Öğrenci Değişim Programlarına Gideceklerin Kulağına Küpe Olması Gereken 10 Tavsiye
Exchange (değişim) programlarına başvurma kararı verildikten sonra kendinize sormanız gereken ilk soru kesinlikle bu. Bu soruyu insanlar zaman zaman atlayıp şehirlerin büyüsüne ve popülaritesine göre kararlar verebiliyor ve bu durum tahmin edilebileceği üzere pek olumlu sonuçlar doğurmuyor. Kendinize karşı net olun, nasıl bir exchange istiyorsunuz? Sürekli dışarı çıkıp, partilerden parti beğendiğiniz bir dönem mi yoksa daha çok sessiz sakin geçirdiğiniz ve bulunduğunuz şehrin kültürünü yaşamak istediğiniz bir dönem mi yaşamak istiyorsunuz? İkisini de birlikte yapabileceğiniz bir dönem tabi ki de seçenekler arasında. Bu noktada eğer ilk önceliğiniz eğlence ise kesinlikle öğrenci şehirleri olarak anılan şehirlerdeki üniversiteler sizin için iyi bir seçenek. Ben öyle çok parti insanı değilim, biraz da kafamı dinleyip etrafımı izlerim diyenler için ise Avrupa’nın neredeyse tüm büyük şehirleri güzel bir seçenek olabilir. Daha somut olması için örnek veriyorum, Uppsala her 5 insandan birinin öğrenci olduğu, haftanın her günü başka bir parti olan Hogwarts’taki Gryffindor, Slytherin, Ravenclaw ve Hufflepuff benzeri nation’ları olduğu için kesinlikle başkent Stockholm’e göre daha iyi bir öğrenci hayatı sunuyor. Buna karşın Uppsala’da yaşadığınız bir exchange döneminde Stockholm’de yaşadığınızda edinebileceğiniz kültürel deneyimleri elde etme ihtimaliniz daha düşük. Stockholm burada biraz hatalı bir örnek oldu, çünkü gece hayatı gerçekten çok güzel bir şehir ve ikisini de birlikte yapma şansını size sunuyor ama demek istediğim az çok anlaşılmıştır. Aynı örneği Tilburg-Amsterdam ekseninde de düşünebiliriz. Yine en başa dönüyorum, ne istediğinizi ve nasıl bir dönem geçirmek istediğinizi gitmeden önce net bir biçimde belirleyin.