Psikologlara Göre Şanslı İnsanların Hepsinde Ortak Olan Tek Özellik
Bazı insanlar hep doğru zamanda doğru yerdeymiş gibi görünür. Otobüste sohbet ettiği biri ona iş ayarlar, tesadüfen girdiği bir dükkanda aylardır aradığını bulur. Psikolojiye göre bu insanları ayıran şey uğurlu bir yıldız değil, dikkatleri. Kendini şanslı sayanlar, başkalarının gözünden kaçan fırsatları çok daha kolay fark ediyor ve bu becerinin bir kısmı sonradan kazanılabiliyor.
Kaynak: Vice
Şanslılar gazetedeki dev notu saniyeler içinde fark etti
İngiliz psikolog Richard Wiseman, kendini şanslı ya da şanssız olarak tanımlayan gönüllülerle yaptığı çalışmalarda bu farkın nereden geldiğini ölçmeye çalıştı. Deneylerden birinde katılımcılara bir gazete verildi ve içindeki fotoğrafları saymaları istendi.
Gazetenin ikinci sayfasında ise iri harflerle yazılmış bir not duruyordu: 'Saymayı bırakın, bu gazetede 43 fotoğraf var.' Kendini şanslı sayanlar notu çabucak görüp işi bitirdi. Şanssız olduğunu düşünenler ise yaklaşık iki dakika boyunca fotoğraf saymayı sürdürdü ve notu gözden kaçırdı.
Sayfaların ilerisinde ikinci bir sürpriz daha vardı. Bu notu gördüğünü araştırmacıya söyleyen kişiye para ödülü verileceğini yazan ilanı da şanssız grup büyük ölçüde fark etmedi. Wiseman bu çalışmanın ayrıntılarını Skeptical Inquirer dergisinde paylaştı.
Kaygı arttıkça beklenmedik fırsatları görmek zorlaşıyor
Wiseman'a göre şanssız grubun sorunu, tek bir hedefe fazla kilitlenmesiydi. Fotoğraf saymaya odaklananlar, gözlerinin önündeki bambaşka bir bilgiyi göremedi. Yani aradıkları şeye o kadar odaklanmışlardı ki aramadıkları fırsat yanlarından geçip gitti.
Kaygı da tabloyu doğrudan etkiliyor. Kendini şanssız olarak tanımlayanların genel olarak daha gergin olduğu görüldü. Gerginlik dikkati daraltıyor ve beklenmedik bir fırsatı fark etmeyi zorlaştırıyor. Şanslılar ise sonuç konusunda daha rahat davranıyor; bu rahatlık da etraflarına daha açık gözle bakmalarını sağlıyor.
Gündelik hayatta bunun karşılığını görmek zor değil. Bir düğünde ya da iş yemeğinde yalnızca kendi derdine odaklanan biri, yan masadaki sohbette geçen bir fırsatı hiç duymayabilir.
Şanslı olduğuna inanmak bile fark yaratabiliyor
Elbette herkes hayata aynı noktadan başlamıyor. Psychology Today'in yönetici editörü Lybi Ma, erken kazanılan avantajların zamanla katlanarak büyüdüğünü anlatan 'Matta etkisi'ne dikkat çekiyor. Varlıklı bir ailede doğmak gibi yapısal avantajlar, bazı insanlar için iyi talihi çok daha ulaşılabilir kılıyor.
Ma, şansın bir yanının da inançla ilgili olduğunu kendi babasının hikayesiyle anlatıyor. Çin'deki komünist devrim sırasında devlet için tercümanlık yapan babası, 'Uçan Kaplanlar' filosunun kurucusu Claire Chennault'nun ayarladığı bir planla kuzu yünü yığınının içine saklanmış ve üç gün sonra bir pilot tarafından kurtarılmış. Ma'nın yorumu kısa: Babası, şanslı olduğuna inandığı için şanslıydı.
Uzmanlar şansı büyütmek için alışkanlıkların dışına çıkmayı öneriyor
New York Üniversitesi'nden araştırmacı ve 'The Serendipity Mindset' kitabının yazarı Christian Busch, insanın kendi yarattığı fırsatlardan doğan şansa 'akıllı şans' adını veriyor. Busch'a göre bu tür şans gökten düşmüyor, belli ölçüde emek istiyor.
Önerileri oldukça basit: Normalde yanına gitmeyeceğiniz biriyle sohbet etmek ya da genelde geri çevirdiğiniz bir davete 'evet' demek. Bu denemelerin çoğu sıradan bir akşam olarak geçip gidiyor. Ancak arada bir, hayatın gidişatını değiştiren bir tanışma tam da böyle anlarda çıkıyor.
Bazı insanlar gerçekten daha şanslı doğuyor olabilir. Yine de çoğu zaman aradaki fark, başkalarının yanından geçip gittiği fırsatı görebilmekte yatıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın