article/comments
article/share
Haberler
Psikologlara Göre Sürekli Şikayet Edenlerin Ortak Özelliği

Psikologlara Göre Sürekli Şikayet Edenlerin Ortak Özelliği

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Trafiğe takıldığınız bir sabah iş yerine adım atar atmaz ilk iş bunu anlatıyorsanız yalnız değilsiniz. Dert yanmak çoğumuz için içimizi boşaltmanın en kısa yolu. Psikologlar ise şikayet etmenin belli bir noktaya kadar ruh sağlığına iyi geldiğini, alışkanlığa dönüştüğünde ise beyni ve bedeni yıpratabildiğini söylüyor. Peki sınır nerede başlıyor?

Kaynak: Real Simple

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Duyguları içe atmanın da bir bedeli var

Duyguları içe atmanın da bir bedeli var

Klinik sağlık psikoloğu Kerry Cannity'ye göre şikayet etmek; olumsuz duyguları dışa vurmamıza, ne hissettiğimizi anlatmamıza ve sorunu çözmeye dönük ilk adımı atmamıza yardım ettiğinde işe yarıyor.

Bilimsel veriler de bu görüşü destekliyor. Duyguları bastırmanın hafıza sorunları, zayıflayan sosyal ilişkiler ve hatta kalp hastalıklarıyla ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Cannity'nin deyişiyle olumsuz hisleri gömmenin ya da yok saymanın da bir faturası var.

Sizi gerçekten dinleyen biri olması bile rahatlatıyor

Sizi gerçekten dinleyen biri olması bile rahatlatıyor

Dertleşmenin bir faydası da karşınızda ilgiyle dinleyen birinin olması. Terapist Sarah Close, yaşadıklarımıza birinin tanıklık etmesinin hem sakinleşmemize yardım ettiğini hem de bağ kurduğumuzu hissettirdiğini söylüyor.

Close'a göre bu etki, karşımızdaki kişi hemen çözüm üretmeye ya da 'Bu kadar da büyütme' diyerek hislerimizi küçümsemeye kalkmadığında daha da güçleniyor. Kimi zaman ihtiyacımız olan tek şey, sözümüz kesilmeden dinlenmek.

Şikayet alışkanlığa dönüşünce beyin olumsuzluğa odaklanıyor

Şikayet alışkanlığa dönüşünce beyin olumsuzluğa odaklanıyor

Ne var ki şikayet etmek insan doğasının bir parçası ve uzmanlara göre sağlıklı olanla olmayanı ayıran şey, bunu ne sıklıkla yaptığımız.

Cannity, şikayet etmek alışkanlığa dönüştüğünde beynin zamanla daha olumsuz bir bakış açısına doğru yeniden şekillenebildiğini anlatıyor. Bu durumda öfkelendiren ya da korkutan uyaranlara daha çok dikkat kesiliyor, beyinde ve bedende dolaşan stres hormonlarının seviyesi de genel olarak yükseliyor.

Kortizol yükseldikçe uyku ve tansiyon da etkileniyor

Kortizol yükseldikçe uyku ve tansiyon da etkileniyor

Söz konusu stres hormonlarının başında kortizol geliyor. Yakınırken beynimiz kortizol salgılıyor; bu hormon kısa süreli zorluklarla başa çıkmamıza yardım etse de fazlası uykudan tansiyona, metabolizmadan diğer temel vücut işlevlerine kadar pek çok alanda olumsuz etkiler doğurabiliyor.

Konuyla ilgili sık alıntılanan bir iddia da Stanford Üniversitesi araştırmacılarına dayandırılıyor. 1990'lı yıllardaki çalışmalara atıfla, yarım saat ya da daha uzun süre şikayet etmenin, hatta yalnızca şikayet dinlemenin bile hafıza ve duygu düzenlemeden sorumlu hipokampüsü küçültebileceği öne sürülüyor.

Her konuşma şikayete dönünce çevredekiler uzaklaşıyor

Her konuşma şikayete dönünce çevredekiler uzaklaşıyor

Sürekli yakınmanın bedeli yalnızca beyinle sınırlı kalmıyor, ilişkilere de yansıyor. İlişkiler üzerine çalışan terapist Mary McLaughlin; eşler, ebeveyn ile çocuk ya da iş arkadaşları arasında fark etmeksizin, sürekli olumsuzluğa maruz kalan tarafın zamanla kendini geri çektiğini söylüyor.

McLaughlin'e göre her sohbet bir şikayete dönüştüğünde insanlar bir süre sonra o sohbeti yapmak istemiyor. Hepimizin çevresinde, telefonu açtığında ne anlatacağını önceden tahmin ettiğimiz en az bir 'dertli' tanıdık vardır.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Dert yandıktan sonra kendinize bu soruyu sorun

Dert yandıktan sonra kendinize bu soruyu sorun

Peki çözüm şikayeti tamamen bırakmak mı? Uzmanlar bunun hem pek mümkün olmadığını hem de gerekmediğini hatırlatıyor. Asıl mesele, sırf şikayet etmiş olmak için şikayet etmemek ve sorunun kendisine nasıl yaklaşılabileceğini düşünmek.

Sarah Close, içinizi döktükten sonra kendinize şunu sormanızı öneriyor: 'Kendimi daha anlaşılmış ve net mi hissediyorum, yoksa aynı öfkeyi yeniden alevlendirip aynı döngüye mi çekiliyorum?' Close'a göre yeterince dikkat edersek bedenimiz, yaşadığımızı gerçekten sindirdiğimizi mi yoksa kendimizi sürekli gergin mi tuttuğumuzu çoğu zaman bize söylüyor.

Cümleye eklenen bir 'ama' dengeyi kuruyor

Cümleye eklenen bir 'ama' dengeyi kuruyor

Cannity'nin önerisi ise daha pratik: Şikayetin içine bir 've' ya da 'ama' eklemek. Örneğin 'Dün gece uyuyamadım, bugün çok yorgunum ama akşamki yemeğe gitmek için sabırsızlanıyorum' demek gibi.

Böylece olumsuz duyguyu yok saymadan dile getirmiş, ama ona takılıp kalmamış oluyorsunuz. Dert yanmakla iyimserliği korumak arasındaki dengeyi de çoğu zaman böyle küçük cümleler kuruyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2019 yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans eğitimime başladım, 2024 yılında da mezun oldum. Eğitimim süresince çeşitli platformlar ve gazete topluluklarında çeviri ve yerelleştirme alanlarında aktif rol aldım, bu süreçte dil becerilerimi ve kültürler arası iletişim yetkinliğimi geliştirdim. 2022 yılının Mayıs ayında Onedio’da stajyer olarak başladığım editörlük kariyerime, “Yaşam” kategorisinde sosyal medyadaki trendleri, günümüz ilişki dinamiklerini ve toplumsal meseleleri okuyuculara ulaştırarak devam ediyorum. İçeriklerimde, okuyucuların kendilerinden birer parça bulmasını amaçlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın