Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Selçuk Topal Yazio: Ay’a İnsan Gönderildi mi? Yoksa İzlediğimiz Bir Hollywood Filmi miydi?

16PAYLAŞIM
Yazio Banner

ABD’nin Apollo görevlerinin üzerinden 50 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen bu konu hâlâ tartışılıyor. Düz dünya konusu da buna benzer bir şey ama o dipsiz kuyuya bir başka yazıda gireceğiz. Ay’a gidilmediğini söyleyen insanların klasik iddialarına bir göz atalım ve bilim ışığında yanıtlar verelim. Sonra neden derste öğretmenimizi dinlememiz gerektiğini daha iyi anlayalım. Demek ki top oynamak için kaçıp dersi asmamak gerekiyormuş. Nitekim Ay hakkındaki bazı iddiaları basit temel bilgilerle çürütebilirsiniz. O halde gelin, Ay’a gidilmediğini söyleyenlerin bazı iddialarına bakalım.

Neden bayrak dalgalanıyor? Cahiliz ama o kadar da değil! Ay’da hava yok!

Ay’a giden bayrak törenlerde gördüğünüz bez bayraklar gibi değildi. Naylondu. Bu kırışıklığı açıklar. Muhtemelen kasıtlı olarak bayrağa dalgalanıyormuş izlenimi verildi. Ve bayrağın asılı olduğu cisim yatayda ve düşeyde ters döndürülmüş bir L harfi şeklinde dizayn edilmişti. Buraya kadar durum sanırım anlaşıldı. Ancak bu iddiaya konu olan Ay’da elde edilmiş görüntüleri incelerseniz bayrağın asıldığı anda çok kısa bir süre titreşim yaptığını görürsünüz. Titreşim bayrağın bağlı olmadığı köşede oluyor ve bir sarkaç gibi çok kısa süre gerçekleşip duruyor. Bu da bayrağın asılmadan önce sahip olduğu katlama şekliyle alakalı. Böyle bir titreşimin olması imkansız değil.

Ay yüzeyinde çekilen fotoğraflarda neden Ay modülünün gölgesi ile yüzeydeki kayaçların gölgesi birbirine paralel değil? Yoksa set ışıkları mı? Yeme bizi doktor!

Ay’ın tek ışık kaynağı Güneş değil. Dünya da Güneş’ten aldığı ışığı Ay’a yansıtıyor. Bu bilgi bile, Ay yüzeyindeki her cismin gölgesinin her zaman birbirine paralel olmayacağını açıklıyor. Diğer yandan, eğer bir cismin yakınında daha küçük başka bir cisim varsa gölgelerin açılarında değişim olabileceği bir deneyle gösterildi.

Neden hiç yıldız görünmüyor? Stüdyo perdeleri mi?

Ay yüzeyinde olsaydınız (Ay’da gündüz vakti iken) kocaman bir fenerin üzerinde olduğunuzu hissederdiniz. Ay harika bir yansıtıcıdır ve Güneş ışığını çok iyi yansıtır. Dolunayı hatırlayın. İşte bu nedenle o dev ‘fenerin’ üzerindeyken ona kıyasla çok daha sönük olan cisimleri (trilyonlarca km ötedeki yıldızlar gibi) göremezsiniz. Zifiri karanlık bir ortamda gözünüze dev bir fener tutsam (Ay yüzeyinden çekilen ve kadrajında Ay’ın da olduğu fotoğrafların maruz kaldığı durum) o fenerin ışığından başka bir şey göremezsiniz. Ancak kadrajı uzay boşluğuna kaldırıp uzun poz süreli fotoğraflar çekseydiniz yıldızları elbette görürdünüz. Nitekim uzaydan çekilmiş böyle harika fotoğraflar var.

Van Allen kuşaklarından nasıl geçebildiler? Nitekim, ölümcül yüklü parçacıklarla dolu bir kuşak!

Bak sen şu çok bilmişe! Evet. Böyle bir iddia kulağa gayet mantıklı geliyor. Nitekim, Van Allen kuşakları riskli bir bölge ve Ay’a giderken oradan geçmek zorundasınız. Fakat Apollo uzay araçları radyasyondan minimum derecede etkilenecek bir güzergahı tercih etti ve kuşaklarda çok kısa süre kaldılar. Öyle görünüyor ki Apollo astronotları yolculuk esnasında nükleer santralde çalışan bir kişinin bir yılda aldığı toplam radyasyona maruz kaldı. Ve biz biliyoruz ki nükleer santralde çalışan herkes bir yıl sonra ölmüyor. Kısaca astronotlar ölümcül derecede bir radyasyona maruz kalmadılar.

Peki Ay’a gidildiğine dair başka bir kanıt var mı?

Yüzeyde yansıtıcı aynalar var. Bazı gözlemevleri tarafından aynaların orada oldukları kanıtlandı. Hatta Apollo 14 astronotları tarafından 5 Şubat 1971 tarihinde Ay yüzeyine konulan bir yansıtıcı ayna aynı gün McDonald Gözlemevi tarafından belirlendi. Apollo 14 astronotları 5 Şubat 1971’de Ay’a indi ve ertesi gün Ay’dan ayrıldı.

Diğer bir bariz kanıt ise şu. Ay’dan kilolarca materyal Dünya’ya getirildi. Yüzlerce kg! Ve bu kayaçlar üzerinde yapılan yaş tayin analizleri milyarlarca yıl öncesine ait olduğunu gösteriyor.

Apollo görevleri sonunda Ay yüzeyinde kalan izler hâlâ görülebiliyor. Lütfen aşağıdaki görsellere bir bakınız.

Son olarak şunu da ilave edeyim. Ay’a gidildiğini destekleyen belki de en büyük kanıt o dönem ABD’nin en büyük ve tek rakibi Rusya’nın bile aksini iddia etmemesi. Rakibinizi alt etmenin en kolay yolu onun sahteliğini gözler önüne sermek olur sanırım. O halde neden hiçbir Rus yetkili ‘aslında ABD Ay’a gitmedi!’ demedi? Neden acaba!?

Tamam! Hadi sana inandık diyelim. Peki neden 1972’den sonra bir daha Ay’a gidilmedi? Madem o kadar basitti gitsinler şimdi abi! Hadi gitsinler!

Mevzu bahis olan şey paraydı. ABD ve Rusya Soğuk Savaş dönemindeki yarış için milyarlarca dolar para akıttılar. Şu an hiçbir ülke yıllık gelirinden Soğuk Savaş döneminde ayırdığı kadar parayı uzaya ayırmıyor. Evet! Uzay hâlâ büyüyen bir sektör ama Apollo döneminde harcanan para oransal olarak bakıldığında günümüzde NASA’nın uzaya harcadığı paranın katbekat üzerindeydi.

Ay’a gidildi ve insanlar için artık Ay’a gitmek sıradan bir hâl aldı (umarım bizde ülke olarak bu sıradanlığı bir gün yaşarız!). Ay’da golf oynarsan olacağı buydu (Alan Shepard, Apollo 14, 6 Şubat 1971). Halk daha önemli şeylere (sağlık ve eğitim gibi) milli gelirden pay ayırılmasını istedi. Sonra Ay hedefinin yerini uzayda bir istasyon kurma hedefi aldı. 1980’lerde başlayan Apollo-Soyuz projesiyle birlikte geçmişte rakip olan iki devlet ABD ve Rusya bu kez birlikte çalışmaya başladı. Nitekim 400.000 km ötedeki Ay’a gitmek yerine sadece 400 km yukarıya gidip orada bir istasyon kurmak daha az masraflı ve uygulanabilir bir projeydi. 90’lı yıllarda hayata geçen Uluslararası Uzay İstasyonu projesi işte böyle doğdu. Yakında Ay’da birçok ülkeyi göreceğiz. Yeri gelmişken ben de size bir soru sorayım: Acaba biz ne zaman Ay’a gideceğiz? İnsanlar yakında Mars’a gidecek. Ancak öyle görünüyor ki biz de değişen bir şey olmayacak ve bu kez şunu tartışacağız: ‘Onlar Mars’a gitmedi abi!’

Peki gelecekte bizi uzayda ne bekliyor?

Bu ve daha birçok kozmik sorunun yanıtını bulabilmeniz için size yeni çıkan Kaostan Kozmosa Evrenin Hikayesi kitabımı öneriyorum. Kozmosta iyi yolculuklar!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
viyol10sel

Birisi Bilal'e anlatır gibi anlatirsa sevinirim, dünyadan giderken yüzlerce belki binlerce insanın aylar yillar süren calismasiyla ve her turlu teknolojinin imkanin gücün seferber edilmesiyle, sorunsuz şekilde olmasi icin en ufak ayrintinin bile gunlerce aylarca hesaplanmasiyla firlatilan uzay araci aydan dünyaya nasil geliyor bana bunu birisi anlatsın ben ikna olurum, o kadar kolaysa aydan dünyaya gelmek burdan giderken neden o kadar çalışma yapılyor.? bana şu an çok ütopik, bir bilim kurgu masalı gibi geliyor, birileri giderken ve gelirken kayda almadığı sürece de inanmayan cahiller safında yer almaya devam edeceğim

deryadrn

Bir belgeselde de bayrağın ince telden yapıldığından bahsediliyordu. Yani dalgalanma olayı ne kadar önemli ki çıkmışsın aya, bayrağı çakmışsın bi de dalgalanmasını düşünmek biraz Türk işi. Onlar bayrakları için bu hassasiyeti, detayı düşünmez, don yapıp giyiniyorlar zaten... Bir de kaskın camında sanki karşısında duran bir ışığın yansıması var, yerden yansımayla öyle mi görünüyor acaba, merak ettim. Bilen aydınlatsın lütfen.

soyledim-gitti

Biz Ay'a gitmeyelim artık. O ekonomik düzeyde olmadığımız için bir anlamı yok. CERN, füzyon denemeleri vb. ar-ge projelerinde ortak olarak yer alsak daha fazla faydası olacaktır.

blackmet

Yanlış bir bilgi var düzeltmek isterim. Nükleer santralde çalışan bir insanın bir yılda aldığı dozu bir seferde almak aynı şey değil. Yani bir yıl radyasyona maruz kalmak risk yaratmayabilir fakat toplam bir yıllık radyasyonu tek seferde almak daha çok hayati risk taşır. Bir şekilde hayatta kalmışlar. İleri yaşlarda etkileri mutlaka görülmüş olmalı.

blackmet

Şimdi 3 astronotu kontrol ettim 2 si hala yaşıyor 90 yaşında, Armstrong da 82 yaşında ölmüş. Radyasyon yaşatır hahahah.

cengizkhan

Ay'a dört şerit yola inanan ahmAK sürüsü Ay'a gidildiğine inanmıyor. Adamlar yıllarını harcıyor ar-gesiydi, teknolojisiydi, planıydı, programıydı ama dünyanın öbür ucunda anadolu da yaşayan bir ahmAK oğlu ahmAK bütün sırrı çözüyor. He bu kitle, bir de Ay'ın tek bir parmak hareketi ile ikiye bölündüğünü sonra tekrar birleştiğine inanıyor. Gel de kafayı yeme bu ülkede amk.

Görüş Bildir