Sevgi Neydi? Gerçek Sevgiye Olan Bakış Açınızı Kökten Değiştirecek Bir Yaklaşımla Tanışmaya Hazır mısınız?

-

Hiç şüphesiz hepimizin zaman zaman umutsuzluğa kapıldığı, o derin kuyuda çığlıklar attığı oluyor...

Ayşe Aslı Bozdağ bunun üstesinden pozitif düşünceleriyle gelmeyi başarmış biri. Kendi tanımıyla; "İçinizden ve herkes gibi olan biri, mutlulukları ile, üzüntüleri ile, hayal kırıklıkları ile, telaşları ve sorunları ile... Hayatı ve kendini her anlamda anlamaya çalışan, bunu yaparken de gezmekten görmekten, okumaktan, öğrenmekten geri kalmayan ve kendine insanlara karşı hoşgörülü olmayı, sakin kalabilmeyi, mutlu olmayı öğretmeye çalışan biri..."

Instagram'da Kutsal İnek olarak tanıdığımız Ayşe Aslı'nın, meditasyon, yoga, hayat, felsefe, kadın ve sevgi üzerine yazılar yazdığı bir bloğu da var. Ayrıca kıskançlık, ego, ölüm korkusu ve beklentilerle ilgili de seminerler veriyor. İşte hayata, aşka ve sevgiye bakışıyla sizi derinden etkileyecek Ayşe Aslı'nın, gerçek sevgi üzerine yazdığı o muhteşem yazısı...

Ayşe Aslı, sevgiye ve aşka şimdiye kadar alışık olmadığımız bir anlayışla yaklaşıyor.

"Beni seviyorsan mesela; bana sevmediğim bir yiyeceği yedirmeye çalışmamalısın veya sevmediğim bir yere gitmeye zorlamamalısın. Çünkü sevgi karşındakinin mutlu olmasını istemek demek. Peki neden beni mutsuz etmeye çalışıyorsun? Yani beni seviyorsun ve mutlu olmamı istiyorsun ama aynı zamanda şu sevmediğim bamyayı yemeye zorluyorsun. Amaç çok güzel ama anlayış yok."

Maalesef sevgi adı altında en sık yaptığımız şey, karşımızdakinin iyiliği için ona istemediği şeyleri dikte etmek.

"Aynı şekilde 'Ama o seviyor diye gidiyoruz.' veya 'Onun istediği olsun bu sefer.' gibi cümleler de aynı anlama geliyor. Bunlar anlamadan sevmeye çok güzel örnekler aslında. Oysaki anlayış olmadan sevgi sadece boş bir söz veya kalıptan ibaret. Thich Nhat Hanh'ın dediği gibi 'Anlamak sevginin diğer adıdır.' O kadar derin bakmak gerekir ki sevgiye; karşındakinin isteklerini veya acı çektiği noktaları anlamak gerekir..."

Burada kilit nokta 'anlamak'...

Sevginin anlayışla iç içe olduğunu anlayabilmek gerekiyor önce. "Yani sevgi arkadaşlıktır ve bir cümle, bir kelime ve bir hareket karşısındakinin veya sevdiğinin (Bu ağaç, hayvan veya bitki bile olabilir.) acısını dindirir. Ama sadece anlayabilirsen. Anlayış çerçevesinde hareket edebilirsen. 'Acını paylaşıyorum.' cümlesi o yüzden bana hep saçma gelmiştir. Acımı paylaşma. O benim acım. Bunu yapamadığını ikimiz de biliyoruz. Sadece ve sadece anla; bu her şeyden daha değerli. Eğer ilişkinin içinde anlayış, merhamet ve acımı, acısını ve acıları anlama isteği var ise; işte o zaman her türlü mucize mümkün."

"Eğer sevginiz bir bağımlılık içeriyor ise, 'Onsuz yapamam, ölürüm, biterim.' diyorsanız, eğer sevginiz ayrımcılık içeriyor ise ve eğer sevginiz ön yargı içeriyor ise..."

"Maalesef dostum, bu gerçek sevgi değil. Bunlar olmadan sevgi sadece bir mülk, üstünde hak iddia etmekten başka bir şey ifade etmiyor. Mesela ıtır bitkisinin kokusu çok güzel olabilir ama bunu bir kutuya 'Oh hep koklarım.' diye koymaya çalışırsan; koyabilir misin? Koku ölür, biter ve yok olur. İşte sevgi de böyle bir şey. Sevdiğiniz insanı kıskançlıklar, kavgalar, kısıtlamalar, değiştirmeye çalışmak gibi ögelerle bir odaya kapatırsanız eğer; bu özgürlüğünü çalmak ve onu kendi olmaktan alıkoymaktan başka bir şey değildir."

Maalesef günümüzün en büyük rahatsızlığı da bu...

Sevdiklerimizi adeta bir hapse mahkum ediyoruz. "Hiçbir kimseye; 'Çok seviyorum, varsın yapsın, olsun.' veya 'Sevdiğinden yapıyor.' gibi bahanelerle katlanmak veya sonsuz sabır göstermek zorunda değilsiniz; çünkü bilin ki o gerçekten sizi sevmiyor.  Ama muhtemelen bunları yapan insanlar öncelikle kendilerini sevmiyorlar."

Ayşe Aslı blogdaki yazısında bunların yanı sıra, kendini sevmeyen bir insanın, karşısındakinden sevgi göremeyeceğinden de bahsediyor.

"Kendini sevmeyen insanın zihni hiçbir zaman rahat durmaz ve hiçbir zaman huzura kavuşamaz. Bunların sebebi biraz da modern dünya ile artarak bilincimize yerleşen türlü türlü istekler ve garipleşen düşüncelerdir. Eğer kendimizi sevmek ve kendimizle barışık olmak istiyorsak önce kendimizi fark etmemiz gerekmektedir. Bunu yapamıyorsak eğer, savaş alanında bulunan en gaddar, en kötü ve en vahşi düşmanı sadece içimizde yaşatmakla kalıyoruz."

Öyle ya, bu dünyada kendimizden başka bize yakın kim var ki?

"İşte acı çektiren bu insanlar ne zaman kendilerinin önemini anlarlarsa, işte o zaman karşılarında bulunan varlıklara acı çektirmeyi bırakacaklardır. Bu yüzden; arkamdan konuşanları, dedikodumu yapanları, kötülüğümü isteyenleri veya beni belli kalıplara sokuşturmak isteyenleri şimdi daha iyi anlıyorum. Önce kendinizi sevin yoksa zamanla kendi içinizde yetiştirdiğiniz bu düşman, arkanızdan Brütüs gibi çıkagelecek. Bunların yanı sıra; hayatta  'Bana neden bunu yaptılar?' cümlesini birçok kere kurmuşuzdur. İşte kuranlar ise umarım şimdi her şeyi daha net görebiliyordur."

"Sorun sizde değil. Eğer elinizden gelen her şeyi tüm şeffaflığınız ve dürüstlüğünüz çerçevesinde yaptığınıza inanıyorsanız; maalesef tek bir seçenek var."

Onlar kendilerini sevmiyorlar ve siz buna derman olamazsınız.

Şüphesiz ki gerçek sevgi, insanın kendini sevmesiyle var olabiliyor.

Hayata ve sevgiye böyle derinlemesine bakabilsek ne güzel olur...

Kullanılan fotoğraflar için: F Ξ L I X

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

ben de çok sıkılıyorum şöyle şeylerden. artık gına geldi. herkes filozof olmuş. iyi ne güzel yaşa istediğin gibi. ayrıca sevgi, aşk gibi şeyler kalmadı artık. hep çıkar ilişkisi. en iyisi mantığını dinlemek en doğrusunu o söyler. neyse ya.

sadistrues

aslinda gercekten cikar beklemeden sevmek olmuyor yani cikar dedigim mesela sevdigimiz insanın da bizi sevmesini deger vermesini istemek bi tür cikar oluyor bence

emekli_albay_himmet

Bende sandım kafa açıcı bir şey.. Mal Türk halkının klasik hareketlerinin aslında yanlış olduğunu belirten bir yazı olmuş.. Sorsanız ben söylerdim, böyle bloglar kafa patlatmalara gerek yok.. Naptınız Ayşe hanım nasıl erkekler soktunuz hayatınıza da böyle dayanımlar yaptınız.. Ben gördüm ve hayatıma katmadım.. Siz bilmediğiniz için hayatınıza soka soka ders çıkarıp blog yazmışınız.. Elinize sağlıkta.. Yani bence biraz daha bilinçli olsanız bu kadar tatavaya gerek yoktu.. Afrika'da yamyam kabilesi bulup, sonra neden modern hayata geçip insan etini bırakmadıklarına dair bir yazı dizisi gibi olmuş.. Kusura bakmayın bu da benim görüşüm..

Başlıklar

InstagramSavaş
Görüş Bildir