Volkanın Üzerine Dev Kale Kurmuşlar: 1983 Yılından Beri Kazılıyor
Erzincan Ovası’nın kuzeydoğu kesiminde, yaklaşık 60 metre yükseklikteki volkanik bir tepe üzerinde konumlanan Altıntepe Kalesi, Anadolu arkeolojisinin en stratejik noktaları arasında bulunuyor. 1938 yılından bu yana aralıklarla devam eden bilimsel çalışmalar, Urartu döneminden Osmanlı’ya kadar uzanan çok katmanlı bir yerleşim dokusunu gözler önüne seriyor. Bölgedeki arkeolojik faaliyetler, geçmişin izlerini günümüze taşırken aynı zamanda antik dönem mühendislik becerilerine dair çarpıcı veriler sunuyor.
Detaylar 👇
Bilimsel kazı süreçleri bölgenin tarihsel önemini tescilleyen veriler sunuyor
Altıntepe’nin ismi arkeoloji literatüründe ilk kez 1938 ve 1956 yıllarında yaşanan yasa dışı kazı olaylarıyla gündeme geldi. Bu tahribatların ardından 1959 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında başlatılan ilk sistematik çalışmalar 1967 yılına kadar kesintisiz sürdü. Bu süreçte Urartu krallığına ait iç kale kapısı, tapınak-saray kompleksi, sur hatları, apadana, depo binaları ve açık hava tapınağı gibi anıtsal yapılar keşfedildi. 2002 yılı itibarıyla Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu tarafından devralınan koruma ve kazı faaliyetleri, kalenin mimari mirasını koruma altına almayı amaçlıyor.
Farklı medeniyetlerin izleri aynı tepe üzerinde iç içe geçiyor
Yapılan incelemeler, Urartu eyalet merkezi olarak inşa edilen kalenin sonraki yüzyıllarda Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de stratejik bir yerleşim alanı olarak kullanıldığını kanıtlıyor. Yaklaşık 200 metre genişliğindeki tepe üzerinde yer alan Bizans sur kalıntılarının, Urartu dönemine ait bazı yapıların üzerine inşa edildiği saptandı. Özellikle güney yamaçta yer alan taş örme mezar yapıları, antik dönem gömü geleneklerinin ve sosyal hiyerarşinin anlaşılması noktasında bilim dünyasına rehberlik ediyor.
Gün yüzüne çıkarılan nadide eserler müze envanterlerinde sergileniyor
Kazılarda ulaşılan saray kompleksi, drenaj sistemleri ve kanalizasyon ağları, dönemin gelişmiş şehircilik anlayışını yansıtıyor. İlk kazı döneminde bölgede müze bulunmaması sebebiyle Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne nakledilen eserlerin yanı sıra, son dönemde bulunan seramikler, at koşum takımları ve metal mobilya aksamları bugün Erzincan Müzesi’nde koruma altında tutuluyor. Drone teknolojisi ile kayıt altına alınan kalıntı alanı, tarih meraklıları ve bilim insanları için cazibe merkezi olma özelliğini koruyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın