Paola Peretti’den Mafalda’nın Hikayesi: "Kaybetmek Acıtır Ama Gözümüzü De Açar"
Kitap fuarlarını hep gözlerimle gezmişimdir: Kapakların renkleri, stantların düzeni, rafların arasında birbirine karışan başlıklar... Bu yıl 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı'nın kalabalık koridorlarından birinde bir an durdum ve gözlerimi kapattım. Kendi kendime oynadığım küçük bir oyundu bu. Fuar birden bambaşka bir yere dönüştü: Yeni basılmış kağıdın keskin kokusu, annesinin elini çekiştirip 'Bunu da alalım' diyen bir çocuğun sesi, birinin hızla çevirdiği sayfaların hışırtısı, uzaktaki bir söyleşiden gelen mikrofon yankısı... Gözlerimi açtığımda fuar yine aynı fuardı. Ama ben biraz değişmiştim.
Bu küçük deneyin ardında, fuar öncesinde dersimi çalışırken yeniden elime aldığım bir kitap vardı: Paola Peretti'nin Kiraz Ağacı İle Aramızdaki Mesafe'si. Görme yetisini yavaş yavaş kaybeden küçük Mafalda'nın hikayesi Türkiye'de onlarca baskı yaptı, ardından Filippo, Ben ve Kiraz Ağacı ile Kiraz Ağacının Ardından'la büyüyerek sürdü. Peretti de tıpkı kahramanı gibi Stargardt hastalığıyla yaşıyor. Yani bu sayfalar, bir yazarın hayal gücünden önce kendi yüreğinden süzülmüş.
Burada dikkatimi çeken şu; Peretti kaybı bir yas olarak değil, bir liste olarak anlatıyor. Mafalda, göremeyeceği bir dünyaya hazırlanırken hayatındaki önemli şeyleri tek tek yazıyor. Bence bu basit liste, hepimizin cebinde taşıması gereken bir pusula. Üstelik yazar, engellilik gibi ağır bir konuyu acıma duygusuna teslim etmeden, mizahla ve umutla anlatmayı başarıyor. Mülteci çocuklara İtalyanca öğrettiği yılların izi de kaleminde duruyor. Dürüst, yalın, insana dokunan bir dil.
Fuarda Peretti'nin söyleşisini izledim. Salondaki dinleyicilerin yüzlerinde aynı şeyi gördüm. Mafalda artık yalnızca bir roman kahramanı değil, bu topraklarda da evlerin bir üyesi. Bizim söyleşimiz ise ondan önce, Peretti Kocaeli'deki okurlarıyla buluşacağı günleri sabırsızlıkla beklerken gerçekleşti. Şimdi isterseniz siz de bir an gözlerinizi kapatın, sonra sayfaya dönün ve sözü Mafalda'yı bize armağan eden yazara bırakın.
* * *
İlk romanınız "Kiraz Ağacı İle Aramızdaki Mesafe", görme yetisini yavaş yavaş kaybeden küçük Mafalda'yı anlatıyor ve Türkiye'de de onlarca baskı yaptı. Bu hikayeyi yazmaya sizi ne yöneltti? Türk okurların Mafalda'yı bu kadar sahiplenmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Gözlerimdeki hastalığı öğrendiğimde dünya başıma yıkıldı sandım. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Korkumla yüzleşmek zorundaydım. Yazmak bana sığınak oldu. Mafalda böyle doğdu işte. Türk okurların onu bu kadar sevmesi beni hiç şaşırtmadı aslında. Sizin kültürünüzde sıcaklık var. Samimiyet var. Duyguyu çok derinden hissediyorsunuz. Mafalda’yı kendi çocukları gibi kucakladılar. Bu bağ beni inanılmaz mutlu ediyor.
Siz de Mafalda gibi Stargardt hastalığıyla yaşıyorsunuz. Kendi deneyiminizi bir çocuk kahramanın gözünden anlatmak sizin için nasıl bir süreçti?
Çocuk dili ilginçtir. Çocuklar yalan söylemez. Durumu olduğu gibi kabul ederler. Kendi yetişkin korkularımı bir çocuğun masumiyetine emanet etmek bana iyi geldi. Hafifledim. O karanlık süreci bir çocuk gözüyle yazarken aslında kendimi de eğittim. Hayata yeniden bakmayı öğrendim. Bir nevi terapi gibiydi benim için.
Mafalda görmediği bir dünyaya hazırlanırken hayatındaki önemli şeylerin listesini yapıyor. Sizce kaybetmek, neyin gerçekten önemli olduğunu anlamamızı mı sağlıyor?
