onedio
Reklam
Acilen Dernekleşmesi Gereken 14 İnsan Tipi
Biliyorum ki bu listedekilerden en az birisi sensin. Ya da çok yakınlarda illa ki böyle birileri var, inkar etmeye gerek yok. Aslında bir çoğumuzun yaptığı ya da tanık olduğumuz, gündelik yaşam içerisinde sık sık denk geldiğimiz ama birisi söyleyince de 'hakikaten ha!' dediğim davranışlar bunlar. Buyurun kendinizi bulun.Kaynak: https://tr.instela.com/dernek-kurmasi-gereken-insanlar--554900
Reklam
22 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Reklam
Google Maps'te Karşılaşılan, Çıplak Bir Adamı Andıran Tuhaf Bina
Google Maps'i bilmeyen yok. İnsanlara sunduğu özellikler sayesinde, uzaklar yakın oldu. 'Yaa acaba Zimbabwe nasıl bir yer?', 'Çin Seddi'ne bir bakalım' dediğinizde hemencecik uydu görüntülerini size sunuyor. Tabii arada tuhaf yapılarla, ilginç şekillerle de karşılaşıyoruz. İçeriğimizde, onlardan birini göstereceğiz.
Öğrencilerine İlham Vermek İsteyen Öğretmenin En Kral Ressama Bile Diz Çöktürecek 7 Çalışması
Reddit kullanıcısı olan Nate100100, Wyoming'te ortaokul öğretmeni. Öğrencilerine ilham vermek için kendi sanatçı kimliğini ön plana çıkarmış. Her gün tebeşirle, tahtaya sanatını yansıtıyor. Herkes gördükten sonra tahtayı siliyor. ''Silineceğini bilmek aslında biraz iyi bir duygu.'' diyen Nate ''Kağıda ya da herhangi bir şeye bunu aktarma derdim yok, çocukların görmesi önemli benim için.'' demiş.
Reklam
Arkeologların Ortaya Çıkardığı, Aşırı Rahatsız Edici 10 Şey
Arkeolojinin bazen ürkütücü bir meslek olduğunu hiç düşündüğünüz mü? İnsan ırkının oldukça şiddet dolu bir tarihi mevcut. Eski uygarlıklar üzerinde çalışan çoğu arkeolog, insanlık tarihinin en rahatsız edici ve en kötü olaylarına rastlayabiliyor. Sizin için derlediğimiz o rahatsız edici bulgular.
Reklam
Tacizlere Dayanamayıp, Erkeklerden İntikam Alan 12 Kadın Daha
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19781275.asp Konya’nın Ereğli ilçesine bağlı Ziya Gökalp mahallesinde oturan Atatürk Lisesi 1’inci sınıf öğrencisi B.I. (16), iddiaya göre önceki sabah annesi ve ablası hastaneye gittikten sonra evde inşaat işçisi babası A.İ.I. (41) ile yalnız kaldı.3’ü kız 4 çocuk babası A.İ.I., B.I.’ya cinsel tacizde bulunmak istedi. Mutfağa kaçan B.I., babası içeriye girince bir bıçak aldı ve babasının sırtına sapladı. Kızı tarafından 4 yerinden bıçaklanan A.İ.I., kan kaybından öldü. Arbede sırasında eli kesilen B.I., babasının cesedini çarşafa sarıp, bodruma indirdi ve üzerini çuvallarla örttü.
Nöbetçi Eczane Arayan Emre Belözoğlu'ndan Kaçmak
Ekşi Sözlük'te yayınlanmış olan yazı. Gerçek midir, kurgu mudur orası bilinmez fakat baya başarılı.arkadaşlar bir itirafta bulunmak istiyorum. hem belki bir şekilde konunun muhattabına da ulaşır, bir işe yarar. üzerinden de seneler geçti, artık daha fazla içimde tutamayacağım.bir gün nöbetçi eczane arıyodum..kapalı olan bi eczanenin camına yaklaştım herkes gibi, adresi aldım, tam gideceğim sırada “biliyo musun sen orayı?” dedi biri. bi baktım emre belözoğlu. “biliyorum tabii ya takip edin beni” dedim. anlamsız bi artistlik geldi bana. inanılmaz havaya girdim. bi kaşım havada falan. sanki eczaneye değil, dünyayı kurtarmaya gidiyorum.ben önde, emre belözoğlu ve ünsüz arkadaşları arkada..gidiyoruz gitmesine fakat büyük bir problem var. ben o adresi o kadar da bilmiyorum. o an emre’yi falan bi anda öyle karşımda görünce işte biliyorum deyiverdim. bunlar da çok hızlı bindiler arabaya, bişey diyemedim. kendilerini yaklaşık bi 10 dakika dolaştırdım. nereye gitsem arkamdalar. emre gerçekten adam adama markajın hakkını veriyordu. öyle ki bazen dikizden baktığım zaman kendisini ve arkadaşlarını arka koltukta görüyordum.zaman geçtikçe adresten de, nöbetçi eczaneden de umudumu kestim. artık tek derdim 10-15 dakikadır arkamda dolaştırdığım emre belözoğlu’na bu durumu nasıl açıklayabileceğimdi. camım bozuk olduğu için mecburen durmak zorundaydık, ama duracak pek de bir yer bulamadım. bi ara yanyana geldik..emre camı açtı, ben ağzımla ve elimle “abi ben bulamadım eczaneyi siz gidin isterseniz” dedim. yağmur da çok bastırdığı için ellerim, hareketlerim falan çok anlaşılmıyor. o da bana ‘camı aç camı’ işareti yapıyor. ulan ben bilmiyo muyum camı açmayı, bozuk işte napıyım olum diyorum içimden, “abim cam bozuk be güzel abim” diyorum dışımdan. demiyorum aslında, baya yapıyorum. baya elimle kolumla her şeyi yapıyorum.her neyse emre bana “tamam” falan yaptı, okey yaptı böyle anladı beni. sonra ben de hemen e-5’e bağlandım. ilginçtir emre de bağlandı. gidiyorum..o da geliyor. geçmiyor beni. yavaşladım, orta şeride geçtim, o da geçti. sağa geçtim, o da geçti. gidiyoruz..muhtemelen bana gidiyoruz ve işin kötüsü emre bunu eve vardığımız zaman anlayacaktı. aslında bi ara, evin orada arabadan inip “emre bey kusura bakmayın siz beni yanlış anladınız o an galiba. ben bulamadım abi eczaneyi. çok da anlatmaya çalıştım ama..bence şöyle yapalım, dilerseniz ben sizi bu gece misafir edeyim arkadaşlarla beraber, sabah olunca da önce kahvaltımızı yaparız, sonra evden çıkar beraber en güzel eczaneye gideriz abi. ne dersiniz??” demeyi düşündüm. hatta şöyle sonunda da göz kırpma işaretiyle gülerim dedim, sempatik olur “;)”. hatta iki parantezli “;))”. ama hayalimde bile bi dövdüler beni..öyle böyle değil, nası vuruyorlar anlatamam… o yüzden bu anlamsız tekliften hemen vazgeçtim.tekrar yanyana gelmeye çok çalıştım ama başaramadık. dikizden emre'ye bakıp elimi kolumu kaldırıyordum fakat malesef emre sürekli 'tamam koçum arkandayız' gibi hareketler ve mimikler şeklinde karşılık vermeye devam ediyordu. e-5'te kenara çekme gibi bir ihtimal olmadığı için de, geriye tek çare kalıyordu: emre belözoğlu'ndan kurtulmak. çünkü gerçekten çok vakit geçti, çok dolaştık. artık bu saatten sonra bunun hiçbir açıklaması yoktu. sonunda büyük dayak vardı.her şeyi göze almıştım. emre belözoğlu’ndan kaçacaktım. hayvan gibi gitmeye başladım. o da arkamda. muhtemelen hani onları hızlıca eczaneye yetiştirmek için bastığımı düşünüyorlar, g.tümden ve arka koltuktan ayrılmıyorlardı. yediğimiz kornaların, küfürlerin ve küfre benzer selektörlerin haddi hesabı yoktu.henüz 15-20 dakika önce sakin sakin ilaç almaya çıkmışken, bu noktaya nasıl gelmiştim inanılır gibi değildi. hayır allah korusun kaza yapsalar, emre’ye bişey olsa, fenerbahçe şampiyonluktan olsa ne olacaktı? nasıl bir belanın içindeydim? nasıl bir sorumluluk vardı üzerimde?? hepsi nöbetçi eczaneler yüzünden. 24 saat pasta bulabildiğimiz bir şehirde, geceleri hasta olmak yasaktı adeta. gözüm dönmüştü. bunun gerçekten geri dönüşü yoktu. hele şu anlamsız kovalamacadan sonra mümkün değildi anlatmam artık bu durumu.emre bazen kayboluyor, fakat yaklaşık 15-20 saniye sonra yine arkama yapışıyordu. evi falan da geçtim, beylikdüzü’ne kadar basmışım en son. bilmediğim sokaklara girdim, oradan başka sokaklara, oradan çıkmaz sokaklara. çıkmaz sokakta indim. arabadan inip koşmaya başladım. bi apartmanın bahçesine saklandım. hoşlandığım kızın, markette beni elimde 32’lik tuvalet kağıdıyla görmemesi için saklandığım gibi saklanıyor, uzaktan arabayı kesiyordum.nefes nefeseyim. allah kahretsin böyle geceyi. bi kadın “kime bakmıştın evladım” dedi. “fenerli emre gelecek de ona bakıyom teyze” demedim tabii..”babamları bekliyorum teyze” dedim. kadın hiç inanmadı. ama anladım ki emre alıştığı kırmızı kartlarına yenilerini eklemiş..görünmüyor ortalarda. maç resmen bitmiş, benim sahada işim ne..çıktım sahadan, el salladım tribündeki teyzeye. o camı kapattı perdeleri çekti, çok büyük renk geldi hayatına.emre’den kurtulmasına kurtulmuştum ama aramın kötü olduğu ünlüler arasına uğur ışılak’tan sonra onu da katmıştım. uğur ışılak’ı da bi gün bi yerde görünce yanına gidip “uğur ışıldak??” demiştim, sonra uzaklaştırdılar beni oradan. o gece biraz daha vakit geçirip, önümden çok arkama bakarak eve gittim.evden bi 4-5 gün çıkmadım, fenerin maçlarına bakamadım. sanki emre attığı her golden sonra kameralara koşup “seni bulacağam oğlumm seni bulacağamm lan şerefsizzzzzzz!!!” şeklinde parmak sallayacak gibi geliyordu. sevinme emre, lütfen öyle sevinme. hem bu kadar gol sevincinin olduğu yerde, birileri boşa seviniyor bence.işte o günden sonra kendisine hep gerçekleri açıklamak istedim. olur da bu yazıyı okursa, o denyo benim işte. kusura bakma.
Bi de Böyle Çek Kanka: İki Sincabın Vizör Karşısına Bilerek Geçmiş Gibi Verdiği 14 Poz
Yetenekli doğa fotoğrafçısı Rus Vadim Trunov, bugüne kadar yüzlerce doğa fotoğrafı çekmiş ancak bu galeridekiler diğerlerinden biraz farklı. Farklı dememin sebebi ise birbirleriyle oynayan ya da fotoğraflarını çeken sincapların kadrajda olması! Karlı bir ortamda çekilen fotoğraflarda sincaplar kartopu yapıp, cevizle voleybol oynuyorlar. Başarılı fotoğrafçının diğer çalışmalarını görmek için https://500px.com/vadimtrunov adresine göz gezdirebilirsiniz.
Reklam