Yazdığı 'Kadın Hakları Bildirgesi' Sebebiyle Ölüm Cezasına Çarptırılan Kadın: Olympe de Gouges

-

Günümüzde kadın hakları denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Olympe de Gouges’i ve verdiği mücadeleyi hep birlikte, yeniden hatırlayalım…

Olympe de Gouges, 1748 yılında Fransa'nın güneyindeki Montauban şehrinde doğdu.

Küçük burjuva bir aileden geliyordu; babası kasaplık, annesi ise çamaşırcılık yapıyordu. 

17 yaşındayken kendinden 30 yaş büyük Louis Aubry ile evlendirildi. Bu evlilik Olympe'nin istemediği bir evlilikti. Bir yıl sonra oğlu Pierre dünyaya geldi. Oğlunun doğumundan birkaç ay sonra ise eşini kaybetti.

1770’lerde Paris’e taşınan Olympe de Gouges, dini evliliğe karşıydı.

Cinsel özgürlüğü savunuyordu. Burada J. de Rozieres ile beraber olan Olympe, onun evlilik teklifini kabul etmedi. Sanatçılardan, yazarlardan, siyasetçilerden oluşan bir çevre edindi.

1784'te kendi yazarlık kariyerine başladı ve yaşamının son dokuz yılında romanlar, politik yazılar, manifestolar, edebi incelemeler ve sosyal bilince sahip önemli konularda oyunlar yazdı.

Bir tiyatro grubu oluşturan Olympe de Gouges, ilk oyunu, kölelik karşıtı "L'Esclavage des Nègres"i 1784'te kaleme aldı.

Kadın oluşu ve oyununun konusu nedeniyle oyunu, 1789 Fransız Devrimi'nin başlangıcına kadar basılmadı.

Bu sebeple Fransız Devrimi’ni sevinç ve umutla karşıladı. Fakat kısa süre sonra hakların sadece erkeklere verildiğini, kadınların erkeklerle eşit statüye getirilmediğini gözlemleyince Fransız Devrimi'ne olan inancını ve umutlarını kaybetti.

1791 yılında kadınlar için eşit politik ve yasal hakları talep eden bir dernek olan Cercle Social`e katıldı.

Cercle Social, dönemin ünlü kadın hakları savunucusu Sophie de Condorcet'in evinde toplanırdı. Daha sonra ünlenecek "Kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır" sözünü ilk kez bu sıralarda söylendi. Bu sözü, 1791 Anayasası'nın yayımlanmasından birkaç gün sonra kaleme aldığı Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin de 10. maddesini oluşturmuştur. Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (Déclaration des droits de la Femme et de la Citoyenne) o yıl (1791) meclis tarafından yayımlanmış olan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ne (La Déclaration des droits de l'Homme et du citoyen) bir cevap niteliği taşıyordu. Olympe bu bildirgeye tepki gösterdi çünkü, ‘İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde insan kelimesi yerine 'homme-man' kelimesi kullanılmıştı. Bu kelime o dilde ‘erkek’ anlamına geliyordu. Uygulamaya geçildiğinde de bu bildirgenin kadınların haklarını gerektiği gibi savunmadığı net bir şekilde görüldü.

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin maddeleri şöyleydi;

Kadın Özgür Doğar, Yaşamını Erkeklerle Eşit Haklara Sahip Olarak Yürütür! İşte Uğruna Giyotine Gidilen Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi - onedio.com
Kadın Özgür Doğar, Yaşamını Erkeklerle Eşit Haklara Sahip Olarak Yürütür! İşte Uğruna Giyotine Gidilen Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi - onedio.com

Aslında bu bildiri, meclisin bildirisinin bir kopyasıydı.

Gouges, yalnızca insan kelimesi yerine kadın kelimesini koymuştu. Bildiriyi, kadın sorunlarını yine bir kadın çözebilir düşüncesiyle, XVI. Louis’in eşi Marie Antoinette’ye ithaf etti. Bildiri, yayımlandığı zaman pek önemsenmedi.

Olympe de Gouge, aynı yıl Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’ne karşılık kendi toplum sözleşmesini de kaleme aldı. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı evliliği savundu.

İnandığı her şeyin uğrunda sonuna kadar direnen, tutkulu ve kararlı bir kişiliği vardı. Dönemin kaotik ortamında adaletsiz olarak tanımladığı her şeye karşı çıktı. 

Karşı çıktığı konulardan biri de Fransa Kralı 16. Louis'in idam edilmesiydi. Bu idama karşı çıkmasının nedeni tam olarak bilinmese de, başlı başına idam cezasına karşıydı ve ona göre siyasi strateji açısından da en iyisi kralın öldürülmemesiydi.

Fransız Devrimi sırasında yer alan adaletsiz ve vahşi olarak tanımlanabilecek birçok olay ve bu olayları önleyemeyişi onda büyük bir rahatsızlık uyandırıyordu.

Bu rahatsızlığı nedeniyle yazımı sertleşti ve meselelere çok daha şiddetli eleştiriler getirmeye başladı. Sonunda 'Le trois urnes, ou le salut de la Patrie, par un voyageur aérien' isimli eseri nedeniyle Temmuz 1793'de tutuklandı. 

Bu eserde memleketin kurtuluşu şu üç seçeneği değerlendirmek üzere bir halk oylamasına gidilmesini talep etmekteydi. Bölünmez bir cumhuriyet, federal bir hükümet ya da anayasal monarşi.

Üç ay tutuklu kaldı. Avukat tutma hakkı verilmediği için kendi savunmasını kendisi yaptı. Hapisteyken yazdığı, kendi savunması denilebilecek iki metin arkadaşları vasıtasıyla yayımlandı.

“Titreyin, çağdaş Tiranlar! Mezarımın derinliklerinden duyulacak sesim. Cesaretim, sizin daha barbar davranmanıza neden oluyor.”

Yaşamı boyunca ölüm cezasının kaldırılması, mahkemelerde halk jürilerinin kurulması, Fransız sömürgelerindeki kölelerin özgürleştirilmesi, gayrı meşru çocukların tanınması, evlat edinilmesi, gelir vergilerinin adaletsizliği, yoksulluk gibi konularda mücadele etti.

İdamdan kurtulmak için hamile olduğunu iddia etti ama yapılan kontrolde bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. 3 Kasım 1793 günü giyotin ile idam edildi.

1780'lerde oyun yazarı olarak başladığı kariyerinde siyasi yazılarıyla ünlenen Olympe de Gouge’nın eserleri Fransız Devrimi'ni, dönemin kadına ve özgür düşünceye bakış açısını anlamak açısından da farklı bir önem arz eder.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bykzlt

Kadınsız devrim giyotine benzer diye bir söz vardı. 18. yüzyılda erdemleri için mücadele eden bir kadın cinsiyetine yakışan erdemleri unuttuğu için cezalandırılmış. 20. yüzyıldayız değişen pek bir şey yok herhalde.

Görüş Bildir