Kesinlikle öyle. İnsan elindekinin değerini yitirirken anlıyor. Her şey yolundayken ayrıntıları kaçırıyoruz. Görme yetim azaldıkça dokunmanın, seslerin, kokuların ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim. Bir sarılmanın, bir dost sesinin yeri dolmuyor. Kaybetmek acıtır. Ama gözümüzü de açar. Neyin değerli olduğunu öğretir.
Hikaye "Filippo, Ben ve Kiraz Ağacı" ve "Kiraz Ağacının Ardından" ile devam etti. Mafalda'yı ve Filippo'yu büyütürken okul, arkadaşlık ve aile temalarını nasıl derinleştirdiniz? Kiraz ağacı sizin hayatınızda neyi temsil ediyor?

Çocuklar yerinde durmaz, büyür. Mafalda da büyüdü. Büyüdükçe sorunlar da değişti tabii. Aile, okul, ilk duygusal bağlar... Filippo onun dünyasında bir çapa oldu. Birbirlerine tutundular. Kiraz ağacı ise benim çocukluğum. Dedemin bahçesi. Hayatın ta kendisi. Ne olursa olsun ilkbaharda yeniden çiçek açan umudun simgesi.
Engellilik gibi bir konuyu acıma duygusuna düşmeden, umut ve mizahla anlatmayı nasıl başardınız?
Acınmak istemedim hiç. Kimse istemez. Hayat zorluklarla dolu ama sürekli ağlayarak yaşanmaz ki. Gülecek bir şeyler bulmak zorundasınız. Mizah benim savunma mekanizmam. Kendi durumumla dalga geçebildiğim an özgürleştim. Kitapta da bunu uyguladım. Ajitasyon yapmadan, hayatın içindeki o tatlı neşeyi korumaya çalıştım.
Mülteci çocuklara İtalyanca öğrettiniz. Yeni bir ülkede, yeni bir dilde hayata tutunmaya çalışan bu çocuklardan öğrendikleriniz yazarlığınızı nasıl etkiledi?
O çocuklardan çok şey öğrendim. Evlerini, geçmişlerini geride bırakmışlardı. Ama gözlerindeki o yaşama hırsı bambaşkaydı. Hiç bilmedikleri bir dilde kendilerini ifade etmeye çalışıyorlardı. Onların bu sessiz mücadelesi benim bakışımı değiştirdi. İnsan ruhunun ne kadar güçlü olabileceğini gösterdiler bana. Yazarlığıma dürüstlük kattılar.
3–11 Ekim'de 16. kez kapılarını açacak Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı konusunda neler düşünüyorsunuz?
Çok heyecanlıyım. Türkiye’deki okurlarla buluşmak her zaman büyüleyici. Büyük bir fuar olduğunu duydum. Oradaki coşkuyu hissetmek, okurlarla göz göze gelmek için sabırsızlanıyorum.
Kitap fuarları sizin için ne anlam ifade ediyor?
Fuarlar sadece kitap satılan yerler değil. Birer bayram havası var oralarda. Yalnız olmadığımı hissediyorum. Kelimelerimin kilometrelerce ötede bir insanın kalbine dokunduğunu görmek harika bir duygu. Fuarlar beni tazeliyor. Yazma şevkimi artırıyor.
* * *
Bu söyleşiden sonra kendi 'önemli şeyler listemi' düşünmeden edemedim. Bir sarılma, bir dost sesi, eski bir kitabın kokusu... Peretti'nin dediği gibi, insan çoğu zaman elindekinin değerini onu yitirirken anlıyor.
Cevaplarında beni en çok etkileyen şey, kırılganlığı bir zayıflık olarak değil, bir güç olarak taşıması oldu. Korkusunu bir çocuğun masumiyetine emanet ederek hafiflemiş, kendi haline gülümseyebildiği an özgürleşmiş. Kitap fuarlarında bir bayram havası bulması da bundan. Kelimelerinin kilometrelerce ötedeki bir kalbe dokunduğunu görmek, onun için yalnız olmadığının en güzel kanıtı.
Kiraz ağacı, onun deyişiyle, ne olursa olsun ilkbaharda yeniden çiçek açan umudun simgesi. Ekim'de Kocaeli'de kurulan bu kitap şenliği de bize mevsimin tersine, erkenden gelmiş bir ilkbahar gibi geldi. Mafalda'nın listesine bir madde eklemem gerekse şunu yazardım: Bir yazarla okurunun göz göze geldiği o kısa an kocaman bir hikaye.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

