Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Selda Terek Yazio: Ailecek Sedat Peker Videoları İzliyoruz, Elimizde Çekirdek

224PAYLAŞIM
Yazio Banner

Bu ülkede olan biten hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Şaşıracak yerlerime kramp girdi zahar.

Bacaklarımı, topuklarımı, aşil tendonlarımı severim, bu yüzden kendini “serdengeçti”, “fedai” diye tanıtan enteresan tiplerden uzak durmam gerektiğini bilirim. Neme lazım? 

Ancak malum zatın videolarındaki kitapları görerek tetiklendim. Diyeceğim ki “Reklam almış”, almaz çünkü ağır abilerde “Buna mı kaldık mantığı” var ya. Eyvallah.  

Benim işim kitaplarla ya, e dikkatimi çekiyor haliyle. Kıskanmadım değil. Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler... Takdir edilmek güzel şey. Bundan sonraki kitaplarımın alt başlıklarına daha manalı (örneğin: “Basarsan damarıma, okurum canına” vb.) sözler kullanmaya gayret edeceğim ki belki günün birinde... Hadi inşallah.

Sedat Peker videoları bugünlere damgasını vuran konu oldu.

Bir bu, bir de Kripto’nun ayı sezonuna girip girmediği... Videoları meraktan ben de izledim tabii. Amanıııın! Hem çok eğlenceli hem de çok sakıncalı... Kim açısından sakıncalı biliyor musunuz? Onun sözünü ettiği Süslüleri Süssüzleri bilmem, belki bazı kişilerin itibarı için sakıncalıdır orasına karışmam ama asıl sakıncası onu rol model  olarak alan bir grup zortamele... Bakınız aklıma seneler önce yaşadığım bir olay geldi, ne demek istediğimi anlayacaksınız. 

Bundan 3-5 sene önce bir taksiye bindim, yakın mesafe bir yere gideceğim. İçeride kalantor bir hava esiyor, şoför belli ki bıçkın bir delikanlı. Kaykılarak oturmuş, kolunu dayamış cama, köklemiş müziği, yakmış cigarayı, veriyor gazı. 

Önce boğulmamak için camımı açıyorum, sonra asaletime yaraşır bir şekilde “Rica etsem azıcık kısabilir misiniz müziği?” diyorum. Çat kapatıyor. 

Anah! Bi’ havalar bi’ havalar... Daha iyi, canıma minnet de, ne diye tavır takınıyor anlamıyorum. Başlayan ilişkimiz Allah’ın izniyle on dakika içinde sona erecek. Birbirimizi hatırlamayacağız bile. Sen niye beni geriyon ki ey taksi şoförü? Müşterisine tahammül edemeyen taksi şoförü mü olur? Bu içimi gıyır gıyır eden acılı şarkıları dinlemek zorunda mıyım ayol? Tamam arabana bindik diye seni satın almış değiliz ama senin habitatına da uyumlanmak zorunda bırakma beni. Velinimetiz nihayetinde. Bu gergin havaya ne gerek var? Hem yaşça senden epeyce büyüğüm. Annen olmasa da halan, teyzen, ablan yaşındayım, az saygı duy.

Neyse biraz daha gidiyoruz, zınk duruyoruz, kırmızı ışık. Önümüzde başka bir taksi daha var. Yeşil yanıyor, önümüzdeki taksi gitmiyor. Belli ki bir sorun var. Benim şoför kornayı köklüyor, kesintisiz basıyor da basıyor. Ayak parmaklarımdan başlayan sinir beynimde bile son bulmuyor. Yeryüzünde beni bundan daha fazla sinirlendiren, çileden çıkaran başka bir olay yok. Sadece önündeki arabayı değil, tüm trafiği, yayaları, evlerinde oturan insanları, İstanbul’u, Ortadoğu ve Balkanları, Avrupa ve Asya’yı, dünyayı, evreni uyarıyor adam. Ayol bi’ sakin! Sen bıçkınsan ben de tecrübeli bir deliyim. Yetmiyor araçtan dayı dayı iniyor bizimki, gidiyor öndeki aracın şoförüne “Hödödö, zödödö” bağırıyor, el kol hareketleri, adamın kapısını açmaya çalışıyor, diğeri Allahtan kilitlemiş kapıları, yoksa kavga çıkacak. Seninki aynı dayılıkla gelip oturuyor yerine. Asabi asabi horozlanıyor! Bu arada diğer kırmızı ışık yanıyor.

Ben arka koltukta kek gibi oturuyorum ama dedim ya deliyim diye, açıyorum bayramlık ağzımı, yumuyorum gözümü. Dinsizin hakkından imansız gelir ya: “Kardeşim niye bağırıp çağırıyorsun, niye kavga durumuna girdin hemen? Belli ki bir sorun oldu adam gidemiyor. Kimse yeşil ışıkta durmaya meraklı değil! Her şeyi kavgayla mı halledeceksiniz yahu! Bir öğren hele öndekinin neden gidemediğini. Yardım edeceğine bağırıyorsun. Zaten bu hoşgörüsüzlük yüzünden hepimiz bu kadar gergin değil miyiz bu ülkede? Bla bla bla” diyor, susmuyorum neredeyse. Kendi çapımda ufak bir deşarj yaşıyorum. Ses tonum 32 Hz üzerinde, öfke burnumdan çıkıyor.

Şöyle bir cevap alıyorum:

“Ben istesem onu bi’ dakkada doğduğuna pişman ederim, bi’ telefonuma bakar!”

“Yahu, adama zaten felek vurmuş, arabası gitmiyor işte. Niye pişman edeceksin? Belli ki bir aksilik olmuş. Hem bak onun da müşterisi var? Senin bu hareketlerle beni sinirlendirmeye ve korkutmaya ne hakkın var?”

“Ben kimin taksisiyim biliyor musun abla, istesem...”

“Bak kardeşim, delirtme beni, böyle dayılanarak onu daha da panikletiyorsun. Kimin taksisiysen kimin taksisisin, konu bu mu yahu? Trafiğin ırzına geçenler sizin gibi tahammülsüzler!” Abov! Bu son cümle fazla mı oldu ne? İyi de benim içimde de senelerin birikimi var. Buldum birini pataklamadan bırakmayacağım. 

“Ben Sedat Peker’in taksisiyim abla!”

Bir insan patronuyla bu kadar mı gurur duyar! Gözlerim yaşardı valla.

“Ha bravooo! Ne kadar da prestijli! Bi’ imzanı alayım bari. Bak kardeşim, trafikte arabası bozulan herkesi dövecek miyiz? Müşterini huzursuz ediyorsun, kendin de sinirlendin. Ne gerek var böyle bıçkınlıklara?.. Aklın taksisi ol sen, kaba güç gösterisi yapmanın adamı değil. Ohoo bu kafayla...” derken diğer yeşil ışık yandı ve bu sefer öndeki yürüyor. Bizimkinin ters ters bakarak onu sağdan (evet sağdan) bir geçişi var ki görmelisiniz. Bu sefer diğer arabalar bize korna çalıyor...

Şimdi sevgili okur, bu bahsi kapatacak ve gidip işime gücüme bakacağım. Kendi ekmeğimin peşinde koşarken bu bıçkınlık gösterilerine haddinden fazla zaman ayırmak istemem.

Öte yandan ülkede olup bitenlere de duyarsız kalmak da bize yakışmaz. ( Aa! Farkında mısınız ben de ağır abi ağzıyla konuştum.)

Kendini “Turancı bir serdengeçti” diye tanımlayan birinin YouTuber olmasında bir hoşluk, bir renk, bir komedi olduğunu düşünenlerdenim. Bu hoşluk da ancak benim cânım ülkemde olurdu zaten. Ayrıca belirmeliyim ki Sedat Peker’in artistik puanı da epeyce yüksek, samimi söylüyorum. Anlatırken katiyen sıkmıyor adamı. Tonlama, bakışlar... O mimik ve jestler... Ciddiyim. Aha buraya yazıyorum yakında film teklifi bile alır, ya da belki de çoktan almıştır.

Bence yaratıcılık da gayet yerinde ama şunu diyeyim ki zaman içinde bazı farklılıklar yapmalı, kendini tekrar etmek takipçi kaybettiriyor, biliyoruz. Örneğin konuk almalı ve konuğu ifşa etmemek için maske taktırmalı. Hayır, benimki sadece fikir. İzlenme rekoru kırar gözüm çıksın. Hep aynı kalırsa, her şeyi kanıksadığımız gibi onu da kanıksamayalım sonra. Hazır ailece ilgiyle izliyoruz, ellerimizde kabak çekirdeği... Birbirimize yazıyoruz “Yarın yeni videosu çıkacakmış” diye. Ancaaaak her kör satıcının bir kör alıcısının olduğu yerde dedim ya rol modellik önemli diye. Zortamelleri unutmayalım. Benim taksi şoförü nasıl da havasını atıyordur şimdi. Dedim ya patronuyla bu kadar gurur duyan adam görmedim.

Şimdi bu yazıda bir anımı paylaştım ama asıl kendiliğinden nizam intizam dağıtıcılığına soyunmuş kişilere bir sorum var; 

Sahi neden şimdi ötersin ey bülbül?

Bahar geldi geçti...

Sağlıcakla...

Instagram

Facebook

Twitter

Wordpress

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir