article/comments
article/share
Haberler
“Pembe Dizi Ekonomisi”: Güney Kore ve Türkiye’nin Dizi İhracatıyla Sağladığı Güç

etiket “Pembe Dizi Ekonomisi”: Güney Kore ve Türkiye’nin Dizi İhracatıyla Sağladığı Güç

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Bir dönemin televizyonlarından hatırlayanlarınız vardır. Rosalinda, Marimar, Esmeralda gibi Meksika merkezli pembe diziler küresel görünürlük kazanıyordu. Son zamanlarda ise yerel televizyonlarda K-Drama ve Türk dizi furyası esiyor. Şu an aktif olarak çekimi yapılmayan 10-15 yıl öncesinden kalma Türk dizileri, özellikle bazı ülkelerde hala yaygın olarak izleniyor. Bu nedenle Güney Kore ve Türkiye gibi ülkeler için dizi ihracat sistemi, önemli bir ekonomik güç barındırıyor.

Gelin öncüler arasında bizim ülkemizin de yer aldığı bu gizli gücü birlikte keşfedelim!

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Pembe dizi ekonomisinin iki büyük gücü Türkiye ve Güney Kore.

Ülke ekonomilerindeki paydası azımsanmayacak kadar büyük olan dizi ihracatı, etkili bir strateji olarak kullanılıyor. Önceden ülkeler silah güçleri ile birbirine gözdağı verirken günümüz dünyasında gelir odaklı bir sistem kullanılıyor ve 'güç' kavramı daha soyut tanımlanıyor. Kendi içinde birçok alt dalı olan güç grubunun en yumuşak ve keyifli ayağını ise pembe diziler oluşturuyor. Ve bu güç genel olarak iki ülke tarafından kumanda ediliyor: Türkiye ve Güney Kore.

Bir ülke kültürünün sınırları aşmasında dizi ekonomisi büyük öneme sahip.

Pembe dizi ekonomisi sadece televizyon kanallarını dolduran bir boşluk olarak değil, kültür entegrasyonu olarak da öne çıkıyor. Bir ülke dizisinin, ondan kilometrelerce uzaktaki başka bir ülkede yayınlanması hem kültürlerin kaynaşmasına hem de ülke turizminin artmasına yardımcı oluyor. Örneğin; bir dizide kullanılan kıyafetler, replikler ve roller ülke tarihlerinin anlatısı adına büyük önem taşıyor.

Güney Kore dizilerinde "hallyu" stratejisini kullanıyor.

Latin Amerika'dan İspanya'ya, Orta Doğu'dan Balkanlar'a kadar uzanan geniş bir coğrafyaya hükmeden bu ekonominin en büyük taşıyıcılarından olan Güney Kore, 'hallyu' stratejisinden faydalanıyor. 'Kore Dalgası' adı verilen bu strateji, doğrudan devlet tarafından desteklenen bir ekonomi planına dayanıyor. Kültür ihraç etme amacıyla hazırlanan bölümlerde K-pop müzik ve dans sahnelerine yaygın olarak yer veriliyor. Hatta günümüz müzik endüstrisindeki K-pop yükselişi de bir anlamda dizi ihracat stratejisine bağlanıyor.

Eski Türk dizi furyası tüm dünyadaki popülerliğini koruyor.

Türkiye ise bu sistemin en güçlü kolu olarak görülüyor. Çünkü dünyanın dev ekonomisi Amerika dizi ihracatı konusunda birinci sırada yer alsa da; Türkiye, ondan çok daha düşük bütçeli yapımlarıyla ikinci sırada bulunuyor. Aşk-ı Memnu, Muhteşem Yüzyıl, Kara Sevda, Yargı ve Fatmagül'ün Suçu Ne gibi bir döneme damga vuran Türk dizileri tüm dünya tarafından hala izleniyor. Başı çeken izleyici grubunu ise Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra; Bulgaristan, Sırbistan, Gürcistan ve İspanya gibi ülkeler oluşturuyor.

Dizi ihracatındaki tek amaç ekonomik değil.

Güney Kore ve Türkiye dizilerini ihraç ederken ciddi bir gelir kazanıyor. Ancak bu ihracatın bir diğer yüzünü kültür pazarlaması oluşturuyor. Dizilerde kullanılan müzikler, kostümler ve yemekler; bir ülkenin turizmine, gıda sektörüne, hatta dilini dünyaya tanıtmasına bile yardımcı oluyor. Örneğin; bazı yerel sokak lezzetlerimizin Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde tanınıp yaygınlaşması da dizi kültürüyle pekişiyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Güney Kore dizilerinde örtülü reklamlar kullanılıyor.

Güney Kore dizilerinde teknoloji firmaları ve K-beauty sektörü aktif olarak destekleniyor. Örtülü reklam stratejisinin uygulanmasına dayanan bu sistem, Kore merkezli markaların tanıtımına hizmet ediyor. Hatta ülkede, Koreli küresel şirketlere özel dizi reklam pazarlama kampanyaları hazırlanıyor. Böylece bir marka, kendi ürününü dünyaya tanıtmak istediğinde bunu oldukça ucuza gerçekleştirebiliyor. Diğer bir deyişle, dizi dünyası yerel markalara ucuz bir vitrin sağlıyor.

Türk dizilerinin Latin Amerika'daki başarısının temelinde kültürel kodlar var.

Türkiye dizilerinin Latin Amerika'da ve Güney Avrupa'da bu kadar başarılı olmasının sebebi coğrafi ve kültürel benzerlikler. Şili, Arjantin, İspanya ve İtalya gibi Türkiye ile aynı iklim kuşağında bulunan ülkelerdeki yaşam biçimi birbirine benziyor. İklimsel benzerliklerin yanı sıra tutku, ihtiras, iyi-kötü çatışması, aileye verilen değer ve onur kavramı da güçlü bir yankı buluyor. Dolayısıyla bu kodların işlendiği Türk dizileri, benzer kültürel ve coğrafi özelliklere sahip ülkelerde değer görüyor.

Dizi ihracatı turizm gelirlerinin artmasını sağlıyor.

Dizi pazarlamasındaki başarı büyüdükçe ülkelerin turizm gelirleri de artıyor. Bir dizide öne çıkan kafe, otel veya bölge her yıl milyonlarca hayranın tatil rotasına ekleniyor. Örneğin; Türkiye'de Kapadokya gibi bölgelerdeki bazı otellere, İstanbul'daki yalılara ya da Güney Kore'de 'Itaewon Class' dizisinin çekildiği kafeye, fanatik izleyici grubu akın ediyor. Hatta bu gruplar, 'set turizmi' olarak adlandırılan özel turlara katılmak için dev bütçeleri gözden çıkarabiliyor.

Sadece eski diziler değil yenileri de ilgi çekiyor.

Eski diziler yurt dışı yayın akışına dahil olurken bazı yeni diziler de küresel pazarlara çıkıyor. Özellikle dijital izleme platformları sayesinde yerel yapımların doğrudan dünya pazarına açılması kolaylaşıyor. Bu nedenle platform dizilerinin, yerel kanallardaki dizilere göre daha geniş bir kitleye ulaşma potansiyeli artıyor. Örneğin; Netflix, her yıl Güney Kore yapımlarına özel olarak yatırım yapıyor ve Türkiye'deki Kulüp, Pera Palas'ta Gece Yarısı gibi orijinal içerikleri ana vitrine yerleştiriyor. Böylece ülke tarihini, kültürünü ve dilini sınır ötesine taşımak kolaylaşıyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunuyum. Dijital içerik üretimine üniversite yıllarında kültür-sanat, mimarlık ve şehir hafızası gibi konular başta gelmek üzere çeşitli mecralara içerik üreterek başladım. Ardından estetik bakış açımı grafik tasarım dilimle birleştirerek kendi bireysel projeme başladım. Şu an bir yandan sosyal medya yöneticisi ve içerik üretici olarak çalışıyor, bir yandan da Onedio için çeşitli markalara uygun liste, test ve bilgilendirici içerikler hazırlıyorum. 2021 yılından beri dahil olduğum Onedio’nun dinamik yapısı, gündeme uyum sağlama hızı ve farklı alanlarda araştırmaya dayalı bilgi aktarım stratejisi beni bu alanda daha çok gelişmeye teşvik ediyor.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın