Genç Yaşta Yapılan Makyaj Cildi Mahvediyor
Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Teoman Erdem, popüler kültürün etkisi ile küçük yaşta makyaj yapıldığını vurgulayarak, “Derinin gelişimi 17-18 yaşına kadar sürüyor. Özellikle küçük yaştaki kız çocuklarının derileri daha ince olduğu için makyaj emiliyor” dedi.Erdem, yaptığı açıklamada, kadınların yılda ortalama 2 kilogram kozmetik ürün kullandığının tespit edildiğini belirtti.Kozmetik ve makyaj malzemelerinin yaklaşık 800′den fazla zararlı madde içerdiğini kaydeden Erdem, tespit edilen zararlıların 30 bin adet olduğunu belirtti.Erdem, kozmetik ürünlerinin başlıca 3 yan etkisi olduğuna dikkatleri çekerek, “Birincisi, bilhassa yağlı kozmetik ürünler, ‘sivilce’ dediğimiz akne yapıyor. ikinci olarak zararlı maddeler deride kızarıklık yapıyor. üçüncü yan etkisi de kesinleşmiş değil ama kanser yaptığına dair bulgular var” diye açıkladı.Vazelin ve parafin içerikli kozmetik ürünlerinin derideki gözenekleri kapatarak sivilce oluşturduğunu anlatan Erdem, “Ağır ve her gün yapılan makyaj, pudra ve kapatıcı ürünlere bağlı da sivilce oluşabiliyor” diye açıklamada bulundu.kaynak:  724saglik.org/sağlık haberleri
Karbonatın Saça Faydaları
Diş ve cilde yaptığı olumlu etkilerinin dışında karbonat saç için de son derece yararlıdır. Karbonatın saça faydaları arasında saçların yağlanma problemini gidermek, kepeği engellemek ve saçları yumuşatmak yer alıyor.Karbonatı saça nasıl uygulayacağız?2 tatlı kaşığı karbonatı 1 bardak suda eriterek saçlarınızı şampuanlıyormuş gibi bu karışımla yıkayıp birkaç dakika sonra durulayın. Uyguladığınız bu işlemden sonra saç diplerindeki yağlanma farkedilir seviyede azalacak, kepek sorununuz ortadan kalkacak ve daha canlı saçlara sahip olacaksınız. Saçları kuru olan kişiler için karbonat miktarı yarı yarıya azaltılarak kullanılmalıdır.kaynak:  724saglik.org/bakım
Dosya: 10 Maddede Atanamayan Öğretmenlerin Sorunları
Türkiye öğretmen yetiştirmede; İlköğretmen Okulları, Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları gibi özgün öğretmen yetiştirme modellerine sahip bir ülke olmasına rağmen 1980'li yıllara kadar, hemen her öğretmenlik alanında 'öğretmen açığı' sorunu yaşanmış ve bunu gidermek üzere, farklı dönemlerde farklı çözümler üretilmiştir.  1981'de yürürlüğe giren 2547 Sayılı Yükseköğretim Yasası ile öğretmen yetiştiren tüm kurumlar 'eğitim fakülteleri' çatısı altında üniversite bünyesine alınmıştır. Eğitim fakültelerinin, ilk yıllarda daha çok ortaöğretim branş öğretmeni yetiştirecek şekilde yapılanması, temel eğitimde öğretmen açığına, ortaöğretim alanında istihdam fazlalığına yol açtı. Yaşanan istihdam sorununu çözmek için ortaöğretim öğretmenliğine atanacak öğretmenler 'yeterlilik sınavı' ile seçilmeye başlandı, böylece Türkiye'de ilk kez 1980'li yıllarda 'atanamayan öğretmenler' sorunu gündeme geldi. Günümüzde ise atanamayan öğretmenlerin sorunları hala devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, savunmasını 'kapasitemiz genişledikçe, boşluk oldukça almak zorundayız' diyerek yapıyor. TBMM'de ise bu sorun birçok kez dile getirilmiş ancak çözüm bulunamamıştır.
Güvenli bölgenizden dışarı çıkabilmek için 10 öneri
Güvenli bölgenizden dışarı adım atabilmek için; alışılagelmişin dışına çıkmanız ya da korkularınızı yenebilmek için normalde size rahat hissettirmeyen bir şeyler denemeniz gerekir.Başarıyı bir yaşam tarzı olarak benimsemiş kişiler, sınırlarını zorlamaktan ve yeni şeyler denemekten çekinmeyen kişilerdir. Çünkü farklı sonuçlar almak için, farklı şeyler denemek gerekir. Kalıpların dışına çıkmak, eski alışkanlıklardan vazgeçmenin de eğlenceli bir yoludur.Peki güvenli bölgenizin dışına çıkabilmek için neler yapabilirsiniz? Uplifers olarak güvenli bölgenizin dışına çıkmanıza yardımcı olması için listelediğimiz önerilerin bazıları oldukça basitken, bir kısmı daha fazla çaba ve cesaret gerektiriyor olabilir. Kimi ise tamamen anlamsız olabilir, ancak denedikten ve yaptıktan sonra size iyi hissettirecekleri kesin.Devamı: http://www.uplifers.com/guvenli-bolgenizden-disari-cikabilmek-icin-42-oneri/#ixzz39V5A4tOp
Cinsel yaşamı renklendirmek için her odayı değerlendirin
Cinsel hayatınızı renklendirmenin en etkili yollarından biri, farklı şeyler denemektir. Cinselliği yatak odası dışında yaşamaksa, farklılığın ta kendisi.Evinizin her yönü cinsellik açısından oldukça davetkar olabilir. Bu fikir size cazip geliyorsa ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, Uplifers olarak hazırladığımız önerilere bir göz atın.Devamı: http://www.uplifers.com/cinsel-yasami-renklendirmek-icin-odayi-degerlendirin/#ixzz39UxPBbgx
Reklam
Çevrenizdeki sosyopatları tanıyabilmeniz için 7 ipucu
Sosyopatlık genellikle, aşk, suçluluk, utanç ya da pişmanlık gibi sosyal duyguların eksikliğiyle karakterize edilen psikolojik bir bozukluktur. Sosyopat kişiler, ahlaki sorumlulukların ve vicdan duygusunun eksikliğini çeker.Uplifers olarak, manipülasyon ve ele geçirme konusunda oldukça başarılı olan sosyopatları tanımanıza yardımcı olacak ipuçlarını bir araya getirdik.Sosyopatlar, çevresindekileri etkileme ve manipüle etme konusunda uzmandır. Yaptıkları ve anlattıkları şeylerin inandırıcı kılarlar. İstediklerine ulaşma yolunda karşılarındakini manipüle etmekten çekinmezler ve bu yol açacağı zararları önemsemezler. Sosyopatların kurbanlarına soğuk kanlı şekilde yaklaşabilmeleri, ahlaki değerlerden yoksunlukları sayesinde olur.Devamı: http://www.uplifers.com/cevrenizdeki-sosyopatlari-taniyabilmeniz-icin-7-ipucu/#ixzz39UvMRP5J
Reklam
Reklam
Birinci Dünya Savaşı'nda Yaşanan Sivil Kayıpların Anısına Buzdan 5000 Heykelcik
Brezilyalı heykeltıraş Nele Azevedo Birinci Dünya Savaşı'nda yaşamını yitiren sivil erkek ve kadınlar için bir anma töreni düzenledi. Bu törende gönüllülerin de yardımıyla  Birmingham, Chamberlain Meydanı'na 5000 buzdan heykelcik yerleştirildi. Heykellerin buzdan olmasının sebebini sanatçı Azevedo şöyle açıklıyor; '' Benim heykellerim her zaman hatırlanan kişileri anmak için değil, unutulanları hatırlamak için yapıldı.'' Sivil kayıpların anısına yapılan herhangi bir anıt olmadığı ve unutulduklarını düşünen sanatçı heykelleri buzdan yaparak bu konuya dikkat çekmeye çalışmış.  İşte karşınızda '' Eriyen Heykeller'' çalışması...
Hoşgeldin Bebeğim!
Cilt özelliği Doğumdan sonra deri normal renginden daha mor görülebilir. Bebeğinizin cildi yetişkinlere göre daha pembe ve daha hassastır. Doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğinizin cildinde ortasında sarı bir alan bulunan kırmızı lekeler görülebilir. Bu lekeler yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkar ve 15 günde kaybolurlar, tamamen zararsızdırlar. Görme ve işitme yeteneği Bebeğiniz doğumdan itibaren görme, işitme, koku ve tat alma yeteneğine sahiptir. Böylece ilk birkaç gün içinde annesini bu duyuları ile tanımayı öğrenecektir. 15 – 20 cm’den net bir şekilde, daha uzaktan ise siluet şeklinde görebilirler. Bebeklerin çoğunda göz yaşı 2. ayda başlar. Fotoğraf çekimi sırasında flaşın bebeğinizin gözlerine zararlı olduğu yönünde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ağlama nedenleri Bebeğiniz kendini ağlayarak ifade eder. Ağlaması oldukça doğal ve olmasını beklediğimiz bir davranıştır. Bebeğiniz genellikle acıktığında, altı kirlendiğinde ya da gazı olduğunda ağlar, bu ağlamalar bize uyarı niteliği taşır. ‘Acıktım besle, altımı değiştir, gazımı çıkar’ mesajlarını verir. Bunların dışında bütün bu sorunları ortadan kaldırdığınız halde nedensiz gibi gelen ağlamaları olabilir. Bebeğinizin fiziksel ihtiyaçları dışında, manevi tatmine de ihtiyacı vardır. Bunu karşılamak için çok fazla bir şeye ihtiyacınız yok, sadece kucağınıza alıp, şefkat, sevgi ve o sıcaklığı hissettirerek sizinle zaman geçirmesi sağlamanız yeterli olacaktır. Yatış pozisyonları Bebeğinizin yatağı içine gömülmeyecek kadar sert olmalıdır. Doktorunuzun önerisine göre ince bir yastık kullanabilirsiniz. Bebeğinizi, besleme sonrası ve özelikle sizin takip edemeyeceğiniz saatlerde (gece) sırtını ince bir yastıkla destekleyerek, yan tarafına yatırmanız gerekir. Bebeğiniz yoruldukça sağ-sol yan olarak pozisyonunu değiştirebilirsiniz. Gündüz ve sizin gözle takip edebileceğiniz durumlarda kısa süreli olarak yüz üstü yatırabilirsiniz. Yenidoğanın davranışları Yenidoğan bebeğinizde; çene titremesi, alt dudağın içe dönmesi, hıçkırık, düzensiz solunum, öksürme, hapşırma, esneme, sesli uyuma, irkilme, ağlarken el ve kollarının titremesi, ağladığında ve üşüdüğünde morarma gibi durumlarla karşılaşabiliriz. Vücut özelliği Yenidoğan bebeğinizin kafası bedene oranla daha büyüktür ve normal doğan bebeklerde kafa şekli doğum kanalından geçtiği için bozuk olabilir. Kafasında yumuşak kısımlar vardır (bıngıldak). Bacaklar içe doğru kıvrık olabilir, çenesinde ve burun çevresinde yağ kabarcıkları olabilir (milia), kuyruk sokumu bölgesinde morluklar olabilir (mongol lekesi). Bütün bunlar normaldir. Kilo kaybı Bebeğinizin ilk bir haftada, doğum kilosunun %10′unu aşmayacak oranda kilo kaybetmesi normaldir. Bundan sonra kilo almaya başlamalıdır. Doktor kontrollerinizde bunun takibi yapılacaktır. İlk çiş, kaka İlk kakası siyahımsı koyu yeşil ve yapışkandır buna mekonyum denir. 2-3 gün sonra anne sütü aldıkça kaka sulu, hardal sarısı rengine dönüşür. Anne sütü alan bebekler her emzirme sonrasında ya da 4-5 günde bir kaka yapabilirler. Bebeklerin günde 7-8 defa idrar ve kaka yapmaları kilo alımları da iyi ise annesinin sütünün yaradığının göstergesidir. Memelerde şişlik, vajinal kanama, akıntı Anneden geçen gebelik hormonlarının etkisiyle, hem kız hem erkek bebeklerin göğüslerinden süt gelebilir şişlik ve sertlik oluşabilir, ovulmaması, sıkılmaması gerekir. Kız bebeklerde vajinal akıntı hatta kanama bile görülebilir, bu durumda anneden bebeğe geçen hormonlardan kaynaklanmaktadır ve normaldir. Erkek bebeklerin yumurtalıklarını örten deri şiş görülebilir. 6-12. aylarda bu durum düzelir. Erkek bebeklerin % 4′ünün testisleri henüz inmemiştir. Bu durumun mutlaka doktor tarafından izlenmesi gerekir. Oda ısısının ayarlanması Oda ısısının 22-26 derece arasında olması uygundur. Bebeğinizin sağlığı için bulunduğu ortamda sigara içmemeye dikkat ediniz. Yenidoğan sarılığı Bebeklerin %60′ında 2.-3. günlerinde ciltlerinde sarılık görülür. Fizyolojik sarılık olarak tanımlanan sarılık tipi zararsızdır. Ancak sarılığa neden olan bilirubin maddesi kan uyuşmazlığı gibi bazı durumlarda tehlikeli düzeylere yükselebilir ve tedavi gerekebilir. Sarılığın fizyolojik olup olmadığını aile cilt renginden tahmin edemez bu yüzden mutlaka doktor kontrolü gerekir. Bebeğinizden kan alınarak bilirubin seviyesine bakılır. Bilirubin sonucuna göre gerekiyorsa bebeğiniz fototerapi tedavisine alınır.
Hızlı Akne Tedavisi Nasıl Yapılır?
Hızlı akne tedavisi, aknelerin hızlı tedavisi için, hızlı akne tedavisi nasıl olur, ede akne tedavisi nasıl yapılır aknelerin yarattığı cilt üzerindeki problemlerin giderilmesinde işine yarayacak öneriler yazımızın devamında saklı. Cilt güzelliğine gölge düşüren akne tedavisi için uzmanların önermiş olduğu hızlı akne tedavi yöntemlerini düzenli olarak kullanın. Akne hızlı tedavi Evde hızlı akne tedavisi Aknelerin hızlı bir şekilde tedavisini sağlamak için güzellik uzmanları düzenli olarak her hafta cilt temizlik ve soyma yani diğer adıyla peeling yapılmasını tavsiye ediyorlar. Cilt üzerindeki ölü deriler temizlik ve soyma işlemi sayesinde aknelerin cilt üzerinden uzaklaştırılmasına muavenet ediyor. Evde akne tedavisi için aspirin kullanabilirsiniz. Aspirin de hızlı akne tedavisinde etkili çözüm yöntemlerinden bir tanesidir. 5-7 adet aspirini bir bardak suyun içinde ekleyip iyice ezin ve daha sonra içine bir kaç kaşığı organik bal da ekleyip yüzünüze sürün. 15 dakika sonra cildinizi temizleyin. Aknelerin hızlı tedavisi için süt de kullanabilirsiniz. Süt tenin daha iyi görünmesini sağlar. Yarım bardak esmer şekeri 3 çay kaşığı süt ve 1 çay kaşığı organik bal ile karıştırın ve cildinize sürün. 10-15 dakika sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.
Reklam
Reklam
Sivilcelerle İlgili Bunları Biliyor musunuz?
Ergenlikte yaygın olmakla beraber sivilce problemi her yaşta görülebilir. Sivilce hakkında hepimizin az çok bilgisi var. Özellikle çeken bilir diyelim! Cilt bakım markası Clean & Clear’de sivilce ve cilt bakımı ile ilgili doğru ve yanlışları ayırmış. Okuyalım… Siyah noktalardan sıkarak kurtulunabilir. – YANLIŞ Kesinlikle hayır. Siyah noktalardan kurtulmak için özel olarak formüle edilmiş ürünlerle cildinizi sabah akşam yıkamak, siyah nokta temizleyici losyonlar ile silmek ve gözeneklerinizi tıkamayan bir nemlendirici kullanmak gerekir. Çikolata yemek sivilcelere neden olur. – YANLIŞ Çikolata, pizza ve kızartma gibi belli yiyecekler sivilcelere neden olmaz. Fakat bunları çok miktarda meyve ve sebze ile birlikte sağlıklı ve dengede yemek önemlidir. Sağlıklı beslenme cildinizi de sağlıklı yapar. Makyaj temizleme ürünleri cildimizi temizlemek için yeterlidir. – YANLIŞ Makyaj temizleme ürünleri makyajı temizler, ancak cildin derinlemesine temizliğe ihtiyacı vardır. Bu yüzden makyaj temizleme ürünlerinin yanında her gün iyi bir temizleme ürünü kullanılmalıdır. Sivilceleri patlatmak izlere neden olur. – DOĞRU Sivilceyi patlatmak, enfeksiyonun yayılmasına ve büyümesine neden olmanın yanında kalıcı izlere de yol açabilir. Regl döneminde sivilceler artış gösterir. – DOĞRU Bu dönemde hormon dengesi değiştiği için regl döneminden 2-7 gün önce sivilcelerin görülmeye başlaması normaldir. Sivilce cildin kirlenmesinden kaynaklanır. – YANLIŞ Sivilcenin tek nedeni cildin kirlenmesi değildir. Kir, yağ ve ölü hücreler gözenekleri tıkar ve kıl kökü dibinde yağ birikmeye başlar. Bu olay, cildin üzerinde kabartılar, beyaz ve siyah noktalar olarak adlandırdığımız problemleri meydana getirir. Tıkanmış kıl kökleri bakterilerin üremesini de destekleyici ortamlardır. Aşırı bakteri üremesi cildin yüzeyinde kabartı, kırmızılık veya sivilce görüntüleri oluşturur. Cildimizi çok sıcak su ile yıkamak gereklidir – YANLIŞ Çok sıcak su, yağ ve kirin gözeneklerden uzaklaştırılmasına yardımcı olur fakat cilt için iyi değildir. Yüzünüzü günde 2 defadan fazla yıkayarak sivilcelerin sayısını azaltabiliriz. – YANLIŞ Cildinizi çok sık yıkamanız cildinizi kurutacağı gibi sivilce problemini ciddileştirerek daha fazla sivilce oluşumuna sebep olabilir. Cildiniz yağlandığında kurutmanız gerekir. – YANLIŞ En önemli nokta cildinizi temiz tutmanızdır. Cildin yağ üretimi yaşamsal bir olaydır. Bu yüzden yağlı cildinizi kurutmak için günde 2 seferden fazla yıkamak, sivilcelere diş macunu sürmek, limon sıkmak cilde zarar verir. Cilt çok yağlı beslendiğimiz için parlar. – YANLIŞ Yetersiz cilt bakımı, hormonal değişiklikler, ergenlik, stres gibi faktörler yağ bezelerinden fazla sebum salgılanmasına ve cildin yağlanmasına neden olur.Kadınca
Makyajınızı Nasıl Temizliyorsunuz
