Psikologlara Göre 55-75 Yaş Kuşağının İşe Bakışını Gençlerden Ayıran Tek Bir Değer Var
Ailenizde mutlaka duymuşsunuzdur: 'Bir işe gir, sabret, gerisi kendiliğinden gelir.' 40 yaşın altındakiler için bu öğüt artık neredeyse yabancı bir dil gibi geliyor. Bunun sebebi çalışmaktan kaçmak değil, o öğüdün dayandığı dünyanın artık aynı biçimde var olmaması. Psikologlar, bugün 55 ile 75 yaş arasındaki kuşağın çalışmaya bakışını bizimkinden ayıran farkı doğrudan kimlik meselesine bağlıyor.
Kaynak: Grazia
Ipsos araştırması: Bu kuşağın yüzde 49'u aileyi her şeyin önüne koyuyor
Araştırma şirketi Ipsos, 1999'da 'yaşlı' olmanın gerçekte ne anlama geldiğini çözmek için 55-75 yaş arasındaki kişilerle bir çalışma yaptı. Araştırmacılar bu etiketin, insanların kendilerinde gördüğü bir gerçeklikten çok kurumların ürettiği bir kavram olduğunu baştan kabul ediyordu. Yine de anket sonuçları şaşırtıcı derecede tutarlı bir değerler listesi ortaya koydu.
Katılımcıların yüzde 49'u aileyi ilk sıraya koydu. Onu yüzde 45 ile dürüstlük, yüzde 25 ile saygı ve yüzde 20 ile çalışmak izledi. Ipsos bu değerleri günün koşullarına verilmiş tepkiler olarak değil, yetiştirilme biçiminin ürünü olarak yorumladı. Yani bunlar bir gecede oluşmuş fikirler değil; yıllarca kredi taksiti ödeyerek, sorumluluk taşıyarak ve her sabah işe giderek pekişmiş inançlar.
Araştırmanın dikkat çeken bir başka bulgusu paraya bakışla ilgiliydi. Bu kuşak parayla daha rahat bir ilişki kuruyordu, ama genellikle çocuklar kendi ayakları üzerinde durduktan ve ev kredisi bittikten sonra. Bugün ise tablo epey farklı: Pek çok emekli, aldığı maaş yetmediği için çalışmayı bırakamıyor.
Bu kuşak emeklilikte yalnızlıktan bile çok işin bıraktığı boşluktan korkuyor
Bu kuşağı ayıran değeri anlamak için maaş bordrosunun ötesine bakmak gerekiyor. Uzun soluklu, istikrarlı emeğe duydukları inanç yalnızca bir kariyer stratejisi değil, kendilerini tanımlama biçimlerinin bir parçası.
Psikolog Sophie Muffang, Fransız Psychologies dergisine yaptığı değerlendirmede bu kuşağın çalışmayı bıraktığında yalnızca bir koltuktan kalkmadığını anlatıyor. Muffang'a göre kaybedilen şey bir gündelik ritim, bir toplumsal rol, bir kimlik ve kimi zaman hayatın anlamı. Emekliliğin bıraktığı boşluk sadece takvimle ilgili değil, sabah neden kalkıldığı sorusuna kadar uzanıyor. Muffang, pek çok yaşlının bu boşluktan yalnızlıktan bile daha çok korktuğunu vurguluyor.
Rakamlar da bunu destekliyor: 50-75 yaş arasındakilerin yüzde 63'ü emekliliği bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyor. Bu bakış, işin zaman algısını kariyer bittikten sonra bile ne kadar şekillendirdiğini gösteriyor.
Aile kurmak, ev sahibi olmak, maddi güvenceye kavuşmak... Bu kuşak için hepsi ancak yıllar süren sabırla mümkün oldu. Sabrın, bağlılığın ve uzun soluklu emeğin başarıdan ayrılamayacağı inancı da tam olarak bu deneyimlerden doğdu.
Psikologlar kuşaklar arasındaki farkı aktarılması gereken bir güç olarak görüyor
Kuşaklar arasındaki yanlış anlaşılmalar en çok 'hak etmek' konusunda alevleniyor. 55-75 yaş grubu çok daha istikrarlı bir iş piyasasında yetişti; tek bir işyerine yıllarca bağlı kalmak ve sabırlı olmak uzun vadede karşılığını veriyordu. Anne babalarımızın 'Bir yere gir, oradan emekli ol' öğüdü de bu dünyanın ürünü.
Genç kuşaklar ise kısa süreli sözleşmelerin, sık iş değişikliklerinin ve belirsiz bir geleceğin damgasını vurduğu bir iş hayatına adım atıyor. Aynı kurallar artık aynı sonucu vermiyor.
Yine de bazı psikologlar bu farkı yalnızca bir sürtüşme kaynağı olarak görmüyor, sonraki kuşaklara aktarılmaya değer bir güç olarak değerlendiriyor. Harvard'dan bir araştırmacının çalışmasına göre bu kuşaktan kalan basit alışkanlıklar, 60 yaşından sonra iyi oluşa doğrudan katkı sağlıyor. Sabır ve azim, modası geçmiş değerler olmaktan çok uzak.
Asıl ayrım işin önemli olup olmadığında değil, işe ne kadar zaman vermeye razı olduğumuzda ve karşılığında ne beklediğimizde yatıyor. 55-75 yaş kuşağı için yıllarca süren emek istikrarın giriş bileti oldu ve bu takas büyük ölçüde sözünü tuttu. Daha hızlı ve öngörülemeyen bir ekonomide yol alan gençler için aynı anlaşma çok daha belirsiz. Mesele bir kuşağın haklı, ötekinin haksız olması değil; her gün işinin başında olmanın kendi başına bir anlam taşıdığı fikri, psikolojik açıdan hâlâ değerini koruyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın