Sezar'ın 'Geldim, Gördüm, Yendim' Sözünü Söylediği Meşhur Türk Kalesi
Dünya tarihinin en çok tekrarlanan üç kelimesi Latince söylendi ama söylendiği yer Roma değil, Tokat.
Jül Sezar'ın 'Veni, vidi, vici' yani 'Geldim, gördüm, yendim' sözü, MÖ 47'de Tokat'ın Zile ilçesinde kazandığı zaferin hemen ardından Roma'ya gönderdiği haberde geçiyor. Bugün o zaferin kazanıldığı tepede, geçmişi yaklaşık 7 bin yıl öncesine uzanan Zile Kalesi duruyor. Asur'dan Hitit'e, Pers'ten Pontus'a kadar pek çok medeniyetin izi aynı höyükte üst üste birikmiş durumda. Kale bununla da kalmıyor; Anadolu'da zemini doldurularak inşa edilmiş ilk kale olma özelliğini de taşıyor. Zile Belediyesi ise 2012'de dünyaca ünlü o sözün marka tescilini alarak onu resmen ilçeye mal etti.
Gelin, kalenin detaylarına yakından bakalım.
Sezar Zaferini Pontus Kralı II. Pharnakes'e Karşı Kazandı: O Sözün İşlendiği Taş Kalede Sergileniyor
Olayın kahramanı, Roma'nın hem askeri hem siyasi en tanınmış figürü Jül Sezar. MÖ 47'de Pontus Kralı II. Pharnakes'e karşı Zela Savaşı'nı kazanan Sezar, zaferi Roma'ya üç kelimeyle bildirdi. Tarih kitaplarına 'en kısa mektup' olarak geçen bu haber, aradan iki bin yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ dilimizde.
Zile Belediyesi Müze Sorumlusu Kurtuluş Uygun'un anlatımına göre Sezar, aynı zamanda bu noktada Roma devletinin doğu sınırını da belirledi. Kalede, üzerine bu ünlü sözün işlendiği bir taş bugün ziyaretçilere sergileniyor.
Kalenin bulunduğu höyüğün hikâyesi Sezar'dan çok daha eskiye gidiyor. Tarihî kaynaklar Zile'nin kuruluşunu Asur Kraliçesi Semiramis'e kadar götürüyor; sonraki yüzyıllarda Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans aynı tepeyi kullandı. Kalenin kuzeydoğusunda, doğrudan kayalıklara oyulmuş Roma dönemine ait bir tiyatro bulunuyor. Yapının Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı biliniyor. Halk arasında 'Sezar'ın Kalesi' adıyla da anılıyor.
Anadolu'nun Zemini Doldurularak Yapılmış İlk Kalesi: Yüksekliği Yaklaşık 80 Metre
Zile Kalesi'ni Anadolu'daki diğer kalelerden ayıran teknik bir özellik var. Kurtuluş Uygun'un aktardığına göre yapı, ana kayanın üzerine toprak tesviyesi yapılarak yükseltilmiş yaklaşık 80 metre yüksekliğindeki bir alan üzerinde duruyor. Yani kale doğal bir tepeye kurulmadı; tepe kalenin altına insan eliyle inşa edildi. Bu yöntem sayesinde yapı, Anadolu'nun ilk 'dolma kalesi' olarak tanımlanıyor. Uygun, kalenin geçmişinin yaklaşık 7 bin yıl öncesine uzandığını belirtiyor.
Kale bugün tek bir yapıdan değil, iç içe geçmiş birden fazla unsurdan oluşuyor. Alanda surlar, burçlar, bir saat kulesi ve bir zindan yer alıyor. Doğu kısmında ise bir amfitiyatro bulunuyor. Bu çeşitlilik, kalenin yüzyıllar boyunca yalnızca savunma amaçlı kullanılmadığını, farklı dönemlerde farklı işlevler yüklendiğini gösteriyor.
Ziyaretçiler 'Sezar Yolu' Caddesinden Çıkıyor, Tepeden Zile Kuşbakışı Görünüyor
Kaleye ulaşmak için izlenen güzergâhın adı da tesadüf değil: Ziyaretçiler 'Sezar Yolu' adı verilen caddeden geçerek tepeye çıkıyor. Yukarıya varıldığında ilçenin tamamı kuşbakışı görünüyor. Valilik koordinesinde İl Özel İdaresi tarafından yürütülen çalışmalarda alana doğal taş döşendi; yürüyüş yolları, temaşa alanları, aydınlatma, yeşillendirme, kameriye ve dinlenme mekanları yapıldı. Yani kale yalnızca bakılıp geçilen bir harabe değil, vakit geçirilebilen bir alan hâline getirildi.
Kalede bilimsel çalışmalar da sürüyor. Tokat Müze Müdürlüğü başkanlığında, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden araştırmacıların çalışmaları sürüyor.
Belediye tarafında ise farklı bir hamle yapıldı: Tarihsel kimlik incelendikten sonra 2012'de 'Veni, vidi, vici' sözünün marka tescili alındı. Uygun bu adımı, 'Dünyaya mal olmuş bir söz bu kentten çıktı ve yeniden onu buraya mal ettik' sözleriyle özetliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın