Vazgeçmeyişin Hikayesi: Bir Paralimpik Sporcunun Kendi Gücünü Keşfetme Yolculuğu
Bazı hikâyeler vardır… yalnızca anlatılmaz, insanın içine işler. Bazı yolculuklar vardır… bir başlangıç ve bitişten ibaret değildir; insanı dönüştürür, yeniden şekillendirir.
Bu röportajda, spora ilk adımını korku ve merakla atan bir çocuğun; zamanla kendi gücünü keşfeden, sınırlarını aşan ve vazgeçmemeyi öğrenen bir sporcunun içten hikâyesine tanıklık ediyoruz. Bu sadece bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda düşmenin, yeniden ayağa kalkmanın, inancın ve doğru insanların hayatımızdaki yerinin ne kadar belirleyici olduğunun güçlü bir anlatımı.
Ayşe’nin yolculuğu bize şunu hatırlatıyor: İnsan bazen kendine inanmakta gecikebilir… ama biri size inandığında, o yol artık yalnız yürünmez.
Bu satırlarda; görünmeyen emekleri, sessiz destekleri, içsel mücadeleleri ve en önemlisi vazgeçmemeyi bulacaksınız.
Sporla tanıştığın ilk dönemden bugüne nasıl bir değişim yaşadın?
Spora başladığım ilk zamanlar biraz korku, biraz merak doluydu. Kendime çok inanmıyordum ama içimde tarif edemediğim bir his vardı; sanki bu yol benim yolumdu.
O günkü ben daha kırılgan, daha sorgulayan biriydi. Ama içimde hep bir his vardı: “Devam et.”
Bugün ise yaşadığım her zorluktan güç alan, düşse bile yeniden kalkmayı bilen biriyim. Bu değişim sadece fiziksel değil; tamamen zihinsel ve ruhsal bir dönüşüm.
• Paralimpik sporcu olmaya karar verdiğin süreç ve seni ayakta tutan en önemli şey neydi?
Bu kararı verirken içimde hem büyük bir korku hem de tarifsiz bir umut vardı. Çünkü bu yol kolay değildi ama kalbim hep “devam et” diyordu.
En büyük şansım, bana inanan bir antrenörümün olmasıydı. Ben kendime inanmazken bile o bana inandı.
En zor anlarımda, pes etmeye en yakın olduğum zamanlarda bile onun bir sözü ya da bana olan bakışı yeniden ayağa kalkmamı sağladı.
O anlarda şunu öğrendim: Bazen sen kendini bırakacak gibi olsan bile, sana inanan birinin varlığı seni tutar.
Kariyerinde seni en çok şaşırtan ve en çok şekillendiren şey ne oldu?
En çok kendi gücüm beni şaşırttı. Ama asıl fark yaratan şey doğru insanlarla birlikte olmak oldu.
Tek başıma belki bu kadar ileri gidemezdim ama doğru destekle imkânsız sandığım şeylerin mümkün olduğunu gördüm.
En zor anlarım ise beni en çok şekillendiren anlar oldu.
• Başarılarının arkasındaki görünmeyen hikâyeler neler?
Görünen sadece madalyalar ama görünmeyen tarafta çok fazla gözyaşı, yorgunluk ve sabır var.
Hiç kimseye belli etmeden antrenmana çıktığım, içimden hiçbir şey yapmak gelmediği günler oldu.
Ama o günlerde bile vazgeçmedim. Bazen bir “devam” sözü bile yeterli oldu.
Aslında o madalyalar sadece benim değil, birlikte verdiğimiz mücadelenin sonucu.
Zorlandığın ve kaybettiğin anlar sana ne öğretti?
Kaybettiğim anlar en çok ağladığım ama en çok öğrendiğim anlar oldu.
O anlarda hep şu cümleyi duydum: “Bu bir son değil.”
Gerçekten de değildi… Kaybetmek bana sabretmeyi, yeniden başlamayı ve kendime bir şans daha vermeyi öğretti.
Artık başarıyı sadece kazanmak olarak görmüyorum. Başarı; vazgeçmemek ve o süreçte büyüyebilmek demek.
• Günlük hayatında sporla kişisel yaşamını nasıl dengeliyorsun? Bu süreç sana ne kattı?
Bu dengeyi kurmak hiç kolay olmadı. Bazen hayatımdan ödün verdiğim anlar oldu.
Ama zamanla şunu öğrendim: Büyük bir şey kazanmak için bazı şeylerden vazgeçmek gerekiyor.
Spor bana planlı olmayı, sabretmeyi ve önceliklerimi doğru belirlemeyi öğretti. Artık hayatımı daha bilinçli yaşıyorum.
Antrenman sürecinde seni en çok zorlayan şey ne oluyor?
Fiziksel yorgunluk değil, mental olarak güçlü kalabilmek…
Bazen “bugün yapamayacağım” dediğim anlar oluyor. Ama o noktada kendime ya da bana inanan insanlara tutunuyorum.
Kendime hep şunu söylüyorum: “Bu da geçecek.”
Ve gerçekten geçiyor… yeter ki vazgeçmeyeyim.
• Spor seni nasıl bir insana dönüştürdü?
Spor beni bambaşka bir insana dönüştürdü. Daha sabırlı, daha güçlü ve daha dirençli biri oldum.
Eskiden zorlandığım şeylerden kaçarken, şimdi onların üstüne gidiyorum.
En önemlisi de kendime inanmayı öğrendim. Çünkü bir noktadan sonra anlıyorsun ki seni sınırlayan şey bedenin değil, zihnin.
Ailenin desteğini en güçlü hissettiğin an neydi?
Yorulduğum, bırakmayı düşündüğüm bir gün vardı. Ailem hiçbir şey söylemeden yanımda durdu.
O sessiz destek bile bana “yalnız değilsin” hissini verdi.
Bazen en büyük güç, arkanda duran insanların varlığıdır.
• Ailelerin ve toplumun bakış açısı hakkında ne düşünüyorsun? Neler değişmeli?
Bazen aileler korumak isterken farkında olmadan çocuklarını sınırlayabiliyor.
Oysa bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şey “sen yapabilirsin” cümlesi.
Engelli bireyler için de en büyük ihtiyaç bakış açısının değişmesi.
“Yapamaz” yerine “nasıl yapabilir?” diye düşünülmeli. Çünkü doğru destek verildiğinde neler başarılabileceğini kimse tahmin edemez.
Türkiye’de paralimpik sporculara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsun?
Hâlâ ya acınarak ya da abartılı bir hayranlıkla bakılıyor.
Oysa biz ne acınacak insanlarız ne de ulaşılmaz kahramanlarız…
Biz sadece fırsat verildiğinde neler yapabileceğini gösteren insanlarız.
Bizim ihtiyacımız olan şey merhamet değil, eşitlik. Alkış değil, anlayış.
• Sporun hayatında yarattığı en büyük dönüşüm ne oldu?
Spor benim hayatımı sadece değiştirmedi… beni yeniden inşa etti.
Bir zamanlar kendime bile inanmadığım günler oldu. Ama her antrenmanda biraz daha kendime yaklaştım.
Bugün aynaya baktığımda bir eksik değil; bir mücadele, bir güç ve vazgeçmemiş bir insan görüyorum.
• Genç sporculara ve kendi geçmişine ne söylemek istersin?
Kendi geçmişime şunu söylerdim: “Korkma… zor olacak ama değecek.”
Genç sporculara ise şunu söylüyorum: Sabırlı olun ve vazgeçmeyin. Çünkü en kritik an, vazgeçmek üzere olduğunuz an.
Eğer benim hikâyem bir kişinin bile içinde umut oluşturursa ve biri “ben de yapabilirim” derse…
İşte o benim kazandığım en büyük madalya olur. 🥇
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