Yüz derisi, vücudumuzu kaplayan tüm deriye oranla çok daha küçük bir alandır. Buna rağmen, hem kozmetik olarak (kırışıklık, leke, iz) hem de dermatolojik (sivilce, alerji, egzama, uçuk vs.) sorunları en fazla yaşayan bölgedir. Çünkü yüzümüz çevreden gelen her türlü etkiye açıktır. Yüz bakımının bu kadar özel olmasının en başta gelen nedeni budur. Makyajın temizlenmesi cildimiz için çok önemlidir. Birçok tanıdığımın, özenle makyaj yapmak için her gün yarım saatini ayırdığını biliyorum. Ama aynı insanların makyaj çıkarmak için 5 dakikayı bile fazla bulduğunu da biliyorum. Benim size tavsiyem, makyajınızı eve gelir gelmez temizleyin. Sonra uykunuz gelince bu işlerle uğraşmak zor gelir. Üstüne üstlük, tatlı tatlı çöken uykunuzu kaçırabilir. Cildi temizlerken, hafifçe bir yağ tabakası bırakan temizleyicilerin kullanılması iyi değildir. Bunlar gözeneklerin tıkanmasına ve siyah noktaların oluşmasına yol açarlar. Bu nedenle temizleme ile nemlendirmeyi bir arada vadeden ürünleri kimseye tavsiye etmiyorum. Cildinizi temizledikten sonra aşırı kuruluk olması, gerginlik hissi de sakıncalıdır. Bu kuruluk uçuklara, egzamaya zemin hazırlar. Bu hatayı özellikle cildi sivilceli olanlar yapıyorlar. Cildimi kurutursam sivilcelerde kurur zannederek, ciltlerini tahriş ediyorlar. Bu tutumun sonucu, nemsiz kalan bir cilt ve zamansız kırışıklıklar oluyor. Kullandığımız tüm ürünlerin suda çözülebilir nitelikte olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Suda çözülmeyen makyaj malzemelerinin temizlenmesi zor hatta imkansızdır. Sahne makyajı tere ve suya dayanıklıdır. Bunlar günlük yaşama uygun değildir. Bu tip makyajın çıkarılabilmesi için yağ bazlı temizleyiciler kullanmak zorunda kalırız. Birçok sivilceli hastam, ciltlerini pürüzsüz göstermek için günlük hayatlarında bu tip ağır makyaj malzemeleri kullanıyorlar ve bir kısır döngü içine düşerek zaten sorunlu olan ciltlerini bozmaya devam ediyorlar… Cilt temizliğini tamamlayan tonikler önemlidir. Temizleme losyonları ve jellerini kullandıktan sonra cildimizde kalan makyaj artıklarını ve diğer kirleri temizlerler. Tonik uygulaması ardından süreceğiniz nemlendiricinin emilimini artırır. Tonik tek başına da cildi hafifçe nemlendirir, rahatlatır, sakinleştirir. İyi bir tonik alkolsüz ve kokusuz olmalı, sürdükten sonra yanma ve kızarıklık yapmamalıdır. Daima kokusuz temizleyicileri tercih edin. Koku parfüm demektir. Parfümlerin alerji yapma ihtimali yüksektir. Antiseptik sabunlar yüz temizliğinde kullanılmamalıdır. Hele kalıp sabunlar boyun üstü yani yüz derisi için kesinlikle uygun değildir. Bunların Ph’ı 9-10 civarındadır. Oysa cildimiz için ideal Ph oranı 5,5 -7 arasındadır. Kalıp sabunlar siyah noktalara yol açarlar. Kokulu sabunlar alerji yaparlar. Gliserinli sabunlar el temizliği için özellikle hassas ve çok yıkanan eller için uygundur ama yüz yıkamak için uygun değildir. Zeytinyağlı sabunların da Ph’ı yüksektir. Yüz yıkamaya uygun değildir. Yemekten sonra ağzınızı sabunlama alışkanlığınız varsa ağız çevresi tahriş olur ve uzun vadede lekeler oluşur. Yüzünüzü temizledikten sonra ne kuruluk olmalıdır ne de yağlı bir his. Bunu test etmek için yüzünüzü yıkadıktan sonra ağzınızı açın. Aşırı gerginlik hissediyorsanız cildinizi kurutmuş olduğunuza emin olabilirsiniz. Ilık su cildi yatıştırır. Sıcak su cildi tahriş eder. Soğuk su cildi canlandırır ve uyarır. Uyarılmak bazen yararlıdır ama her zaman iyi değildir. Siz en iyisi, makyajınızı temizlerken ılık su kullanın. Sert su içindeki kalsiyum ve magnezyum oranı fazladır. Biliyorsunuz bulaşık makinelerinin tuz oranını çeşme suyunun sertliğine göre ayarlarlar. Çamaşır makinelerinde da kireç çözücüler kullanırız ama suyumuz sertse, lavabolarımızda, küvette zamanla çöken bir tabaka oluşmasını önleyemeyiz. Bu tabakanın yüzümüzü de etkilediğinden kuşkunuz olmasın. Saçımızı yıkadıktan sonra saçta gıcır gıcır bir ses olur. Bunun tek nedeni kireçtir. Peki, cildimiz ne olacak? Cildimizin porselenlerimiz ve çamaşırlarımız kadar değeri yok mu? En iyisi daire girişine suyu yumuşatmak için bir cihaz takmak herhalde. Bu size zor geliyorsa, hiç olmazsa yüzünüzü yıkarken içme suyu kullanabilirsiniz.Kadınca
Kuru Ciltlerin Bakımı Nasıl Yapılmalı?
Bazı insanlar doğuştan bazı insanlar ise yaşam koşulları veya değişen havalar nedeniyle kuru cilde sahiptirler. Peki, kuru bir cilde sahipseniz nasıl bakım yapmalısınız? Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Cansel Köse Gürer, bu cilt tipine uygun temizleme ve nemlendirme aşamalarını anlattı. Temizlik aşaması: Cilt bakımında ilk adım her zaman temizliktir. Kuru cilt bakımında da temizlik önemlidir. Yağlı ciltlerin aksine kuru cilt temizliğinde yumuşak temizleyiciler veya nemlendirici özelliği olan arındırıcılar kullanılması daha uygun olur. Cildi tahriş etmeden, nemini muhafaza ederek cildi temizlemek önem taşır. Kuru cilde sahip olanlar sıcak su yerine ılık su tercih etmeli ve daha kısa süreli banyolar yapmalıdırlar. Nemin özellikle kış aylarında daha da düşmesi kuruluğun artmasına neden olur, bu nedenle kuru cilde sahip olanlar bu dönemlerde daha fazla bakıma ihtiyaç duyarlar. Ayrıca bol bol su içmek ve Omega 3 yönünden zengin besinler tüketmek cilt yapısını destekler. Nemlendirme aşaması: Kuru cilde yapılan uygun temizliğin ardından cildi nemlendirmek gerekir. Cilt yıkandıktan sonra hafif nemliyken krem sürmek nemi hapsedecek ve daha etkili olmasını sağlayacaktır. Nemlendiricilerin seramid, gliserin, hiyaluronik asit, mineral yağlardan zengin olması etkiyi artırır. Güneşten koruyucuların da benzer şekilde kuru cilde uygun içerikleri olması kişinin konforunu yükseltir. Cildin yalnızca belli bölgeleri kuruysa… Cildi tamamen kuru olmayabilir. Kuruluk belli bölgelerde yoğunlaşmış, diğer bölgelerde daha az olabilir. Buna ‘karma cilt’ denir. Pratikte çoğu kişi bu cilt yapısına sahiptir. Kuru ciltte, kuruluğun olduğu bölgeler üzerinde durmak daha doğru olacaktır, diğer bölgeleri ise fazla yağlandırmamak ve gerekli bölgelere bakım yapmak gereklidir.Kadınca
Doğum Sonrası Forma Girmenin Yolları
Doğum sonrası uygulanan bilinçsiz diyetler ise annede kas kaybına, çeşitli hastalıklara yol açarken anne sütünün de kesilmesine neden olmaktadır. Doğumdan sonra uzman kontrolünde uygulanacak sağlıklı beslenme programı ile ideal kiloya kavuşulması önemlidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Şefika Aydın Selçuk, yeni annelere sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Anne sütünü azaltmayacak ve kilo aldırmayacak şekilde beslenilmeli Doğumdan sonrası emzirme dönemi çok önemlidir. Bebeğin beslenmesinin etkilenmemesi için anne sütünü azaltmayacak kaliteli bir beslenme planı uygulanmalıdır. Tahıl, süt, sebze, meyve ve et grubuna mutlaka yer verilmelidir. Üç ana öğün düzeni sağlanarak bu çeşitlilik sağlanmalıdır. Et grubuna öğle ve akşam yemeklerinde tavuk, balık ve kırmızı et ile yer verilebilir. Sebzeler, salata ya da yemek olarak tüketilebilir. Sabah kahvaltıda süt ve peynir mutlaka olmalıdır. Bunun dışında ceviz, fındık, badem de önerilmektedir. Her üç öğünde de mutlaka ekmek ve salata olmalıdır. Ekmek yerine bazen sıvı volümünü artırmak amacıyla çorba tüketilebilir. Diyet için 4 ay bekleyin Doğumdan sonra ilk aylar annenin ve bebeğin uyku düzeninin oturtulmaya başladığı dönemdir. Bunun için hemen (çoğunlukla 4 aya kadar) bir diyet programı uygulanmasını önerilmemektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler. Çoğunlukla bebekleri için ilgilendikleri için bu dönemde saatlere ve listeye uymaları oldukça güçleşmektedir. Özellikle bu dönemde saatleri düzenlemekte anneler zorlandığı için listeye bağlı kalamamaktalar. Bunun için başta bir listeye bağlı kalmasından çok sıvı alımının artırılması, tahıl, süt, sebze gibi gruplara yer verilmesi konusunda dikkatli olunabilir. Uygulanan diyet programı ile emzirme dönemi devam ettiği için annenin ayda 2-2,5 kg bile vermesi yeterlidir. Önemli olan verilecek olan hedef kiloyu başta çok yüksek tutmamaktır. Saat 07.00-09.00 arası kahvaltı, 12.00-14.00 arası öğle yemeği, 18.00-20.00 arası akşam yemeği yenilmesine özen gösterilmelidir. Hangi besinden ne kadar tüketmelisiniz? Annenin günlük alması gereken kalori emzirme döneminde kilosu bazında değişkenlik göstermektedir. Genelde günlük 2.000 kaloriyi bulabilmektedir. Çünkü emzirme ile de 300-400 kalori kaybının da karşılanması gerekmektedir. Örneğin; et ve et gruplarından birer köfte kadar et 70 kaloriye denk gelmektedir. Süt grubu ortalama 150 kalori gibi hesaplanmaktadır. Anneler bir dilim ekmek 70 kalori, bir kase çorba 150 kaloriyi bulabilir. Çorbalar çok yağlı yapılmamalıdır. Meyveler emzirme döneminde gaz yapabileceğini düşünerek komposto olarak önermekteyiz. Meyvelerin bir porsiyonu 45-50 kaloridir. Sebze grubu da ortalama 60-70 kaloridir. 4 kaşık sebze yemeği 70 kaloriye denk gelmektedir. Etli bir sebze yemeği ise bunun kalorisi 150′yi bulabilmektedir. Bir öğünde 8 kaşık sebze yemeği ya da 4-4 olarak iki öğüne dağıtarak tüketilebilir. Bol sıvı alımına öze gösterin Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir. Doğum kilolarınızı atmanızı sağlayacak öneriler Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir. Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir. Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir. Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır. Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir. Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer. Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir. Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.Kadınca
Reklam