onedio
Levent Buda Yazio: Unutanları Unutma!
21 Eylül Dünya Alzheimer Hastalığı Günü. Amaç hastalığa dikkat çekip, toplumsal farkındalık yaratmak. Bence de bilgilendirici etkinlikler ile kutlanması gereken bir gün. İşte bu yüzden ben de daha önce yazdığım bir yazıyı yeniden gözden geçirerek sizlerin okuması için Onedio Yazıo’daki köşeme yerleştiriyorum. Kanepeye oturmuş ve hafta sonunu nasıl geçireceğini bilemez bir hâlde bir film açmaya karar vermişti. Uzun zamandır izlemek istediği “Still Alice” filmini başlattı. Güzel bir kış çayını da eline almıştı. Alice’in koşu sırasında yolunu kaybettiği sahne ile birlikte birden çok yoğun endişe yaşamaya başlamıştı. Çünkü annesini demans yüzünden kaybetmişti ve bu sahne ile o günleri tekrar yaşamış, aklına ikircikli duyguları gelmiş ve sonuç endişeye dönüşmüştü. Ya ben de olursam düşüncesi dayanılmaz bir hâl alıyordu. Hem üzüntü, hem de endişeyi içerisinde barındıran bu durumu sık sık tekrar ediyor ve ne yapacağını bilmiyordu. 'Bu filmi de niçin açtım?' diye düşündü. Film ilerledikçe Alice’in hastalığının genetik geçişli olduğunu öğrenmesi ile birlikte endişeleri iyice arttı. Annesini kaybedeli dört yıl olmuştu ve hiçbir genetik test yapılmamıştı. 'Acaba yaptırmalı mıyım?' diye düşündü. Hoş yaptırsa eline ne geçecekti. Ellili yaşlarına yaklaşmıştı ve yalnızdı. Hiç evlenmemişti ve çocuğu olacağı da yoktu. Acaba gelecekte demanslı olacağını bilmek ne işine yarayabilirdi? 'Sadece endişelerimi büyütecek' diye düşündü ama bu kaygılı durum da dayanılır gibi değildi. Acaba bir psikiyatriste mi gitmeliydi?
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Hayalet Babalar
Danışmanlık odasında çocukluğumu sormayacak mısınız, diyen danışanlarımı anımsayıp, tebessüm ederek bu haftaki yazıma başlıyorum. Çocukluk anılarımıza odaklanmak, bazen derdin kendisi, bazen de şifalı bir farkındalık içerir. Bugünkü kendimizi anlamaya çalışırken, dünkü kendiliğimizi anlamamız ihtiyaçtır. Tam da bu nedenle bugünün acılarının geçmiş acılarla ilişkisini anlamak, anlamlandırmak isteriz.
Tepki Çeken Uygulama Sürüyor: Çocuklar Anneden İcra Yoluyla Alındı
Ümraniye'de 4 çocuğu ile birlikte yaşayan Lübnanlı kadın, velayeti kendisinde olan çocuklarının boşanma aşamasında olduğu yine Lübnan vatandaşı eşi tarafından icra yoluyla apar topar elinden alındığını söyleyerek, çocukların kendisine verilmesini istedi. Çocuklarının ayakkabıları olmaksızın aşağı indirildiğini, diyabet hastası bir çocuğunun da heyecandan bayıldığını öne süren kadın, karara itiraz edeceğini söyledi.
Dikey Bahçeler Havadaki Kirleticileri Filtreliyor, Sera Gazı Salınımını Azaltıyor
İSTANBUL (AA) - ZEYNEP RAKİPOĞLU - Çevre Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dikey bahçe sistemlerinin havadaki kirleticileri filtre ettiğini belirterek, 'Aynı zamanda karbondioksit dediğimiz sera gazı salınımının azalmasına neden oluyor. Ayrıca bulunduğu bölgenin iklimini pozitif etkiliyor.' değerlendirmesini yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) şehir genelinde kara yolu kenarındaki duvarlarda bulunan dikey bahçeleri kaldırarak, yerine 'Konuşan Duvarlar Projesi' kapsamında grafiti çalışması başlatması tartışmalara yol açtı. Daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarlığı ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Çevre Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcılığı, İBB Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı görevlerinde bulunan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dikey bahçelerin kaldırılmasına ilişkin, AA muhabirine değerlendirmede bulundu. İstanbul'da kişi başına düşen yeşil alanın kent genelinde yaklaşık 5 metrekare olduğunu, Avrupa ülkelerinde kişi başına 15 ile 50 metrekare arasında yeşil alan düştüğünü dile getiren Öztürk, Dünya Sağlık Örgütü'nün şehirlerde kişi başına düşen yeşil alanın asgari 9 metrekare olmasını istediğini aktardı. Yaklaşık 15 milyonu barındıran İstanbul'un yeşil alan fakiri bir şehir olduğunu, bunun insan sağlığı ve ekolojik denge üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiğini ifade eden Öztürk, kentteki yeşil alan miktarının artırılması için Millet Bahçeleri gibi yeni park alanları yapılması, dere yataklarının ve yolların yeşil koridorlara dönüştürülmesi, sahillerin ağaçlandırılması ve yeşil olmayan dokuları yeşil alana dönüştürücü planların uygulamaya konulması gerektiğini belirtti. Bu önemli projelerden birinin de Avrupa ve Amerika'nın birçok şehri ile dünyadaki pek çek ülkede yaygın olarak uygulanan dikey bahçe ve yaşanabilir duvar sistemi olduğuna işaret eden Öztürk, çoğu şehirde ekolojik hayatı yaşatmak ve kişi başına düşen yeşil alanı artırmak için dikey bahçeler yapıldığını anlattı. İstanbul'da bugüne kadar yapılan yeşil duvarların 45 bin metrekare, Berlin'de ise bu değerin yaklaşık 250 bin metrekare olduğunu kaydeden Öztürk, şöyle konuştu:'Dikey bahçelerde amaç, şehrin havasını kaliteli hale getirmek, egzozdan çıkan kirlilikleri azaltmak. Egzozdan çıkan kirleticiler insan sağlığı ve çevre için çok zararlı. Buradan da en fazla çıkan kirleticilerden bir tanesi azot oksitler, diğeri de PM2.5 ve PM10 dediğimiz ince partikül maddeler. Bu partiküller solunum yoluyla ciğerlere kadar ulaşıyor ve sağlık üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler meydana getiriyor. Hava kirliliği ölçümünün insan sağlığı üzerindeki bağlantısını kurarken 2 kirleticiye bakarız. Birincisi azat oksit, ikincisi de PM2.5 kirleticileri. Bu iki kirletici artarsa o şehirde ölüm ve hastalık oranları da artar. Bu kirleticileri durdurmak için yeşil koridorlar, yeni park alanları ve yeşil duvarlar yapılmalı.''60 metrekarelik dikey bahçe yılda 40 ton hava kirleticisini filtreliyor' Dikey bahçelerin sadece Türkiye'de değil, dünyanın değişik ülkelerinde de uygulanan bir metot olduğunu dile getiren Öztürk, 'Bu gelecekte ülkelerin daha fazla yayınlaştıracağı ve uygulayacağı bir teknoloji. Türkiye de bu teknolojiye uzak kalmamalı. Yıkarak değil de yaparak, daha kaliteli hale getirerek, şebeke suyu yerine yağmur suyunu kullanarak ve sistemi iyileştirerek bu yapı daha iyi noktaya taşınabilir.' değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Öztürk, dikey bahçe sistemlerinin sağladığı yararlara ilişkin şu bilgileri verdi:'Bu yapılar havadaki kirleticileri filtre ediyor. Aynı zamanda karbondioksit dediğimiz sera gazı salınımının azalmasına neden oluyor. Ayrıca, bulunduğu bölgenin iklimini pozitif etkiliyor. Mesela, 60 metrekarelik bir alandaki dikey bahçe uygulaması, bulunduğu ortamda yılda 40 ton hava kirleticisini filtre ediyor. Egzozlardan çıkan ağır metalleri önemli oranda filtre ediyor. Yani 60 metrekare bir alanda 15 kilogram ağır metali filtre edebiliyor. Ağır metaller de solunum yoluyla ciğerlere kadar ulaştığında kanser etkisi yapıyor. Öte yandan, 1 metrekare alanda 2,3 kilogram karbondioksiti yutuyor, yani emiyor. Yerine de yine 1 metrekarede 1,7 kilogram oksijen yani taze hava salımlıyor. Böylece bulunduğu yerde denge sağlanıyor.' 'İnsanların yoğun olduğu yerlerde canlıyı kaldırıp da cansıza dönülmez'Dikey bahçeler konusunda İBB'nin çözüm odaklı davranması, sistemi ekonomik olarak işletecek modeli araştırarak, iyileştirme yapması gerektiğini dile getiren Öztürk, 'Bir yerde can var, hava kirliliğini ve sera gazını azaltıyor, yeşil alanı artırıyor. İnsanların daha mutlu ve huzurlu olmasına katkı sağlıyor, stresini ve asabiyetini azaltıyor, moralini düzeltiyor. Böyle olumlu ve pozitif etkisi var. Siz bunların hepsini kaldırıyorsunuz. Çevre profesörü olarak diyorum ki bunu iyileştirseydiniz, canlandırsaydınız, cansız bir şeye yönelmeseydiniz. İnsanların yoğun olarak geçtiği yerlerde cansız bir yapı yapılmaz, canlıyı kaldırıp da cansıza dönülmez. İtirazım buna. Zaten İstanbul beton yığını, beton yığınının içinde yine bir beton yapıyı göze alıp bu şekle dönülmez. Park ve Bahçeler Daire Başkanı da bunu savunamaz. O da bir profesör, orada öyle bir fotoğraf veremez. Çünkü o, şehrini canlandırmak ve yaşatmak için uğraşmalı, betonlaşmak için uğraşmamalı.' ifadelerini kullandı. Öztürk, beton üzerine grafiti uygulamalarının yağış rejiminden etkilenmeyen, tren ve metroların geçtiği yer altlarındaki galerilere yapılabileceğini söyledi. Dikey bahçe sistemlerinin insan trafiğinin yoğun olduğu, ağaçla, çalı ve bitkilerin olmadığı, toprağın minimum seviyede olduğu ya da hiç olmadığı cadde, yol ve meydanlarda uygulanabileceğini belirten Öztürk, şunları kaydetti:'Dikey bahçe sistemi 2 şekilde uygulanabilir. Birincisi, etrafında hiç toprak olmayan duvarların yeşil alana dönüştürülmesi. Duvarda yeşilliklerin yerleştirilmesi için alt yapı hazırlanıyor. Sonra çeşitli bitki türleri saksılarla yerleştiriliyor ve bu alanlar canlı hale getiriliyor. İkincisi de üst kısmı toprak olan duvarların yeşillendirilmesi. Bu konuda İBB'deyken sarmaşık türünü çok önemsedik ve yoğunlaştırdık. Üst kısmında toprak olan duvarlara sarmaşıklar ektik ve onu yola saldık. Böylece yoldaki o çirkin görüntüyü yok edip, sarmaşıklarla bu doğal örtüyü korumak mümkün.''Keşke yeşil alandan değil de başka alanlardan tasarruf edilse'Prof. Dr. Öztürk, dikey bahçelerin ve yeşil koridorların artırılmasının önemini vurgulayarak, 'Yurt dışındaki örnek incelenmeli ve geliştirilmeli. İstanbul'da yeşil alan bakımından yapılacak birçok iş var. Yıkarak değil, yaparak geliştirmek gerek. 'Tasarruf edeceğiz.' deniliyor. Keşke yeşil alandan değil de başka alanlardan tasarruf edilse. Pahalılığa devam edilmesini de kesinlikle kabul etmiyorum. Bunun ekonomik hale getirilerek, geliştirilmesini öneriyorum. Betonları boyayarak İstanbullunun havasına nefes verilmez. İstanbul'un yeşil alana ihtiyacı var.' diye konuştu. Meksika'da dikey bahçe ve yeşil koridor uygulamalarında şebeke suyu yerine yağmur suyu kullanıldığını, akıllı sulama, gübreleme ve ilaçlama tekniğiyle bitkilere can verildiğini anlatan Öztürk, dikey bahçelerde bulunulan yerin iklim şartlarına uygun bitki ekiminin önemine dikkati çekti. 'Yeşil alan candır, kelebektir, kuştur, arıdır, börtü böcektir.' diyen Öztürk, yeşil alanların sadece insanlar değil bütün canlılar için gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
Reklam
Sağlık Bakanı Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın Ardından Açıklamada Bulundu: (1)
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Enfeksiyonun yaygınlığı ve bağışıklık durumunu ölçmek için 153 bin kişiyi kapsayan bir saha taraması yapmış, sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmıştık. 15 Ekim'de bu saha taramasını tekrarlıyoruz. Toplumun tamamını yansıtacak büyüklükte bir örneklem üzerinde çalışma yapıyoruz.' dedi. Koca, Bilkent Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Yaklaşık 10 aydır bütün dünyada ana gündemi pandeminin oluşturduğuna ve Kovid-19 hakkında artık çok fazla bilgiye sahip olunduğuna işaret eden Koca, 'Genel olarak yaşantımız ise dünya ölçeğinde etkili bu salgından giderek daha az zarar görüyor.' ifadesini kullandı.Salgının maske, mesafe ve temizlik tedbirlerine uyuldukça gerilediğinin, bu tedbirlerden vazgeçildikçe tırmanışa geçtiğinin hem Türkiye hem de dünyada görüldüğüne dikkati çeken Koca, 'Maskenin koruyuculuk özelliği konusunda yeni veriler ortaya çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü iki gün önce, 12 Ekim'de grip güncelleme raporunu yayımladı. Bu raporda grip mevsimini yaşamış olan güney yarım kürede Avustralya, Yeni Zelanda, Orta ve Güney Amerika gibi yerlerde bu yıl bu enfeksiyonun çok seyrek görüldüğü bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, grip vakalarının azalması sonucunu maske, sosyal mesafe ve el hijyenine bağlamaktadır. Yapılan bazı araştırmalar koronavirüs tedbirlerinin grip ve benzeri bazı enfeksiyonları yüzde 35 civarında, diğer bazı araştırmalarsa en az yarı yarıya azalttığını ortaya koymakta.' bilgisini paylaştı. 'Tedbirlere uyarsak iki hastalıktan birden korunmuş olacağız' Bakan Koca, 'Ekim ayındayız, gribin en yaygın olduğu günlere girdik. Koronavirüse karşı alacağımız tedbirler bizi gripten de koruyacak. Tedbirlere uyarsak iki hastalıktan birden korunmuş olacağız. İki ayrı virüse karşı tedbir aynıdır.' uyarısında bulundu. Gribin ölüme yol açabilen bir hastalık olduğuna, özellikle kronik karaciğer, kronik akciğer, kalp, hipertansiyon, diyabet gibi hastalığı olan, vücut direnci düşük kişilerin gribal enfeksiyonlar sonucu hayatını kaybedebildiğine dikkati çeken Koca, koronavirüs tedbirlerine uyarak bu hastalığa karşı da ciddi bir başarı elde edilebileceğini vurguladı. Koca, DSÖ'nün Türkiye hakkında yayımladığı rapora değinerek, bu raporun bütün Avrupa ülkeleri içinde bir ilk olma özelliğine sahip olduğunu, Türkiye'nin pandemiye karşı elde ettiği başarının raporda kapsamlı bir şekilde ele alındığını anlattı. Raporda Türkiye'nin en zengin ülkeler arasında olmamasına rağmen salgınla mücadelede en cömert davranan ülkelerden biri olduğunun vurgulandığını belirten Koca, Türkiye'nin temaslı taraması ile vaka tespiti, izolasyonla riski kontrol altına almaya yönelik stratejisi, erken tanı ve tedaviye dayalı klinik uygulamalarına raporda vurgu yapıldığını ifade etti. Koca, Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda da Türkiye'de mart ayında başlayan Kovid-19 pandemisi çerçevesinde Sağlık Bakanlığının halk sağlığını koruyucu ve sağlık kuruluşları ile sağlık personeli üzerindeki yükün artmasını önleyici tedbirleri vakit kaybetmeden uygulamaya geçirdiğinin aktarıldığına dikkati çekti. Raporda, 'Türkiye'nin sağlık sistemi Kovid-19 pandemisinin gereklerini sağlayabilecek güçtedir. Sosyal güvencelerine bakılmaksızın herkese ücretsiz test ve tedavi imkanı sağlamıştır. Türkiye krizin erken döneminden itibaren Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkeziyle iş birliği içinde çalışmaktadır.' ifadelerinin yer aldığını belirten Koca, bu hususların Türkiye'nin küresel salgına karşı savaşını küresel standartlarda verdiğini gösterdiğini vurguladı. '15 Ekim'de saha taramasını tekrarlıyoruz' Bakan Koca, bu standartların Türkiye'nin başarısının sadece bir kısmını değerlendirmeye dönük olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Temmuz ayından itibaren normalleşme dönemine geçtik, sınırlamalar kalktı, ülkeler arasında gidiş ve gelişler ülkelerin koyduğu günlük vaka sayılarının belli düzeyin altında olması şartıyla başladı. Bu yeni dönemin gereklerine uygun olarak kesitsel taramalar adını verdiğimiz virüs taramalarına başladık. Bu taramaları havaalanlarında yurt dışına gidenlere, cezaevlerinde bulunanlara, organize sanayi bölgesi çalışanlarına, asker, sporcu ve benzer diğer gruplara yapıyoruz. Bir örnek vermek isterim; bugüne kadar hava yoluyla yurt dışına gidenlere yaptığımız test sayısı 490 bin 480'dir. Bu taramalarda 1226 kişide test pozitif çıkmıştır. Bir diğer konumuz ise saha taramasıdır. Daha önce enfeksiyonun yaygınlığı ve bağışıklık durumunu ölçmek için 153 bin kişiyi kapsayan bir saha taraması yapmış, sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmıştık. 15 Ekim'de bu saha taramasını tekrarlıyoruz. Toplumun tamamını yansıtacak büyüklükte bir örneklem üzerinde çalışma yapıyoruz. Hem semptomsuz yani belirtisiz olduğu halde testi pozitif çıkan taşıyıcı vakaları hem de antikor testleriyle daha önce virüs kendisine bulaştığı halde bunu fark etmemiş fakat sonuçta bağışıklık geliştirmiş kişileri tespit etmiş olacağız. Bu çalışma bize toplumun tamamı hakkında fikir verecektir.' 'Aşı konusundaki gelişmeler salgına karşı tam bir güvence olarak görülmemelidir' Sağlık Bakanı Koca, bazı törenler ve toplu etkinliklerin yapıldığı ayların geride bırakıldığına dikkati çekerek, 'Kapalı alanlar çok daha büyük önem kazandı. Aynı ortamda çalışan kişilerin karşılıklı güvence varmış gibi tedbir almadıklarını duyuyoruz. Bu konuda dikkatli olmalıyız. Bu dönemde virüsün yayılma mecralarına iş yerleri de eklenecek. Maske kuralından ödün verilmemelidir.' diye konuştu.Maskenin bazı bilim adamlarınca aşı benzeri bir koruyucu olarak kabul edildiğine dikkati çeken Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aşı konusundaki gelişmeler salgına karşı tam bir güvence olarak görülmemelidir. Koronavirüs bulaştığı kişide iki veya üç hafta sonra iz bırakmayacağı hatta fark edilemeyeceği gibi bu süre hayatının en çetin günleri de olabilir. Aşı konusundaki gelişmeler ise çok yol alınmış olmasına rağmen böyle kısa günlerle ifade edilemez. En önemlisi aşı yaygın olarak yapılabileceği güne kadar kendini virüsten koruyabilenler için bir çare olacaktır. Aşı kendisini virüsten koruyamayanlar için çare değildir. Salgında baştan çok sıkı tutulan tedbirler yorgunluk sebebiyle gevşiyor. Virüsün yol açtığı hastalık ve tedavisi hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olmakla birlikte risk giderek geniş bir tabana yayılıyor. Testi pozitif çıkanların ve bunların temaslılarının izolasyon kuralına uyması şarttır. Bakanlık olarak gerekli önlemleri alıyoruz. Öte yandan belirgin semptomu olan kişilerin sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmalarını istiyoruz. Ağır hastalar bunlar arasından çıkıyor. İzlediğimiz strateji, tedbir ve korunma, tanı ve izolasyon, erken tedavi ile normal yaşama dönüştür.' (Sürecek)
Reklam
"Grip Ve Zatürre Aşıları, Öncellikle Risk Altındakilere Yapılmalı" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cengiz Uzun, yaklaşan kış mevsimi ile mevsimsel grip aşısının her zaman olduğundan daha çok konuşulduğunu kaydederek, grip ve zatürre aşılarının, öncellikle risk altındaki kişilere yapılması gerektiğini bildirdi. Medicana'dan yapılan açıklamaya göre, önceki yıllarda aşılara karşı olan tutumun yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) etkisiyle son günlerde tamamen tersine döndü. Önceki yıllarda aşı yapacak kimse bulunmaz iken bu günlerde aşılara yoğun bir talep yaşanıyor.Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen, Medicana International İstanbul Hastanesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uzun, yaklaşan kış mevsimi ile mevsimsel grip aşısının her zaman olduğundan daha çok konuşulduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Aşı piyasaya sürülmeden insanlar isim yazdırarak sıraya girmeye başladı. Bu bir taraftan iyi, ancak madalyonun diğer yüzünde herkese yetecek aşı var mı? Bundan dolayı öncelikle aşı risk altındaki kişilere yapılmalıdır. ''Her iki aşıda güvenli ve ciddi yan etkileri olmayan aşılar'Grip hastalığının her yıl tüm dünyada 2-5 milyon ağır enfeksiyona ve yaklaşık 290 bin ile 650 bin arasında ölüme neden olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Uzun, şu şekilde devam etti:'Pnömokok bakterisi de toplum kaynaklı zatürreye ve ölümlere neden olan mikroorganizmaların başında gelir. Grip ve zatürre aşıları hastalıkları önlemekle birlikte, çok daha önemlisi hastaneye ve yoğun bakıma yatışları azaltır. Bu sayede ölümler azalmış olacaktır. Ayrıca Kovid-19 pandemisi nedeniyle artmış sağlık sistemi ve hastanelerin yüküne ek yük getirilmesinin de önüne geçilecektir.' Dr. Öğr. Üyesi Uzun, Kovid-19 hastalarında söz konusu mikroorganizmalar ile ikincil enfeksiyonlar engellenip hastalığın daha da ağırlaşmasının engellenmiş olacağına dikkati çekerek, 'Her iki aşıda güvenli ve ciddi yan etkileri olmayan aşılardır. Aşı sonrası enjeksiyonun yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık ve şişlik, ayrıca hafif ateş̧, yorgunluk, baş ağrısı, titreme veya kas ağrısı olabilir. ' ifadesini kullandı.'Grip aşısı 6 aydan büyük herkese yapılabilir'Grip aşısının 6 aydan büyük herkese yapılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Uzun, şu şekilde devam etti:'Grip aşısı için yumurta alerjisi önemlidir. Sadece vücutta kızarıklık ile seyreden yumurta alerjisi olanlara grip aşısı yapılabilir. Allerjik şok (Anafilaksi) ile seyreden yumurta alerjisi olanlarda grip aşı önerilmemektedir. Grip aşısı öncelikle risk grubundakiler ve sağlık çalışanları olmak üzere 6 aydan büyük herkese, pnömokok aşısı ise risk grubunda olan kişilere önerilmektedir.' Uzun, grip aşısı için risk grubu olanları ve pnömokok infeksiyonları açısından risk grubunda olanları ise şu şekilde sıraladı:'Grip açısından risk grubunda olanlar; 5 yaş altı ve 50 yaş üzerindekiler, Kronik akciğer (astım dahil), kalp, karaciğer, böbrek, kan hastalıkları ve şeker hastalığı olanlar, obez kişiler, Uzun sureli aspirin veya salisilik asit türevi ilaç kullanan 19 yaş altındakiler, Bağışıklık sistemi zayıflamasına yol açan hastalıklar (HIV/AIDS, lösemi gibi kanser türleri) veya ilaç kullananlar, organ nakli yapılmış olanlar, Gebeler ve lohusalar (gebelikten 2 hafta sonrasına kadarki dönem), Bakım evlerinde kalanlar.Pnömokok enfeksiyonları açısından risk grubunda olanlar; Bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları (Örneğin; hematolojik kanserler, HIV enfeksiyonu vb.) veya ilaç kullanımı olanlar, Dalağı olmayanlar veya fonksiyonel dalak bozukluğu olanlar, Kronik akciğer (astım dahil), kalp, karaciğer, böbrek, kan hastalıkları ve şeker hastalığı olanlar, Kohlear implant ameliyatı olanlar, Beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı olanlar, Sigara kullananlar, 65 yaş üzerindekiler.'
