' başlıklı 4.maddesine göre; TFF Süper Kupa maçında tribün düzenlemesi ve organizasyon hakkı TFF'ye ait olmakla birlikte müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında herhangi bir olay çıkması halinde olaylara sebebiyet veren taraftarların eylemlerinden kulüpleri sorumludur.Buna göre kulüplerin, yaşanılan SAHA OLAYLARINDAN kendilerinin değil, organizasyon hakkına sahip TFF'nin sorumlu olduğuna dair savunmasının hukuki dayanağı yoktur.Yine, TFF Süper Kupa Statüsü'nün 10/I,D maddesi gereğince kulüpler, TFF Süper Kupa müsabakasında taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürattan da sorumludur:'D) ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHÜRAT UYGULAMASI(1) Müsabakada topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(2) Herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını aşağılamak, tahrik veya taciz etmek amacıyla; etnik veya bölgesel ayrımcılık içeren ya da herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını suç failleri veya suç örgütleriyle özdeşleştirecek şekilde toplu olarak tezahürat yapılması ya da bu içerikte pankart açılması veya benzeri eylemlerde bulunulması devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(3) Kulüplere, 1. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 100.000.-TL ve 2. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 150.000.-TL para cezası verilir.FENERBAHÇE CEZASI HAKKINDAFenerbahçe A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle, PFDK'ca verilen 20.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya 39 yabancı cisim (pet su bardağı ve şişesi, torpil, maytap) atılması , ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 1 2 adet meşale yakıl ması, ancak meşalelerin sahaya atılmaması; 15 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın 1 kez durması; böylece saha olaylarının, müsabaka bütünlüğünü bozar nitelikte olması dikkate alınarak PFDK'ca Fenerbahçe A.Ş. ' ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen cezanın 100.000.-TL olarak artırılmasına;GALATASARAY CEZASI HAKKINDAGalatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle PFDK'ca verilen 150.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya toplam 189 yabancı madde (pet su bardağı ve şişesi,çakmak,madeni para, maytap,klipsli zincir halkası, muşta, bir plastik torba içinde çekirdek, meşale, ayakkabı, domates, koltuk parçası) atılması ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 11 adet meşale yakılması, bunlardan 2 adedinin yanar vaziyette sahaya atılması; 96 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın, bir keresinde 6 dakika olmak üzere 2 kez durması; atılan cisimlerden üçünün müsabaka görevlileri ile bir futbolcuya isabet etmesi; atılan muştanın isabet ettiği görevlinin yüzündeki yaralanma nedeniyle hastaneye kaldırılması dikkate alınarak, PFDK'ca Galatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen 150.000.-TL para cezasının, 1 resmi müsabakayı seyircisiz oynama cezası şeklinde artırılmasına; karar verilmiştir.Ayrıca bugüne kadar yüze gelen cisimlerde ve yaralama olaylarında istikrarlı olarak seyircisiz oynama cezası verilmiştir.Yukarıda sayılan maddelerden de net olarak anlaşılacağı gibi sahada oynanan futbolun kirletilmesine yönelik hiçbir suça, gayrihukuki veya keyfi bir ceza verilmiş olması söz konusu değildir. Esasen bu durum tüm kulüp başkan ve yöneticileri tarafından net olarak biliniyor olmasına rağmen, alınan kararların usulsüz olduğu yönündeki açıklamaların tamamen popülist bir yaklaşım olduğu tüm sağduyulu futbolseverlerin ortak kanaatidir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak hedefimiz sahalarda bu tür benzeri olaylar tek bir kez bile oluşmayacak güne kadar mücadelemize devam etmek ve kararlı duruşumuzu sürdürmektir. Bu konuda dayanağımız ve en büyük gücümüzü huzurlu bir futbol ortamı arayan, kavgasız ve küfürsüz bir futbol ortamı arzulayan sağduyulu futbol seyircilerimizden alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.'İSTANBUL / DHA
Fenerbahçe'den Melo'ya Suç Duyurusu
Fenerbahçe, başkan Aziz Yıldırım’a hakaret içeren bir tweet’i retweet ederek takipçileriyle paylaşan Galatasaraylı futbolcuyu hem TFF’ye şikayet edecek hem de savcılığa suç duyurusunda bulunacak.Süper Kupa finaline damga vuran isimlerden Galatasaraylı Felipe Melo, bu kez Twitter’dan yayınladığı bir mesajla olay yarattı.Hürriyet’te yer alan habere göre, sarı kırmızılı bir taraftarın Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a hakaret içeren bir tweet’ini retweet eden Brezilyalı futbolcuya, sarı lacivertli camiadan büyük tepki geldi. Fenerbahçe yönetiminin söz konusu tweet nedeniyle Felipe Melo hakkında suç duyurusunda bulunacağı ve Türkiye Futbol Federasyonu’na başvuracağı öğrenildi.eurosport
Reklam
Olcay Şahan: "Galatasaray da İstemişti Ama Ben Beşiktaş'ı Seçtim"
Futbolcu olmanda abinin payı büyükmüş… O da futbola devam ediyor mu?Dört kardeşiz, ben en küçük çocuğum. Abim şu an Almanya’da yaşıyor, benim menajerliğimi yapıyor. Beşiktaş’a gelmemi sağlayan da o oldu.Beşiktaş’a gelmeden önce Bundesliga’dan da teklifler almışsın. Neyi düşünerek böyle bir karar aldın?Bundesliga’daki ilk senemden sonra Türk Milli Takımı’ndan davet almıştım. Orada kendimi kanıtlamak ve kalıcı olmak istediğim için Beşiktaş’ın teklifini kabul ettim, çünkü Beşiktaş’ta oynarsam milli takıma daha yakın olurum diye düşündüm. Kaiserslautern’le küme düştüğümüz için unutulmaktan korkmuştum. Başka teklifler de vardı, yine Bundesliga’da olacaktım ama Beşiktaş kadar büyük bir takım olmayacaktı bu. Nürnberg, Augsburg, Köln gibi takımlardı.Beşiktaş’la birlikte Türkiye’den seni isteyen başka takımlar da var mıydı?Galatasaray vardı. Fatih hoca zamanıydı, Ümit Davala aramıştı ama Beşiktaş’ı tercih etmiştim.Pişman mısın?Hayır. Şu an hayatımın en güzel noktasındayım.Beşiktaş senin için ne kadar büyük bir kulüp? Burada oynamak çocukluk hayalin miydi?İstanbul’da yaşayan dayım koyu Beşiktaşlıydı. Bizim ailenin tek Beşiktaşlısı oydu, sonra beni de Beşiktaşlı yaptı. İstanbul’a geldiğim zaman maçlara gitmek istiyordum ama hep tatil zamanlarına denk geliyordu. Bana hep Beşiktaşlı yatak örtüleri, kıyafetler filan alırdı. Zaten Düsseldorf’ta büyüdüm. Orada Türkler çok fazlaydı. Türk gibi büyüdük. Kemal Sunal’ın bütün filmlerini defalarca izlemişimdir mesela. Hâlâ izleyip, gülebilirim.Süper Lig’deki maçları izleyebiliyor muydun?Babam kahvehaneye giderdi. Beni de götürüp bir tost yedirirdi, çay içirirdi. Bütün derbileri kahvehanede izlerdik ama maç biter bitmez beni hemen çıkarırdı. “Sen futbolcu olacaksın, sigara dumanının içinde kalmaman lazım” derdi. Hayalim hep o derbilerde oynamaktı.Derbilerde kimleri izleyip, onlar gibi olmak isterdin?Sergen Yalçın, Tümer Metin ve İlhan Mansız. Tabii ki diğerlerinin hakkını yiyemem ama onlar önde oynadıkları için gözüm onların üzerindeydi. Bir maçı hiç unutmam: Bir Şampiyonlar Ligi maçını Almanya’da oynamışlardı. Rakip Chelsea’ydi. O maçı tribünden izlemiştim.Küçük yaşta seni futbolcu gibi mi yetiştirmeye başladılar?Topun ne olduğunu anladığım günden itibaren babam üzerime düşmeye başladı. Hatta okulu bile önemsemedi. Annem de buna çok kızıyordu. Bu yüzden hep kavga ederlerdi. Babam “Benim oğlum çok başarılı bir futbolcu olacak, başaramazsa ben ona ömür boyu bakarım” derdi. Şükürler olsun ki babamın dediği oldu.Babanın futbolla ilgili bir geçmişi var mı? Neden senin üzerine bu kadar çok düştü?Yok ama benim yetenekli olduğumu hissetti. Abim de çok iyi bir futbolcuydu mesela. O da Fortuna Düsseldorf’ta oynamıştı, 12 yaşımda ben de o kulübe transfer olunca abimden vazgeçtiler çünkü aynı mevkide oynuyorduk. O çevrenin en yetenekli oyuncusu olarak beni görüyorlardı.Abinle bu yüzden aranız bozulmadı mı?Yok. Çünkü abim de oraya transfer olmamı çok istiyordu. Şimdi menajerliğimi yapıyor, daha kolay ve kârlı bir iş. Yine de itiraf edeyim, abim benden daha yetenekli bir futbolcuydu. Benden daha hızlıydı. Sol ayağı benimkinden daha çok işe yarıyordu! Koşularda da beni hep geçerdi. Koşu uzunluğunda değil ama hız konusunda. Uzun koşuda patates ederdim onu!Senin sol ayağın da müthiş değil mi?“Müthiş sol ayağım” meselesi aslında espri olacaktı ama elimize yüzümüze bulaştırdık. 4-1 kazandığımız bir maçtan sonra bana “Golü nasıl anlatırsın?” diye sordular. Herkes gördü golü, anlatacak ne var? Ben de onun üzerine öyle bir şey söyledim. Ne diyeyim? Sol ayağım çok kötü. Onu sadece üzerinde durmak ve koşmak için kullanıyorum. İşin garibi sol ayağımla da dört, beş tane golüm var.Müthiş sol ayağınla solda oynamak seni rahatsız etmiyor mu peki?Hayır. Böyle çok mutluyum. Altyapılarda bir ara ön libero oynuyordum, sonradan sol kanata kaydım. Bence mevkiim bu. Sağ ayakla burada oynamak da avantajlı. İçeri daha rahat girebiliyorum. Sağ kanatta oynarsam sadece kanata yapışır kalırım. Ters ayakla oynamak daha rahat.Neden 10 numara pozisyonunda oynamamana rağmen 10 numaralı formayı giyiyorsun? Nasıl gelir gelmez o formayı almaya cesaret edebildin? Bu senden beklenen şeyleri de artırıyor…Beşiktaş gibi bir kulüpte 10 numarayı almak biraz cesaret işi, evet. Samet Aybaba sağ olsun bana ilk günden itibaren çok güvendi ve oynadığım ilk maçta, Manchester City maçında bana 10 numarayı verdi. O günden itibaren de üzerimden çıkartmadım. İki seneden beri de bu formanın hakkını verdiğimi düşünüyorum. Gelecek yıllarda da böyle devam etmek istiyorum.Ya Beşiktaş gerçek bir 10 numara transferi yaparsa?Ne olur bilmiyorum ama vermek istemem. Artık 10 numara 10 numaralı formayı giyer diye bir şey yok. Beşiktaş’a gelen futbolcu da böyle bir konuda sorun çıkarmaz. Buraya geldiğimden beri sorun çıkaran kimseye rastlamadım. Karakteriyle ilgili sorun olan kimse Beşiktaş’a transfer edilmez, transfer edilen bir futbolcu da bu kadar uzun süre ilk 11’de oynamış bir futbolcunun forma numarasını almaz diye düşünüyorum.Samet Aybaba’yla Bilic’in senden istedikleri arasında nasıl farklar var?Samet hocayla hücum anlamında çok açık oynuyorduk. Çok gol yediğimiz doğru ama anlayışımız bugünkünden farklıydı. Slaven Bilic’le daha çok defanstan sağlam çıkarak gol bulmaya çalışıyoruz. Bilic takım oyununa ve garantici olmaya önem veriyor, Samet hoca içimizden geldiği gibi oynamamızı istiyordu. “Yapmak istediğiniz her şeyi yapın” diyordu. Bunu Bilic de söylüyor ama daha çok takım halinde hareket etmemizi istiyor. Bu sayede onunla çalışırken daha az gol yedik ama Samet hoca zamanında da daha fazla gol attık. İkisiyle de başarılı sezonlar geçirdik. “Feda” sezonunda şampiyon olamadık ama herkes bizi konuştu, geçen sene de böyleydi. İnanıyorum ki bu sene daha da üstüne koyarak şampiyon olacağız.Slaven Bilic’in nasıl bir çalışma anlayışı var? Sizi çok hırpalar mı?Aslında sadece Bilic’in değil, bütün ekibinin bu işte payı büyük. Bütün hepsinin sayesinde bu sene hak ettiğimizi alacağımızı düşünüyorum. Bütün hocalar bizimle birebir konuşuyor, mesela maç analizlerimizi yapan Edin Terzic bana Arsenal maçından önce bana rakibin nerelerlen orta yaptığını söylüyor, ona göre önlem aldırıyor. Edin Terzic geldikten sonra hiçbir rakibimizin bizi ezebildiğine şahit olmadım. Geçen sezon hiçbir takımın Bursaspor’u Bursa’da ilk yarının başında baskı altına alıp da üç gol birden attığını görmemiştim. Sadece biz yaptık.Bu sezon kendine 15 gol hedefi koymuşsun. Hedefi tutturamazsan sezon sonunda düğün yapmayacakmışsınız. Kimin fikriydi bu? Nişanlının mı?Babamın fikriydi. İlk sezonumda 11 gol attım, ikinci sezonumda 8 gol attım. Bu sezon 15 gol benim için çok zor değil çünkü kendime çok güveniyorum, hocam da bana güveniyor. Harika bir takımımız var, geçen yıldan çok daha iyi olacağız.Sürekliliğini neye borçlusun? Kart cezalısı durumuna düşmüyorsun, sakatlanıp maç kaçırmıyorsun, yedek kalmıyorsun…Kafama borçluyum. Biraz kurnaz bir insanımdır. Futbolcu olmak için sadece ayaklarınızın olması yetmiyor, kafa da çok önemli. Sakatlanmamı da anneme borçluyum. Çocukluktan beri et yemediğim için her gün bana pekmez, bal filan yedirirdi.Vejeteryan mısın?Tam olarak değilim aslında. İşlenmiş et yiyorum, balık yiyorum. Annemin içine dert oluyordu bu. Bana her gece süte karıştırılmış bıldırcın yumurtası içirirdi. Her gece saat 4’te işe gitmeden önce beni uyandırıp, içirirdi. Şimdi artık sadece pekmezle bal yiyorum. Sabah akşam mutlaka birer kaşık yerim.Bütün olay bu mu yani?Bence bu. Babamın da payı var tabii. Beni her zaman özel çalıştırırdı. Özel hoca tutardı bana. Beni hep koşuya götürüp zorla koştururdu. Ben ağlardım, o koştururdu. Ağlaya ağlaya koşardım. Hiç “kıyamam” dediğini duymadım. O zamanlar Bayer Leverkusen’de bir arkadaşım vardı. Yetenek olarak çok iyi değildi ama gönlünden, canından oynadığı için onu çok beğenirdim. Ona bakıp hevesleniyordum. O yüzden bende de her şey yürekten geliyor. Bazen maçlarda yorulsam bile bunu düşünerek hırslanıyorum, devam etmek istiyorum.Koşup koşup sonuca varamadığında sinirleniyor musun?Hayır. Koşarsan, mücadele edersen istediğine ulaşıyorsun.Baban sana koşarken nasıl hedefler koyardı?Oturduğumuz yere yakın, 6 kilometrelik bir göl vardı. O mesafeyi bir saatin içinde iki kere koşmam lazımdı.