Sözler İncitir, Nefret Öldürür: Gökkuşağının Toplum Önyargılarıyla Soldurulan Renkleri

-

Türkiye'de pek çok LGBTİ birey, ya psikolojik işkencelere dayanamayarak canına kıydı, ya da zalimce öldürüldü.

Adaletsizce hayatları çalınan bu genç insanları hatırlayalım. Fotoğraflarına, gözlerinin içine bakalım ve hepimizin insan olduğu gerçeğine sımsıkı sarılalım. Sözlü ve fiziksel şiddete bir "dur" diyelim.

Eylül Cansın "yapamadım, izin vermediler" diyerek kendisini köprüden attığında 23 yaşındaydı.

Eylül, ölüme giderken bir video çekerek gözyaşları içerisinde herkese veda etmişti. Çok sevdiği köpeğini de annesine emanet ederken, annesine üzülmemesi gerektiğini söyledi.

"Yapamadım, izin vermediler" diyordu. Eylül bu dünyadan istemeyerek, gözyaşları içerisinde gitmek zorunda kaldı-Eylül intihara mecbur bırakıldı.

Efe Özyavuz, babası "kendini as, bize iş çıkarma" dedikten sonra kendisini asarak intihar ettiğinde 17 yaşındaydı.

Efe kadın bedenine doğmuş bir trans erkekti. Henüz 17 yaşındaydı. İntihar etmeden önce ailesinden gördüğü şiddeti arkadaşına anlatmıştı.

Babasının "kendi kendini öldür, bize iş çıkarma" demesi üzerine daha fazla dayanamayarak kendisini astı. 17 yaşında dünyaya veda eden-veda etmek zorunda bırakılan Efe'nin kısa ömrünün acısı gözlerinden okunuyor.

Sinan Akyüz, eşcinsel olduğu için ailesinden ve çevresinden gördüğü şiddete dayanamayarak intihar ettiğinde 24 yaşındaydı.

Van'da yaşayan Sinan da intihara mecbur bırakılanlardan oldu. Ailesinden şiddet gördüğünü arkadaşlarına söylemişti; bedeninde sürekli darp izleriyle geziyordu. Fakat Sinan yaşamak istiyordu, bu yüzden tekvando gibi savunma sporlarına dahi başladı. Fakat psikolojik ve fiziksel şiddete dayanamadı.

“Dünya size kalsın, yalanlar size kalsın, sahtekarlıklar size kalsın, dostluklar size kalsın, aşklar size kalsın, duygular size kalsın, düşünceler size kalsın, nasihatlar size kalsın. Mutlu günlerin geleceği yok; artık gitmeliyim” dedi ve intihar etti.

İsa Şahmarlı baskıya dayanamayarak kendisini gökkuşağı bayrağıyla astığında 20 yaşındaydı. Geriye "Tanrı herkesi yarattığı gibi sever" yazılı fotoğrafı kaldı.

Azerbaycan'da yaşayan İsa, ayrımcılığa ve aşağılanmaya daha fazla dayanamadı.

"Gidiyorum. Herkes hakkını helal etsin. Bu ülke, bu dünya bana göre değil... Mutlu olmak için gidiyorum... Anneme de onu çok sevdiğimi söyleyin. Hepiniz ölümümde günahkarsınız. Bu dünya benim renklerimi taşıyacak kadar güçlü değil. Elveda." dedi ve gitti.

Timuçin hayat dolu ve mutlu bir insan olarak biliniyordu; 2015 yılında intihar etti.

İzmir'de yaşıyordu. Arkadaşları onun için “Timuçin’in hiç kimse ile bir sorunu yoktu. Olduğu gibi birisiydi. Tabiri caiz ise hayat dolu bir insandı.” dediler.

Ayaz Utku Karakulak kendisini boşluğa bıraktığında 22 yaşındaydı.

Ayaz Utku bir trans erkekti. Toplumun, ruhu kırana kadar yaptığı baskıdan o da nasibini aldı. Ölümünün arkasından sevgilisinin söyledikleri her şeyi özetler nitelikteydi:

“Benim 6 yıllık sevgilim, sırf trans diye ölmeyi hak etmedi. O koskoca dünyaya bir benim sevgilimi sığdıramadınız. Cenazesine gitmeme bile izin vermeyen yargılarınız batsın! Affım yok kimseye. Yükseklik korkusu vardı onun, kendini yüksekten attı. Nasıl yaktınız canını kim bilir... 6 senem, canım. Rahat uyu!”

Figen'i ilk kez polisler tarafından darp edilip işkenceye maruz bırakıldığı fotoğraflarında görmüştük. Kısa süre sonra intihar etti.

Mersin'deki evinde yaşamına kıyan Figen arkasında herhangi bir not ya da mektup bırakmadı. Zaten yaşananlar yeterince açıktı. Figen'e de izin verilmedi.

İranlı eşcinsel mülteci kardeşimiz...

2014 yılında intihar etti. 

Eşcinselleri ölüm cezasına çarptıran İran'dan kaçmış ve Denizli'ye taşınmıştı. Hayata tutunmaya çalışıyordu. Fakat geçim sıkıntısı ve homofobi yakasını bırakmadı.

Ferhat İlken dehşet verici bir şekilde öldürüldüğünde 27 yaşındaydı.

Ferhat İlken'in cesedi elleri ve ayakları bağlanmış, kafasına bir poşet geçirilmiş ve kafası ezilerek öldürülmüş olarak bulundu.

Cinayet sonradan ortaya çıktı, Ferhat 3 kişi tarafından eşcinsel olduğu gerekçesiyle öldürülmüştü.

Çağla Joker, evinde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldüğünde 25 yaşındaydı.

Trans kadın Çağla'yı öldüren kişi ise 18 yaşından küçük bir gençti. Nefret tohumlarının ne kadar erken ekildiğini gösterircesine... 

Ambulans görevlileri Çağla'nın yaralı bedenini taşımak istemedi, Çağla öldükten sonra ise hastane görevlileri cesede dokunmadan - gözlerini bile kapamadan Çağla'nın arkadaşlarına teslim etti. Çağla'nın ailesi cenazeyi kabul etmedi. LGBTİ cemiyeti Çağla'ya sahip çıktılar.

Çağla'nın katili tek kişi gibi görünse de, aslında bu zincirin her halkası, herkes...

İrem Su, 12 bıçak darbesi ile vahşice öldürüldüğünde 28 yaşındaydı.

İnternet üzerinden sohbet ettiği ve sonradan buluştuğu kişiyle ilişki yaşadı. Bu şahıs sonradan İrem'i bıçaklayarak, korkunç bir şekilde öldürdü.

İrem'in annesi, çocuğunun cenazesinde "Benim çocuğum cinsel kimliği nedeniyle hep toplumdan itildi. Okumak istedi okutmadılar. Koskoca dünyaya sığdıramadılar evladımı. Oğlum suçlu da onlarla düşüp kalkan kişiler suçlu değil mi?" diye isyan etti.

Roşin Çiçek... Henüz 17 yaşındaydı. Öz babası tarafından 14 kurşun ile öldürüldü.

Öldürülmesinin sebebi eşcinsel olmasıydı.

Bir babanın kalbine, evladına kıyabilecek kadar gözü kara bir nefret koyan bu sisteme lanet olsun!

Dora Özer, 24 yaşındaydı. Bıçaklanarak öldürüldü.

"Travesti cinayeti" olarak artık yeterince sıradan bir haber olarak gazetelere geçti. Ailesi cenazeyi teslim almadı.

Dora'ya da LGBTİ dernekleri sahip çıktı.

Ahmet Yıldız, 2008 yılında öldürüldüğünde, çoktan polise ailesinden tehditler aldığına dair ihbarda bulunmuştu. Öz babası tarafından 5 kurşun ile öldürüldü.

26 yaşında bir üniversite öğrencisiydi. Aynı zamanda özel dersler de veriyordu.

Sırf cinsel yönelimi sebebiyle ailesinden aldığı tehditler yüzünden yurt dışına çıkmayı düşünüyordu fakat ders verdiği öğrencilerin sınav sonuçlarını beklemeyi tercih etti. Bir gece dondurma almak için evden çıktığında öz babası tarafından acımasızca öldürüldü.

Ailesi cenazesini teslim almadı. Katiller hala yakalanamadı.

Ahmet'in hayatı Zenne filmine ilham oldu.

Homofobik sözcüklerin, şakaların zararsız olduğunu; homofobinin "düşünce özgürlüğüne" dahil olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Nefret sadece dilde kalmaz, üzerinize yapışır, arkadaşlar. "Nonoş, top" diye dışladığınız insanlar incinir, ötekileştirmeniz onları toplumda savunmasız hale getirir. Psikolojik tahribat yaratır. Toplumun da kendinden olmayana gösterdiği şiddeti meşrulaştırır.

Sevgiyle!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
deadpoet

gerçekten ben toplumun ahlak anlayışını anlayamıyorum sinirlendim yine yazıyorum .tecavüz ,yalan dolan ,dedikodu ,hırsızlık ,kavga ,küfür bunların hepsi toplum yapısını bozuyor insanlar neden çıkıp kavga eden karısını döven bir adama karışmıyorlar veya neden taciz eden bir adamı öldürmüyorlar da bu gözlerine batıyor da ahlak bekçiliği yapıyorlar şaka gibi

gothic

Bunca vahşet haberinin altına gülücük+kalp koyan zihniyetin amk...!!

dearlord

Yahu intihar edenleri anlamıyorum bi tek onlar mı baskı görüyor sanki ? Bi tek sıkınıtıyı onlar yaşıyolar sanki de 'yapamadım,yaptırmadılar' tarzı söylemlerde bulunuyolar . İntihar ettiklerinde de bütün suçu yine homofobiklerin üzerine atarlar . Tamamen şımarıklık bu . Sen savaş kardeşim savaş hakkını kazanırsın . Hollanda'da eşcinseller rahatça yaşabiliyorlar çünkü hakları için savaşmışlar . Savaşmak yerine intihar etmeyi tercih edersen olacak tek şey homofobik insanların senin arkandan 'Geberdi kafir' demesi olucak . Bi de böyle yerlere çıkarsın ki insanlar sana acıyabilsin .

patrickn-bateman

sen neden bahsediyosun ya şımarıklıkmış bu insanlar ölmüş ölümün şımarıklığımı olur

atlas-van-gogh

Hollanda'da neden uğruna savaştıkları şeyi kazandılar biliyor musun? Çünkü Hollanda da diğer birçok Avrupa ülkesi gibi eğitime önem veren, bilinçli insanlarla dolu bir ülke. Homofobikler olsa bile insan hayatına değer veren birçok insan da var. Ama bu bizim ülkemizde yok. Bizim ülkemizde sağlıklı düşünebilen insan da yok, insan hayatına değer veren de. O yüzden biz savaşsak ne değişecek? Ne o asalak varlıkları ortadan kaldırabileceğiz ne de zehirli zihniyetlerini temizleyebileceğiz.

sude-danaci

biz ölmek istemiyoruz .

nankurunaisaa

İçinde bulundukları durum çok farklı. Toplum baskısı,ön yargı vs. Düşünsenize sevgi denen illeti kendi içinizde besleyip hapsediyosunuz.. Sırf bitakım kirli ellere alet olmasın kirlenmesin diye.. Darbeyi de en yakınından seni doğurandan yiyorsun..

Başlıklar

AzerbaycanEşcinselİntiharİranİzmirMersinTercihVandondurmatrans
Görüş Bildir