onedio
Didim'de Sıcak Havayı Fırsat Bilenler Denizin Keyfini Çıkardı
AYDIN (AA) - Aydın'ın Didim ilçesinde sıcak havada sahillerde yoğunluk oluştu.Termometrelerin 28 dereceyi gösterdiği kentte, güzel havanın tadını çıkarmak isteyenler sahilleri doldurdu.Yerli ve yabancı turistler, dünyaca ünlü Altınkum Plajı'nda güneşlenip yüzdü.Bazı vatandaşlar da tekne turlarına katılıp koylarda yüzmeyi tercih etti.
Reklam
Fidanlarını Aldığı Ülkeye Meyvelerini İhraç Edecek
ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Antalya'da tropikal meyveler üzerine üretim yapan Hüsnü Çakır, denemek için İngiltere'den fidanlarını getirdiği narenciye türlerinin meyvesini, bu ülkeye ihraç etmeye hazırlanıyor.Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde (BATEM) turunçgil ıslahı ve yetiştiriciliği konusunda çalışan Dr. Zeynep Eryılmaz, tropikal bölgelerde yetişen ve C vitamini değeri yüksek olduğu belirtilen limelerin farklı türleri üzerine çalışma gerçekleştirdi.Islah edilerek, Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde dikimi yapılan narenciyelerin ilk denemelerinde başarılı olundu. Girişimci Hüsnü Çakır da İngiltere'de limelerin çeşitleri üzerine eğitim aldı, fidan getirtti.Çakır, Serik ilçesinde bahçe kurarak, meyvenin 7 türünü üretmeyi başardı.BATEM ile koordineli şekilde üretimini sürdüren Çakır, iki yılda ürün elde etti. Meyvelerin numunesini İngiltere'ye gönderen Çakır, buradan yoğun talep gelince, ülkede tropikal meyveler üzerine şirket kurdu. Antalya'da üretilen yeni narenciye çeşidi, kargo uçakla İngiltere'ye gönderilecek.İngiltere'de kilogramı 180-200 liradan alıcı bulduğu belirtilen yeni narenciye çeşidi, dünya mutfaklarının yanı sıra ilaç sanayisinde de yoğun olarak kullanılıyor.'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz'Üretici Çakır, AA muhabirine, bahçesinde Avustralya Parmak Limi olarak da bilinen finger, blood, kaffir ve rangpur başta olmak üzere limenin 7 çeşidini yetiştirdiğini söyledi.Yeni tür narenciye üretimine meraktan başladığını anlatan Çakır, 'Geçen sene iç piyasaya verdik. Lüks oteller alıyor, özellikle Alman ve İngiliz oteller zinciri çok tercih ediyor. Bu yıl ürünlerin tamamını, kargo uçakla yurt dışına götüreceğiz. Kilogramını 180-200 liradan alıyorlar. Numune gönderdim, çok beğendiler.' dedi.Limelerin dünya mutfağında kullanıldığını belirten Çakır, 'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz. Sürekli başında meyve ve çiçek var. Zirai ilaç kullanmıyoruz. Portakal, mandalina veya limondan elde ettiğimiz geliri bu yeni narenciye türleriyle 6'ya, 8'e katlıyoruz. İlk etapta İngiltere'ye satacağız. Almanya, İsviçre ve Fransa'dan da talep var.' diye konuştu.BATEM Müdürü Abdullah Ünlü de turunçgil yetiştiriciliğinde virüsten ari fidan üretimiyle üreticilere uzun yıllardan beri destek olduklarını, yeni narenciye türünün üretimi için de talep edenlere fidan desteği sağlayacaklarını söyledi.'Ağacın tüm parçalarının sanayisi var'Turunçgiller üzerine çalışma yürüten Zeynep Eryılmaz da yeni bir tür olan limelerin artık Türkiye'de yetiştirilebildiğini dile getirdi.Eryılmaz, limelerin dünya ticaretinde oldukça önemli yere sahip olduğunu bildirdi.Finger Lime'nin (Avustralya Parmak Limi) 'turunçgillerin havyarı' olarak da isimlendirildiğini belirten Eryılmaz, şunları kaydetti:'Yıl boyunca çiçek açıyor. Tropik iklimlerde 12 ay meyve veriyor. Diğer turunçgillerden farkı, özellikle son yıllarda yapılan araştırmalara göre besin içerikleri daha değerli. Tadı, aroması diğer turunçgil türlerine göre daha üstün. C vitamini değeri çok daha yüksek. Tatlı ve ekşi çeşitleri var. ABD ve Avrupa ülkeleri ile Rusya'da çok yoğun tüketiliyor. Yaprakları, çekirdekleri dahil ağacın tüm parçalarının sanayisi var.'
Ara Güler, Vefatının 2. Yılında Anılıyor
İSTANBUL (AA) - BERK ÖZKAN - Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler, geride bıraktığı birbirinden renkli fotoğraf kareleri ve zamana meydan okuyan arşiviyle vefatının ikinci yılında anılıyor.Duayen foto muhabiri Ara Güler, 90 yaşında 2 yıl önce aramızdan ayrılmıştı.Birçok fotoğraf sanatçısı ve foto muhabirine ilham veren ve sayısız fotoğrafa imza atan Güler, 17 Ekim 2018'de hayata gözlerini yummuş, eşsiz fotoğraflarıyla da 68 yıl zamanı adeta mühürlemişti.İstanbul'da 16 Ağustos 1928'de doğan Güler, ismini 'yakışıklı Ara' olarak bilinen Ararat Kralı Ara Geghetsik'ten almıştı.Henüz lisedeyken film stüdyolarında sinemacılık üzerine her dalda çalışarak yönetmen ve oyun yazarı olma hayaliyle Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kurslarına devam eden Ara Güler, 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazetecilik yaşamına başladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Güler, 1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevini üstlendi. Hayat dergisinde fotoğraf bölüm şefi olarak çalışmaya başlayan Güler, 1953'te Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansına dahil oldu.İngiltere'de yayımlanan 'Photography Annual Antolojisi', merhum foto muhabiri Ara Güler'i 'Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı'ndan biri olarak tanımlarken, aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği de tek Türk üye olarak kabul etti.'Master of Leica'Güler, 1962'de Almanya'da çok az fotoğrafçıya verilen 'Master of Leica' unvanını kazanırken, İsviçre'de çıkan Kamera dergisi de kendisine özel bir sayı ayırdı.Mariana Noris'in 1953'te ABD'de basılan 'Young Turkey' adlı yapıtında fotoğrafları kullanılan Güler'in, 1967'de Japonya'da çıkan 'Photography of the World' antolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotoğrafı yayımlandı.Güler'in, Kanada'da 1967'de açılan 'İnsanların Dünyasına Bakışlar' sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen 'Renkli Fotoğrafın On Ustası' adlı sergide; aynı yıl Almanya'da Köln'de Fotokina Fuarı'nda da yapıtları sergilendi.'Turkey' adında fotoğraf albümü 1970'te Almanya'da yayımlanan Ara Güler'in, sanat ve sanat tarihi konularındaki fotoğrafları ABD'de Time-Life, Horizon ve Newsweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı.Picasso'nun 90. yaş günü için foto-röportajını yaptıAra Güler, 1971'de Lord Kinross'un 'Hagia-Sophia' (Ayasofya) kitabının fotoğraflarını çekti. Yine Skira yayınevince Picasso'nun 90. yaş günü için yayımlanan 'Picasso Metamorphose et unite' adlı kitap için Picasso'nun foto-röportajını üstlendi.Paris Ulusal Kitaplık'ta 1972'de sergisi açılan Güler, 1975'te ABD'ye davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotoğraflarını çektikten sonra 'Yaratıcı Amerikalılar' adlı sergisini dünyanın birçok kentinde sergiledi. Aynı yıl Yavuz Zırhlısı'nın sökülmesini konu alan 'Kahramanın Sonu' adlı bir belgesel film çeken Güler, 1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 'Foto Muhabirliği' dalında birinci oldu.Fotoğraflarının bir kısmı 1980'de Karacan Yayıncılığın 'Fotoğraflar' adlı kitabında basılan Güler, 1986'da Hürriyet Vakfınca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı 'Mimar Sinan' kitabını fotoğrafladı. Aynı kitap 1987'de 'Institute of Turkish Studies' tarafından İngilizce olarak yayımlandı. 1989'da 'Ara Güler'in Sinemacıları' kitabı basıldı.Ara Güler, 1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) 'The Sixth Continent' adlı kitabını fotoğrafladı.Dünyayı gezerek foto röportajlar yapan ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyuran Ara Güler, İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi birçok ünlü kişi ile röportajlar yaptı ve fotoğraflarını çekti.Ara Güler'in yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları, 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de 'Sinan, Architect of Soliman the Magnificent' adlı kitapta yayımlandı.Aynı yıl 'Living in Turkey' adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da 'Turkish Style' başlığıyla, Fransa'da 'Demeures Ottomanes de Turquie' adıyla yayımlandı. 1994'te 'Eski İstanbul Anıları', 1995'te 'Bir Devir Böyle Geçti', 'Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü' fotoğraf kitapları yayımlandı.Ara Güler'in fotoğrafları Paris Ulusal Kitaplık'ta, ABD'de Rochester Georg Eastman Müzesi'nde, Nebraska Üniversitesi Sheldon Koleksiyonu'nda bulunuyor. Güler'in fotoğrafları Köln Mueseum Ludwing'de Das Imaginare Photo Museum'da sergileniyor.Arşivinde 2 milyonu aşkın fotoğraf bulunan Ara Güler'in ödülleri arasında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü de bulunuyor.'Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı'Ara Güler ile 1999 yılında çıkan kitabı 'Terra Magica'nın fotoğraflarını bir gün boyunca birlikte seçtiklerini ve ondan sonra samimiyetlerinin arttığını kaydeden Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar, daha sonraları hem Ara Cafe'de hem de bir çok jüride karşılaşarak samimiyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Ara Güler'in 21. yüzyılın ilk yıllarında, amatör ya da profesyonel, sanatçı ya da onun deyimiyle foto muhabiri olan tüm fotoğrafçıları derinden etkilemiş olan büyük usta olarak tanındığını dile getiren Keribar, şöyle devam etti:'Ara Güler fotoğrafı siyah beyaz olarak benimseyen biriydi. Çektiği fotoğrafları daha etkili kılmak için rengin kullanılması belki de çok gerekmiyordu. Fotoğraflarındaki vazgeçilmez, belki de tarzının en çarpıcı noktası olan insan faktörü. Ara Güler'in eserlerini bilen ve tanıyan kişiler, bana hak vereceklerdir. Onun geniş arşivinde pek az manzara fotoğraflarına rastlarsınız. Belki Afrodisias gibi ören yerlerinde ve buna benzer yerlerde çektiği fotoğrafları unutulmamalı. Kompozisyonlarında çoğu zaman ana konu insan ve yaşamdır. Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı. İstanbul'u belgelemesi, 60 yıllık deneyiminde tüm fotografçıları ve elbette de beni çok etkilemiştir. Manzara ya da sokak fotoğraflarında, tarihi eser ya da seyahat fotograflarında insan ve yaşam bulundurmak birçoğumuzun en büyük arzusu, hatta tutkusu haline gelmiştir. İnsansız ya da yaşamsız fotoğraf bizleri yeteri kadar tatmin etmemekte. Bu tutkuyu bizlere aşılayan fotoğrafçı Ara Güler'dir.'Ara Güler ile 1986-88'li yıllarda Tarlabaşı yıkımları başladığında karşılaştıklarını anlatan Keribar, 'Olayı fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Ve fotoğrafçı olarak sadece Ara Güler'e rastlamıştım. İkimizden başka fotoğrafçı olmamasından yakınıyordu. O günden sonra Ara Güler beni gerçek bir fotoğrafçı olarak gördüğünü hep söyler, eski günlerde birbirimize rastladığımızı her görüşmemizde de hatırlatırdı.' şeklinde konuştu.'Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz'Ara Güler'in fotoğrafta yeniliklere pek açık sayılmadığını vurgulayan Keribar, şunları kaydetti:'O kendi tarzına hep sadık kaldı, ama en iyisini yaptı. Fotoğraflarda müdahaleyi hiç sevmezdi. Fotoğrafı sanattan çok, deneyimli bir ustalık işi olarak görürdü. Aslında dijital fotografçılığın getirdiği kolaylıklara ve bu yeni sisteme alışması da zaman almıştı. Dünyaca ünlü kişilere büyük zorluklarla ulaşıp portrelerini çekerek ününe ün katmayı başarmıştı. Önce Hayat, ardından Life dergisi için çektiği fotoğrafları, kendisini tüm dünyaya büyük bir fotoğrafçı olarak tanınmasını sağlamıştı. Ara Güler'in hayatından ve kariyerinden ders alınması gereken çok şeyler bulabiliriz. Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz.''Ara Güler satırlara sığdırılamaz'Ara Güler ile usta çırak ilişkisi yürüten Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan da, 1996 yılında, Güler'in dostu Josef Koudelka ile ilgili bir kitap almak için Beyoğlu'ndaki ofisine gittiğini anlatarak, 'Bu tanışma daha sonra foto muhabirliğini üzerinden, İstanbul'u, sohbeti ve sofrayı paylaştığımız usta-çırak bağlamında yol arkadaşlığına dönüştü. Ölümüne kadar süren 22 yıllık yol arkadaşlığımızda Ara Güler ile farklı kuşaklardan iki foto muhabiri olarak, yurt dışı ve yurt içinde ortak sergilere, televizyon, gazete röportajlarına katıldık. Birlikte proje yaptık.' ifadelerini kullandı.Hakkında sayısız röportaj, tez, kitap yazılan ve belgeseller çekilen Ara Güler'in satırlara sığdırılamayacağını kaydeden Arslan, 'Ara Güler deklanşör sesi ile yaşayan, bu ülkenin görsel hafızasına en büyük katkıyı sunmuş bir kültür sanat adamıdır. Aynı zamanda o bu ülkenin milli bir değeridir. Fotoğrafın dışında sohbeti, muhabbeti güzel iyi bir hikaye anlatıcısıydı Ara Güler.' dedi.'Foto muhabirlerinin ürettikleri gelecekte arkeolojik kazı alanı olacak'Belgesel foto muhabirlerinin ürettiklerinin gelecekte arkeolojik kazı alanı olacağını düşündüğünü vurgulayan Arslan, şöyle devam etti:'Ara Güler'in fotoğraflarının da bu açıdan çok kıymetli olduğunu fotoğraflarının onu ölümsüz yapacağını söyleyebilirim. Ara Güler bir fotoğrafçının yaşayabilmesi için müzesinin olmasının şart olduğuna söylerdi. Müzesinin kurulması bu anlamda çok kıymetlidir. Kendisiyle Milliyet için yaptığım bir röportajda, Beyoğlu'ndaki müze bittiğinde 'O binanın duvarlarında benim sesim nefesim olacak. İnsanlar fotoğrafa bakıp konuşacaklar ve ben olanları duyacağım' dedi. Ara Güler artık sevdiği dostlarının yanında gerçek dünyada. Onunla fotoğrafları üzerinden konuşmak isterseniz konuşun o sizi duyacaktır.'Güler'in zaman zaman 'kimseyi yetiştirmedi' diye eleştirildiğine dikkati çeken Arslan, 'Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. 'Ben foto muhabiriyim' diyerek foto muhabirliğine değer katmıştır. Onun masasında foto muhabirlerinin yeri hep vardı ve kıymetliydi. Ben ona; 'Usta ben Ara Güler olmak değil ama Ara Güler gibi kendi dönemini yansıtan bir foto muhabiri olmak istiyorum' derdim. Üzerimde emeği çoktur ve ustamdır.' dedi.
Reklam
Yıllar İçinde Ünü Ülke Sınırlarını Aştı ve Yeteneğiyle Dünyanın En İyi DJ’lerinden Biri Oldu: Mahmut Orhan
etiket
Türkiye ve DJ'lik deyince akla ilk gelen, ülkemizi Turizm Bakanlığı kadar iyi tanıtan, medar-ı iftiharımız Mahmut Orhan. 1993 doğumlu, genç yaşında birçok başarıya imza atan DJ'imiz, 2017 yılında GQ Man of The Year'da, 2018'de ise Altın Kelebek'te 'Yılın DJ'i seçildi. Yabancı şarkıları kendine has dokunuşlarla bambaşka bir boyuta taşıyan, hepimizin göğsünü gere gere dinlediği ve anlattığı büyük yetenek Mahmut Orhan yolcuğuna, buyurunuz.
Reklam
Gençlik Ve Spor Bakanı Kasapoğlu, Kastamonu'da Konuştu:
KASTAMONU (AA) - Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 'Biz hem bugünleri hem de yarınları önemsiyor ve bunun için çalışıyoruz. Sadece bu ülke, bu coğrafya değil, nerede ihtiyaç varsa Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde zulüm olan bölgeler başta olmak üzere el uzatan, dost olan bir ülke konumundayız.' dedi. Bakan Kasapoğlu, Kastamonu'da Hasan Doğan Spor Kompleksi'nde düzenlenen yatırım protokolü imza töreninde yaptığı konuşmada, spor adına önemli yatırımlar yapıldığını söyledi. Türkiye'nin zirve iddiası olduğuna işaret eden Kasapoğlu, 'Bu iddiayı sözle değil, icraatla, aksiyonla ortaya koyan bir hükümet var. Hamdolsun, geldiğimiz noktada ülkemizin neresine gidersek gidelim, her türlü imkanın çok farklı noktalara gitmiş olmasının mutluluğunu yaşıyoruz.' diye konuştu. Kastamonu'ya önemli spor tesislerinin yapıldığını belirten Kasapoğlu, 'Hasan Doğan Spor Tesisi'ndeyiz. Kastamonu'muzun pek çok branşta sporcusuna, halkına hizmet eden ve geleceğe yönelik umutlarımızı diri tutan bir tesis. Buna benzer pek çok tesis Kastamonu'muzun merkezi ve ilçelerinde yükselmiş. Bu anlamda sporda iddialarımızı yukarılara taşıdık.' ifadelerini kullandı. Spor anlamında son dönemde önemli başarılara imza atıldığını dile getiren Kasapoğlu, şöyle devam etti: 'Sporcu sayısında farklı branşlarda gerek ulusal, gerekse uluslararası başarı var. Bu başarıda emeği olan herkesi tebrik ediyorum. Bizim iddiamız sadece bu günler değil. Biz hem bugünleri hem de yarınları önemsiyor ve bunun için çalışıyoruz. Sadece bu ülke, bu coğrafya değil, nerede ihtiyaç varsa Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde zulüm olan bölgeler başta olmak üzere el uzatan, dost olan bir ülke konumundayız. Bizim geleneğimizde devraldığımız emanette var olan bir husus. İnşallah sizlerle birlikte devraldığımız bu kutsal emaneti daha yukarılara taşıyarak daha sonra da gençlerimize emanet edeceğiz. Gençlik bu ülkenin en büyük imkanı, en büyük umudu. 20 milyon gençle Türkiye, dünyanın en genç nüfuslarından, Avrupa'nın ise en genç nüfusuna sahip ülke.''İçeriden ve dışarıdan engeller çıksa da durmayacağız' Gençlere değer verdiklerinin altını çizen Kasapoğlu, 'Türkiye'nin gençlere verdiği değer, yapmış olduğu çalışmalarla, bursu, kredisi, yurtları ve harçların kaldırılmasıyla ortada. Kampüslerin pek çok manada dolu dolu gençlerin hizmetine sunulması, bu manada gençlere verilen değerin en somut göstergesi.' dedi. Engellemelere rağmen çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Kasapoğlu, 'İçeriden ve dışarıdan engeller çıksa da durmayacağız. Hiçbir şeye boyun eğmediğimiz, bu anlamda hiçbir vesayet ve operasyonu tanımadığımız gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın engin vizyonu ile durmadan, yılmadan, usanmadan, inançla, aşkla, gayretle bir ve beraber devam edip yukarılara taşıyacağız. Çünkü bu emanet kutsal emanet.' diye konuştu. Bakan Kasapoğlu, Kastamonu'da spor tesisleri açısından dönüşüm yaşandığına dikkati çekerek, '2002 yılında Kastamonu'da 1 yurt varken, şimdi 7 yurt var. Hiç gençlik merkezi yokken 4 gençlik merkezi var. İnşallah bugün imzasını gerçekleştireceğimiz yatırımlarla Bakanlık olarak sadece Kastamonu'ya 350 milyon liralık yatırım gerçekleştirmiş olacağız. Bu çıtayı, hizmet bayrağını daha yukarılara taşımanın gayretinde olacağız. Spor birleştiren, rehabilite eden bir olgu. Sporu hayatımızın akışında her birimizin bir yaşam tarzı olarak sahiplenmesi ve kültür olarak benimsemesi gerekiyor.' şeklinde görüş belirtti. Sporun tabana yayılması gerektiğini dile getiren Kasapoğlu, şunları kaydetti: 'Sporu tabana yaydığımız, spordaki kültürü güçlendirdiğimiz müddetçe sadece birkaç branşta değil, pek çok branşta ülkemizin zirveye olan iddiasının çok daha güçlü şekilde olacağından şüphemiz yok. Yarınların yıldızlarını, şampiyonlarını hem ulusal hem de uluslararası anlamda çok daha fazla yetiştirmiş olacağız. Bu anlamda Bakanlığımızın önemsediği pek çok projesi var. Bunlardan biri de Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi. Su anlamında imkanların yoğun olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Son 18 yılda çok sayıda havuz inşa ettik. Havuz olmayan yerlere portatif havuzlar inşa ediyoruz. Bu tesislerin daha yoğun şekilde kullanılmasını arzuluyoruz. Çünkü tesisler insanlarımızla çok daha güzel ve anlamlı. Bizlerin, sizlerden isteği bu tesisleri gece gündüz demeden istifade edin, kullanın.' Bakanlığın projelerinden birinin 10 bin pota projesi olduğunu aktaran Kasapoğlu, Kastamonu'da bu anlamda yatırımlar yapılacağını söyledi. İmzalanan protokol ile farklı branşlarda yatırım yapılacağını anlatan Kasapoğlu, 'Bugün aktini gerçekleştireceğimiz bu protokollerle tenis kortundan havuza, spor salonundan gençlik merkezine ve futbol sahalarına kadar pek çok branş icra edilecek. Amacımız her şeyin en güzeline layık olan insanlarımızı bu anlamda yatırımlara erişilir kılmak. Bir ve beraber, Türkiye olarak sadece bu coğrafyanın değil, insanlığın umudu olmaya devam edeceğiz. Sizlerle güzel vesilelerle hayırlı vesilelerle bir arada olacağız.' şeklinde konuştu. Öte yandan Bakan Kasapoğlu, tören öncesinde Vali Avni Çakır, Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu ve AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü'yü ziyaret etti.
"Mucize Bitki" Safran Çiçek Açtı
KARABÜK (AA) - UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi evleriyle ünlü Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen, boya, kozmetik, ilaç ve gıda gibi birçok alanda kullanıldığı için 'mucize bitki' olarak da adlandırılan safran bitkisi çiçek açtı. Her yıl ağustos ayında soğanı dikilen, 30 santimetreye kadar uzayabilen, mor renkli, güzel kokulu çiçekler açan safran, ekim-kasım aylarında toplanıyor. İlçede 49 çiftçi tarafından 55 dekarlık alanda yetiştirilen ve her yıl yaklaşık 5 milyon çiçekten 35 kilogram ürün alınan bitkinin kilogramı 40 bin liradan alıcı buluyor.'15 kilogram hasat bekliyorum'Safran üreticisi İsmail Yılmaz, AA muhabirine, bu yıl çiçeklerin 10 yıl gecikmeli açtığını, boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde hasadına başlayacaklarını söyledi. Safranın gecikmeli de olsa çiçek açmasından dolayı mutlu olduklarını anlatan Yılmaz, '10 gün gecikmeli de olsa safran çiçek açtı, mutluyuz. İnşallah kasım ayı sonuna kadar çiçeklenme devam eder. 25 dönümlük alanda ekiyorum ve 15 kilogram hasat bekliyorum.' dedi. Çiçekleri görmeye gelenlerin çok olduğunu aktaran Yılmaz, 'Bu yıl genellikle Arap ülkelerinden geliyorlar. Onlar safranı çok seviyor ve tüketiyor. Kilosu 40 bin liradan satıyoruz. Ağustos ayında soğanlarını diktik. Ekim ve kasım aylarında çiçeklerini hasat ediyoruz. Soğanlar 3 yıl boyunca toprakta kalıyor ve her yıl çiçeklerini topluyoruz. Bir soğan 8-10 yavru veriyor.' diye konuştu.