İlk turun sonunda bir su içirip “Hadi devam” derdi. İkinci turda sinirlenirdim. Bir defasında önümden bisikletli biri gidiyordu, çabuk bitsin diye onun arkasından koşmaya başlamıştım. Müzik dinliyorum ama nasıl sinirliyim! Babama beni o sıcakta koşturuyor diye kızıyorum ama bisikleti de kaçırmıyorum. Döndü bana “Hızlanayım mı?” dedi. “İstediğini yap, bana ne!” dedim ama ne kadar hızlanırsa gidiyorum. Bir baktım, 12 kilometreyi 52 dakikada koşmuşum.Hızlı düşünmeni neye borçlusun peki?Benim aklım sadece okulda çalışmazdı! Almanca dersinden, İngilizce’den hiç anlamazdım. Sadece matematikte iyiydim. Bir de evde saçma sapan ne iş varsa ben yapardım. Televizyonu tamir ederdim mesela. Onun dışında hep sokaklardaydım. Aklım sadece okula yetmezdi. Notlarıma bakınca “Senden hiçbir şey olmaz” derlerdi.Yaramaz bir çocuk muydun?Bir defasında abimin GameBoy’uyla oynuyordum. Kaseti üfledim üfledim, taktım çıkardım ama oyun hep bulanık görünüyordu. Ben de gidip komple yıkamıştım. Bir daha çalışmamıştı tabii. Abimden çok sağlam fırça yemiştim o gün.Kaç kardeşsiniz?Dört. Bir abim, iki ablam var.Annen hepinizle birden nasıl baş ediyordu? Çalışıyor muydu bir de?Annem temizlik işi yapıyordu, babam araba fabrikasında çalışıyordu.İbrahim Tatlıses’i çok seviyormuşsun. Gölün kenarında koşarken onun şarkılarını mı dinliyordun?Çoğunlukla onu dinlerdim. Bütün şarkıları çok güzel bence. Oynak müzikleri de severim, damardan girmeyi de severim.Maçlardan önce dinlediğin özel bir şeyler var mı?Mahsun Kırmızıgül’ün etkilendiğim birkaç şarkısı var. “Annem” diye bir şarkısı var mesela. Nereden geldiğimi bildiğim için beni çok etkiliyor. Eskiler geliyor aklıma, nasıl yaşadığımızı düşünüyorum. İnönü’de çıktığım ilk maçta statta “Sen benim her gece efkarım” şarkısı çalıyordu. Isınırken gözlerimden yaşlar gelmişti. Annemi babamı statta görünce çok duygulanmıştım.Samet Aybaba zamanı Beşiktaş Avrupa’da yoktu. Geçen sene yine öyle. Bu sezon Beşiktaş’ı Avrupa’da, Feyenoord ve Arsenal maçlarında nasıl gördün? Avrupa için hazır mısınız?Şu an Türkiye’nin en iyi takımı Beşiktaş. Arsenal’e meydan okuyan takım hazır olmaz mı? Arsenal burada kaleye doğru düzgün şut çekemeden geri gitti. İkinci maçta ne olur bilemeyiz ama çok kaliteli bir takımımız var. İnanıyorum ki çok başarılı olacağız. Arsenal’i eleyemesek bile gruplara kalamasak bile Avrupa’da iyi yerlere geleceğiz. Hedefimiz tabii ki Şampiyonlar Ligi.Adidas’ın sizin için hazırladığı formaları beğendin mi?Bence hepsi çok güzel ama ben en çok siyah formayı beğendim. Kırmızıdan da vazgeçeceğimizi sanmıyorum.Cenk Tosun, sen ve Demba Ba tribünden bu sezon için birer loca almışsınız. Bunu sırf kulübe maddi destek sağlamak için mi yaptınız?Yardım olsun diye aldık tabii ki ama bir taraftan da misafirlerimiz rahat edecek diye düşündük. Yakında nişanlım gelecek, evleneceğiz, annem babam gelecek. Bir de benim çok arkadaşım var, her maçta 10 tane bilet isteyip başkanları kızdırıyorum. 3-2’lik Fenerbahçe maçından önce 25 tane bilet almıştım. Maçtan bir gün önce annem telefon edip “Eniştenin bir akrabasına söz vermiştim ben, onu unuttuk” dedi. Ben de Tamer Kıran’a gidip “Bana bilet lazım” dedim. Önce vermeyecekti. “Yarın maçı kazanmak istiyorsan bana bir tane bilet vereceksin, ben de sana maçı alacağım” dedim. “Söz mü?” dedi, “Söz” dedim. Arabasının torpidosuna bir tane bilet saklamış, onu bana verdi, ben de maçı aldım!Şimdi artık kaç tane istersen alabilirsin…Artık bağladım bu konuyu ama yine de loca aldım. Vodafone Arena Türkiye’nin en güzel stadı olacak. Diğer takım taraftarları oraya korkarak gelecek.Twitter’ı aktif kullanıyorsun. Oradan nasıl mesajlar alıyorsun?Taraftarlar bizi görmek istediği için kullanıyorum. Beşiktaş taraftarı takımına çok bağlı. O şekilde temas etmiş oluyoruz.Güzel mesajlar alıyor musun?Fenerbahçe maçından sonra çok güzel mesajlar gelmişti. “Gökhan Gönül pazara gitti” diye fotoğraflar filan koymuşlardı.Bundesliga’da unutamadığın bir maç var mı?Borissia Dortmund maçını unutamam. Yine müthiş sol ayağımla yapıştırmıştım bir tane, gol olmuştu. Beşiktaş’a geldiğimden beri de Fenerbahçe maçlarını unutamıyorum.Röportaj Hilal Gülyurt, Recep ÖzerinFotoğraf Barış Tekin
Salih Uçan: "Roma'ya 11 Milyon Euro'yu Ödettirmek İstiyorum"
Fenerbahçe'nin Roma ile oynadığı maçta Salih Uçan’ı görenler gözlerine inanamadı. Bizim cılız Salih, kısa bir sürede NBA pivotları gibi kas yapmıştı. Salih, FourFourTwo’dan Hilal Gülyurt’a verdiği röportajda kaslarıyla ilgili ipuçları verirken, Türkiye ile İtalya arasındaki antrenman farkını da gözler önüne serdi. İşte Salih Uçan’ın doyumsuz röportajı:,Roma’ya transfer olacağını öğrendiğin anda ne yaptın? Kulüple ilgili, Roma’yla ilgili neleri araştırdın?Çizmeyi biliyordum! İtalya deyince aklıma ilk gelen şey oydu. Bir de gelmeden önce Emre Belözoğlu’nun başını çok ağrıttım. Her konuda ondan tavsiye almaya çalıştım. Bana “Onlardan biri gibi ol, onlardan biri gibi yaşa; onları iyi izle, neler yaptıklarına bak ve yap” dedi.İtalyanlarla ilgili neler düşünüyorsun? Türkleri Avrupa’da en çok İspanyollara ve İtalyanlara benzetirler. Sence de öyle mi?Çok sıcakkanlılar. Beni İtalyan sanıyorlar, ne dediklerini anlamadığımı görünce biraz şaşırıp yine İtalyanca konuşmaya devam ediyorlar! Yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hepsini çok sevdim. Sokakta benimle fotoğraf çektirmek istediklerinde çok yaklaşmıyorlar, uzun uzun rica ediyorlar. Roma taraftarları da takımına çok bağlı, Türkiye’deki koyu taraftarlardan hiçbir farkları yok.Seni hemen tanıdılar mı?Evet, saçlarım sağ olsun!Kulübe geldiğinde sorduğun ilk sorular ne olmuştu? Hangi futbolcularla iyi anlaşıyorsun?Yurt dışında oynamayı hep merak ederdim. Avrupa’ya gençken transfer olan nadir futbolculardan biri oldum. Heyecanlıydım, ilk antrenmanımı bekliyordum. Takım arkadaşlarımı gördüm, Totti’yi gördüm. En çok onu merak ediyordum. Nasıl biri, nasıl görünüyor, bana nasıl davranacak… İlk antrenmandan önce tanıştım, hepsi çok eğlenceli, güler yüzlü insanlar. Pjanic ve Urby Emanuelson’la aram çok iyi.Dil konusunda sorun yaşıyor musun?İlk antrenmanda hocamız sadece İtalyanca konuşuyordu, tercümanım daha gelmemişti. Ben de anlamadığım için üzülüyordum. Sonra Urby yanıma geldi, bana İngilizce çeviri yaptı. Çok rahatlamıştım.Totti’den neler öğrenmek istiyorsun?Beni gözlemlemesini isteyeceğim. 20 yıldan fazla zamandır burada, ben de iki sene burada kalacağım. İki sene sonunda Roma’ya 11 milyon euro ödettirmek istiyorum. Maçlarda daha hızlı mı oynamalıyım, nerelere koşu yapmalıyım… Hepsini soracağım daha.Takımın yaş ortalamasının düşük olması, yaşına yakın çok oyuncunun olması seni rahatlattı mı?Tabii ki. Kafa dengi çok insan var. 22 yaşın altında sekiz, 24 yaşın altında beş futbolcu kadroda. Takım genç. Gençler birbirini anlar.Onlarla konuşabileceğiniz ortak konularınız var mı? Ortak müzikler, filmler…Daha çok bulamadık.Sana neler soruyorlar?Hepsi İstanbul’u biliyor. Çoğu gitmiş, beğenmiş. Türk kızlarını soruyorlar en çok, güzel olup olmadığınızı soruyorlar! Türk yemeklerini soruyorlar bir de. Mesela bizim ikinci kaleci benden baklava istedi. Fenerbahçe’yle oynayacağımız hazırlık maçından önce Alper Potuk’u aradım. O da gelirken yanında kocaman bir tepsi baklava getirdi. Aziz Yıldırım onu kucağında baklava tepsisiyle görünce kızmış. O da “Salih’e götürüyorum” demiş. Başkan maçtan önce yanıma gelip “Bu ne oğlum? Burada aklına baklava mı geliyor? Yapma böyle şeyler!” dedi.Yanına gelenlerden kendin için ne istiyorsun?Sağ olsun herkes soruyor ama aklıma bir şey gelmiyor. Annemle babam da yanıma gelecek zaten, şimdi onu ayarlamaya çalışıyorum. Şu anda turist olarak sadece 30 günlüğüne gelebiliyorlar. Sezon sonuna doğru üç ay yanımda kalacaklar.Kendini güçlendirmek için neler yapıyorsun?Fiziğim ince ama güçsüz bir oyuncu değilim. Sadece iskeletim, kemiklerim ince. Bunu da geliştiriyorum zaten. Burada çok fazla hoca var, sahada altı hoca oluyor. Onlar içeri girmeden fitness’a gidiyoruz, altı hoca da orada oluyor. Her gün herkesle tek tek ilgileniyorlar. Biri geliyor bileklerime çalışıyoruz, biri geliyor üst çalışıyoruz; sadece karın kası yaptıran bir hoca var mesela. Ben de şaşırdım. Farklı aletler var bir de. Artık ne işe yaradıklarını anlıyorum.Kurcalaya kurcalaya çözdün herhalde…Aynen! Mesela BucaGenç Akademi Türkiye’nin en iyi altyapılarından biriydi ama Fenerbahçe’deki aletler orada yoktu. Burada gördüklerim de Fenerbahçe’de yoktu.Hocaların seninle ilgilenirken en çok hangi konu üzerinde duruyorlar?Genel. “Salih senin bacakların çok kuvvetsiz, gel seninle bacak çalışalım” diye bir şey olmadı. Bacak, kalça, kol kası, göğüs kası… Ne ararsan!Sahada senden özel olarak istedikleri bir şeyler yok mu?Antrenmanlar zaten çok fena! Mesela Türkiye’de bir maçı kazanmışsan bir gün sonra eğlence antrenmanı olur, biraz lay lay lom’dur. Neşeli, hafif bir idman olur. Burada da öyle bir idman oluyor ama tempo o kadar yüksek ki! Koşu, koşu, koşu, pas, kuvvet, pas!Antrenman bittikten sonra “Bu neydi ya!” dediğin oldu mu hiç?Oldu. Inter maçından önce bir idman yaptık, söyleseler inanmazdım. Deli gibi koştuk. Herkes çok yoruldu, ben bittim! Düdüğü bekliyorum artık. Düdük çalınca otobüse bindik, otele gideceğiz sanıyorum. Bir baktım otobüsü fitness’ın önüne çektiler! Kimsenin yürümeye bile mecali kalmamış. Yine yıkılmadım ama basit hareketler yaparız diye bekliyorum. Bize