Bebeklikte Antibiyotik Kullanımı, Çocukluk Obezitesi Riskini Artırabilir
ANKARA (AA) - Bebeklikte antibiyotik kullanımının çocukluk obezitesiyle ilişkisi belirlendi. Korea Biomedical Review sitesinin haberine göre, Seul Ulusal Üniversitesi Hastanesi'nde görevli Prof. Park Sang-min ve ekibinin yürüttüğü araştırma, bebeklerde antibiyotik kullanımının, çocukluk obezitesine yol açabileceğini gösterdi. Araştırma çerçevesinde 2008-2012 yıllarında bebekken sağlık kontrolünden geçirilen 31 bin 733 çocuk gözlemlendi ve doğumdan sonraki ilk 24 ay içinde antibiyotik kullanımının çocukluk obezitesi üzerindeki etkisi analiz edildi. Bu dönemde ne kadar çok antibiyotik kullanılırsa obezite riskinin o denli arttığını tespit eden uzmanlar, ilk antibiyotiğini ilk 6 ay içinde alan çocuklarda obezite olasılığının, 18 ila 24 aylıkken alanlara göre yüzde 33 daha fazla olduğunu bildirdi. Çalışmada, bebekken en az 5 kez antibiyotik tedavisi alanların obezite riskinin, sadece bir kez antibiyotik kullananlardan yüzde 42 daha yüksek olduğu görüldü. Uzmanlar, bağırsak florasının antibiyotik kullanımı sonucu hasar gördüğüne, bunun da obeziteyi tetiklediğine işaret ederken, Profesör Park, 'Bu çalışma, antibiyotik kullanımı ile çocukluk obezitesi arasındaki bağlantıyı 30 binden fazla kişiyle geniş örneklemde ortaya koydu.' değerlendirmesini yaptı.Çocukluk obezitesinin, yüksek tansiyon, diyabet, hiperlipidemi ve metabolik sendroma yol açabileceği, çocukken obez olan her 3 kişiden birinin, yetişkinlikte de bu sorunla mücadele ettiği vurgulandı.
Reklam
Eylem Acar Yazio: Botoks ile İlgili En Çok Merak Edilen Sorular
etiket
Neştersiz gençliğin ilk adımı olan botoks yaklaşık 50  yılını geride bıraktı. FDA’den yüzdeki kırışıklıklar için onay olan botoks, artık en sık yapılan antiaging uygulamalarının başında geliyor. Çok kısa zamanda yüze çok genç, dinamik, dinlenmiş ve doğal bir ifade veren botoks uygulamaları; öğle saatlerinde iş arası bile çok rahatça uygulanabilen, pratik ve etkili bir uygulama olması açısından estetik dermatolojide de hak ettiği yeri almıştır.
Meme Kanserinde Erken Teşhis Yaşam Süresini Uzatıyor
SAKARYA (AA) - Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SAÜEAH) Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemil Bilici, meme kanserinde erken teşhisin yaşam süresini uzattığına dikkati çekerek, bireyin, memesinde bir kitle saptadığı zaman derhal aile hekimine gitmesi gerektiğini bildirdi.Bilici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastaların genellikle kendi memesinde bir kitle saptayınca aile hekimlerine veya cerrahi hekimlere başvurduğunu, gerekli tetkikleri yaptırdıktan sonra hastaların onkoloji ünitesine sevk edildiğini söyledi.Meme kanserinde erken teşhisin çok önemli olduğuna dikkati çeken Bilici, şöyle devam etti:'Gerek hastalığın evresi gerek bulunan yeni ilaçlar gerekse de ameliyattan önce verdiğimiz tedavilerle gerçekten de hastaların yaşam süresi uzamakta. O nedenle bir birey kendi memesinde bir kitle saptadığı zaman, mutlaka ve mutlaka, derhal aile hekimine gitmesi gerekiyor. Bizim ileri evre kanser hastalarında gördüğümüz en sık sebep bu. Hasta, aylardan beri memesinde bir şikayeti var, kitle var ama ne zaman dayanılmayacak kadar bir ağrı yapıyor, ne zaman ciddi bir şekilde açılıyor veya başka yerlere sıçramasının verdiği bulgular olduğu zaman hekime başvuruyor. O zaman da hastalık evre atlamış oluyor. Bu da hastalığın tedavisini zorlaştırıyor. O yüzden burada bilinçlendirmemiz gereken en önemli konu erken dönemde, şikayet olduğu zaman veya eline yeni bir kitle saptandığı zaman mutlaka aile hekimine veya cerraha başvurması gerekiyor.' Hastalardan alınan biyopsi sonrasında, ultrason ve tomografiyle hastalığın evresinin saptandığını belirten Bilici, meme kanserinde tedavi pratiğinin son zamanlarda çok değiştiğini, artık hastaların memesinin alınmadan da tedavinin mümkün olduğunu ifade etti.Bilici, hastanın memesinin tamamen alındığında hastada farklı komplikasyonlara sebebiyet verebileceğini anlatarak, yeni tedavilerle artık bu pratiğin değiştiğini söyledi. İleri yaştaki kadınlarda risk oranı daha fazla Meme kanserinin en önemli risk faktörünün kadın cinsiyet olduğunu vurgulayan Bilici, erkeklerde kadınlara oranla meme kanseri riskinin daha düşük olduğunu, her 100 meme kanserinden 1 tanesinin erkek hasta çıktığını aktardı.Kadınların daha dikkatli olması gerektiğini, en önemli risk faktörlerinden birinin de yaş olduğunu ifade eden Bilici, 'Hastalık yaşla beraber daha da artıyor. Yani 40 yaşındaki bir kadınla 60 yaşındaki veya 80 yaşındaki kadının meme kanser riski bir değildir. O yüzden yaşlıların biraz daha farkında olması lazım. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığının çok güzel uygulaması var. Ücretsiz meme kanseri taramaları yapılıyor. Mutlaka her vatandaş, her yaşlı büyüğümüzün iki yılda bir de olsa başvurmasında fayda var.' şeklinde konuştu. Salgının bütün dünyayı etkilediğini, belli bir dönem, dünyada olduğu gibi burada da kanser ameliyatlarının mecbur kalmadıkça ötelendiğini anımsatan Bilici, Türkiye'nin çoğu yerinde olduğu gibi Sakarya'da da bir hastanenin salgın hastanesi yapılıp diğerlerinin açık olduğu için bulaşı riskini azalttığını ve hizmetlerine devam ettiklerini aktardı. Tıbbın son 10 yılda tümörün DNA'sını keşfetmeye başladığını anlatan Bilici, tümörün genetiğinin çözülebildiğinde, ağır ilaçlara gerek kalmadan akıllı ilaçlarla bu hastaların daha iyi tedavi edildiğini ve yaşam süresinin daha fazla olduğunu aktardı.Ayda bir de olsa her bireyin kendi memesini muayene etmesi önerisinde bulunan Bilici, şunları kaydetti:'Sağlık Bakanlığının yaptığı ücretiz taramalara yıl da bir kez de olsa katılmalı. Meme kanseri artık gençlerde de gördüğümüz bir hastalık. 40 yaşın altındaki meme kanser profilimiz neredeyse 5 hastamızdan biri. Aslında bu hastalara daha fazla ilgi gösterilmesi gerekir.'
Reklam
Mehmet Vefik Yazıcıoğlu Yazio: Bir Zar Kadar Uzak
etiket
Yaşamın çalışan sistemleri, kendine özgü bir “zar” ile çevrilidir. Mesela atmosfer, dünya için bir hava zarıdır. Anne karnındaki bebeği dış ortamdan ayıran “amnion kesesi” de bir zardan ibarettir.  Kalbimiz de diğer organlarımız gibi bir zar ile çevrilidir.  Kalp, otomatik olarak çalışabilen, anne karnında yaşamın startını veren, duruşuyla da yaşam denilen serüvenin bittiğini tescilleyen, gece gündüz ara vermeden çalışan mucizevi organımızdır. Kalbin antik çağlardan beri üzerine derin anlamlar yüklenmiş, evrenin büyük yaratıcısının bedenimizdeki en önemli iletişim odağı olduğu üzerine birçok algı ve inanç zaman içinde gelişmiştir. Çünkü yaptığı iş o kadar naziktir ki 3-5 saniye görevinde tutukluk yapsa beden devrilir, baygınlık geçirirsiniz. Görevini saniyeler içerisinde bile terk etme lüksü olmayan bir yaşam makinesi tabi ki vücudumuzun efendisi olmaya layıktır.
Reklam
Dominik Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Serulle'den Türkiye'nin Kovid-19 Salgınıyla Mücadelesine Övgü:
ANKARA (AA) - MUHAMMET TARHAN - Dominik Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Elias Serulle, Türkiye'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadeledesine ilişkin, 'Hükümet elinden gelenin en iyisini yaptı. Hastanelerde çok iyi işler yapıyorlar. İnsanlar risk alıyor çünkü evde çok uzun süre saklandılar. İnsanlar sokakta ancak hükümet elinden gelenin en iyisini yapıyor.' dedi. Büyükelçi Serulle, Dominik Cumhuriyeti'nin kurucusu 'Juan Pablo Duarte y Diez'in büstünün Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'ndeki (LAMER) açılış töreninde, AA muhabirine Türkiye'nin Kovid-19 salgınıyla mücadelesi ve Dominik-Türkiye ilişkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Kovid-19 salgınının ortaya çıktığı dönemde, geçirdiği kanser ameliyatının ardından iyileşme sürecinde olduğunu aktaran Serulle, 3 ayını evinde geçirdiğini söyledi.Serulle, Kovid-19 salgınının insanlık için 'çok yeni' olduğunu ancak 100 yıl sonra 'çok eski' olacağını çünkü insanlığın bunu aşacağını dile getirdi.Kovid-19 salgınıyla mücadelede dünyada şu ana kadar kimsenin başarılı olamadığını belirten Serulle, 'Koronavirüs, oyunu tüm ülkelerde kazanıyor ama savaşıyoruz.' dedi. Serulle, Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesine ilişkin soruya, Türkiye'deki önlemlerin, çoğu ülke ile benzer olduğu yanıtını verdi. Koronavirüsün ne zaman biteceğini bilmediklerini kaydeden Serulle, 'Hükümet elinden gelenin en iyisini yaptı. Hastanelerde çok iyi işler yapıyorlar. İnsanlar risk alıyor çünkü evde çok uzun süre saklandılar. İnsanlar sokakta ancak hükümet elinden gelenin en iyisini yapıyor.' ifadesini kullandı. Serulle, Dominik Cumhuriyeti'nde de durumun aynı olduğunu ve bu süreçte değişen önceki hükümetin harika iş çıkardığını belirterek, 'Her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için vatandaşların iş birliği yapması gerekiyor.' diye konuştu.'Dominik Cumhuriyeti'ne seyahat eden, fırsat arayan çok sayıda Türk yatırımcı var'Türkiye ile Dominik Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerin düzeyi hakkındaki soruya Serulle, 'Pratik olarak başındayız. Ama hızla büyüyor. Dominik Cumhuriyeti'nde biliyorsunuz Survivor programımız var.' yanıtını verdi. Serulle ayrıca Türkiye'den bir şirket grubunun Dominik Cumhuriyeti'nde çok büyük bir otel inşa ettiğini belirterek, 'Dominik Cumhuriyeti'ne seyahat eden, fırsat arayan çok sayıda Türk yatırımcı var. İlişkiler çok iyi olacak.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türk halkı Dominiklilere çok benziyor. Tek fark dil'Türkiye'deki görevinin birinci yılını tamamlarken Türkiye'ye alışıp alışmadığına ilişkin soruya Serulle, 'Burada olmayı seviyorum.' yanıtını verdi. Büyükelçi Serulle, 'Türk halkı Dominiklilere çok benziyor. Tek fark dil. Siz nazik insanlarsınız, bizler de nazik insanlarız. Siz komik insanlarsınız, biz de komik insanlarız. Siz misafir seviyorsunuz, biz de seviyoruz.' dedi.Diez'in fikirleri dünyaya yayılıyorBüyükelçi Serulle, diğer yandan Juan Pablo Duarte y Diez'in Dominik Cumhuriyeti için kurucu, yaratıcı ve tüm Dominiklilerin babası olduğunu, buradaki büstün ülkesi için önemli olduğunu vurguladı.Serulle, büstün çok hatırlatıcı olacağına dikkati çekerek, 'Çünkü bu, (Diez'in) fikrinin okyanusları aştığı ve ilkeleri, değerleri ve demokrasisinin tüm dünyaya yayıldığı anlamına geliyor.' değerlendirmesini yaptı. Büyükelçi Serulle, büstün üniversitedeki öğrenciler için de çok ilgi çekici olacağını dile getirdi.
Mehmet Zihni Sungur Yazio: Küresel Bir Felaketin Farkındalık Bağlamında Öğrettikleri
etiket
Bu dünyaya ıslak, çıplak ve aç olarak geliriz! Daha sonra bazılarımıza daha kötü şeyler olur… Çeşitli doğal felaketler, kazalar, savaşlar, tecavüz, işkence ve terörizmin yaygın olduğu bir dünyada ağır travmaların etkilerini yaşamış ve yaşayacak milyonlarca insan olsa gerek. Bütün bunlara rağmen derinlemesine düşünecek olursak yaşama şansı insana hiçbir bedel ödemeden verilmiş en büyük armağandır. Sınırlı bir süre için verilen bu hediye edilmiş zamanın içini nasıl dolduracağımız bizlere bırakılmıştır. Ancak insanların kendi hayatlarının mimarı gibi tanıtıldığı bir dünyada, insan tüm kontrolün kendi elinde olduğuna inandırılırsa bu bir haksızlık olabilir. 'Başarırsan da, başaramazsan da mimar sensin' şeklindeki iddialı söylem ya da yanılsama her zaman şefkat ve empatiden uzak bir yargılamanın ürünü gibi gelmiştir bana. Şüphesiz dünyayı yargılamak haksızlık olur çünkü misafir olarak geldiğimiz bir yerde umduğumuzla değil bulduğumuzla yaşamayı öğrenerek yaşamayı hepimiz becerebiliriz. Bu bağlamda dünya ne iyi ne de kötü bir yerdir. Dünya her zaman olduğu gibi bir yerdir ve onu iyi ya da kötü yapan bizim algılarımızdır. Ancak, algılarımızın bir kısmının yaşantılarımızla belirlendiği gerçeğini düşünürsek yaşamın hepimize aynı cömertlikle fırsatlar sunduğunu söylemek inandırıcım olmaz. İçine doğduğumuz aile, koşullar, çevre, coğrafya, toplum, kontrolümüz dışında kalan yaşam olayları gibi etkenler ortaya çıkan mimariyi etkileyen değişkenlerdir.
Haftanın Tarihine Bakış
ANKARA (AA) - Nüfus yoğunluğu itibarıyla bugün ülkenin ikinci büyük kenti haline gelen Ankara, 13 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen tek maddelik yasayla Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti oldu.Lozan Barış Antlaşması'nın TBMM tarafından onaylanmasından sonra İstanbul, 23 Eylül 1923'ten itibaren tahliye edilmeye başlandı. İstanbul'un işgal kuvvetlerince boşaltılması 6 Ekim 1923'te tamamlandı. Bunun ardından hükümet merkezi sorunu ortaya çıktı.İsmet İnönü, arkadaşıyla Ankara'nın 'başşehir' olmasını öngören tek maddelik kanun teklifini 9 Ekim 1923'te Meclise verdi.Teklif 13 Ekim 1923 günü Meclis Genel Kurulunda görüşülerek kabul edildi. Ankara'nın başkent olarak belirlenmesi Cumhuriyet'in ilanı için de bir adım oldu.Kore'de Türk birliği Kore'ye gönderilen ilk Türk birliği 17 Ekim 1950 tarihinde Pusan Limanı'na ulaştı.Kuzey Kore, 25 Haziran 1950'de, Güney Kore askerlerinin sınırı geçtiğini öne sürerek savaş ilan etti.BM Güvenlik Konseyi, Güney Kore'nin acil yardım çağrıları üzerine toplandı ve yardım kararı aldı. Türkiye, bu kararın ardından ABD'den sonra Kore'ye asker gönderme kararı alan ikinci ülke oldu.Kore'ye gönderilecek Türk askeri birliğini oluşturmak üzere Ayaş'taki 241. Piyade Alayı'nın personel sayısı 5 bin 90 kişiye çıkarıldı.Tercihen gönüllülerden oluşan tugayın komutanlığına Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Alay Komutanlığına Piyade Albay Celal Dora getirildi. İskenderun'dan 25 Eylül 1950'de törenle uğurlanan ilk kafile, yaklaşık üç hafta süren deniz yolculuğunun ardından 17 Ekim 1950'de Kore'nin Pusan Limanı'na ulaştı.Kore Türk Tugayı'na, Seul'ün kuzeybatısındaki Munson bölgesinin güvenliğini sağlama görevi verildi.Türkiye'nin Kore'ye asker göndermesi, TBMM'nin 6 Aralık 1950 tarihli birleşimde, ''dünya barışını kurmak, korumak ve insanlığın emniyet ve huzurunun sağlanması amacıyla Türk askerinin BM orduları saflarına katılması'' yönündeki Başbakanlık Tezkeresi'nin kabulü kararına dayanıyordu.Belli başlı öteki olaylar12 Ekim1492- Cenovalı denizci Kristof Kolomb, karaya ayak bastı. Buraya ''Aziz Kurtarıcı'' anlamına gelen ''San Salvador'' adını verdi.1579- Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, bir Boşnak tarafından sarayında öldürüldü.1926- ''Lotus'' davasına ait Türk-Fransız karar anlaşmazlığı, Cenevre Uluslararası Mahkemesine götürüldü.1935- Ünlü İtalyan tenor Luciano Pavarotti doğdu.1956- ''Otuz Beş Yaş''ın şairi Cahit Sıtkı Tarancı, tedavi gördüğü Viyana'da 46 yaşında öldü.1958- Başbakan Adnan Menderes yurttaşlardan ''Vatan Cephesi'' kurmalarını istedi.1964- James Bond'un yaratıcısı İngiliz yazar Ian Fleming hayatını kaybetti.1984- IRA, Margaret Thatcher'in kaldığı otele bomba attı. Thatcher kurtuldu, 5 kişi öldü.1987- Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 84 yaşında vefat etti.1991- Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçov ile diğer cumhuriyet liderlerinin bir araya geldiği Devlet Konseyi toplantısında, ''KGB''nin lağvedilmesi' kararı alındı.2001- Orkestra şefi Hikmet Şimşek, 77 yaşında vefat etti.2004- İslami Cemiyet ve Cemaatleri Birliğinin yöneticisi Metin Kaplan, gözaltına alındığı Almanya'dan özel uçakla Türkiye'ye getirildi. 13 Ekim'de tutuklanan Kaplan, Bayrampaşa Cezaevine konuldu.2006- Fransa Ulusal Meclisinin sözde Ermeni soykırımının inkarının suç sayılmasına ilişkin yasa teklifini kabul etmesi tepkilere neden oldu.2007- Nobel Barış Ödülü, küresel ısınmaya karşı mücadelesiyle son dönemde öne çıkan eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore ve BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'ne (IPCC) verildi.2008- Gazeteci, spiker, radyo televizyon alanındaki ilk devlet sanatçısı Nedret Selçuker, İstanbul'da yaşamını yitirdi.2011- 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında, ''Geç Gelen Altın Portakallar'' ödül töreni yapıldı ve 1980 askeri darbesi nedeniyle yapılamayan 1980 yılı festivalinin ödülleri dağıtıldı. ''En İyi Film'' ödülüne ''Sürü'' filmi, ''En İyi Yönetmen'' ödülüne Zeki Ökten, ''En İyi Erkek Oyuncu'' ödülüne Tarık Akan ile Aytaç Arman, ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülüne Güngör Bayrak ve Melike Demirağ layık görüldü.2012- Nobel Barış Ödülü'ne Avrupa Birliği layık görüldü.2015- Usta oyuncu, komedyen Levent Kırca, 67 yaşında İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.2015- Nobel Ekonomi Ödülü'ne İngiliz iktisatçı Angus Deaton layık görüldü.2016- Eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, tedavi gördüğü Acıbadem Maslak Hastanesi'nde 70 yaşında hayatını kaybetti.2017- Üniversiteye Giriş Sınavının adı 'Yükseköğretim Kurumları Sınavı' olarak değiştirildi.2017- ABD, UNESCO'dan, örgütün 'İsrail karşıtı tutumunu' gerekçe göstererek çekilme kararı aldı.2017- Astana Süreci kapsamında, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde görev yapacak Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, gözlem noktalarını teşkil faaliyetlerine başladı.13 Ekim1911- İtalyanlar Derne'yi işgal etti.1914- Garrett Morgan gaz maskesini icat etti ve patentini aldı.1921- TBMM Hükümeti ile Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) arasında Kars Antlaşması imzalandı.1923- TBMM'de, Ankara'nın hükümet merkezi olması kararlaştırıldı.1955- Suna Kan, ''Viotti Keman Yarışması''nda birinci oldu. Yarışma, ünlü İtalyan kemancı Giovanni Battista Viotti adına düzenlenmişti.1968- Avustralya'ya ilk Türk işçi kafilesi hareket etti.1973- ''Halikarnas Balıkçısı'' Cevat Şakir Kabaağaçlı, 87 yaşında vefat etti.1983- 12 Eylül 1980'den sonra oluşturulan Danışma Meclisinin görevi sona erdi.1986- Tiyatro sanatçısı Kamran Yüce, 60 yaşında trafik kazasında öldü.1994- Mali Polis, Halil Bezmen'e ait trilyonlarca lira değerindeki antika, tarihi eser ve tabloyu, ABD'ye kaçırılmak üzereyken ele geçirdi.1995- Prag'daki Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda, 82 kiloda Hamza Yerlikaya Dünya Şampiyonu oldu.1995- İngiliz fizikçi Joseph Rotblat ve içinde bulunduğu anti nükleer grup, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.1996- Radikal gazetesi yayın hayatına başladı.1999- Gazeteci, sinema ve tiyatro yazarı Mahmut Tali Öngören vefat etti.2005- Barış Harekatı öncesi yıllarda Kıbrıs'ta beş yıl gizli Türk Mukavemet Teşkilatını yöneten ''Bozkurt'' kod adlı emekli Tuğgeneral Kenan Çoygun, 81 yaşında Ankara'da yaşamını yitirdi.2006- Anayasa değişikliğiyle milletvekili seçilme yaşı 25'e indirildi.2012- Türkiye'den KKTC'ye yıllık 75 milyon metreküp içme ve sulama suyu taşıyacak KKTC Su Temin Projesi'nin su geçişi ve kara yapılarının temeli, Mersin'in Anamur ilçesinde atıldı.2013- FIVB Kadınlar Dünya Kulüplerarası Voleybol Şampiyonası final maçında Vakıfbank, Brezilya'nın Unilever Volei takımını 3-0 