Reklam
Reklam
Hattat Hasan Çelebi'nin Eseri Trabzon'da Grafitiyle Yorumlandı
TRABZON (AA) - Hat sanatının yaşayan önemli temsilcilerinden 83 yaşındaki Hasan Çelebi'nin eseri, Muhammed Emin Türkmen tarafından Trabzon'daki bir duvarda grafiti olarak yeniden yorumlandı.Çelebi ile grafiti sanatçısı Türkmen'i bir araya getiren proje, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin himayesinde gerçekleştirildi.Belediyenin davetiyle kente gelen Türkmen, dünyada 'Hattatların Reisi' kabul edilen Çelebi'nin, Neml suresi 40'ıncı ayetinin 'Bu Rabb'imin lütuf ve ihsanıdır' anlamındaki kısmını yazdığı hattını, İskender Paşa Camisi'nin karşısında bulunan 130 metrekarelik duvara grafiti olarak resmetti.Hazırlık aşamasının ardından dört kişilik ekiple 2,5 gün boyunca çalışan Türkmen, 6 farklı renkte yaklaşık 20 kilogram sprey ve plastik boya kullanarak çalışmasını tamamladı. 'Yaptığım çalışmalar arasında en onur duyduğum çalışma bu oldu'Türkmen, gazetecilere yaptığı açıklamada, 22 yıldır grafiti sanatıyla uğraştığını, ilk kez böyle bir çalışma gerçekleştirdiğini söyledi.Çalışmayı yaparken çok keyif aldığını ifade eden Türkmen, 'Yaptığım çalışmalar arasında en onur duyduğum çalışma bu oldu. Hem dünyaca tanınmış bir hattatımız Hasan Çelebi'nin eserini duvara işlemiş olduk hem de grafiti kültürüyle harmanlamış olduk. Benim için her açıdan güzeldi.' dedi.Hat sanatında harflerin ve oranlarının çok önemli olduğunu dile getiren Türkmen, 'Hasan hocanın harflerine bağlı kalmak çok zordu. Çünkü hepsi milimetrik hesaplarla yapılıyor. Biz de birebirini yakalamaya çalıştık ama asla onun gibi düzgün bir şekilde yapamayız. Elimizden geldiği kadar birleştirmeye çalıştık. En çok zorlandığım konu harfleri duvara tam oturtturmak oldu.' değerlendirmesinde bulundu.Türkmen, böyle bir çalışmayı Trabzon'da gerçekleştirdiği için de mutlu olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:'Yaptığımız iş orda kalıyor ve sürekli insanlarla beraber oluyor. Trabzon halkına güzel bir eseri kazandırmış olduk. Hasan Çelebi'yi de topluma yeniden hatırlatmış olduk. Gençlerimiz bu konudan uzak. Onlara da bir hatırlatma yapmış olduk. Tepkiler çok güzel. Onlara burada ne yazdığını, bunun bir ayet olduğunu ve dünyaca ünlü hattat Hasan Çelebi'nin bir eseri olduğunu anlatmaya çalıştık. İnsanlar çok memnundu. Çalışma devasa olduğu için sprey boya biraz lekeli görüntü bırakıyordu. Biz de plastik boyayı daha çok kullandık.'
Reklam