bir antrenman yaptırdılar görmeni isterdim! Kocaman boks çuvalları var ya hani. Onlardan 10 tane yan yana, hepsine var güçleriyle vuruyorlar, sen de koşarak gelip omzunla vuruyorsun ama o kadar kuvvetli bir şey ki o. Hepsine sırayla vurmazsan çuval gelip sana vuruyor!Daha önce Avrupa’da oynayan Türk futbolcular hep özgürlükleriyle mutlu olduklarını anlatıyorlar. Sanki Türkiye’de cam bir fanusun içinde yaşıyormuşsunuz da Avrupa’da ondan kurtuluyormuşsunuz gibi. Sen de bunu hissettin mi?Tabii ki. Türkiye’de kulüplerden sürekli uyarılar alırsın: Çok fazla gezme, çok fazla konuşma, çok fazla görünme, kaybol! Burada bir hoca geldi yanıma, “Evini tuttun mu, bahçıvanın var mı, evini kim temizleyecek, araban var mı, arabanı kendin mi kullanacaksın, nerede yemek yiyeceksin, arkadaşlarınla nerede dans edeceksin, eğlenmek için nerelere gideceksin, Roma’da nereleri görmek istiyorsun…” gibi 40 tane soru sordu, notlar aldı ve “Bunların hepsinde sana yardımcı olacağım” dedi. Gözlerim kocaman oldu, şöyle bir nefes aldım. “Yeni bir dünyadayım artık” dedim. Bunun karşılığında benden istedikleri tek şey var diye düşündüm. Kendimi borçlu hissediyorum. Transferimle bu borcu ödeyeceğim.Seninle BucaGenç Akademi’de konuştuğumuzda “Avrupa’da oynamayı hak etmeye çalışıyorum. Tek hayalim bu” demiştin. Futbola dair hayal kurmaya ne zaman başladın?Futbola okulla birlikte başlamıştım ama ondan önce de dört yaşımdan itibaren sokakta futbol oynamaya başlamıştım. Bugün gibi hatırlıyorum, bütün komşuların kapısını tek tek çalıyordum, “Şu abi okuldan geldi mi?”, “Bu abi evde mi?” diyordum.Sana “Git buradan! Bizim çocuğu da ayartıyorsun, ders çalışacak o” diyenler oluyor muydu?Bir tane sinsi bir teyze vardı, beni bazen kovalıyordu. Babamın kafasını da futbol, futbol diye şişiriyordum. O da beni okula başladığım yaz Marmarisspor’un spor okuluna götürdü. 9 yaşımda lisansım çıktı. Mahalleden adam toplamama gerek kalmadı. Her gece yatmadan önce dua ediyordum, “Allah’ım inşallah büyük kulüplerde oynarım, inşallah sponsorlarım olur, inşallah yıldız bir oyuncu olurum” diyordum. 9 yaşımdaydım o zaman. Her gece aynı dua!Marmaris gibi bir ilçeden çıkarak bunu nasıl yapmayı düşünüyordun?Marmaris’in tatil yerlerini, sahillerini düşünmezsen şehir merkezi gerçekten çok küçük. En fazla 25 bin kişilik nüfusu vardır. Özellikle kışın insanlar çekilince daha da küçükmüş gibi olur. Ben Marmarisspor’da oynamaya başladığımda takım 2 Lig B Kategorisi’ndeydi. “Marmaris’ten kim çıktı da büyük takımlarda oynadı?” diye sorsalar bir şey söyleyemiyordun.Sen nasıl çıktın peki?10 yaşımdayken Marmaris’te Geleceğin Yıldızları turnuvası oldu. Fenerbahçe, Beşiktaş, Gençlerbirliği, Bursaspor gibi takımlar geliyordu. Ben de orada oynuyordum. Fenerbahçeli, Beşiktaşlı futbolculara bakıp “Keşke ben de İstanbul’da doğsaydım da ben de onların arasında olsaydım; o zaman büyük bir futbolcu olmam kolay olurdu” diyordum. Marmaris’ten İstanbul’a gitmek çok uçuk geliyordu bana. Bir gün Marmarisspor’da antrenman yaparken antrenörümüz gelip, “Can arkadaşınız milli takıma seçildi” dedi. O kadar garip gelmişti ki bana, uzaya çıkacaklar gibi bir şey düşünmüştüm! Ondan daha ötesi yok! O zaman13 yaşımdaydım. Marmaris’ten milli takımla kim bilir nerelere gidecekler diyordum. Bizim takım tur atlasa ancak Aydın’a gidiyordu! Bütün Marmaris bölgesi kaptanlık yaptığım için beni tanıyordu ama milli takıma filan seçilmemiştim.Şansın ne zaman döndü? Aydın’dan ötesini görmek için ilk fırsatın ne oldu?Uşak’a gitmiştik bir turnuva için, Bucaspor beni orada görüp beğenmişti. Şimdi çocukluk arkadaşlarımla konuşuyoruz, gülüyoruz. Eskileri hatırlıyoruz bazen. Teneffüslerde beton bahçede maç yapardık, oradan çıkıp Marmarisspor’a giderdik. Bizden yaşça büyükler benim için hep “Bu çocuk çok iyi” derdi.Ama “Avrupa’da futbol oynayacak kadar iyi” demiyorlardır herhalde…Onlar o kadarını düşünmüyorlardı ama ben düşünüyorum. Kendime güveniyordum.Güven konusunun senin için çok önemli olduğunu biliyorum. Kendine güvenilmediğini hissettiğin anda tepki gösterebiliyorsun. Burada durum nasıl?Burada başından itibaren bana güvenildiğini hissettim. Geçen sene Fenerbahçe’de doğru düzgün oynamadım, ilk 11’e girdiğimde sezonun 28’inci haftası oynanıyordu. Oynadığım maçlarda da en fazla 50 dakika oynadım. 17-18 maçta oynadım ama çok kötü bir sezon geçti diyemem. Oynadığım maçların çoğunda asist yaparak, pozisyon yaratarak kendimi hissettirmiştim. AS Roma’nın sportif direktörü Walter Sabatini o dönem çılgın gibi beni istemeye başladı. Devre arasında istediler, kulüp 10 milyon euro istedi, “Hemen veriyoruz” dediler, sonra başkan “Biz şampiyon olmak istiyoruz, bu kulüpten kimse bir yere gidemez” dedi. Lig bittiğinde de 15 milyon euro istediler, Roma yine de benden vazgeçmedi.Pazarlıklar sürerken olmayacağından korktun mu?Birkaç kere tereddüttüm olmuştu ama çok isteyince gerçek oluyor.Bundan sonrası için neyi çok istiyorsun? Roma’da her gece uyurken ne için dua ediyorsun?Roma benim için yeni bir başlangıç, yeni bir dil, yeni bir şehir, yeni bir hayat… Fenerbahçe’ye ilk geldiğim sezonda, 18 yaşımdayken Aykut hoca beni iki maçta oynattı. Zaten Fenerbahçe tarihinde öyle bir şey çok yoktu. Yine de formayı çekip çıkarmıştım, yoksa hiç oynamayabilirdim. Burada da şimdi benim mevkiimde çok iyi oyuncular var. Onların arasından kendimi, kuvvetimi, aklımı gösterip formayı almak istiyorum. İki senenin sonunda değil, belki de bu senenin sonunda Roma’ya anlaşmamızda yazan 11 milyon euro’yu ödetmek istiyorum. En büyük hedefim bu.Şunu yapmasaydım hayallerim gerçekleşmezdi diyebileceğin ne var?Bucaspor’da U-15’te oynadım, U-16’ya çıktığımda kendimi biraz daha üst seviyede görüyordum. U-16’da oynarken U-18’in antrenmanını izliyordum. O günü hiç unutmam: Yan sahamızda U-18 takımı antrenman yapıyor, bizim antrenman da o sırada devam ediyor. Bizimkiler çalışırken ben tellerin yanına gittim, ellerimle telleri tutup kafamı tellere dayadım, diğer tarafı izliyorum. Bizim takımın antrenörü beni görünce çok kızdı “Ne yapıyorsun!” dedi. Sonra da “Orada mı oynamak istiyorsun sen?” dedi. “Evet, orada oynamak istiyorum” dedim. “Tamam, şimdi antrenmanına dön, konuşacağım bunu” dedi. Genel koordinatör Zafer Bilgetay’la konuştu, o da sağ olsun beni gönderdi.Onların arasında nasıl oldun?Bir kademe atlamış oldum. O takımla birlikte bir turnuva için Antalya’ya gittiğimizde ilk 11’de takımın kaptanıydım. Türkiye 3’üncüsü olduk, ben de özel olarak Fair Play ödülü aldım. Oradan dönüp A2’de oynamaya başladığımda Bucaspor Süper Lig’e çıkmıştı. Takımın başına Bülent Uygun gelmişti, A2’yle A takım arasında bir maç yaptırdı. O maç sırasında ben U-17 milli takımıyla İzlanda’ya gitmiştim. Belki de o maçta olsam Bucaspor’la birlikte Süper Lig’de oynayacaktım. Tam buna üzülürken 8’inci haftada Bülent Uygun’un yerine Samet Aybaba geldi. Yani hayatta hep benim için şanslar oldu.Samet Aybaba seni nasıl gördü? Maçlarınızı izler miydi?Kendisi izlemezdi ama bizim Bursa’daki bir maçımıza yardımcısını göndermişti. Ben de o gün Bursa’da bir top oynadım, herkes çok beğendi. Gol de atmıştım. Maç daha bitmeden Samet hocayı arayıp “Salih diye çok yetenekli bir çocuk var” demişler. Benim haberim yoktu bunlardan. Döner dönmez Samet hoca beni A takıma aldı. Mutluluktan uçuyordum!Daha Bucaspor’dan ayrılmadan yurt dışından transfer teklifleri almaya başlamıştın. O zaman neden gitmedin?Bucaspor’da oynarken beni Rubin Kazan istemişti. Scout’ları beni izlemek için milli maçlarımızdan birine gelmişti. Maçtan sonra Tomas yanıma gelip, “Sen nasıl istiyorsan öyle olacak” demişti. “İstersen bizimle anlaştıktan sonra Bucaspor’da bir sene daha devam et, istersen hemen gel” demişti. Sonra Eskişehirspor istemişti, Ersun Yanal hocaydı, Trabzonspor ve Fenerbahçe istemişti. Bütün teklifler geldiğinde fikrimi sordular ve ben çok net bir şekilde “Fenerbahçe’yi istiyorum dedim. O zaman Fenerbahçe’de hemen yapamam, Eskişehir’e gideyim diyebilirdim, doğrudan yurt dışına çıkmak için Rubin Kazan’da diretebilirdim, yapmadım.Neden?Aykut Kocaman’a güvendim, inandım. O da hiçbir zaman beni zor durumda bırakmadı.Buradaki hocan senden neler istedi?Birebir oturup konuştuk ama bana hiç “Sen şöyle bir oyuncusun, ben de senden şunu istiyorum” demedi. Sadece sahanın içinde uyarıları oluyor. “Salih burada önde basmalısın” diyor mesela.Nasıl bir durumda?“Rakip takım zor duruma düştüğü anda, hata yapabileceklerini hissettiğin anda önündeki ilk oyuncuyu baskı altına al” diyor. Tempo çok yüksek, ben de ayak uydurmaya çalışıyorum, benimle ilgili bu konuda da bir sıkıntı yok. Yerim gayet iyi, hoca beni tam istediğim yerde oynatıyor; hem defans hem hücum, ben o aradayım, 8 numarada.Şehri nasıl buldun? Roma’yı beğendin mi?Roma başlı başına bir ülke gibi. Her yerinde tarih var. Buraya geldiğimden beri bir günlük bir iznim oldu. O arada Vatikan’a gittim. Kesinlikle çok etkileyiciydi. Şehri de şöyle bir gezdim ama Kolezyum’a filan girecek vaktim olmadı.Burada tesislerde kalan futbolcular var mı?Yok. Fenerbahçe’deyken tesislerde kalıyordum ama alışmıştım. 9 yaşımda ailemden ayrılmaya başladım. Okul takımıyla birlikte Marmaris’ten Aydın’a, Denizli’ye, İzmir’e filan gidiyorduk, yani hep civar iller. İlk defa 9 yaşımda Aydın’a maça gittiğimizde annemden ayrıldığım için ağlamıştım. Zamanla alıştım, 14 yaşımda İzmir’de yalnız yaşamaya başladım. Yalnız dediğim BucaGenç Akademi’nin tesislerinde kalıyordum. Sonra kulübün yöneticilerinden Murat Dizdar’a “Olmuyor, ailemi yılda iki kere görüyorum” diye söyledim. O da önce beni evine aldı, sonra annemin babamın yanıma gelmesi için yardımcı oldu. A takıma yükseldiğimde ailem Buca’ya geldi ama çoğunlukla tesislerde kaldım. Fenerbahçe’de de iki sene tesiste kaldım. Tesiste kalmak bana daha kolay geliyordu. Antrenmandan çıktığım gibi dinlenmeye çekiliyordum. Kafam dağılmamış oluyordu.Sürekli takımla birlikte olmak, sürekli futbol düşünmek iyi bir şey mi?Bazen çok fazla oluyor, evet. Evde kalmak ayrıcalık gibi. Burada döşemek zor olmasın diye eşyalı bir ev tuttum, tek eksiği resim çerçeveleri. Sevdiklerimin fotoğraflarını koyacağım. Sadece oyun oynamak için bir bilgisayar aldım; eskiden Counter oynardım, ondan sıkıldım, Call of Duty, Arma, Battlefield oynuyorum. Televizyonuma Türk kanallarını yükleteceğim, belki ona da biraz bakarım.İtalyanca konusunda ne durumdasın? Özel ders alıyor musun?Şimdilik ufak tefek şeyleri öğrendim. Çabuk öğrenebilirim diye düşünüyorum. Hocanın söylediklerini unutmuyorum, sonra yapılanlardan da ne demek istediğini anlıyorum. Böyle böyle biraz oturdu. Öğretmenle derslere de başladım.eurosport
Volkan Demirel: 'Bambaşka Biri Olacağım'
Aziz Yıldırım'ın, “Fenerbahçe'nin gelecekteki yöneticisi” dediği Volkan Demirel mesajı aldı.Fenerbahçe’nin 1 numarası Volkan Demirel’den başkan Aziz Yıldırım’a büyük söz... Sarı-Lacivertliler’in patronunun, tecrübeli kaleci için sarfettiği, “O Fenerbahçe’nin gelecekteki yöneticisi, hocası ve menaceri olup kulübe hizmet edecek. O çok iyi bir Fenerbahçeli. Milli takıma alınmaması oradaki teknik heyetin sorumluluğundadır ama alınması gerektiğini söylüyorum. Alınsaydı bazı yerlere mesaj olurdu” sözlerine karşılık gecikmedi. “Gereken mesajı aldım” diyen yıldız file bekçisi, “Cezamın bitmesini bekleyeceğim. Arkadaşlarım ile birlikte 4. yıldızı göğsümüze takmak için tüm gücümüzle uğraş vereceğiz. Cezamın bitmesi ile birlikte çok farklı bir Volkan olarak sahada yerimi alacağım” ifadelerini kullandı.Volkan’a durmak yok!Bu arada ilk haftadaki Karabükspor mücadelesinin ardından iki maçlık cezası kalan Volkan Demirel, tesislerde kaleci antrenörü eşliğinde çalışmalarını sürdürüyor. Takımın diğer kalecileri İsmet ve Erten’le de sürekli iletişim halinde olan tecrübeli file bekçisi, genç oyuncularla yakından ilgileniyor.Fanatik
'F.Bahçe'den Ayrılmak Bana Ödül Gibi'
Fenerbahçe'de A2 takımı ile çalışmalarına devam eden Milos Krasic, yaz aylarında takımdan neden ayrılamadığını anlattı.Yaz aylarında sakin bir transfer dönemi geçiren Fenerbahçe'de yaz aylarında elden çıkarılamayan ve A2 takımı ile çalışmalarına devam eden Milos Krasic, Sırp basınına sitem etti.La Liga ekiplerinden Elche'ye transferinin gerçekleşemediğini kaydeden Sırp oyuncu, 'Elche'ye transferim gerçekleşmediyse, benim yapabileceğim bir şey yok. Kulüp son 20 günde transfer yapamadı. Sebebi de, o fair-play mi ne diye çağırdıkları şey. Benim bir pişmanlığım yok. La Liga'da gerçekten oynamak istiyordum' ifadelerini kullandı.ŞAŞIRTAN 'PARA' SÖZLERİ...Kayda değer başka kiralık teklifi almadığını belirten tecrübeli oyuncu, ücretinde indirim yapmaya da yanaşmadığını söylerken, 'Geçen sezon bir miktar paradan vazgeçtim ve ayrıldım. Bu sezon aynı hatayı yapmadım. Artık başka bir takıma gitmek benim için ödül gibi. Şu anda profesyonelim ve ne deniyorsa onu yapıyorum. İdmana gitmek bana ağır gelmiyor, olması gereken o' diye konuştu.'SÖZLEŞMEMİN FESHEDİLMESİNİ TALEP EDECEĞİM'Sarı-lacivertlilerden ara transfer döneminde ayrılmayı umduğunu belirten orta saha, 'Kış aylarında kesin olarak ayrılacağım. 30 yaşına geldim. Menajer ile konuşacağım ve sözleşmemin feshedilmesini talep edeceğim. Eğer kabul edilmezse de, futbolda kiralama diye bir şey de var, değil mi?' diyerek sözlerini noktaladı.Fenerbahçe'nin 2012/13 sezonu başında 7 milyon euro bonservis ile Juventus'tan kadorya kattığı, geçen sezon Fransız ekibi Bastia'ya kiraladığı ve 2016'ya kadar sözleşmesi bulunan oyuncusu, sarı-lacivertli takımdan yıllık 2,3 milyon euro ücret alıyor.Habertürk
Reklam