Psikolojiye Göre İltifat Kabul Edemeyen İnsanların Ortak Özellikleri
Bazı insanlar kendilerine güzel bir söz söylendiğinde teşekkür etmek yerine “Abartıyorsun”, “Şansıma oldu” veya “Herkes yapabilirdi” gibi karşılıklar veriyor. Psikoloji araştırmaları, iltifat karşısında yaşanan rahatsızlığın kişinin kendisi hakkındaki düşünceleriyle aldığı olumlu geri bildirim arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanabileceğini gösteriyor.
Övgüyü hemen küçümserler
İltifat kabul etmekte zorlanan kişiler, duydukları güzel sözü etkisiz hâle getiren bir karşılık verebiliyor. “O kadar da iyi değildi”, “Tesadüfen oldu” veya “Aslında hiç beğenmedim” gibi cümlelerle övgünün değerini azaltmaya çalışabiliyorlar.
Kişinin kendi yeteneğini veya başarısını kabul etmesi, yıllardır taşıdığı olumsuz öz algıyla çelişebiliyor. Tek bir iltifatı reddetmek, kendisi hakkındaki bütün düşüncelerini yeniden değerlendirmekten daha kolay gelebiliyor.
İltifat eden kişinin samimiyetini sorgularlar
Kendilerine söylenen güzel sözlerin gerçekten düşünülerek mi söylendiğini yoksa nezaketten mi kaynaklandığını anlamaya çalışırlar. Karşı tarafın bir isteği olduğunu, kendilerini iyi hissettirmek için abarttığını veya alay ettiğini düşünebilirler.
Araştırmalar, samimi övgü ile çıkar amacı taşıyabilecek pohpohlama arasında psikolojik açıdan fark bulunduğunu gösteriyor. Ancak olumlu geri bildirime güvenmekte zorlanan kişiler, samimi iltifatları da şüpheyle karşılayabiliyor.
Eleştirileri iltifatlardan daha inandırıcı bulurlar
Charlotte van Schie ve ekibinin olumlu ve olumsuz geri bildirimlerin beyinde nasıl işlendiğini incelediği araştırma, özsaygı düzeyi ile sosyal geri bildirime verilen tepki arasında bağlantı bulunduğunu gösterdi.
Kendisi hakkında olumsuz düşüncelere sahip biri, eleştiriyi mevcut öz algısının doğrulanması olarak görebiliyor. İltifat ise zihnindeki anlatıyla uyuşmadığı için gerçek dışı veya abartılı gelebiliyor. Böylece tek bir olumsuz yorum, çok sayıda güzel sözden daha kalıcı olabiliyor.
Başarıdaki kendi paylarını azaltırlar
Bir projeyi başarıyla tamamladıklarında emeklerini ve yeteneklerini kabul etmek yerine sonucu şansa, doğru zamana veya başkalarının yardımına bağlayabilirler. Başarılarının konuşulması onları gururlandırmaktan çok rahatsız edebilir.
Alçakgönüllülük ile kişinin kendi katkısını tamamen yok sayması aynı anlama gelmiyor. İltifatı sürekli dış etkenlere yönlendirmek, kişinin başarısını sahiplenmekte zorlandığını gösterebiliyor.
Dikkatin üzerlerinde kalmasını istemezler
İltifat edildiğinde sohbetin merkezine geldiklerini hissederek konuyu hızla değiştirebilirler. Özellikle kalabalık ortamlarda övülmek, güzel sözün kendisinden daha fazla rahatsızlık yaratabilir.
Utangaçlık, sosyal kaygı veya yetiştirilme biçimi de söz konusu tepkinin ortaya çıkmasında etkili olabiliyor. Kişi iltifata inanmasına rağmen dikkat çekmek istemediği için övgüyü kısa kesmeye çalışabiliyor.
Övgüyü yeni bir beklenti gibi algılarlar
Bazı kişiler için iltifat yalnızca geçmişte yapılan bir işin takdir edilmesi anlamına gelmiyor. Güzel sözün ardından aynı başarıyı tekrarlamak veya çevresindeki insanların beklentilerini sürekli karşılamak zorunda kalacaklarını düşünebiliyorlar.
“Çok başarılısın” ifadesi, kişide “Bundan sonra hata yapmamalıyım” baskısı oluşturabiliyor. İltifatı reddetmek de yükseldiğini düşündüğü beklentileri kontrol altında tutmanın bir yolu hâline gelebiliyor.
Konuyu mizahla kapatırlar
Güzel bir söz duyduklarında kendileriyle dalga geçebilir, kusurlarını sıralayabilir veya karşı tarafa hemen başka bir iltifat yöneltebilirler. Mizah, yaşadıkları rahatsızlığın görünmesini engelleyen güvenli bir çıkış yolu sağlayabiliyor.
Söz konusu tepki dışarıdan eğlenceli ve mütevazı görünebilir. Ancak kişi kendisi hakkında söylenen her olumlu cümleyi şakayla geçiştiriyorsa güzel sözleri kabul etmekte zorlanıyor olabilir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın