Daha Okumadıysanız!.. Türk Edebiyatı'na Damga Vuran 20 Büyük Eser
Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, her yıl farklı bir konuda düzenlediği geleneksel yıllık soruşturmalarının sekizincisinin sonuçlarını Şubat-Mart, 44. sayısında açıkladı. 249 yazarın katıldığı bu geniş soruşturma sonunda ortaya çıkan 40 kitaplık liste, bir belge olma niteliğinde. Edebiyatımızın ve toplumumuzun en değerli nesneleri olma özelliğindeki bu eserlerin listesi; hem meraklısı, hem de edebiyatla yeni tanışanlar için başvurulacaklar arasında. Not: Bu liste de diğer tüm listeler gibi kimisine eksik gelebilir. Doğaldır da; çünkü edebiyat çok kişisel bir şeydir. Yorumlarınızla bu listeyi tamamlada  yardımcı olursanız sevinirim. İşte ilk 20: _Kaynak: http://notoskitap.com/notos-44/_
1915 Rusya'sı 1300 Kostüm
“Kurt Seyit ve Şura”nın geçen salı yayınlanan ilk bölümü, hikayesi ve yıldız kadrosu kadar sinema kalitesindeki görüntüleri ve mekan seçimleriyle de ses getirdi. Özellikle dönem kostümleri, seyirciyi bir masal dünyasına sürükledi. Kurt Seyit ve Şura, uzun hazırlık döneminin sonunda izleyiciyle buluştu. Dizi, oyunculuklar kadar görselliğiyle de beğeni topladı. 1915 Rusya’sını her detayıyla yansıtan kostümler, 20 terzi tarafından üç ayda Türkiye ve Rusya’da dikildi.Kumaş seçiminden ayakkabı detayına kadar toplam beş aylık bir süreçte hazırlanan 1300 parça kostüm, çekimlerin devam ettiği Rusya’ya iki TIR’a yüklenerek götürüldü. Sadece erkek figürasyon kostümleri Rusya’dan temin edildi. 250 adet erkek, 250 adet kadın ayakkabısı ile takılar da yine diziye özel olarak Türkiye’de üretildi.kaynak:http://gecce.com/
İlginç Saç Tıraşlarına Maruz Kalmış 35 Bahtsız Kişi
Hepimizin böyle ilginç saç tıraşı yaptırdığımız zamanlarımız olmuştur. Fakat bu dönemlerde bir hata yapıp bu anları ölümsüzleştirdiyseniz ve hatta bu fotoğrafları okul yıllığı gibi yerlerde kullandıysanız hep böyle hatırlanacaksınız.İşte saçlarını ilerde pişman olacak şekillere sokmuş 35 kişi...
Burçların Renkleri
Her burcun kendine has bir rengi var. Burçlar kendilerini bu renklerle daha mutlu ediyor, bu renkler sizi temsil ediyor.İşte burçların renkleri…Koç burcuSavaşçı Mars’ın yönettiği Koç burçları için en ideal renk kırmızıdır. Bilhassa kırmızının açık tonları tamamen bu burcun mensuplarına hitap eder.Boğa burcuLüksün ve bolluğun kraliçesi olan Venüs’ün yönetimindeki Boğa burçlarının rengi yeşildir. Yeşil, Boğaların çok sevdiği güveni, parayı ve doğayı temsil eder.İkizler burcuZekayı ve hareketliliği temsil eden Merkür, İkizler burçlarının yöneticisidir. Bu burçtaki kişiler civa gibi hareketli ve hızlıdır. Renkleri gümüş, mavi, gri ve sarıdır.Yengeç burcuZarafet, temizlik ve anaçlık timsali Ay, bu burca mensup kişilerin yöneticisidir. Yengeç burçları yönetici gezegenlerinin rengi gibi beyaz ve krem renklerini ve diğer açık renkleri tercih etmelidirler.Aslan burcuGüçlü güneşin yönetiminde olan Aslan burcu mensupları tıpkı yönetici gezegenlerinin renkleri gibi sarı, turuncu ve kırmızı renkten hoşlanırlar. Ayrıca her türlü parlak ve gösterişli renkte onlar için uygundur.Başak burcuTemiz, detaycı ve sağlıklarına titizlenen kişiler olan Başak burcu mensupları için yeşil renginin dingin tonları uygundur. Ayrıca mavi, kahverengi ve gri renkleri yöneticileri olan Merkür’den dolayı Başak burcunun renkleridir.
Reklam
Kadınları Cinsellikten Soğutan 10 Neden!
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat ,8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile kadınlarda cinsel sağlık konusunu ele alan son araştırma sonuçlarını açıklıyor “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor. 27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6'sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi. Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40'ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar! Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var! Üstelik sorun bununla da sınırlı değil. Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor. Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor. Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”. KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor: 1- İlişkideki duygusal problemler 2- Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar 3- Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar 4- Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi) 5- Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi) 6- Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar) 7- Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri 8- Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı gibi) 9- Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak 10- Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile ağrı hastalıkları ve vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor. En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor. Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor. Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor. Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor. Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor. 2002 yılından itibaren Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle: Cinsel İstekte Azalma %24 KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL! Kadınlarda cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor. Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor. Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor. Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor. Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor. Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması) sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor. Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip. Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor. Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor. Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor. Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor. Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor. Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak. Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak. Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor. Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var. Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor. Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?
70'lerini sürerken 2003 yılında hayata veda eden Cournut, ruh sağlığının toplumsal yönüyle ilgilendiği ömrü boyunca sayısız kitaba imza atmış ve yine Fransız psikanaliz edebiyatının en önemli ödülü olan Maurice Bouvet'yi de almıştı. Bu en çok ilgi gören kitabında, erkeklerin kadınlardan neden korktuğunu, mitolojiden edebiyata, antropolojiden sosyolojiye, psikolojiden felsefeye kadar pek çok açıdan, neredeyse bir feminist titizliğiyle inceleyen Cournut, şöyle diyor: 'Dünyada sağduyudan daha fazla ve en iyi paylaştırılmış şey cinsiyet farklılığıdır. Bu farklılık erkeklerin tarih boyunca kadına hükmetmesine neden olur. Neden? Erkekler kadınları egemenlikleri altında tutarlar çünkü onlardan korkarlar!' Ona göre söz konusu korkunun pek çok çeşidi var; mesela erkekler kadınlardan, penislerine sahip olmak istediklerini düşündükleri için korkuyorlar. Ya da sadık olmamalarından çekindikleri için... Babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin olmadıkları için... Kadınların şeytansı, gizemli, tılsımlı olduğuna inandıkları için... Edilginliği 'kadınsı' buldukları için... Ama hangisi ağır basarsa bassın, ona göre erkekler, aslında kadınlardan gerçekten neden korktuklarını bilmedikleri için korkuyorlar! Hemen hatırlatalım: Aşağıda bazı alıntılarını bulacağınız bu teze daha başlığı görür görmez karşı çıkacak erkeklerin sayısı milyarları bulabilir; ama görüştüğümüz erkekler bunu itiraf etmekten korkmadılar..Tatmin edememe korkusuKadınların cinsel açıdan gözü doymaz varlıklar olduğu ve erkeklerin onları tatmin etmede büyük güçlük çekecekleri fikri evrenseldir. (...) Ortaçağ tarihçileri yapıtlarında karıları tarafından zehirlenen bir sürü prensin öyküsüne yer vermişler, harem dairesinde mayalanan binbir çeşit büyüye değinmişlerdir (...) Tarihçiler bu korkuya görünüşe bakılırsa üstü kapalı ama varlığı bayağı hissedilen bir korku daha eklerler: 'Her akşam yatağına giren gözü doymaz şehvetini tatmin edebileceğinden emin olmadığı o Havva...'Kadınlar şeytansıdır korkusuBu konu kadının kutsanmasıyla bir gidiyor, Cournut'ye göre. Meryem Ana, Laura ve Beatrice gibi azizelerin ve şehitlerin karşısında Kirke, Medeia, Erinyes, Lorelei gibi, Çılgın Mag ve hem ilk anne hem de yakıp yıkıcı Pandora olan Hint tanrıçası Kan İçici Kali gibi ne kadar da çok şeytansı kadın var! Hazreti İsa'nın kadınlara gösterdiği saygıya her zaman değiniliyor ancak Cournut onun cinsel yaşamı hakkında hiçbir şey bilinmediğinin altını çiziyor. Bu şeytansı kadın tasarımının karşısında bir de antitez var: Meryem Ana. İdeal ana-kadın. 'Yani hiç günah işlememiş, yani cinselliğe hiç bulaşmamış.' En azından o kimseyi korkutmuyor!Penisimi istiyor korkusuCournut'ye göre erkekler kadınların erkeklere baktığında kendilerinde bir şeyin eksik olduğuna inandıklarına inanırlar. Kadın ne ister? Sahip olmadığı penisi! Erkekler Freud'a göre kadınların 'hadım edilmiş dişi'yi simgelediklerine inandıkları ölçüde, onların karşısında hadım edilme korkusuna kapılırlar. Bu korkuyu savmak için de kadınları niteliklerle, mücevherlerle, fetişlerle ve ayrıca annelik vasfıyla süsleyip donatırlar. Korkuyu önlemenin diğer bir şekli de kadınların cinselliğinden yararlanmaktan ibarettir. Bu yararlanma nevroz gelip de ya erkekte ya da kadında süreci aksatmadığı müddetçe iki tarafa da keyif verir. Ancak kabul edilmelidir ki her halükárda gizemli bir geri plan varlığını korur: Kadın ne ister?Sadık değil korkusuErkeklerin en azından bir kadını kendilerine mal etme, ona sahip olma ya da onun tarafından sahip olunma, onunla birleşme, ona bağlanma, onu koruma konusundaki ısrarları sürer ve bu duygulara genel olarak aşk denir. Ne var ki bu aşk, birazcık bulanık olması halinde, tehdit altında değilse bile daima az ya da çok kırılganlık gösterir. Peki ama neden, her yönüyle bir huzur ortamı ve karşılıklı güven sağlanmış görünürken bile sürekli bir sadakatsizlik kuşkusu erkekleri kemirir? Bunun altında her erkeğin hayatının ilk kadınıyla yani annesiyle yaşadığı geçmiş yatar. Erkeğin kalbine bir mülkiyet duygusu kök salmıştır ama yitirilmiş bir mülkiyet; çünkü o kadın ona daha doğmadan önce ihanet etmiştir. Erkek o andan itibaren güvensizdir artık. Kendisi baba olduğunda ise anne-çocuk ilişkisinde dışlanmış olduğunu görür ve güvensizliği daha da artar. Zamanında bu anne bu çocuğa kendisiyle ihanet etmiş olsa dahi...Herakles'in kadınlığı, Helene'in muzafferliğiEski Yunan'da, yani Atina'da kadın yoktur, kadın yurttaş kabul edilmez. Ama muzaffer erkeklikli kahraman Herakles kendi içinde kadınlığın da olduğunun farkına varır. Kraliçe Omphale'nin dizlerinin dibinde iplik büker, onun entarisini giyer ve Nessos'un gömleğini sırtına geçirdiğinde 'bir kadın olarak acı çeker.' Erkekler Herakles'in acılı kadınlığından korkar. Helene ise en güzel ve en arzu edilen kadındır ama onca yiğit -erkek- savaşçının hayatına malolan Truva savaşı onun yüzünden patlak vermiştir. Erkekler Helene'in muzaffer kadınlığından da korkar.Baba gerçekten ben miyim korkusuHamileliğin ve doğumun çıplak gerçeğinden erkekler hiçbir şey anlamazlar. İçinden önce acı, sonra mutluluk içinde küçük bir canlı varlığın çıktığı şişmiş bir karın karşısında erkekler kendi kendilerine böylesi olayların nasıl gerçekleşebildiğini sorarlar. Bilimsel yaklaşımın uyanışıdır bu; arzunun nedeni unutulur ve araştırılır. Kuşkusuz hiçbir şeyden emin olunamaz. Bu durumda erkekler anlamadıkları sürece karşılık simgeseli icat etmişlerdir. Ben bebeğe sadece bir yaşam vermiyorum, ona bir ad da veriyorum. Kendi adımı, atalarımın, kanımın, toprağımın adını. Kadınlar kadın kalsınlar ve anneler bebeklerini emzirsinler. Bundan böyle fallik düzen hüküm sürsün. Bununla birlikte, anneliğin tartışılmaz olmasına karşılık, biyolojik babalığın kaynağında, belirsizlik, kendinden menkullük, dilek, günahsız bakire hamileliği ve kutsal hukukun egemenliğine ilişkin büyüsel düşünce yatar.Korkar ama yine de severlerErkekler kadınlardan korkarlar ve yine de çoğu kez onları sevmekten alamazlar kendilerini, diyor Cournut. İşin bu yanı, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde en apaçık biçimde gün ışığına serilebilir paradokslardan biri: Aşk... Cournut, aşkın tüm hallerini, sorularını, paradokslarını anlattıktan sonra, şöyle bir sonuca varıyor: Aşk duygudur, eylemdir, doruktur, paradokslardır ve karşılıklı söylenen sözcüklerdir. Bu, çoğu kez, anlaşılmayan şeyden daha az korkulmasını sağlar...Tehlikesiz hale getirmeye çalışırlarErkekler; onları kadınlara açıkça ya da sinsice egemen olmaya kışkırtan bu dişiyi şeytandan arındırmayı denemek üzere birbirlerine her zaman hikayeler anlatıp durmuşlardır: Kuramsal, bilimsel, ahlaki vs. hikayeler. Yani korkuyu setlemek ve iktidarı haklı çıkarmak üzere anlatılan, aldatıcı girişimler olmaktan öteye gitmeyen hikayeler... Hiç kuşkusuz sayılamayacak kadar çok olan bu hikayeler dünyanın her tarafında, çeşitli mitlerde, ideolojilerde ve dünya görüşlerinden sayısız biçimler altında ama ortak temeller çerçevesinde boy gösterirler.Bunlardan da korkuyorlar:Kadınların hayvani, vahşi bir cinselliğin ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna inanırlar. Kadınlar cinsel doyuma ulaştığında, bunun hiçbir zaman noktalanmayacağı izlenimine kapılırlar.Sırlara ve tılsımlara sahip, gizemli varlıklar olduklarını düşünürler.Ölümün (ama aynı zamanda yaşamın ve 'gerçek' değerlerin) ete kemiğe bürünmüş hali olduklarına inanırlar.Kadınlardan korkan erkekler, gerek onları ülküleştirdikleri, gerekse tehlikeli buldukları için onlara yaklaşmakta tereddüt ederler.Erkekler edilginlikten korkarlar; çünkü edilginliğin aşırı kadınsı olduğunu düşünürler.Milliyet
Reklam
‘Çirkin kadın yoktur’ sözünü kanıtladı
Makyaj her kadını değiştirir, güzelleştirir ama bu derece bir fark yaratabileceğine inanmak gerçekten zor. Bu görüntü, biraz bakım, modern bir saç stili ve birkaç makyaj hilesi olduğu sürece gerçekten çirkin kadın yoktur dedirtiyor. Ünlü oyuncu Naomi Grossman'ın film için girdiği inanılmaz haller görenleri hayrete düşürüyor. FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Reklam
Haftanın Teknoloji Karikatürleri
etiket
Her hafta olduğu gibi bu hafta da internet ve teknolojinin günlük hayatımıza etkileri, sosyal medya bağımlılığımız ve bilgisayar kullanım alışkanlıklarımıza yönelik esprili göndermeler içeren paylaşımlarımız sizleri bekliyor. İşte sizler için bir araya getirdiğimiz eğlenceli içerikler... SDN
Reklam
NASA'nın Yayınladığı Nefes Kesen 10 Uzay Fotoğrafı
NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi, geçtiğimiz günlerde ödül alan ve gişe rekorları kıran 'Gravity' filmine atfen flicker'da 'gravity' başlıklı fotoğraflar yayınladı.Uluslararası Uzay İstasyonu, Uzay Mekiği, NASA astronotları ve uzaydan yakalanan Dünya'nın çeşitli görüntüleri gerçekten nefes kesici...
Reklam
24 Sıradışı Köpek Kıyafeti
Her evcil hayvan sahiplenen insan, diğer insanların köpeklerine kedilerine bakarak suratlarında oluşan gülümsemeyi görmek ister. Bu köpeklerin sahipleri durumu biraz abartmış.
Britney Spears'ın Yoga Hareketleri
Britney her zaman fit ve mükemmel bir vücuda sahip olmuştur. Bunu ise günlük 60-90dk'lık yoga egzersizleriyle sağlıyor. İşte size Britney'in her gün yaptığı yoga hareketleri.kaynak:http://www.shape.com/
Reklam