Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Serda Kranda Yazio: Arzunu Gördün mü?

296PAYLAŞIM
Yazio Banner

Roman okur musunuz? Ben çok severim hatta hayatta en sevdiğim işler arasında ilk üçte yer alabilir, o derece. Roman okumanın sadece bir meseleyi heyecanla takip etmenin çok daha ötesi olduğunu öğrendiğimden beri hayat da başka türlü görünüyor gözüme. Geçen hafta biraz bahsetmiştik, her iyi roman, kusursuz bir hayat parçasıdır diye. İşte bu hayat parçasında, başka bir yerde bulamayacağımız ilginç bir bilgi vardır. İyi bir romanda, kahramanı çözebilirseniz kendinizi de çözebilirsiniz, üstelik mevzubahis her ne ise onun da etaplarını ayırt edersiniz; bu küçük tatlı detay da –özellikle hayat üzerine düşünen biriyseniz- acayip bir cevher olarak içinize ekilir.

Hayatta Bi’Şey Yok, Asıl Mesele İnsan

Kahraman… Okuduğumuz şeylerde takip ettiğimiz o özel insan. Bir hikâye için seçilen insan ya da uğruna sayfalarca yazılar yazılan insan. Kahramanı kahraman yapan şey nedir sizce? Onun kanlı canlı bir insan olduğunu biliyoruz –öyle sanıyoruz çünkü- onunla yatıp onunla kalkıyoruz: Düşünüyor, yapıyor, yapamıyor, ilerliyor ya da batıyor. Peki, kahraman bunları nasıl yapıyor?

Hikâye ne olursa olsun, olaylar ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin kahraman, arzusu olan kişidir. Arzusu olmayan biri kahraman olamaz. Ve her kahramanın hem bu arzuyu besleyen hem de sınayan birbirinden şahane açıkları, kaçakları, engelleri vardır. Bu engeller sayesinde kahraman hep harekete geçmek zorunda kalır. O hep bir şey yapmalıdır. Çünkü kahraman olmak bunu gerektirir. O katılımcıdır. Aksiyon insanıdır. Kolayca terk etmez arzusunu. Ona kavuşur ya da kavuşmaz; amaç da zaten tam olarak bu değil… Amaç sadece en ilkel haliyle bir şeyi gerçekten arzuluyor olmaktır. İçin için, tüte tüte bazen yana yana…

Bir Şey Yap

Şu Kemal Sunal repliğini çok duydum, “Çok okuyup da apartman yöneticisi mi olucan?” Her şeyin dışarda kalabildiği ve aynı zamanda uyanık olduğumuz başka bir uğraş var mı acaba, bir el atış uzaklığında olan ulaşması? Bu kısmı bir çırpıda hallediverir romanlar. Yani apartman yöneticisi olmadıysak da bir gizli bahçemiz oldu, fena mı?

En başından beri bu işte ne bulduğumu, bugün artık izah edebiliyorum. Her şeyi! Zira bir romanda her şeye dair bir şey bulabilirsiniz. En acayibi de kahraman… İnsan her romanda bir kahraman bulur ve her kahraman ona ya da buna iyi gelir, ilham verir, emsal teşkil eder ve sen de sadece gıpta etmezsin; öyle sahicidir ve imkân dâhilindedir ki aynı zamanda denersin de… Onun gibi.

Amaç, arzuya ulaşmaktır belki ama aslında kahramanın arzusunu elde edip etmediğinden daha önemlidir arzusu için neler yaptığı… İşte sır burada: -Şöyle şöyle şöyle oldu. -Eeee? Peki, o ne yaptı? Ben bundan daha heyecan verici bir şey görmedim.

Kahraman hep hareket halindedir; kararları, feda ettikleri ve bu sayede durmaksızın kendinde yeni yeni modüller oluşturmasıyla… Yeri gelir bir şeyi değiştirir, kendinde olan; yeri gelir asla değişmez, burnunun dikine gider keyfinin kâhyasını baş tacı eder. Olduğu kişi olduğunda da kendinin dışına çıktığında da damarlarında dolaşan şeyin o olduğunu iliklerine kadar bilir. Biz de biliriz. Ve ona bu sayede kapılırız…

Yani?

Sır sonradadır. Çünkü soru şudur: “Eee, sonra ne oldu?”

Kimine göre engeller bırakmanın işaretidir. Bunlar kavuşmacılar. Kavuşsunlar isterler ve kavuşmanın başka yollarını denerler. Kahraman, kavuşmacıdan çok aşıcıdır. Bir engel olsun, şöyle dişine göre olsun, içinde azıcık sürünsün, sınansın ama sonra onun da bir yolunu bulsun ister. Böyle olsun ki arzusu da güçlensin, dün bir isterken bugün artık beş istiyor olsun.

Feda edilenlerin gözyaşı yerde kalmasın diye daha da perçinlenir arzu. Artık içinde azimle hırsın, kararlılıkla “ne gele gele”nin ateşi yanmaktadır ve bu ateş yaktığı kadar aydınlatır da. Kahraman bu nedenle azıcık huzursuz ama fitillidir de…

Peki Sen Ne Arzuluyorsun?

İster mutlu sonla bitsin ister herkes tarumar olsun, romanlardan öğrendiğim şu, bir şey oradaysa kesinlikle hikâyeyle ilgilidir. Hikâyeyle ilgili olan her şey seninle ilgilidir. Biraz büyümek, biraz kendini anlamak, biraz da nereye bakacağını görmek içindir. Her adımın bir açığa, her sonra bir açıklığa gider… Bu böyle. Bir arzu. Bir hareket. Bir ihtiyaç, bir motivasyon… Kavuştun sandığın şey, kavuşman gereken şey değilse bitmiyor da zaten. Hayat parçan. Ne oldu, sen ne yaptın? Sen ne yaptın ve ne oldu? Bir şey yapıyor musun? Kahraman mısın sahi? Yoksa sadece geziniyor musun? O da olur ama olmasa daha iyi olur…

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ersan-sariyildiz

Çok okuyup da apartman yöneticisi mi olucan :) Kapıcı Seyit Efendinin müthiş bir repliğidir. Yazıyı tekrar tekrar okudum ve büyük keyif aldım.

Görüş Bildir