Sıcak Havalarda Bu Hatayı Yapıyorsanız Dikkat: Böbrekleriniz Taş Üretiyor Olabilir!
Havaların ısınmasıyla herkes 'tatil' modunu açtı. Ancak sıcak havalar, bazı hastalık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle yaşlıların, çocukların ve hamilelerin yaz aylarında dikkatli olması gerekiyor. Yaz aylarında riski artan hastalıkların başında, tıp dünyasında 'nefrolitiazis' olarak bilinen böbrek taşları geliyor.
Klinik araştırmalar ve üroloji uzmanlarının verileri, hava sıcaklıklarının zirve yaptığı Haziran-Ağustos döneminde şiddetli böbrek ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında artış olduğunu gösteriyor.
Peki ne yapmak gerekiyor?
Yaz aylarında böbrek taşı oluşumunda artış görülüyor.
Yaz aylarında böbrek taşı vakalarının zirve yapmasındaki en önemli neden, yetersiz sıvı alımı ve aşırı sıvı kaybı nedeniyle oluşan kronik dehidrasyon. Hava sıcaklığı arttıkça, insan vücudu iç sıcaklığını 36.5°C civarında sabit tutabilmek için terleme mekanizmasını devreye sokar. Bu süreçte farkında olmasak bile solunum ve deri yoluyla litrelerce su kaybederiz.
Eğer kaybedilen bu hayati sıvı, gün içinde su tüketilerek yerine konmazsa, beyindeki hipotalamus bölgesi böbreklere 'idrarı konsantre et ve suyu tut' emri verir.
Böbreklerin suyu geri emmesiyle birlikte üretilen idrar miktarı ciddi şekilde azalır ve idrarın rengi koyu sarıya döner. Bu ultra-konsantre kimyasal ortamda, idrarın içinde normalde çözünmüş halde bulunan ve idrarla atılması gereken kalsiyum, oksalat, ürik asit ve fosfat gibi mineraller birbirine çok daha kolay tutunur.
Tıpkı bir bardak suya aşırı tuz atıldığında dibe çökmesi gibi, idrardaki bu maddeler de aşırı doymuşluk (süpersatürasyon) noktasına ulaşarak önce mikroskobik kristalleri, bu kristallerin birleşmesiyle de zamanla idrar kanallarını tıkayan böbrek taşlarını oluşturur.
Susuzluk, böbrek taşlarının oluşmasının tek nedeni değil.
Yaz mevsimi, güneş ışınlarından (özellikle UVB dalga boyundan) en yoğun yararlandığımız ve cildimizin D vitamini sentezini maksimum seviyeye çıkardığı dönemdir. D vitamini genel kemik sağlığı, hormon dengesi ve güçlü bir bağışıklık sistemi için hayati bir önem taşır.
Ancak, böbrek taşlarına yatkınlığı olan bireyler için D vitamini, gizli bir tetikleyiciye dönüşebilir. Vücutta aktif D vitamini seviyesi yükseldiğinde, bu hormon bağırsaklara sinyal göndererek gıdalarla alınan kalsiyumun emilimini ve kana geçiş hızını maksimuma çıkarır.
Kanda dolaşan kalsiyum miktarının artması, vücudun kalsiyum dengesini korumak adına böbreklerin filtreleme yükünü artırır ve fazla kalsiyum idrara pompalanır. Eğer bu süreçte kişi yeterince su içmiyorsa ve idrar hacmi düşükse, idrara geçen bu yoğun kalsiyum miktarı, yine idrarda bulunan oksalat maddesiyle kimyasal bir bağ kurarak en sık görülen taş türü olan kalsiyum oksalat taşlarına dönüşür.
Yani yaz güneşinin getirdiği D vitamini bolluğu, dehidrasyonla birleştiğinde böbrekler için zararlı olabilir.
Yazın değişen beslenme alışkanlarımız da birer etken.
Yaz aylarında sosyal aktivitelerin artmasıyla birlikte beslenme ve diyet alışkanlıklarımız da farkında olmadan taş oluşumunu doğrudan tetikleyecek şekilde değişir. Tuzlu atıştırmalıklar, soslar, mangallar... Vücudumuzdaki sodyum (tuz) yükü olağanüstü düzeyde artar. Yüksek sodyum tüketimi, böbreklerin kalsiyumu geri emme yeteneğini bozar ve doğrudan idrardaki kalsiyum miktarını artırarak taş oluşum mekanizmasını tetikler.
Ayrıca sıcak günlerde serinlemek amacıyla su yerine sıklıkla tüketilen buzlu çaylar, asitli içecekler, kahveler veya aşırı miktarda tüketilen yaz meyveleri/kuruyemişleri, taş oluşumunda başrol oynayan oksalat bileşeni bakımından oldukça zengindir.
Peki ne yapmak gerekir?
Sıvı ihtiyacını su yerine kafeinli veya yüksek fruktozlu/şekerli içeceklerle karşılamaya çalışmak, dehidrasyonu daha da derinleştirir ve böbreklerin filtreleme yükünü iki katına çıkarır. Böbrek taşlarından korunmanın en iyi yolu, su tüketimini artırmaktır. Özellikle yaz aylarında, standart 2 litre tüketim bile yeterli gelmeyebilir.
Burada kritik nokta, susama hissinin ortaya çıkmasını beklemeden suyu gün içine homojen bir şekilde yayarak tüketmektir; çünkü susuzluk hissetmek aslında hücresel düzeyde dehidrasyonun çoktan başladığının ve vücudun alarm verdiğinin gecikmiş bir göstergesidir.
Peki yeterli su tüketip tüketmediğinizi nasıl anlarsınız?
Bu süreçte en pratik ve güvenilir kılavuzunuz idrar renginizi takip etmek. Sağlıklı bir böbrek fonksiyonu ve taş önleme süreci için idrar renginin soluk, berrak veya çok açık sarı olması gerekir. Suyunuza ekleyeceğiniz birkaç damla taze limon, içeriğindeki zengin sitrat (sitrik asit) sayesinde idrardaki kalsiyumun kristallere dönüşmesini kimyasal olarak bloke eden doğal bir koruyucudur. Günlük tuz tüketimini 5 gramın (bir tatlı kaşığı) altında tutmak, hayvansal proteinleri sınırlamak ve özellikle egzersiz veya yoğun sıcak sonrası sıvı takviyesini ihmal etmemek, böbreklerinizi yaz aylarında koruyacaktır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın