article/comments
article/share
Haberler
Sesinizdeki Küçük Bir Değişiklik Demans Riskinin Erken İşareti Olabilir

Sesinizdeki Küçük Bir Değişiklik Demans Riskinin Erken İşareti Olabilir

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Ses tonunda, şiddetinde ya da netliğinde fark edilen değişiklikler yalnızca boğazla ilgili bir sorun olmayabilir. ABD'de 50 yaş üstü 833 bini aşkın kişinin sağlık kaydını inceleyen yeni bir araştırma, ses bozukluğu yaşayanlarda ilerleyen yıllarda demans ve bilişsel gerileme riskinin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Tabloyu en çok ağırlaştıran ise işitme kaybının da işin içine girmesi.

Kaynak: New York Post

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Ses bozukluğu ve işitme kaybı bir aradaysa risk iki katını aşıyor

Ses bozukluğu ve işitme kaybı bir aradaysa risk iki katını aşıyor

Araştırma, Philadelphia'daki Drexel Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden bir ekip tarafından yürütüldü ve sonuçlar Journal of Voice dergisinde yayımlandı. Ekip, aile hekimi kontrollerine gelen 50 yaş ve üzeri 833.417 kişinin kayıtlarını taradı. Ses bozukluğu ya da işitme kaybı tanısından en az bir yıl sonrasına bakılarak hangi hastalarda bilişsel bozukluk ya da Alzheimer dahil demans geliştiği takip edildi.

İşitme sorunu olmadan yalnızca ses bozukluğu yaşayanlarda demans ya da bilişsel gerileme ihtimali yüzde 58 daha yüksek çıktı. Ses bozukluğuna işitme kaybı da eşlik ettiğinde bu oran yüzde 104'e, yani iki katın üzerine çıktı.

Genel tabloya bakıldığında, işitme kaybı olsun olmasın tüm ses bozukluğu hastalarında risk artışı yüzde 29 olarak hesaplandı. Yalnızca işitme kaybı yaşayanlarda bu oran yüzde 27'de kaldı.

Drexel Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi ve bölüm başkanı Robert Sataloff, en güçlü bağlantıyı ses bozukluğu ile işitme kaybını birlikte yaşayan hastalarda gördüklerini söyledi. Sataloff'a göre asıl dikkat çeken nokta, işitmesinde sorun olmayan ama sesi bozulan kişilerin, sadece işitme kaybı yaşayanlardan daha yüksek risk taşıması.

Konuşmakta zorlananlar sosyal hayattan uzaklaşıyor, beyin de bundan etkileniyor

Konuşmakta zorlananlar sosyal hayattan uzaklaşıyor, beyin de bundan etkileniyor

Ses bozukluğu denince yalnızca ses kısıklığı akla gelmesin. Cleveland Clinic'e göre larenjit, ses teli felci, ses tellerinde oluşan nodül ve polip gibi lezyonlar ile spazmodik disfoni de bu grupta yer alıyor. Sesin incelip kalınlaşması, netliğini yitirmesi ya da eskisi kadar yükselmemesi de bu belirtiler arasında sayılıyor.

Sataloff bu bağlantının aslında şaşırtıcı olmadığını düşünüyor. Konuşurken ya da şarkı söylerken ağrı ve rahatsızlık hisseden kişiler zamanla sohbetlerden, kalabalık ortamlardan ve beyni çalıştıran etkinliklerden uzak durmaya başlıyor. İşitme kaybı da aynı içe kapanmayı besliyor. Önceki çalışmalar ise sosyal hayatın beyni uyardığını ve demansa karşı koruyucu rol oynayabildiğini gösteriyor.

Araştırmacılar bu yüzden işin umut veren tarafına da dikkat çekiyor: Ses bozukluğunun tedavi edilmesi, kişiyi yeniden sosyal hayata kazandırarak beyin sağlığına da katkı sağlayabilir. Sataloff, ses sorunu yaşayan hastaların kulak burun boğaz hekimleriyle bilişsel değerlendirme seçeneğini de konuşmasını öneriyor.

Yine de bulguları doğru okumak gerekiyor. Çalışma gözleme dayalı ve ses bozukluğunun demansa yol açtığını kanıtlamıyor, yalnızca ikisi arasında bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Sesinde değişiklik fark eden herkesin ileride demans geliştireceği anlamına da gelmiyor. Ayrıca araştırmada Alzheimer, demans ve bilişsel bozukluk ayrı ayrı incelenmedi.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2019 yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans eğitimime başladım, 2024 yılında da mezun oldum. Eğitimim süresince çeşitli platformlar ve gazete topluluklarında çeviri ve yerelleştirme alanlarında aktif rol aldım, bu süreçte dil becerilerimi ve kültürler arası iletişim yetkinliğimi geliştirdim. 2022 yılının Mayıs ayında Onedio’da stajyer olarak başladığım editörlük kariyerime, “Yaşam” kategorisinde sosyal medyadaki trendleri, günümüz ilişki dinamiklerini ve toplumsal meseleleri okuyuculara ulaştırarak devam ediyorum. İçeriklerimde, okuyucuların kendilerinden birer parça bulmasını amaçlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın