onedio
article/comments
article/share
Haberler
Yeni Çağın Pusuya Yatan Canavarı

etiket Yeni Çağın Pusuya Yatan Canavarı

Gündelik telaşlara, iş hayatının koşuşturmacasına, sosyal medyada geçirilen saatlere ve siyasi arenadaki çekişmelere kendimizi fazlasıyla kaptırdığımız şu son yıllarda, gözden kaçırdığımız bir gerçek var: o da, küresel sermayenin şekillendirdiği ve kendini çağa entegre etmeyi ustalıkla sürdüren, karanlıkla beslenen yeni bir sosyo-organizma türü… Şimdilik sadece gözlerini görebildiğimiz bu canavar, zift gibi bir bataklıkta büyümeye devam ediyor ve daha önce hiçbir çağda görülmemiş bir biçimde sinsice bekliyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

“Yeni bir çağ” tanımı belki de hafif kalıyor; yeni bir insanlık anlayışı oluşuyor.

“Yeni bir çağ” tanımı belki de hafif kalıyor; yeni bir insanlık anlayışı oluşuyor.

Öyle ki bizim insanlık tarihimizdeki gibi ateşin bulunmasıyla başlayıp devamında türlü icatlarla ve toplumsal olaylarla şekillenen doğrusal bir düzlemde değil; birdenbire, toplumsal bir patlama şeklinde gerçekleşecek sanki… Bu yeni düzenin, insanlığın taşıyabileceği nitelikte sancılı ya da anlamlı olmadığını söylemek bile hafif kalır. Kaotik. Sanal medyaya, sanal oyunlara hapsolan; sosyalleşmeyi “şiddet” tanımı içinde özümseyen yepyeni bir anlayış. Gerçek değerlerle sanal değerleri ayırt edemeyen bir zihin dünyası… 

J.J. Rousseau’ya göre “ilkel” olarak nitelendirilen insan aslında “medeni”dir; medeni olan insan da “ilkel”dir. Medeniyet, ona göre “mülkiyet” kavramıyla başlamıştır. İnsanlar arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Hakkında Nutuk adlı eserinde de belirttiği gibi, yeryüzündeki beşerî kötülüklerin ve eşitsizliğin temeli, mülkiyetin tarih sahnesine çıkmasıyla ilişkilidir. Rousseau şu ifadelere yer verir:

“Bir arazinin etrafına sınır çekip ‘Bu bana aittir!’ demeyi akıl etmiş ve ona inanacak kadar saf insanlar bulmuş kişi, uygar toplumun hakiki kurucusu oldu.

“Bir arazinin etrafına sınır çekip ‘Bu bana aittir!’ demeyi akıl etmiş ve ona inanacak kadar saf insanlar bulmuş kişi, uygar toplumun hakiki kurucusu oldu.

Kazıkları sökerek ya da hendeği doldurarak hemcinslerine şöyle haykırmış biri olsaydı, insan türünü nice suçtan, savaştan, nice sefaletten ve dehşetten korumuş olurdu: ‘Bu sahtekârlara kulak asmayın!’” Tüm kavramların yeniden belirleneceği bu yeni dünyada elbette mülkiyet kavramı da değişecek ve hatta ihtimal odur ki asıl hedeflenen de budur. Sanal araziler, sanal gayrimenkuller, sanal para birimleri ve yeni bir sanal dünya yaratılıyor. Şu anda oyunlara hapsedilen çocuklar, sanal medyaya bağımlı hâle gelen yetişkinler, o büyük oyunun savaşçıları ve askerleri olarak adım adım tasarlanıyor. Kâğıt üzerindeki mülkiyetler, daha da güçlenecek olan sanal mülkiyetler karşısında nasıl varlık gösterecek? Yeni olgular, yeni yasalar, yeni dünyalar… 

Bu yeni dünyada, esasında aydınlanmanın çok ötesinde, yeniden ateşi bulacak; “o sahtekârlara inanmayın” diyebilecek bir iradeye ihtiyacımız olacak. Elbette distopik görünüyor. Ancak bundan sadece beş yıl önce, görünmez algoritmaların neyi düşüneceğimizi, kimi seveceğimizi ve neye öfkeleneceğimizi belirleyeceği söylenseydi, buna da inanmayacaktık. 

Tüm bu senaryoları düşünüp mücadeleyi tam da bugünden başlatabilmek ve bilhassa çocuklarımızı daha insani bir çağa hazırlayabilmek için “bugünün sahtekârlarına da kulak asmayın!” demek yeterli olacak mı? 

Yetmeyecek. Çünkü önce onları tanımamız gerekiyor. Bu durumda soru şu: Gerçeği yeniden yazan bu düzeni fark edecek kadar uyanık mıyız? En kötü senaryolara karşı hazırlığımız nedir?

Banu Ünver

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam