Psikologlara Göre Sürekli Şikayet Edenlerin Ortak Özelliği
Trafiğe takıldığınız bir sabah iş yerine adım atar atmaz ilk iş bunu anlatıyorsanız yalnız değilsiniz. Dert yanmak çoğumuz için içimizi boşaltmanın en kısa yolu. Psikologlar ise şikayet etmenin belli bir noktaya kadar ruh sağlığına iyi geldiğini, alışkanlığa dönüştüğünde ise beyni ve bedeni yıpratabildiğini söylüyor. Peki sınır nerede başlıyor?
Kaynak: Real Simple
Duyguları içe atmanın da bir bedeli var
Klinik sağlık psikoloğu Kerry Cannity'ye göre şikayet etmek; olumsuz duyguları dışa vurmamıza, ne hissettiğimizi anlatmamıza ve sorunu çözmeye dönük ilk adımı atmamıza yardım ettiğinde işe yarıyor.
Bilimsel veriler de bu görüşü destekliyor. Duyguları bastırmanın hafıza sorunları, zayıflayan sosyal ilişkiler ve hatta kalp hastalıklarıyla ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Cannity'nin deyişiyle olumsuz hisleri gömmenin ya da yok saymanın da bir faturası var.
Sizi gerçekten dinleyen biri olması bile rahatlatıyor
Dertleşmenin bir faydası da karşınızda ilgiyle dinleyen birinin olması. Terapist Sarah Close, yaşadıklarımıza birinin tanıklık etmesinin hem sakinleşmemize yardım ettiğini hem de bağ kurduğumuzu hissettirdiğini söylüyor.
Close'a göre bu etki, karşımızdaki kişi hemen çözüm üretmeye ya da 'Bu kadar da büyütme' diyerek hislerimizi küçümsemeye kalkmadığında daha da güçleniyor. Kimi zaman ihtiyacımız olan tek şey, sözümüz kesilmeden dinlenmek.
Şikayet alışkanlığa dönüşünce beyin olumsuzluğa odaklanıyor
Ne var ki şikayet etmek insan doğasının bir parçası ve uzmanlara göre sağlıklı olanla olmayanı ayıran şey, bunu ne sıklıkla yaptığımız.
Cannity, şikayet etmek alışkanlığa dönüştüğünde beynin zamanla daha olumsuz bir bakış açısına doğru yeniden şekillenebildiğini anlatıyor. Bu durumda öfkelendiren ya da korkutan uyaranlara daha çok dikkat kesiliyor, beyinde ve bedende dolaşan stres hormonlarının seviyesi de genel olarak yükseliyor.
Kortizol yükseldikçe uyku ve tansiyon da etkileniyor
Söz konusu stres hormonlarının başında kortizol geliyor. Yakınırken beynimiz kortizol salgılıyor; bu hormon kısa süreli zorluklarla başa çıkmamıza yardım etse de fazlası uykudan tansiyona, metabolizmadan diğer temel vücut işlevlerine kadar pek çok alanda olumsuz etkiler doğurabiliyor.
Konuyla ilgili sık alıntılanan bir iddia da Stanford Üniversitesi araştırmacılarına dayandırılıyor. 1990'lı yıllardaki çalışmalara atıfla, yarım saat ya da daha uzun süre şikayet etmenin, hatta yalnızca şikayet dinlemenin bile hafıza ve duygu düzenlemeden sorumlu hipokampüsü küçültebileceği öne sürülüyor.
Her konuşma şikayete dönünce çevredekiler uzaklaşıyor
Sürekli yakınmanın bedeli yalnızca beyinle sınırlı kalmıyor, ilişkilere de yansıyor. İlişkiler üzerine çalışan terapist Mary McLaughlin; eşler, ebeveyn ile çocuk ya da iş arkadaşları arasında fark etmeksizin, sürekli olumsuzluğa maruz kalan tarafın zamanla kendini geri çektiğini söylüyor.
McLaughlin'e göre her sohbet bir şikayete dönüştüğünde insanlar bir süre sonra o sohbeti yapmak istemiyor. Hepimizin çevresinde, telefonu açtığında ne anlatacağını önceden tahmin ettiğimiz en az bir 'dertli' tanıdık vardır.
Dert yandıktan sonra kendinize bu soruyu sorun
Peki çözüm şikayeti tamamen bırakmak mı? Uzmanlar bunun hem pek mümkün olmadığını hem de gerekmediğini hatırlatıyor. Asıl mesele, sırf şikayet etmiş olmak için şikayet etmemek ve sorunun kendisine nasıl yaklaşılabileceğini düşünmek.
Sarah Close, içinizi döktükten sonra kendinize şunu sormanızı öneriyor: 'Kendimi daha anlaşılmış ve net mi hissediyorum, yoksa aynı öfkeyi yeniden alevlendirip aynı döngüye mi çekiliyorum?' Close'a göre yeterince dikkat edersek bedenimiz, yaşadığımızı gerçekten sindirdiğimizi mi yoksa kendimizi sürekli gergin mi tuttuğumuzu çoğu zaman bize söylüyor.
Cümleye eklenen bir 'ama' dengeyi kuruyor
Cannity'nin önerisi ise daha pratik: Şikayetin içine bir 've' ya da 'ama' eklemek. Örneğin 'Dün gece uyuyamadım, bugün çok yorgunum ama akşamki yemeğe gitmek için sabırsızlanıyorum' demek gibi.
Böylece olumsuz duyguyu yok saymadan dile getirmiş, ama ona takılıp kalmamış oluyorsunuz. Dert yanmakla iyimserliği korumak arasındaki dengeyi de çoğu zaman böyle küçük cümleler kuruyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın