Psikologlara Göre Farkında Olmadan Yaptığımız O Hareket Karşı Tarafı Anında Soğutuyor
'Bu ay üçüncü kez yurt dışına gitmek zorunda kaldım, yoruldum artık' ya da 'Terfi aldım ama hiç boş vaktim kalmayacak' gibi cümleler size de tanıdık geliyor olabilir. Övüncü bir şikayetin ya da tevazunun arkasına saklamak, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı bir alışkanlık. Psikologlara ve araştırmalara göre ise bu yöntem amacına ulaşmıyor, üstelik karşımızdakini bizden uzaklaştırıyor.
Kaynak: VICE
Bu övünme türü çoğu zaman bir şikayetin arkasına saklanıyor
Bu davranışın İngilizcede kendine ait bir adı bile var: 'Humblebrag'. Kavramı ilk kullanan Amerikalı komedi yazarı Harris Wittels, onu insanın başarılarını, normalde eşlik etmesi gereken mahcubiyeti hiç yaşamadan duyurmasını sağlayan özel bir övünme biçimi olarak tarif ediyor. Türkçede en yakın karşılığı 'sahte tevazu' ya da 'alçakgönüllü övünme'.
Bu cümlelerin merkezinde çoğu zaman göstermelik bir kendini küçümseme bulunuyor. 'Kilo verdim, şimdi bütün kıyafetlerimi yenilemem gerekiyor, ne dert' diyen biri hem sıradan ve sevimli görünmeye hem de elde ettiğini duyurmaya çalışıyor. Sosyal medya paylaşımlarından iş yemeklerine kadar bu kalıp neredeyse her gün karşımıza çıkıyor.
Harvard araştırması: Açıkça övünenler bile daha sevimli bulunuyor
Konuyu bilimsel olarak inceleyen Harvard Business School araştırmacıları Ovul Sezer, Francesca Gino ve Michael Norton, bulgularını Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımladı. Dokuz ayrı çalışmadan oluşan araştırmada katılımcıların yaklaşık yüzde 70'i yakın zamanda duyduğu bir sahte tevazu örneğini hemen hatırlayabildi.
Asıl dikkat çeken sonuç ise insanların bu cümlelere verdiği tepkide ortaya çıktı. Şikayet ya da tevazu kılıfına sokulan övünmeler, açık açık övünmeye göre hem daha az sevimli hem de daha az samimi bulundu. Hatta yalnızca şikayet eden kişiler bile daha olumlu değerlendirildi. Üstelik sahte tevazu, kişinin öne çıkarmak istediği özelliği karşı tarafa aktarmayı da başaramadı.
Ruh sağlığı danışmanı Dr. Maritsa Yzaguirre-Kelley de aynı noktanın altını çiziyor. Ona göre sorun kişinin kibirli olması değil, yöntemin geri tepmesi. Dinleyenler alttaki övüncü kolayca fark ediyor ve bu kılık, başarıyı düz bir dille kutlamaktan daha az dürüst görünüyor.
Psikolog Mariana Plata'ya göre bu alışkanlığın altında utanç yatıyor
Peki bu kadar ters tepen bir alışkanlığa neden bu kadar sık başvuruyoruz? Klinik psikolog Mariana Plata, Psychology Today'deki yazısında bu sorunun cevabını tek kelimeyle veriyor: Utanç.
Plata'ya göre çoğumuza başarılarımızı saklamamız öğretiliyor ve sahte tevazu bu tatsız duygudan kaçmanın bir yolu oluyor. Bizde de 'göze batma', 'nazar değmesin' gibi uyarılarla büyüyen biri için sevincini açıkça paylaşmak rahatsız edici bir his yaratabiliyor. Övüncü bir şikayetin içine gizlemek ise hem övünüp hem de övünmüyormuş gibi görünmeyi sağlıyor.
Başarıyı dolambaçsız bir dille paylaşmak çok daha iyi karşılanıyor
Plata, başarıyı kutlamakla övünmek arasında ince bir çizgi olduğunu hatırlatıyor. Kutlamak, elde edilen sonucu ve oraya ulaşmak için harcanan emeği samimiyetle sahiplenmek anlamına geliyor. Psikoloğun önerisi, başarıları utanç ya da rekabet duygusuyla gizlemek yerine açıkça paylaşmak; ama bunu yaparken karşıdakine karşı empati ve anlayışı elden bırakmamak.
Danışanlarına önerdiği yöntem de oldukça sade: İyi haberi kendinizi güvende hissettiğiniz insanlarla dolambaçsız bir dille paylaşmak ve özgüveni başkalarının onayına değil, kendinize verdiğiniz sözleri tutmaya dayandırmak. İngiliz yazar Florence Given da özellikle kadınlara küçük kalmanın öğretildiğini, oysa emekle kazanılan başarılar için alçakgönüllü olmak zorunda olmadığımızı vurguluyor. Kısacası 'Terfi aldım, çok mutluyum' demek, 'Başıma dert oldu' demekten çok daha iyi karşılanıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın