onedio
Onur Ünlü: '+18 Kısıtlamasının Siyasi Olmadığına İnanmak İstiyorum'
“İtirazım Var” filmi Onur Ünlü’ye İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödül’ü kazandırdı. Filme, içinde “insanlık onuru var” gerekçesi ile +18 yaş kısıtlaması getirildi. Ünlü, gerekçenin de gerekçesini merak ettiğini dile getirdi İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü alan Onur Ünlü’nün son filmi İtirazım Var, geçen Cuma gösterime girdi. Film, gösterim tarihine bir gün kala “+18” yaş sınırlandırması şoku yaşadı. Gerekçe ise filmde “insanlık onuru” olması bir de “şiddet” içermesiydi. Camide işlenen bir cinayetin peşine düşen İmam Selman Bulut’u anlatan İtirazım Var, din, polisiye ve mizahi unsurları barındırıyor. Ünlü ile hem filmi, hem de getirilen sınırlandırılmayı konuştuk. Ünlü, “Kararın siyasî olmadığını umuyorum” diyor ve filmin her polisiye kadar belli oranda şiddet içerdiğini belirtiyor. Filminize, gösterimine bir gün kala +18 yaş sınırlaması getirildi. Sizce bu kararın gerekçesi ne? Ve bu süreçte ne yapmayı planlıyorsunuz? Evet, 18 yaşın altındakilerin filmi seyretmesi yasaklandı. İtiraz edeceğiz, itiraz hakkımız var çünkü. Gerekçeli kendi başına çok komik bir metin, içinde “İnsan onuru, genel ahlak ve şiddet barındırdığı” için gibi bir şey söylüyor. Yani filmin içinde “insan onuru var” diyor. Evet, filmde “insanlık onuru” var. Ama çok fazla şiddet sahnesi yok. Bu kadar şiddet sahnesi filmin +18 alması için yeterli mi? Şiddet belli oranda vardı, bir yumruklama sahnesi var, bir de bir iki tane yara görüyoruz ama onu da karanlıkta görüyoruz. Bilmiyorum niye öyle bir karar verdiler, sormak lazım bu gerekçenin de gerekçesini. Mesela 76 milyon insanın ahlakını koruyan iki tane adam var orada. Bu insanlar kendilerini nasıl hissediyor? Gerçekten o derece ahlaklı insanlar mı? Acaba benim de onları denetleme hakkım var mı? “Evet, bu beni ahlaken denetleyebilir” diyebilir miyim? Ben neye dayanarak o adamın ahlakının, benim ahlakımı sorgulamasına izin vereceğim? Kararın siyasî olduğunu düşünüyor musunuz? Bütün iyi niyetimle siyasî olmadığına inanmak istiyorum. Önümüzdeki birkaç gün bunu daha net ortaya çıkartacaktır. Eğer öyleyse yazık bize... Ama filmde, güncel politik göndermeler var. Çok göze batırmayan ama yakın geçmişi hatırlatan... Bu senaryo 2010’da yazıldı. Politik gönderme dediğiniz kısımları, çekerken eklemedik, güncel olana değsin diye tek bir şey yapmadık. Sadece Superman karakteri var filmde, izleyenler görecekler o karakteri ekledim sonradan. Aslında bu, şunu gösteriyor, dört sene içinde hiçbir şey değişmemiş. Bir takım şeyleri hissetmişiz ya da biliyormuşuz... Zaten o kazanın kaynadığının farkındaydık. Estetik olarak, bir eserin siyasete gönderme yapmasını çok da verimli bulmam, eserin değerini düşürür bence. Ama çoğu insan sizin gibi düşündü çok göze batmadığı konusunda. Bunun böyle olma sebebi bizim samimiyetimizdir diye tahmin ediyorum. Yani içimizden geleni eğmeden, bükmeden, kırıcı olmadan ama olan bitenle ilgili ne düşünüyorsak o şekilde söyledik. İtirazım Var “Millî Cinayet Koleksiyonu”nun bir parçası. Fakat diğer filmlerinize kıyasla, polisiye türünün özelliklerini çok daha fazla taşıyor. En başında bunları toplayıp 10 film yaparız diye düşünmüştük. Ben gençlik yıllarımda polisiyeyle ilgilenmeye başladım, bayağı da kafayı takmıştım. Hatta ilk polisiye eser Ahmet Hamdi Efendi’nin Rabıta romanı derler eskiler. 1876’da yazılmış bir kitap. Bu kitaptan sadece altı tane kalmıştı, bir tanesi Atatürk Kitaplığı’ndaydı, ben oradan fotokopisini aldım o kitabın. Osmanlıca öğrenmeye başladım kitabı okumak için. Böyle konuşuyorum havalı havalı ama sürece olağanüstü hâkim olduğumdan değil işte de birazcık biliyorum polisiyeyi. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi gibi polisiye sayılabilecek filmler yaptım ama gerçek anlamda bir polisiye yapmak istiyordum. Polisiyelerde olay örgüsü en önemli şeylerden biri. Ben o kadar hâkim olmasam da polisiyeye, hep öyle gibi gelir. İtirazım Var’da evet bu örgü var ama öte yandan Selman Bulut karakteri de çok ön planda. Evet, polisiyenin olay örgüsü önemli ama bütün büyük polisiyelerde bizler, karakterlerin isimlerini biliriz. Sherlock Holmes gibi... Dolayısıyla polisiyede karakterler çok önemli. Çünkü onun peşinde takılır izleyici, eğer karakterin peşine takılmazsak ve onu tanımazsak inanmayız, korkarız, güvenmeyiz. Onun için karaktere güvenmemiz gerekiyor. O yüzden önce karakter sonra olay örgüsü gelir. Polisiye de eğer biraz kalburüstüyse o zaman tadından yenmez. Birincisi karakterin böyle bir önemi var. İkincisi bu karakter bana çok benziyor. Ben hiç boks yapmadım ama gerçekten antropolojiyle ilgilendim, biraz müzikle ilgileniyorum, Alevi deyişleriyle ilgilendim. Ama böyle bir adamı, tabiri caizse imam diye yutturmak ne kadar mümkün olabilirdi. İşte orada Serkan Keskin denen acayip adam devreye giriyor ve bizi o adam olduğuna ikna ediyor. İslam’ın doğası anti-kapitalisttir Filmde, dinî referanslı çok şey var. Ama en hissedilir olanı, dinin kapitalizmle bağdaşmayacağı. Bunla ilgili her şeyi yazacak, söyleyecek kadar bilgili değilim başta bunu söyleyeyim. Ama benim anladığım kadarıyla Kuran’ın kendisi zaten anti-kapitalisttir. Ama birçoğu, aynı kitaplarla üstelik öyle olmadığına dair deliller getirip bütün bir sistemi öyle kurar. Bu da bin 400 senedir devam eden bir çiledir. Misal gerçek anlamda malın ve ortaya çıkan kârın bölüşülmesidir Kuran’ın önerdiği. Oysaki zenginler sadaka vererek vicdanlarını rahatlatıyor. Filmde de söylüyor, “kırkta birlik” diye bir şey var. Malının kırkta birini vererek zekât’tan kurtulamazsın. Bu sadece alt sınır. Ama neden alt sınırdan hareket ediyorsun? İslam benim görebildiğim kadarıyla doğası itibariyle tekrarlıyorum anti-kapitalisttir zaten. SUZAN DEMİR/TARAF
Müzik Meraklısına Görülmesi Gerekli 8 Yer
Londra, Abbey Road’da yürüyüp, Paris’te Jim Morrison’ın mezarını ziyaret ettiniz mi? O zaman Avrupa’da gizli kalmış müzik mabetlerini tavaf etmenin vakti gelmiştir. Bu araştırmayı Busabout (nereye gitmek istediklerine, nerede yaşamak istediklerine kendi karar veren özgür ruhlu gezginler) yapmış. Bir çok turist The Beatles’ın Abbey Road albümün canlandırmak için çaba harcıyor. Yine bir çoğu da Jim Morrison’ın Paris’teki mezarı başında içip sarhoş oluyor-du, artık korumalar buna izin vermiyor. Morrisson’ın mezarına doğru yolu gösteren diğer mezar taşlarına yapılan grafitileri bekçiler her gün silmek zorunda kalıyordu. Ki bu mezarlıkta Oscar Wilde, Edith Piaf gibi bir çok ünlü ismin ebedi uykularında olduğunu biliyoruz. O zaman neden kalabalıktan uzaklaşıp biraz da alt kültürün mekanlarını keşfe çıkmıyoruz? 1. John Lennon’ın Barış, Aşk ve Müzik Tapınağı – Rusya Kolya Vasin, Rusya’daki en büyük Beatles hayranı. 1964’ten beri, yani hem Beatles müziğinin, hem de grubun saç kesiminin memleketinde yasaklandığı günlerden beri, sabahtan akşama kadar Beatles dinlediğini iddia ediyor. Sovyetler Birliği’nin çökmesi ardından Muhteşem Dörtlü’ye olan aşkını artık gizlemek zorunda kalmamış. St. Petersburg’da onların anısına bir tapınak yapmış. Puskinskaya’da, küçük bir odada, dünyanın dört bir yanından topladığı binlerce Beatles hatırasını biriktirmiş, sergiliyor. Bu malzemelerden bazıları zamanında sınırdaki X-ray’lerden dahice kaçırılıp ülkeye sokulmuş ve daha sonra plak formatına sokulmuştur. 2. The Rolling Stones’un Exile On Main St malikanesi “Nellcôte” – Fransa 1971 senesinde, The Rolling Stones elemanları, İngiliz Hükümeti’ne borçlu oldukları, gelirlerinin yüzde 93’ünü vermemek için sürgün hayatını seçmişti. Keith Richards’ın Fransız Rivierası’ndaki evine, Nellcôte’e gittiler. Exile On Main St. albümünün neredeyse tamamını bu evin rutubetli, karanlık bodrumunda kaydettiler. Ortaya çıkan sound üzerine Richards daha sonra “yapılmış ilk grunge albümüdür” diyecekti. Bu ev grubu ziyaret eden ünlüler için cennet gibiydi. Bir rivayete göre bir gece Richards’la çok içen John Lennon evin önündeki merdivenleri kusmuk içinde bırakmıştı. Elbette keyif verici madde satanlar için de bulunmaz bir mabetti, ta ki Fransız polisi olaya ayana kadar. 10 Louise Bordes Avenue, Villefranche-sur-Mer adresinde yer alan bu mabedi gidip ziyeret edebilirsiniz, ama şu anda malikaneye sahip olan Rus milyarderlerin sizi içeri sokmasını beklemeyin. 3. Erovizyon Birincisi Lordi Meydanı – Finlandiya Erovizyonu kazanan ilk ve şimdilik tek Finlandiya’lı grup, hard rock canavarları Lordi kendi memleketlerinde çok meşhur. Yüzlerini pulların üstüne görebilirsiniz, kendi çizgi roman, film ve hatta farklı aromalarda üretilen alkolsüz içecekleri bile var. Grubun eli baltalı solisti Bay Lordi’nin doğduğu yer olan Rovaniemi Kasabası’ndaki meydana da, onun şerefine adları verilmiş. Elemanların betona bıraktıkları el izleri bir duvarın dekoru haline gelmiş. Serinletici bir Lordi Kolası içerken, onların kalıbıyla karşılaştırıp kendi elinizin ne kadar küçük olduğuna bakabilirsiniz. 4. ABBA Müzesi – İsveç Elbetteki Liverpool’da George Harrison’ın ilk gitarı, John Lennon’ın ikonik gözlüklerinin sergilendiği ve Julia Lennon tarafından The Beatles’ın hikayesinin anlatıldığı bir sergi açılacaktır. Herkes böyle bir sergiye gider. Stockholm’deki Djurgården bulunan İsveç’in Music Hall Of Fame’inde de ABBA Müzesi var. Böyle bir müzede grupla ilgili görmek isteyeceğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Kostümler, altın plaklar, Benny Andersson’ın piyanosu, Polar stüdyosundayken kullandıkları mix masasını görebilir, grubun 5. üyesi olarak bir interaktif hologram tecrübesi bile yaşayabilirsiniz. 5. David Bowie ve Iggy Pop’un apartman dairesi – Almanya 1976’dan 78’e kadar David Bowie ve Iggy Pop; 155 Haupstrasse, Schonenberg’deki apartmanda yaşamışlardı. Bowie Berlin’e hem şehirden, hem de burada yapılan müzikten etkilendiği için taşınmıştı. Taşınmasının bir başka nedeni de uyuşturucudan uzak durabilmekti. Almanlar o kadar nazik insanlardı ki, henüz şöhretinin doruklarına ulaşmamış Bowie’ye öyleymiş gibi davranıyorlardı. Hatta öyle ki; hayranları Bowie’yi gittiği plak dükkanına kadar takip edip, içeri girdiği zaman peşini bırakacak kadar kibarlardı. Bowie çıktıktan sonra dükkana girip onun aldığı albümlerin aynısını sipariş eden kişilerden bahsediyoruz. Evlerinin bir kaç bina ötesinde, Neues Ufer vardı. Burası Bowie ve Pop’un hep takıldıkları, Avrupa’da açılmış olan ilk gay barlardan biriydi. Yine kibarlıklarından olsa gerek, bu bara giderseniz sadece Bowie’yle çekilmiş bir fotografı görebilirsiniz. Hepsi bu! 6. Sigur Rós’un Reykjanes Yarımadası – İzlanda Sigur Rós’un ‘Glósóli’ videosu, turistler için reklam filmi niyetine. “İzlanda’ya gelin, sıcak su kaynaklarını, rüzgarlı lav sahalarını görün, yosunla kaplı kayaların üstünde dinlenin.” Bu video, üçünden elektriğin üretildiği, bir çok jeotermal bölgenin olduğu Reykjanes Yarımadası’nda çekilmişti. Volkanik kraterler ve lagünler kadar görmek isteyeceğiniz bir diğer şey ‘Glósóli’nin zirvesini çerçeveleyecek falezlerdir. Reykjanesviti’den ülkenin en eski fenerini gören muazzam manzaraya da buradan bakabilirsiniz. 7. Black Metal’in Yaktığı Kilise – Norveç Fantoft Stave Kilisesi 1150 yılında yapılmıştı. Tahrip edileceği düşünüldüğünden 1883’te parça parça Bergen’e taşınmıştı. Yine de black metal’den kurtulamadı. 1992’de, death metal grubu Old Funeral’dan ayrılıp Burzum’a geçenlerin çetesi Varg Vikernes tarafından yakılan ilk kilise bu oldu. Kiliseden arta kalanlar Burzum’un EP’si Aske’ın kapağını süsleyecekti. Grup bastıkları ilk 1000 kopyanın yanında çakmak da verdi. Neredeyse orijinal gibi restore edilen kiliseyi, sabah 10:30’dan akşam 06:00’a kadar ziyaret edebilirsiniz. 8. Serge Gainsbourg’un Aşk Evi – Fransa Paris’te, 5 bis Rue de Verneuil’de bulunan ve Serge Gainsbourg’un 1969’dan ölene kadar, yani 1991 senesine kadar yaşadığı ev onun anısına türbe haline getirildi. Hayranları tarafından grafitilerle süslenen evin dış duvarında oldukça etkileyici portreleri de görmek mümkün. Bu arada evin içine neredeyse hiç dokunulmamış. Etrafta hala kültablaları ve polis rozetleri, silahlar, Fransa’nın dört bir yanından toplanmış kurşunlar gibi tuhaf koleksiyonlar duruyor. Duvarlarında ona ilham veren; birlikte şarkı söylediği, aşık olduğu kadınların fotografları asılı. Brigitte Bardot, Jane Birkin, Charlotte Gainsbourg gibi. Sadece piyanoları ve patlayan konserveler evden çıkarılmış. Sakızları ve naneli şekerleri gibi yatağının üstüne serptiği çiçekler bile, kurumuş olsalar da, hala evin içinde, bıraktığı yerde duruyor. Kaynak: fasterlouder | Eksen
'Ekrandaki Güzellerin Hepsi Photoshop'lu'
Oyuncu Selma Ergeç: Kadınlar bunu bilir, her gün aynı uyanmazsınız. Ama en çok kulaklarımı beğeniyorum. Onlar değişmiyor her gün aynı. Her gün uyandığımda küçükler Muhteşem yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’ı canlandıran oyuncu Selma Ergeç , çeşitli ünlü isimlere özenen gençlere, 'Hiç birine özenmeyin, inanın onların hepsi Photoshop'lu, ben biliyorum' dedi. Birleşik Arap Emirlikleri'nden yayın yapan MBC4 kanalında Zeynep Özek 'in hazırladığı 'Turki Extra' programına konuk olan Ergeç vücudunda en fazla kulaklarını beğendiğini söyledi. Adanalı Türk doktor ile Alman bir hemşirenin ilk çocuğu olarak Almanya'da dünyaya gelen, 'Best Model of Turkey' yarışmasını kazanmasının ardından çeşitli film ve dizilerde oynayan, 'Muhteşem Yüzyıl'da 3 sezon boyunca 'Hatice Sultan'ı canlandıran Selma Ergeç, programda soruları İngilizce yanıtladı. Çocukluğunda hemen 2 yılda bir ülke değiştirdikleri için kalıcı arkadaşlıklar kuramadığını anlatan Ergeç, köpeği ile zaman geçirdiğini, kitap okumak, müzik dinlemekten hoşlandığını söyledi. Ergeç, şöyle dedi: 'Okurken oyunculuk yaptım. Ama gençken asıl ilgi alanım moda dünyasıydı. Moda çizimleri yapıyordum, modellere hayrandım. Duvarımda Harrison Ford 'un Indiana Jones posteri, kendi çizimlerim ve bir sürü catwalk fotoğrafı vardı. Ergenlik çağındaki kendimi acımasızca eleştirirdim. En büyük tutkum bir gün modellik yapmaktı. Gençlere çağrım; 'Eğer teenage'seniz (Ergenlik dönemi) ve başka kızları kendinizden güzel buluyorsanız hiç endişelenmeyin. Sonunda hayalimi gerçekleştirdim podyum mankenliği ve modellik yaptım. Hatta bunu bir süre Paris'te yaptım. Ancak asıl tutkumun oyunculuk olduğunu keşfettim. Modellik yaparken 'Şöyle görüneceksin, böyle olacaksın' gibi zorlama formlar, beni bir kalıp içine sokmak istemeleri beni rahatsız etti. Gençlere sesleniyorum; Hiç birine özenmeyin.' Muhteşem Yüzyıl sihirli bir set Selma Ergeç, 2.5 yıl süreyle 100'den fazla bölümde 'Hatice Sultan'ı canlandırdığını hatırlatırken, “Bir gün negatif bir şey olmaz mı? Hep pozitif, insanların bir birine yardımcı olduğu bir ortam. Bazı setler olur 1-2 kişi ile iyi anlaşır, ama diğerleri ile anlaşamazsınız. Bu setteki ise, sanki sihirli bir şeydi” dedi. Selma Ergeç, canlandırdığı karakter ile ilgili sorun ile karşılaştığında Okan Yalabık'ın kendisine yardımcı olduğunu anlatırken, “Her sahneyi önemseyip nasıl yapacağımı aşırı titizlikle tartıyordum. Okan bana, 'Bunu masal gibi düşün. Bir masalda her şey olur, olamayacak hiç bir şey yoktur' dedi. Böyle düşünmek birden beni özgürleştirdi. Böyle yapınca 'Doğru olur' diye bir şey yoktu” diye konuştu. Selma Ergeç, dizide dönemin koşullarına göre yaşanan aşkın insanlara özel geldiğini belirterek, “Çünkü birlikte olamıyorlar, dokunamıyorlar, aşklarını gizlemek zorundalar. Hatta korkuyorlar. Bu nedenle izleyicide hep bir beklenti, bir heyecan hakimdi” dedi. ‘Var olan güzellikleri göremiyoruz’ Selma Ergeç, dizideki senaryonun sonuçta kurgu olduğunu, günümüz insanının böyle tutkulu bir aşkı yaşamasının çok düşük bir olasılık olduğunu söyledi. Ergeç, “Günümüzde bir çok güzellik var. Sadece bunların farkında değiliz. Bazı idealize edilmiş şeyler bizi körleştirmiş; 'Böyle görünmek zorundasın,' 'Şöyle aşık olmak zorundasın' gibi. Dolayısıyla hayatımızdaki var olan birçok güzelliği göremiyoruz” diye konuştu. ‘Kulaklarımı beğeniyorum’ Ergeç, Arap sunucu Liana Dahdouh 'un bir sorusu üzerine, her kadın gibi bazı günler kendisini beğendiği halde, bazı günler beğenmediğini bildirirken, 'Kadınlar bunu bilir, her gün aynı uyanmazsınız. Ama en çok kulaklarımı beğeniyorum. Onlar değişmiyor her gün aynı. Her gün uyandığımda küçükler” dedi. Selma Ergeç, hala lisede giydiği kıyafetlerini sakladığını ve onları giydiğini bildirirken, 'Topuklu giyenleri beğeniyorum. Ama ben rahat edemiyorum ve rahat edemediğim hiçbir şeyi giymem' dedi. ‘Murat Yıldırım muhteşem biri’ Selma Ergeç, Arap dünyasında çok sevilen Murat Yıldırım ile kamera karşısına geçtiği 'Kırımlı Korkunç Yıllar' adlı Polonya ve Almanya'da geçen 2'nci Dünya Savaşı filminden söz ederken, 'Yeni tamamladık. Çok derin, yoğun bir hikaye. Asi'den sonra yine Murat'la çalıştık. O muhteşem, çok düşünceli, çok iyi biri. Çok çalışkan, çok disiplinli. Almanca bilmediği halde inanılmaz bir çalışmayla replikleri ezberledi' dedi.T24
Reklam
Twitter'da Fenomen Olmak İçin Yapılması Gereken 15 Şey
Twitter fenomenlerinin neredeyse hiçbiri kendi isimleriyle ve karakterleriyle bu mecrada yer almıyor. Zaten konuyu kullanıcı gözünden ele alırsanız ne demek istediğim açıklığa kavuşacaktır. Tanımadığınız ve ünlü olmayan birini neden takip ettiğinizi bir düşünün. Kendinizi bir marka gibi ele alın ve marka koşullarını gerçekleştirmeye çalışın. Karakterinizin ismini bulmadan önce, hedef kitlenizi belirleyin ve buna göre karakterinizin konumlandırmasını yapın. Kimlere hitap edeceksiniz ve nasıl biri olacaksınız? Bu ikisinin birbiriyle uyum içinde olması çok önemli. Gırgır şamata deyip geçmeyin, çok önemli bir unsur olsa da sadece komiklik yeterli değil. Hatta komiklik yapmak zorunda da değilsiniz, bu hedef kitlenize bağlı.
Ünlü Futbolcuların Arabaları
Real Madrid ve Atletico Madrid'in yıldız isimleri sahada oldukları kadar caddelerde de kullandıkları otomobillerle adeta birbirleri ile yarışıyorlar. 2 takımında otomobilleri ile en dikkat çeken isimleri ise Lamborghini kullanan Ronaldo ve Ferrari'si ile Arda Turan.
Reklam
İşte Cem Yılmaz'ın Yeni Sevgilisi
2013 yılının son saatlerinde sürpriz bir şekilde oğlu Kemal'in annesi Ahu Yağtu'dan boşanan Cem Yılmaz, aradığı aşkı Avustralya'da buldu.Ünlü aktör Russell Crowe'un yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği 'The Water Diviner' adlı filmde rol almak için yaklaşık 3 ay önce Avustralya'ya giden Cem Yılmaz, burada 35 gün kalmıştı.Ülkede kaldığı sırada tanışıp görüşmeye başladığı sarışın sevgilisi Türkiye'ye gelen Yılmaz, yeni aşkı ile önceki akşam Ortaköy Zuma'da başbaşa yemek yedi.Etrafına gülücükler saçtığı görülen komedyen, yemek sırasında dışarı çıkarak sigarasını içtikten sonra kendisine bakmaya kapıya gelen yeni sevgilisi ile mekan içinde birbirlerine sarılmaları objektiflere böyle yansıdı.Yemek sonu mekanın önüne getirttiği Bentley marka yeni aracına yeni sevgilisi hızlıca binen Cem Yılmaz'ın keyfi oldukça yerindeydi.Yeni sevgilisi ile ilgili soruları duymazlıktan gelen komedyenin aylar sonra yüzünün güldüğü dikkatlerden kaçmadı.Sevgililer mekandan ayrıldıktan sonra Kuruçeşme'deki Les Ottoman Hotel'e giriş yaptılar.Ünlü komedyen Cem Yılmaz eski eşi Ahu Yağtu'dan boşandıktan sadece 5 ay sonra yeni sevgilisi görüntülenirken, etrafına çok mutlu olduklarını söylediği öğrenildi. (Sözcü)
Reklam
15 Fotoğrafla Yeni Akım "Belfie"
Birçok insan bel ve kalça fotoğraflarını ‘Belfie’ hashtagi ile paylaşmaya başladı. Kısa sürede ‘Belfie’ adıyla yaygınlaşan bu akım sosyal medyanın yeni gözdesi oldu.  Ünlü isimlerin de destek verdiği 'Belfie' akımından kareler.
Cem Yılmaz'dan +18 Tepkisi!
Başrollerinde Serkan Keskin, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan'ın yer aldığı komedi filmi 'İtirazım Var' filmi Cuma günü vizyona girdi. Onur Ünlü'nün senaryosunu yazıp yönettiği 'İtitazım Var' Kültür Bakanlığı tarafından şiddet içerdiği gerekçesiyle 18 yaş altındaki izleyiciye yasaklandı. Filmin yasaklanmasına bir tepki de komedyen Cem Yılmaz'dan geldi. Yılmaz sansüre şu tweet'lerle tepki gösterdi: 'Sinema filmlerine yaş sınırı getiren kurumdan istek yapabiliyomuyuz ? Mesela bana 21 ver 43 ver diyebilirmiyiz ? Ver oradan bana bi 53 ! Onur Ünlü'nün filmi 'İtirazım Var' sinemalarda ...gidin ! 17 iseniz gitmeyin 23 sen bakın çıkın ! 5 yaşındaysanız tek başınıza gidin ! Tv lere seyirci uyarısı...ahlakına uymuyorsa Kemal Sunal filmini yayınlama ! Yayınlarsan bipleme ..Çok akıllıysan kendi filmini yap ! Ok ? BİP TV ! 1999 da gösterimin Dvd sine tekrar bakın yaş sınırı 46 dır ! Öngörü :)'medyatava**https://twitter.com/CMYLMZ/status/457256433470701568****https://twitter.com/CMYLMZ/status/457257576745680896****https://twitter.com/CMYLMZ/status/457262817507540992**
Reklam
Dünyaca Ünlü DJ'ler Türkiye'ye Geliyor!
Dünyaca ünlü Above & Beyond, Alesso, Apollonia gibi DJ’ler, 5-7 Ağustos’ta Antalya’da yapılacak 'Isle of Dreams' elektronik müzik festivali için Türkiye’ye gelecek. Medyatava
Futbolun En Ünlü Aileleri
Onlar kardeşleriyle aynı takımda oynadılar. bazen de karşı karşıya geldiler. Futbollarıyla damga vurdular.
Reklam
Petek Dinçöz'e Can Tanrıyar'dan Cevap
Ünlü televizyoncu Can Tanrıyar canlı yayında eski karısı Petek Dinçöz'e seslendi. TV8 ekranlarında yayınlanan 'Aramızda Kalsın' programına katılan Can Tanrıyar, Petek Dinçöz'ü kızdıracak açıklamalarda bulundu. Dinçöz için 'Sen benim kız kardeşimsin' diyen Tanrıyar ilginç açıklamalarıyla sosyal medyada da gündeme oturdu.
Justin Bieber: 'Biseksüelim'
Bir erkekle öpüşürken çekilmiş fotoğrafını paylaşan Justin Bieber, biseksüel olduğunu söyledi. Justin Bieber Twitter hesabından bir erkekle öpüşürken çektiği fotoğrafı paylaştı. Bieber fotoğrafı 'Yeni erkek arkadaşımla tanıştım. Ben biseksüelim, kimin ne düşündüğü umrumda değil' notuyla paylaştı. Amerikan haber sitesi mobilelikez.com'un haberine göre, Bieber bu tweeti yarım saat sonra sildi. Ancak yalnızca yarım saat duran tweet 23 bin retweet, 24 bin favori aldı. Justin bieber'ın bu tweeti hayranları üzerinde şok etkisi yarattı. Selena Gomez ile barıştığı bilinen Bieber'ın bu fotoğrafına sevgilisinin ne yanıt verdiği merak konusu oldu. Ünlü şarkıcı, tweet attığını yalanlamamakla birlikte konuyla ilgili herhangi bir açıklama da yapmadı.Milliyet
Diyarbakır Ricky Martin'i İstiyor
Ricky Martin'in, yeni konser turnesinde hangi şehirlere gideceğine karar vermek için resmi internet sitesinde başlattığı oylamada Diyarbakır talebi ön plana çıktı Ricky Martin, resmi internet sitesi üzerinden 'Nerede konser vereyim?' diye sordu. Londra için 57 istek geldi, Diyarbakır için tam 3.070 oy yağdı! Ricky Martin, yeni konser turnesinde hangi şehirlere gideceğine karar vermek için resmi internet sitesinde oylama başlattı ve hayranlarına şöyle seslendi: 'Konser için dünyanın birçok yerine gittim, daha da çok yere gitmek istiyorum. Nerede konser vermem gerektiği konusunda bana yardımcı olun. Siteye dünya haritası koyduk, şehrinizi belirleyin ve oylayın. Bana yardımcı olun.' Sabah gazetesinden Mevlüt Tezel'in haberi şöyle Oylamada hangi şehirler önde dersiniz? New York mu, Londra mı? Yoksa Martin'i çok seven Latin Amerika ülkeleri mi? Bu yazı yazıldığı sırada Londra için 57, New York için 167, Rio için 139, Buenos Aires için bin 51 oy kullanıldı. Türkiye'den ise İstanbul'dan 237, Ankara'dan 53 oy kullanılmış. Peki, birinci kim dersiniz? Şu an 3 bin 117 oyla Diyarbakır. Diyarbakır'ın birinci olması enteresan değil mi? Efendim, internetin haylaz çocukları İncisözlük yazarları, 'Koşun, Ricky Martin'i Diyarbakır'a gönderiyoruz' sloganlı oy kampanyası başlattı. İncisözlük yazarlarının oylarıyla Diyarbakır açık ara önde şu anda. Sitede 'Tatava yapmadım, bastım oyumu Diyarbakır'a', 'Oylar Diyarbakır'a megri megriii' gibi yorumlar yazarak birbirlerini gaza getiriyorlar. Diyarbakır kesin birinci olur! İncisözlük'çüler daha önce de Şahan Gökbakar'ın 'Celal ile Ceren' filmini, düşük oy vererek dünyaca ünlü sinema sitesi IMDB'nin tüm zamanların en kötü filmler listesinde birinci yapmıştı. Gökbakar da İncisözlük'e dava açmış, IMDB'nin yetkilileriyle konuşup filmi listeden çıkarttırmıştı. Aslında Diyarbakır'a da bir Ricky Martin konseri yakışır; demokratik açılıma destek olur, oradaki gençler de bir dünya starını izlemiş olurlar. Tabii her şey hesap kitap işi; yeterli bilet satılır mı meçhul. Önce Ricky Martin'in Diyarbakır'daki albüm satışlarına bakmak lazım. Turne öncesi anket Porto Riko'lu yıldız Ricky Martin'in, yeni dünya turnesi öncesi nabız yoklamak için başlattığı ankette sürpriz sonuç. Londra'dan 57, New York'tan 167 isteğin geldiği ankette Diyarbakır 3.070 oyla zirveye adını yazdırdı. 'Haydi megri megri' Oy patlamasının nedeni ise daha sonra ortaya çıktı. İnternetin haylaz çocukları olan İncisözlük yazarlarının 'Oylar Diyarbakır'a megri megrii!' diye kampanya başlatıp Ricky Martin'in anketine oy istedikleri anlaşıldı.T24
Tarkan, Dünya Listesine Girdi
Tarkan'ın Şımarık şarkısı 'gelmiş geçmiş en iyi 15' şarkı listesine girdi.Tarkan; bir dönem fırtınalar estirdiği 'Şımarık' şarkısıyla 'cover'ı yapılan gelmiş geçmiş en iyi 15' şarkı listesine girdi. Aynı listede Pink ve Rihanna da var.Türk Pop Müziği'nin en başarılı isimlerinden Tarkan; dünyanın en ünlü şarkıcılarıyla aynı listeye girerek bir kez daha göğsümüzü kabarttı.İngiltere ve ABD'de yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla yapılan bir ankette; bugüne kadar farklı versiyonları yapılmış en iyi 15 şarkı belirlendi. Megastar'ın bir döneme damgasını vuran ve halen çok sevilen 'Şımarık' isimli şarkısı listeye girdi. Stella Soleil ve Holly Valance tarafından seslendirilen Şımarık, Tarkan'ın da yorumuyla sadece Türkiye'de değil tüm dünyanın en gözde gece kulüplerinde çalınıyor.YILDIZLARLA AYNI LİSTEDETarkan'la aynı listede; Rihanna ile Eminem'in düet yaptığı ve orijinali Bebe Rexha'ya ait olan 'Monster' şarkısı; orijinali GoNorthToGoSouth'a ait olan ve yıldız şarkıcı Pink'in yeniden düzenlemesiyle çok sevilen Try gibi milyonlarca defa dinlenen dünyaca ünlü şarkılar da bulunuyor.cumhuriyet
Reklam