Yıllardır Bitmeyen Söylentilerin İç Yüzü: Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti mi?

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Yıllardır klasik bir söylem olarak, I. Dünya Savaşı'nda Arapların halifenin çağrısına uymadıkları ve İngiltere ile işbirliği yaparak Osmanlı kuvvetlerine saldırdıkları anlatılmaktadır. Peki gerçekten bütün Araplar Osmanlı'ya düşman mıydı? Meseleyi özetledikten sonra bu sorunun cevabını sizlere bırakacağız.

İsyanın simgesi haline gelen Şerif Hüseyin İstanbul'da doğmuştu!

Mekke ve çevresi Osmanlı devrinde bir emirlik olarak teşkilatlanmıştı. Daha önceden bölgeye hakim olan devletlerin de yaptığı gibi, Osmanlı da yerel köklü ailelerden şerif-emir tayin ederek buranın yönetimini bir nevi valilik gibi onlara bırakırdı. Bu yöneticiler başkente bağlı olarak hareket ederlerdi. Şerif Hüseyin de böyle köklü bir aileye mensuptu. Çocukluğu Mekke-İstanbul arasındaki seyahatlerle geçti.

Şura-yı Devlet (Danıştay) üyeliğine getirilen Şerif Hüseyin, II. Abdülhamid döneminde bu değerli fakat pasif makam aracılığıyla İstanbul'da tutuldu.

1908'de yeni tayin edilen Mekke emirinin beklenmedik vefatı sonrasında bu göreve getirildi. Osmanlı'nın yıllardan beri içerisinde bulunduğu kötü gidişatın farkına vardığı anlaşılan Şerif Hüseyin, Arap coğrafyasında merkezin git gide azalan kuvvetini fark etmiştir. Bu zeminde, çeşitli ilişkilerle bölgede kendi yönetimi altında bir idare kurmayı planlayacaktır.

I. Dünya Savaşı başında halifenin çağrısına uyduğunu belirten Şerif Hüseyin, birkaç ay sonra İngiltere ve Fransa ile görüşmelere başladı.

Şerif Hüseyin, İtilaf Devletlerinden Arabistan'da kendi iktidarının tanınacağına yönelik vaadi aldıktan sonra ve özellikle Osmanlı'nın da yenileceğini tahmin ettiğinden 5 Haziran 1916'da isyanı başlattı. Fakat bu harekete Arapların çoğunluğu katılmadı. Hristiyan devletlerin desteğiyle Osmanlı'ya karşı savaşmak, kabul edilmesi zor bir hadiseydi.

Şerif Hüseyin'in İtilaf Devletleri ile ortak hareketi sonucu, zaten bölgede sayısı az olan Osmanlı kuvvetleri çok fazla dayanamadı.

Yalnız Medine'yi Fahreddin (Türkkan) Paşa ve ordusu savaşın sonuna kadar savunmayı başardılar. Bu isyan sırasında, (günümüzde popüler kültürle olduğundan çok daha efsanevî bir kılığa sokulan) Edward Lawrence de bulunuyordu. Fakat Lawrence'in bu isyanı tek başına organize ettiği gibi iddialar abartılıdır. Tarihin ön plana çıkarttığı Lawrence'den başka bu hareketin arkasında daha etkili olan birçok isim vardı.

Diplomatik müzakerelerde ve askeri harekatlarda Şerif Hüseyin'in oğlu Faysal ön plandaydı. Fakat onun da İngilizlerin çok fazla etkisinde kaldığı görülmektedir.

Şerif Hüseyin ve takipçileri, savaş sonrasında büyük bir krallığa sahip olacaklarına inanmışlardı. Lakin Fransa bölgeyi tamamen İngiltere'nin kontrolünde olan bir iktidara bırakmak niyetinde değildi. Faysal, yapılan müzakerelerden eli boş döndüğü gibi, Fransa'nın taarruzla Arapları Şam ve çevresinden uzaklaştırması da hiç uzun sürmedi.

Bu durumda yeni bir çıkış arayan İngiltere, Şerif Hüseyin'in oğullarından Faysal'ı Irak'ta ve Abdullah'ı da Ürdün'de kral olarak desteklediler.

Böylelikle Suriye'ye hakim olan Fransa kuvvetleri, Türkiye ile sınır komşusu oluyordu. Büyük savaştan yıpranmış olarak çıkan İngiltere, Kuvayı Milliye'den uzak durmayı tercih etti. Şerif Hüseyin ise 1924'te halifelik kaldırılınca kendisini yeni halife ilan etti. Fakat bu teşebbüsü hiçbir destek görmediği gibi ona muhalif Arapları daha da kızdırdı. Aynı yıl Suudilere yenilen Şerif Hüseyin Kıbrıs'a sığındı ve ömrünün sonuna doğru Ürdün'e giderek oğlu Abdullah'ın yanında hayatını kaybetti.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nebusimdi

2. Abdülhamid döneminde İngilizlere eğilimi bilindiği için İstanbul'da tutulan Şerif Hüseyin, 1908'de İttihatçıların sağladığı "özgür" ortamdan istifade ederek Hicaz'a gidip İngilizlerin kucağına oturmuştur. Osmanlıya ilk başkaldıran müslüman unsur araplar değil, (Enver Paşa'nın destek verdiği) Resne'li Niyazi önderliğinde Arnavutlar olmuştur. O zamanın Apo'su olan Resne'li Niyazi yakına kadar tarih kitaplarında özgürlük kahramanı olarak anlatılırdı.

turk_kizi

Türk'ün en büyük belası pis araplarla tanışıp müslüman olmalarıdır tamamen kültürümüz yok olma noktasına gelmiş ve iğrenç arap kültürüne yönelmişiz korkunç bir şey bu.

osiphi

Ihanet edip etmediklerini hala merak edenler Urdun'e yolu dustugunde, kitapcilardan birine girerek Lawrence hakkinda yazilmis bir kitap isteyebilir. Verilecek kitabin kapaginda Taci Olmayan Kral, Buyuk Sahsiyet, Kahraman veya Altin Savasci gibi basliklar gorecektir.

umut-sari4

Araplar'a kim daha çok vaatlerde bulunursa onlara itlik ederler.İngilizlerin kurduğu Vahabi meshabini seçme dimi en başta Satılık Sudiler.Peygamberi bırakıp ingilizlerin peşine düştüler.Hac ziyaretlerini kutsal değil turizim ve para kapısı olarak görüyorlar.MEKE ve MEDİNE İngiliz ve Vahabilerin işgali altındadır,nasıl Mescidi Aksa işgal altındaysa MEKE ve MEDİNE de aynı durumda.ikiside MÜSLÜMAN ların elinde değildir.

domalt-trump

Adamlar her millet gibi kendi kendilerini yönetmek istemiş, ne ihaneti? Ben bi Türk olarak asla başka bi milletin idaresi altında yaşamak istemem, isterse bana sınırsız özerklik versin, yine istemem. Kendi devletim, kendi bayrağım olmalı. Bu benim en doğal hakkım. Benim kadar Arab'ın da hakkı. Hakkını aramak ne zamandan beri ihanet? Şu ihanet lafını bırakın artık.

enk-capital

Bağımsızlık hakları tabii. Ama bunu nasıl aldıkları da önemli bi nokta bence. Biraz fırsatçılık var işin içinde. Osmanlı'dan bağımsızlığını alıp fransıza ingilize teslim ederek hüsrana uğramışlar. Osmanlı boyunduruğu ya da ingiliz boyunduruğu ne fark eder?

logicaldoor

Peki ne yapsalardı ihanet etmiş olurlardı sana göre?

domalt-trump

Halay çekselerdi halaya ihanet etmiş olurlardı.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

DanıştayFransaİngiltereIrakİstanbulSavaşSuriyeTercih
Görüş Bildir