Ölümcül Bir Tartışma: Hem Kedi Köpek Sevip Hem de Nasıl Rahatça Et Yiyebiliyoruz?

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Canlıların 'canlarına' psikolojik seviyede kıymet biçerken bir garip davranırız. Bir böceği ezmek bizim için herhangi bir yanlış davranışın ortaya konması değildir, o böcek bize hiçbir zarar vermeyecek olsa da. Konu evcil hayvanlara geldiğinde duyarlılık seviyemiz artar, konu biz yani insanlar olduğunda ise kıymet kavramı hukuk bağlamında değerlendirilir. Canlılara karşı bu çarpık yaklaşımımız aslında sebepsiz değil.

Hayvanlara olan yaklaşımımız bilinç derecelendirmesi ile bağlantılı.

Zeka gibi bilinç de tanımlanması hayli zor, soyut bir kavram. Hissetme, algılama yahut deneyimleyebilme becerisi olarak tanımlayabileceğimiz bilinç canlılarda farklı seviyelerde ortaya çıkar. Bilinç seviyesinin hayvanın zekasıyla doğru orantılı olduğu savlanır.

Bilinç seviyesinin yükselmesi algıların daha keskin olmasına, bu da acı hissinin belirginleşmesini beraberinde getirir.

Karıncalar ve böceklerin bizler için büyük önem arz etmemesi, çoğunun yaşamını göz kırpmadan alabiliyor oluşumuz onların bunun bilincinde olmayacağı ön kabulüyle destekleniyor. Ya da kendimizi böyle rahatlatıyoruz.

Bu yaklaşım tüketim için milyonlarcasını ürettiğimiz tavuklar, hindiler ve inekler için de geçerli.

Buradaki yaklaşımımızda onların bu acıyı hissettiklerini bilsek de bu hayvanlara 'olanların' gözümüzün önünde gerçekleşmiyor oluşu bu hissi baskılamayı sağlıyor. Ayrıca bu canlıların işkence görmesi de aynı şekilde bizleri rahatsız edebiliyor.

Peki ya köpekler?

Bizler tüketim zincirimize dahil olan canlıların aksine köpeklerin Çin'de kimi festivallerde yapıldığı gibi işkence görmesine kökten karşı çıkıyoruz. Aslında bu uç örneği bir kenara bırakırsak Çin'de eğer doğru yöntemlerle kesiliyorsa köpek yemek de yanlış değil.

Kimilerine göre köpeklere olan hislerimizin de ötesi var.

Fillere ya da yunuslara işkence edilmesini köpeklere işkence edilmesinden daha rahatsız edici bulanlar da var. Sebep de belli: Bu canlılar köpeklerden daha yüksek bilinç seviyesine sahip.

Bu sebep sonuç ilişkisinden yola çıkarak insanların diğer tüm canlılardan daha yüksek haklara sahip olmasını da savunuyorlar.

Öyle ki bu sebep-sonuç ilişkisiyle ilaç testlerinin hayvanlar üzerinde yapılmasına getirilen sınırlamalara da karşı çıkıyorlar. İşler gittikçe karmaşıklaşıyor değil mi?

Tüm bunların ötesinde hayvanlara olan yaklaşımımız çok büyük problemler de taşıyor.

Tüketim için eziyet ettiğimiz canlıları bir yana bırakalım, sirklerin varlığı bile başlı başına bir utanç değil mi?

Ya da dünyanın kimi yerlerinde neredeyse köleleştirilen filler, utanç satırlarımızı kabartıyor.

Gerekli düzenlemeler yapılırken önemli olan hayvanların 'hislerini' algılarken kendi zihinsel kurallarımızda düzenlemeler yapabilmek. En azından neden aynı olaylara bakarken farklı hisler yaşadığımızı görebilmek, canlıların bilincinin yargılarımızı şekillendirdiğini kavrayabilmek önemli.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kreelira

Derdinizi sikeyim.

breezy

ölümcül bir cevap: çünkü eşeğin zikinden dolayı

hipergrafi

Yaa kime ne arkadaşım et yemeyen yemesin midesi kaldıran da ister kedi eti yesin ister fare eti.

gece-gunes

Doğanın kanunu. Zayıflar güçlülerin avı olur. Karınca öldürdüğümüzde bir vicdan azabı yaşamıyoruz çünki o en alat tabakada. Doğa zincirinin sonunda. Ne kadar yanlış olsa da. insan en gelişmiş varlık. İnsan zihni ve düşünceleri belirlenemez. Bu konu da onlardan biri. Bir canlıyı korurken diğerini acıamsızlıkla öldürmek. İnsan karmaşık bir varlık.

gece-gunes

Kısaca 2 aylık bebeğe acımayan onlara mı acıyacak?.

ag10

hayvanları sevdiğim için et yemiyorum,doğayı,bitkileri sevdiğim için ot yemiyorum..Bok yiyorum ben bokkkkkkkkkkk..saçmalıkta nirvanaya ulaşmış bir içerik.

kreelira

:) sevdim seni.

Başlıklar

Çinet
Görüş Bildir