yenerek, kupanın sahibi oldu.2013- Hindistan'ın Madya Pradeş eyaletindeki köprüde yaşanan izdiham nedeniyle 109 kişi hayatını kaybetti.2015- Filistin devletinin bayrağı, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde de göndere çekildi.2016- Körfez İşbirliği Konseyi, FETÖ'yü terör örgütü olarak niteleyerek, Türkiye'nin örgütle mücadelesini desteklediğini bildirdi.2016- İsveç Kraliyet Akademisi Bob Dylan'ın 'Amerikan müziğinde yeni şiirsel anlatım yarattığı için' Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldüğünü açıkladı.14 Ekim1808- Nizamı Cedid, Sekbanı Cedid adıyla yeniden kuruldu.1925- Türkiye'de ilk betonarme köprü, Menderes Nehri üzerinde yapıldı.1926- İstanbul'da ilk resmi nikah, Şehremini Muhittin Bey tarafından kıyıldı.1927- Türk Milli Futbol Takımı, Bulgaristan'ı 3-1 yendi.1944- Hitler'e suikastte rol alan Mareşal Erwin Rommel intihar etti.1947- ABD test pilotu Chuck Yeager, ses duvarını aştı.1973- Genel seçimler sonuçlandı. Cumhuriyet Halk Partisi 187, Adalet Partisi 148, Milli Selamet Partisi 48 milletvekilliği kazandı.1982- Yaşar Kemal, Fransa'da Uluslararası Cino del Duca Ödülü'nü aldı.1987- Uluslararası Atatürk Barış Ödülü, Federal Almanya Cumhurbaşkanı Richard von Weizsaecker'e verildi.1992- Rusya'nın en korkunç seri katili Andrei Chikatilo, 52 kadın ve çocuğu öldürmek veya yaralamak suçundan mahkum edildi. Chikatilo 1994'te idam edildi.1994- Nobel Barış Ödülü, Yaser Arafat, İzak Rabin ve Şimon Peres'e verildi.2003- Bağdat'ta Türk Büyükelçiliği yakınında bomba yüklü araç patlatıldı. Elçilik binası zarar gördü. Saldırgan öldü, altı kişi yaralandı.2004- Organize suç örgütü elebaşı Alaattin Çakıcı, tutuklu bulunduğu Avusturya'dan Türkiye'ye getirildi. Tutuklanan Çakıcı, Tekirdağ'da F Tipi Cezaevine konuldu.2005- Türk sinemasının kötü adamı olarak tanınan Bilal İnci, 69 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti.2006- Ünlü bestekar Prof. Dr. Selahattin İçli 83 yaşında vefat etti.2009- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Bursa'da oynanan Türkiye-Ermenistan 2010 Dünya Şampiyonası grup eleme futbol maçını izledi.2011- Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında İstanbul Tersanesi Komutanlığında inşa edilen ve 27 Eylül'de hizmete alınan Türkiye'nin ilk milli savaş gemisi ''TCG Heybeliada'' tanıtıldı.2013- Irak İnsan Hakları Bakanlığı, ülke genelindeki şiddet olaylarında bir yılda 158 çocuğun hayatını kaybettiğini, 854 çocuğun yaralandığını bildirdi.2016- Kayseri'de FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan 'Kimse Yok mu Derneği' yöneticisi eski astsubayın evinde bombalı saldırı planı hazırlığına ilişkin notlar bulundu.2016- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın Suriye'deki Himeymim Üssü'nü süresiz kullanmasını öngören anlaşmayı onayladı.2017- Galatasaray, Süper Lig'in 8. haftasında Atiker Konyaspor ile deplasmanda oynadığı maça 11 yabancı futbolcuyla çıkarak, Türk futbol tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. 1959 yılında başlayan Türkiye 1. Ligi'nde ilk defa bir takım, maça 11 yabancı futbolcu ile çıkmış oldu.2019- Eski İmar ve İskan Bakanı ve CHP milletvekili Ali Topuz, tedavi gördüğü hastanede 87 yaşında hayatını kaybetti.15 Ekim1917- Fransızlarca tutuklanan ve Alman gizli servisine bilgi verdiğini kabul eden Hollandalı dansçı Mata Hari (Margaretha Geertruida), askeri mahkemece yargılandıktan sonra kurşuna dizildi.1927- Gazi Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı'nda ''Büyük Nutuk''u okumaya başladı.1928- Almanya'dan hareket eden dünyanın en büyük hava gemisi Graf Zeppelin, Amerika'da New Jersey'e ulaştı. Uçuş 111 saat sürdü.1934- Mao Zedung'a bağlı yüz bin kişilik birlik, Çin'in güneydoğusundan kuzeydoğusuna kadar sürecek 10 bin kilometrelik ''Büyük Yürüyüş''e başladı.1937- Yeni harflerle basılan ilk kağıt paralar tedavüle çıktı. Üzerinde Atatürk'ün resmi bulunan 100 liralık banknotlar 1942'de tedavülden kaldırıldı.1958- Şair Asaf Halet Çelebi, 51 yaşında vefat etti.1961- Uluslararası Af Örgütü Londra'da kuruldu.1961- Yeni anayasaya göre Meclis ve Senato seçimleri yapıldı.1964- Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev, Karadeniz kıyısında tatildeyken görevden alındı. Yerini Leonid Brejnev aldı. Aleksey Kosigin başbakan oldu.1993- Nobel Barış Ödülü, Nelson Mandela ve Frederik de Klerk'e verildi.2006- Eski çalışma bakanlarından Prof. Dr. Cahit Talas vefat etti.2007- Nobel Ekonomi Ödülü, ekonomistlerin piyasaların iyi işlediği durumları iyi işlemediği durumlardan ayırt etmesini sağlayan mekanizma tasarım kuramını ortaya atan ve geliştiren ABD'li üç ekonomist Leonid Hurwicz, Eric Maskin ve Roger Myerson'a verildi.2008- Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, İstanbul'da vefat etti.2013- Filipinler'in orta kesiminde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 144 kişi öldü, 291 kişi yaralandı.2015 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları hakkındaki açıklamaları nedeniyle İsviçre'de ceza alması konusunda verilen ihlal kararıyla ilgili bu ülkenin yaptığı itiraz başvurusunu reddetti.2016- TOKİ öncülüğünde Ataşehir'de hayata geçirilen İstanbul Uluslararası Finans Merkezi'nde kamu ayağındaki ilk temel atıldı.2016- ABD Ulaştırma Bakanlığı, bataryası alev aldığı tespit edilen Samsung'un Galaxy Note 7 model akıllı telefonlarının uçaklara alınmasını yasakladı.2017- Kırgızistan'da cumhurbaşkanı seçimlerini Sosyal Demokrat Parti'nin adayı Sooronbay Ceenbekov kazandı. 2018- Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda kaybolmasıyla ilgili oluşturulan çalışma grubunda yer alan Türk ve Suudi yetkililer, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bir araya geldi. Ortak çalışma grubunda yer alan Suudi ve Türk yetkililer ayrı ayrı başkonsolosluk binasına gitti. İnceleme sürerken 2 minibüs ve 2 olay yeri inceleme aracıyla gelen uzman ekipler de başkonsolosluğa girdi.16 Ekim1793- Fransa Kraliçesi Marie Antoinette giyotinle idam edildi.1924- Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.1940- Varşova gettosu Nazi SS birlikleri tarafından kuruldu.1964- Çin, ilk atom bombasını patlatarak dünyanın dördüncü nükleer gücü oldu.1966- Türkiye-Sovyetler Birliği milli futbol karşılaşmasını Türkiye 2-0 kazandı.1970- Enver Sedat, Mısır Devlet Başkanı oldu.1981- Isparta Cezaevinden izinli çıkan Yılmaz Güney'in yurt dışına kaçtığı anlaşıldı.1990- Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mihail Gorbaçov, ''serbest piyasa ekonomisi''ne geçileceğini açıkladı.1994- Türk asıllı Alman vatandaşları Leyla Onur ile Cem Özdemir, Almanya parlamentosuna milletvekili seçildi.2003- Mustafa Kemal portreleriyle tanınan ressam Avni Arbaş, 84 yaşında İzmir'de öldü.2004- MKE'ye bağlı Çankırı Silah Fabrikasında Türkiye'nin ilk bomba atar silahı üretilmeye başlandı.2007- TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, TBMM Genel Kurulunda, 34 yıl aradan sonra ilk kez bir kadın milletvekili olarak Meclisi yönetti.2007- Brezilyalı ve Arjantinli paleontologlar, Arjantin'in Patagonya bölgesinde, 88 milyon yıl önce yaşamış, 32 ila 34 metre boyunda şimdiye kadar bilinmeyen bir türde dev bir otobur dinozorun fosilini bulduklarını açıkladı.2013- Güney Asya ülkelerinden Laos'ta iç hatlar seferini yapan bir yolcu uçağının düşmesi sonucu 44 kişi öldü.2015 - Asrın Projesi olarak ifade edilen KKTC'nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak 'KKTC Su Temin Projesi'nin açılışı Mersin'in Anamur ilçesinde yapıldı.2015 - Türk sinemasında birçok önemli filme imza atan Memduh Ün, 95 yaşında hayatını kaybetti.2015- Türkiye'nin 7. haberleşme uydusu Türksat 4B, Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden başarıyla uzaya gönderildi.2016- Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde terör örgütü DEAŞ'ın hücre evine yönelik operasyon sırasında yakalanacağını anlayan terörist, üzerindeki bombayı patlattı. Olayda 3 polis şehit oldu, 4'ü Suriye uyruklu 8 kişi yaralandı.2016- Milli motosikletçi Kenan Sofuoğlu, Dünya Supersport Şampiyonası'nın İspanya'daki 11. ayağını kazanırken en yakın takipçisi Randy Krummenacher'in yarış dışı kalmasıyla şampiyonluğunu ilan etti.2017- Irak merkezi hükümetine bağlı güvenlik güçleri, Kerkük'teki askeri üs ve petrol kuyularını almak üzere başlattığı operasyonla Kerkük'ün tamamını kontrol altına aldı.2017- Bilim insanları iki nötron yıldızının çarpışmasıyla oluşan katalizmik patlamada uzaya altın ve gümüş gibi değerli metallerin yayıldığını tespit etti.2018- Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında açılan ve karara bağlanan davada firari oldukları için dosyaları ayrılan eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve İlhan Tanır hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına hükmedildi.2019- Eski Turizm ve Tanıtma Bakanı, eski CHP milletvekili ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Orhan Birgit 92 yaşında hayata veda etti.17 Ekim1448- II. Kosova Savaşı başladı.1849- Polonyalı besteci ve piyanist Frederick Chopin öldü.1929- Nadir Han, Afganistan Kralı oldu.1933- Albert Einstein, Nazi Almanyası'ndan göçmen olarak Amerika'ya geldi.1938- Hastalığı iyice artan ve karın bölgesinde su toplanmaya başlayan Mustafa Kemal Atatürk, ilk ağır komaya girdi. Atatürk'e konulan teşhis sirozdu. Atatürk'ün sağlığıyla ilgili ilk ''Resmi Tebliğ'' de bu tarihte yayımlandı.1945- Juan Peron, Arjantin Devlet Başkanı oldu.1950- Kore'ye giden ilk Türk birliği, Pusan Limanı'nda sevgi gösterileriyle karşılandı.1951- Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol Londra'da imzalandı.1956- Türkiye, ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.1961- Paris polisi çok sayıda Cezayirli göstericiyi öldürdü ve bazılarını Sen Nehri'ne attı.1962- Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, siyasi Af Kanunu'nu imzaladı. 258 Yassıada hükümlüsünün tahliyesine başlandı.1972- Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı, 21 sanığa ağır hapis cezası verildi. Genel Başkan Behice Boran 15 yıla mahkum edildi.1975- BM, siyonizmin 'ırkçılığın bir biçimi' olduğu kararını aldı.2007- Avrupa Konseyi, Abdullah Oğuz'un yönettiği, Zülfü Livaneli'nin romanından uyarlanan ''Mutluluk'' filmini ''İnsan Hakları Ödülü''ne layık gördü.2008- Türkiye, Batı Avrupa Bölgesi'nden aday olduğu 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği seçimlerinde, Batı Avrupa grubunda 1. turda üçte iki çoğunluğu alarak 151 oyla BMGK'nin geçici üyesi oldu.2013- BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Nijerya, Çad, Litvanya, Suudi Arabistan ve Şili, BM Güvenlik Konseyi'nin 2014-2015 dönemi geçici üyeleri seçildi.2015- Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden fırlatılan Türksat 4B uydusundan ilk sinyal, Türkiye saatiyle 09.01'de İtalya'nın Fucino yer istasyonundan alındı.2016- Irak Başbakanı Haydar el-İbadi Musul'u DEAŞ'tan kurtarma operasyonunun başladığını açıkladı. Peşmerge güçleri, Hazır Cephesi'nde 7 köyü örgütten geri aldı.2017- 53. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nu (TUR 2017) BAE Takımı Emirates'in İtalyan bisikletçisi Diego Ulissi kazandı.2017- Terör örgütü PKK/PYD, Suriye'de DEAŞ'ın kalesi olarak bilinen Rakka'nın tamamını ABD destekli operasyonla ele geçirdi.2018- Şair-yazar Bahaettin Karakoç, Kahramanmaraş'ta tedavi gördüğü hastanede 88 yaşında hayatını kaybetti.2018- Duayen foto muhabiri Ara Güler, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında yaşamını yitirdi.2018- Başkentteki özel bir hastanede bir süredir kanser tedavisi gören eski milletvekili Prof. Dr. Oya Akgönenç vefat etti.18 Ekim1867- ABD, Alaska'yı Rusya'dan alarak topraklarına kattı.1892- Chicago ile New York arasında ilk uzun telefon hattı açıldı.1912- Trablusgarp Savaşı'nı sona erdiren Uşi Antlaşması imzalandı.1920- Türkiye Komünist Fırkası, Ankara'da resmen kuruldu.1931- Bilim insanı Edison 84 yaşında öldü.1949- Şair Enis Behiç Koryürek 58 yaşında vefat etti.1959- III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta yapıldı. Türkiye Serbest Güreş Milli Takımı 8 sıklette birinci oldu.1968- Dünya Olimpiyat Komitesi, iki siyah atleti (Tommie Smith, John Carlos) madalya töreni sırasında ''Kara Güç'' selamı verdikleri gerekçesiyle cezalandırdı.1996- Gazeteci yazar Kemalettin Tuğcu İstanbul'da öldü.2004- Türkiye'nin ilk kadın doğum uzmanı Dr. Pakize Tarzi 94 yaşında öldü. Türkiye'deki ilk özel kadın doğum kliniğinin kurucusu olan Tarzi, ''Boğazı yüzerek geçen ilk kadın unvanını'' da taşıyordu.2006- Türksat AŞ, Türksat 1B uydusunun ömrünün bittiğini ve uzay çöplüğüne gönderildiğini açıkladı.2007- Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile eşi Cecilia Sarkozy boşandı. Sarkozy, Fransa tarihinde görevi sırasında boşanan ilk cumhurbaşkanı oldu.2007- İngiliz sinema oyuncusu Deborah Kerr 86 yaşında öldü.2011- Türkiye'nin uzaya fırlattığı ilk milli yer gözlem uydusu RASAT'ın, dünyanın dört bir tarafından çektiği ilk görüntüler, TÜBİTAK'ın yer istasyonundan başarıyla indirilmeye başlandı.2015- 'Ankaralı Namık' ismiyle tanınan şarkıcı Namık Uğurlu, oturduğu evin balkonundan düşerek 39 yaşında hayatını kaybetti.2016- FETÖ'nün darbe girişiminin ardından başkentte konuşlu olduğu filo lağvedilen Hava Kuvvetleri Komutanlığının akrobasi timi SOLOTÜRK, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın emriyle Konya'ya taşındı.2017- Kanada'nın Quebec eyaletinde kadınların otobüsler dahil kamu alanlarında peçe takmaları yasaklandı.2019- Yazar, fikir adamı Nuri Pakdil, üst solunum enfeksiyonu nedeniyle tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi'nde 85 yaşında hayatını kaybetti.
Reklam