Para Diyenler Sınıfta Kaldı: 75 Yıl Süren Araştırma Mutluluğun Formülünü İnsanlığın Hizmetine Sunuyor!

-

Mutlu yaşamın sırrını bilen var mı? 

Var! Bir ömür sürecek araştırma mutluluğun tam anlamıyla formülünü buldu, biz de sizler için detaylandırdık.

Öncelikle hayatınız boyunca sizi sağlıklı ve mutlu eden şeyleri düşünün. Şimdiden geleceğiniz için bir yatırım yapacak olsaydınız zamanınızı ve enerjinizi nelere harcardınız?

Bazı araştırmalar bu içeriği okuyan çoğunluğun, 1980-1999 yılları arasında doğan neslin zengin veya ünlü olmak istediğine ulaşmış. Peki sürekli olarak başarılı veya zengin olmak için çalışmak ve çabalamak bizi tam olarak istediğimiz şeylere götürüyor mu? Götürüyorsa ne kadar mutlu olacağız veya mutluluğa ne kadar enerjimiz kalacak?

Aslında bu soruların doğru veya kullanışlı yanıtlarını bulabilmek ve anlayabilmek için bir insanın hayatının baştan sona izlenmesi gerekirdi. Harvard Üniversitesi'nden bir ekip tam olarak bunu yaptı, hem de 75 yıl önce.

Yanlış okumadınız, 75 yıl önce Robert Waldinger’in de dahil olduğu bir araştırma ekibi “insanların ergenlik dönemlerinden yaşlılık dönemlerinin sonuna kadar, insanları gerçekten mutlu ve sağlıklı tutan şeyleri görmek için incelesek nasıl olurdu?” dediler ve ortaya “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” çıktı.

Araştırmacılar 75 yıl boyunca 724 erkeğin hayatını, işlerini, ev yaşamlarını, sağlıklarını ve bütün bu süreç boyunca hayat hikayelerinin ne hale geleceğini bilmeden yıllarca sorarak izlediler.

Şansın ve birkaç araştırmacı neslin kararlılığının birleşimi sayesinde 75 yıldır devam eden bu bilimsel çalışmaya katılan 724 kişinin 60’ı hala hayatta.  Hala araştırmaya katılıyorlar ve 90’lı yaşlarındalar.

Araştırmacı grup 1938’den beri 2 grup adamın yaşamını izledi.

İlk grup araştırılmaya başlandığında Harvard College’da ikinci sınıf öğrencileriydiler. Mezun olduklarında ise çoğu II. Dünya Savaşı’nda görev almak üzere savaşa katıldı.

İkinci grup ise özellikle yoksul ve sorunlu ailelerden seçildi.

Ve çalışmalar başladı. Araştırmaya katılan tüm gençlerle ve onların ebeveynleriyle görüşüldü, katılımcılar muayeneden geçirildi, her birinin yetişkin olma süreci izlendi.

Aralarından fabrika sahibi, avukat, doktor, hatta ABD başkanı olanlar oldu. Bazı katılımcılar alkol bağımlısı oldu, bazılarında şizofreni ortaya çıktı. Kimisi kendini geliştirdi, ilerledi ve sınıf atladı, kimisi ise bunu geri yönde yaptı.

Her iki yılda bir deneklerin yaşamlarına dair bilgiler edindiler, onlara sadece anket yapmayıp aynı zamanda yaşadıkları yerlerde onlarla görüştüler, doktorlarından hastalık geçmişlerini alıp onları sağlık taramasına soktular.

Hatta çocuklarıyla konuştular, eşleriyle en derin meseleleri konuşurken videolarını çektiler.

Ve nihayet kilit soruya geldiler. Tüm bu sayfalarca veriden çıkartılan sonuç ne?

Mutluluğun formülü oluşturulurken ortaya çıkan denklem zenginlik, şöhret ya da çok çalışmaktan uzaktı. Maddi durumu ortalamanın üstünde olan, popüler olan, başarısının ardı arkası kesilmeyen insanların çok mutlu olduğu savını çürüttüler.

75 yıllık araştırmanın onlara verdiği en net mesaj: “İyi ilişkiler bizi daha mutlu ve daha sağlıklı tutar.”

Mark Twain, yüzyıldan fazla bir süre önce, geri dönüp hayatına bakmış ve şunu yazmıştı:

"Hayat öyle kısa ki; tartışmalara, özür dilemelere kıskançlıklara, hesap sormalara zaman yok. Sadece sevmek için zaman var ve bunun için, tabiri caizse sadece 'bir an' var."

İlişkilerle ilgili ise aldıkları 3 büyük ders var. Bunlardan ilki sosyal ilişkilerin çok yararlı olduğu ve yalnızlığın insanı öldürdüğü…

Ailesine, arkadaşlarına, topluma daha sosyal bir şekilde bağlı olan insanların daha mutlu, sağlıklı ve daha uzun yaşadığı ortaya çıktı. Yalnız yaşayan insanların ise sağlıklarının orta yaşların başında bozulduğunu, beyin fonksiyonlarının daha erken gerilediğini ve yalnız olmayanlardan daha kısa yaşadıklarını keşfettiler.

Kalabalık içinde, hatta evliyken bile, yalnız olanlar için ikinci ders geliyor.

Sadece sahip olduğunuz arkadaşlarınızın sayısı ve karşılıklı saygıya dayalı ilişki içinde olup olmamanız önemli değil. Mühim olan mefhum, yakın ilişkilerinizin niteliği.

İlişkilerdeki anlaşmazlıkların sağlığımıza zarar verdiğini biliyorduk ancak boşanmaktan bile daha kötü olduğunu bilmiyorduk!

Şiddetli geçimsizliğin olduğu, iletişimin olmadığı evliliklerin sağlığımıza boşanma stresinden daha çok zarar verdiği ortaya çıktı.

50’li yaşlarında en tatminkâr ilişkileri olan insanlar, 80’li yaşlarında en sağlıklı olanlar.

Araştırmada yer alan denekler ve onlara eşlik eden eşleri 80’li yaşlarında bedenen çok acıları olduğu günler olsa da ruhen mutlu olduklarını belirtti. 

Bunun zıttı olarak, mutsuz ilişkileri olan insanlar duygusal acının beden acısından daha etkili olduğunu bildirdi. Samimi ilişkiler aslında bizi yaşlılığın bazı sonuçlarından koruyor.

İyi ilişkilerin beynimizi koruyor olması ise çıkartılan son ders.

80'li yaşlarınızda, ilişkide bulunduğumuz kişiye güvenle bağlı olmanın vücudu ve beyni koruduğu artık kaziye olmanın ötesinde, deneyle ispatlanmış bilimsel bir gerçek.

Hatta ihtiyaç duyduklarında gerçekten güvenebileceklerini hissettikleri ilişkileri olan insanların hafızaları daha uzun süre kuvvetli . Partnerine tam olarak güvenebileceğini hissedemediği ilişkileri olanlar ise hafıza zayıflığına daha erken yaşta maruz kalıyor.

“Eşim/sevgilim ile birbirimizi çok seviyoruz ama neredeyse her gün didişiyoruz” şeklinde düşünenleri böyle alalım. Kendinizi güvende hissettiğiniz sürece bir problem yok.

80’li yaşlarındaki bazı çiftler birbirleriyle neredeyse her gün tartışıyorlar ancak birbirlerine gerçekten güvendiklerini hissettikleri için bu durum hafızalarını, sağlıklarını olumsuz yönde etkilemiyor.

Son olarak mutluluğu parada veya popülerlikte arayan insanlar için ise çok eski bir bilgeliği hatırlatalım: İyi, samimi ilişkiler sağlığımıza ve mutluluğumuza yararlıdır.

Hayatımızın akışını insanlara zaman ayırarak, bitkin bir ilişkiyi yenilikleri içtenlikle deneyerek canlandırabilir, senelerdir konuşmadığımız aile ferdine ulaşarak bir hayatı değiştirebiliriz. 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
burak-u.-karakaya

Şehirde ve sabit bir yerde yaşadığınız sürece paranız yoksa mutlu, sağlıklı olamaz kimse. Sağlık demiş hastaneler beleş zaten?

justice_fighter

tabi bunlar da parayla oluyor:)...

musikisinas-don-vito

Bu sonuca göre küçük bir çıkarım yapmak istiyorum. Çocukluğumun ilk yarısı köyde geçti. Nüfus çok azdıysa da yaşamı az çok biliyorum. Mesela kadınlar tarlada buğday biçerken yan yana giderler; sohbet-türküler, tatlı rekabetler gırla. Kısaca bu ilkel iş yaşamında sosyallik maksimum seviyede. Ya da erkekler dağda tomruk hazırlarken, patoza buğday atarken vs. Şimdi o insanların çoğu köyünü terk edip şehirde fabrika işçisi olmuş durumda. Orada ne var? Birbirinin ayağını kaydırmaya çalışanların acımasız rekabeti, kirli-partiküllü hava, gürültülü makinelerin arasnıda minimum diyalog. Ya da ofisleri düşünelim... Onların çocukları da ofislerde kambur biçimde oturduğu bilgisayar başında bütün gün somurtup duruyor. Hangisi daha mutlu, hangisi daha sağlıklı? Halbuki ikinci daha çok para kazanıyor, ilki sadece yapacağı ekmek için bile maksimum efor sarfedip kısıtlı kaynaklar için çok çalışmak zorunda.

musikisinas-don-vito

Bütün bunlara eğitimsizliğin de eklendiğini düşünün (Hayır okuma-yazmayı kastetmiyorum... 20 yıllık eğitim hayatımda hiç görmediğim değerler eğitimini kastediyorum. Şanslı bir ailede doğmasam tinerci olabilirdim, yol veya karı-kız kavgalarında cinayet işleyen biri olabilirdim, torbacı veya hırsız olabilirdim. Evet ben veya bu yorumu okuyan sen şanslı bir ailede doğduk olmadık ama her gün yeni birileri oluyor). Türkiye'de suç oranı neden yüksek görebiliyor musunuz şimdi? İnsanlar sürekli agresif çünkü sosyalleşemiyor. Tiyatro kültürü yok, müzik zevki yok, nefes aldıracak yeşil alanı yok. Siyah-beyaz-griden başka rengi yok. Üstelik hukuk üzerinde şemsiye de değil. Bunlara sahip olabilecek asgari ekonomik şartları yok. Universe 25 deneyi gibi deneysel bir ülkeyiz.

enk-capital

Bahsettiğin insanların yaşam görüşü de önemli. Hayattan beklentileri nedir? Hayalleri nedir? Varoluş sebeplerini hiç sorgulamışlar mıdır? Köy hayatını benimseyen kişiler genelde çok fazla sorgulama yapmayan, basit yaşayan insanlar. Küçümsediğim zannedilmesin.Genelde günü çıkarınca mutlu olan, hayatına ve amaçlarına dair fazla sorgulama yapmayan, azla yetinebilen insanlar mutluluğu maddiyatta aramaz. Ama kişi bilinçlendikçe, yani şehre gidip de farklı hayatlara tanık oldukça kendi hayatını sorgulamaya başlar. Ve bazı "açıkları" o zaman fark eder. Sen kralı görüp onun nasıl yaşadığını bilmedikçe en iyi hayatı kendin yaşıyosun zannedersin. Ancak bi kere sarayı gördükten sonra kendi küçük kulüben sana yetersiz gelir. "Onun benden ne fazlası var da o sarayda yaşıyor" diye sorgulamaya başlarsın. Kimse sarayı gördükten sonra kendi kulübesinde artık mutlu olmaz. Kıyaslamalar ve sorgulamalar seni mutsuz eder. Bizimki gibi topluluklarda da bol bol din, Allah, azla yetin, öbür dünyada daha çoğunu alacaksın, önemli olan bu dünyadaki mal değil, kendinden daha kötülere bakıp şükret gibi telkinlerle alt tabakayı bi nevi uyuştururlar. Ümitsiz ve yoksul kesim de bu masalları dinleyerek uyur. Uyuşur. Mutlu olur. Sorgulamaz, istemez, yetinir. Sadece yetinir. Bazı şeyleri görüp, bilip artık yetinemeyen insanlar agresifleşir. İnsanların agresifliği ve mutsuzluğu bundandır.

musikisinas-don-vito

Aynen. Zaten yoksulluk ihtiyaç duyduğun bir şeyi elde edememektir. Yoksulsun çünkü onun varlığına ihtiyacın var, yokluğundan mutsuzsun. Ne bileyim mesela Cem Uzan yoksuldur bence. Siyaset yapmak istedi, öyle ya da böyle %7'yi gördü, sonraki seçimler için umutlandı ve bir takım adli operasyonlar sonucu kaçmak zorunda kaldı. Eminim içinde bir yerde bunun yarasını taşıyordur. Ama dediğin gibi dağ köyünde yaşayan bir adam ömründe deniz görmemiş, deniz kenarında villa sahibi olma gibi bir hayali yok mesela. Dolayısıyla zorlu bir hayat yaşasa da bazı şeylerin yoksulluğunu çekmiyor. Olayın bir de doğa boyutu var bence. Şehrin kaotik atmosferindense doğada efor sarfeden bir insanın yorgunluğu dahi ekstra endorfin demektir kanaatimce.

justice_fighter

enkçiğim;alakasız olacak ama 1000 karakteri geçmişsin,tebrik ederim:)senin adına sevindim

benmutlu

Ülkeden ülkeye, para ile mutluluğun grafiğini çizmişlerdi bir yerlerde. Amerikada yılda 7000$'a kadar para ile mutluluk ciddi derecede artıyor. 70000'den sonra mutluluk nispeten yatay seyrediyordu. Bu sınır, Birleşik Arap Emirliklerinde 130.000$'dı mesela. Araplar daha gösterişçi bir millet olduğu için sanırım. Gerçi grafiğin dikey ekseni olan mutluluğu neye göre ölçmüşlerdi o araştırmada bilmiyorum; ama şu var ki, aşağıdaki yorumlardan da görülebileceği üzere, biizmki gibi çoğunluğu açlık sınırının altında yaşayan fakir ülkelerde herkes para=mutluluk diyor. Öte yandan bu 75 yıl araştırması çok güzel, çok tatlı, çok minnoş :)

corpse-bride

parayla mutsuz olanlar verın paraları ben sızın yerınıze mutsuz olurum tabı once saglık

Başlıklar

Amerika Birleşik Devletleri
Görüş Bildir