Görüş Bildir
Haberler
Nuh Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Dinayet Meali: Nuh Suresinin Faziletleri Nelerdir? Nuh Suresi Neden Okunur?

Nuh Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Dinayet Meali: Nuh Suresinin Faziletleri Nelerdir? Nuh Suresi Neden Okunur?

Müslümanlar açısından oldukça önemli konulara değinen surelerden biri de Nuh Suresi'dir. Nuh Suresi, Nuh peygamberin gelişinden, onun kavminden ve peygamberlik vazifelerinden bahsedilmektedir. Nuh Suresi'nin içerisinde, hakkında yüzlerce rivayette bulunulan Nuh Tufanı'ndan da söz edilmektedir. Nuh Suresi fazileti hakkında hadis kaynaklarında da önemli bilgiler yer alıyor. Müslüman alemi için önemli değerlerden bahseden Nuh Suresi'nin nasıl okunduğu en çok merak edilen konulardan biri. Peki Nuh Suresinin okunuşu ve faziletleri nelerdir? Nuh Suresi neden okunur, ne işe yarar? Nuh Suresi ne zaman okunur? Nuh Suresi ne zaman indirilmiştir? Nuh Suresi kuranın kaçıncı ayetidir? Hazreti Nuh kimdir? İşte Nuh Suresi okunuşu, Türkçe anlamı, Diyanet Meali...

İçeriğin Devamı Aşağıda

Hz. Nuh, Kur’an-ı Kerim’de adı geçenler arasında yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan Nuh Suresi adını Nuh peygamberden almıştır. Surede Nuh peygamberin inkârcılara karşı verdiği mücadeleler anlatılmıştır. Müslüman âlemi için mühim bir yere sahip olan Nuh Suresi faziletleri ile ilgili bazı kaynaklarda önemli bilgiler yer almaktadır. Peki Nuh Suresinin okunuşu ve faziletleri nelerdir? Nuh Suresi neden okunur, ne işe yarar? Nuh Suresi ne zaman okunur? Nuh Suresi ne zaman indirilmiştir? Nuh Suresi kuranın kaçıncı ayetidir? Hazreti Nuh kimdir?

Nuh Suresi Arapça Okunuşu

Nuh Suresi Arapça Okunuşu

Nuh Suresi Okunuşu

Nuh Suresi Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

1.İnna erselna nuhan ila kavmihi en enzir kavmeke min kabli en ye'tiyehum 'azabun eliymun.

2.Kale ya kavmi inniy lekum neziyrun mubiynun.

3.Enı'budullahe vettekuhu ve etiy'uni.

4.Yağfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemmen inne ecelellahi iza cae la yuahharu lev kuntum ta'lemune.

5.Kale rabbi inniy de'avtu kavmiy leylen ve neharen.

6.Felem yezidhum du'aiy illa firaren.

7.Ve inniy kullema de'avtuhum litağfire lehum ce'alu ezabi'ahum fiy azanihim vestağşev siyabehum ve esarru vestekberustikbaren.

8.Summe iniy de'avtuhum ciharen.

9.Summe inniy a'lentu lehum ve esrertu lehum israren.

10.Fekultüstağfiru rabbekum innehu kane ğaffaren.

11.Yursilissemae 'aleykum midraren.

12.Ve yumdidkum biemvalin ve beniyne ve yec'al lekum cennatin ve yec'al lekum enharen.

13.Malekum la tercune lillahi vekaren.

14.Ve kad halekakum atvaren.

15.Elem terev keyfe halekallahu seb'a semavetin tıbakan.

16.Ve ce'alelkamere fiyhinne nuren ve ce'aleşşemse siracen.

17.Vallahu enbetekum minel'ardı nebaten.

18.Summe yu'ıydukum fiyha ve yuhricukum ıhracen.

19.Vallahu ce'alelekumul(arda bisatan.

20.Litesluku minha subulen ficacen.

21.Kale nuhun rabbi innehum 'asavniy vettebe'u men lem yezidhu maluhu ve veleduhu illa hasaren.

22.Ve mekeru mekren kubbaren.

23.Ve kalu la tezerune alihetekum ve la tezerunne vedden ve la suva'an ve la yeğuse ve ye'uka ve naren.

24.Ve kad edallu kesiyren ve la tezidizzalimiyne illa dalalen.

25.Minma hatiyatihim uğriku feudhıhu naren felem yecidu lehum min dunillahi ensaren.

26.Ve kale nuhun rabbiy la tezer 'alel'ardı minelkafiriyne deyyaren.

27.İnneke in tezerhum yuodıllu 'ıbadeke ve la yehidu illa faciren keffaren.

28.Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu'minen ve lilmu'miniyne velmu'minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren.

Nuh Suresi Türkçe Anlamı

Nuh Suresi Türkçe Anlamı

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

1.Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, 'Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar' diye peygamber olarak gönderdik.

2.Nûh şöyle dedi: 'Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.'

3, 4.'Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.'

5.Nûh şöyle dedi: 'Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.'

6.'Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.'

7.'Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.'

8.'Sonra ben onları açık açık davet ettim'.

9.'Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.'

10.'Dedim ki: Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.'

11.(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'

12.Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'

13.Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'

14.Halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'

15.Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'

16.Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'

17.Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

18.Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

19, 20.Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' '

21.Nûh dedi ki: 'Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.'

22.'Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular.'

23.'Şöyle dediler: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süvâ'ı, Yeğus'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın.'

24.'Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.'

25.Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

26.Nûh şöyle dedi: 'Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!'

27.'Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler.'

28.'Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.'

İçeriğin Devamı Aşağıda

Nuh Suresi'nin Faziletleri

Nuh Suresi'nin Faziletleri

Bazı hadis kaynaklarında yer alan bilgiye göre, 'Nûh sûresini okuyan kimse Hz. Nûh'un davetinin ulaştığı müminlerden biri sayılır' meâlindeki hadisin (Zemahşerî, VI, 221; Beyzâvî, IV, 330) mevzû olduğu kabul edilmiştir (Muhammed et-Trablusî, II, 724; İbrâhim Ali, s. 439, 450).

Nuh Suresi Okumanın Yararları

Nuh Suresi Okumanın Yararları

Resulallah (sav) şöyle buyurmuştur: “kim Allah’tan sevabını umarak, Nuh suresini okur ise, o kişi Nuh (as)’ın etmiş olduğu duaya nail olan müminlerden olur.”

Yine Resulallah (sav): Müminlerin kurtuluşunun üç şeyle olduğunu söylemiştir bunlar; İshak (as)’ın duası, Nuh (as)’ın duası ve Muhammed (sav)’in şefaatidir.

Nuh suresi zulüm gören, sıkıntı çeken, korkan kişilerin okuması gereken surelerden biridir. Devamlı olarak bu niyetler ile okunduğunda ve anlamı tefekkür edildiğinde Allah’ın izni ile o kişiler sıkıntılarından emin olur.

Hangi amaç ile okunur ise Allah’ın izni ile kişi o amacına ulaşır.

Nuh suresi içinde yer alan Nuh (as)’ın duasını okumayı adet edinen kimse Allah'ın izni ile kurtuluşa eren kişilerden olur.

Nuh Suresi Konusu

Nuh Suresi Konusu

Mekkî sûrelerin özelliklerini taşıyan Nûh sûresinde iman esaslarıyla birlikte Hz. Nûh'un peygamberliği, inkârcılara karşı verdiği mücadele ve tûfan konuları ele alınmakta, Nûh'un kendisi ve müminler için yapmış olduğu dua ile sûre sona ermektedir.

Nuh Suresi Ne Zaman İnmiştir? Nuh Suresi Kaçıncı Suredir?

Nuh Suresi Ne Zaman İnmiştir? Nuh Suresi Kaçıncı Suredir?

Mekke döneminde inmiştir. 28 âyetten oluşur.

Nuzül

Hem mushaftaki sıralamaya hem nüzûl sırasına göre yetmiş birinci sûredir. Nahl sûresinden sonra, İbrâhim sûresinden önce Mekke'de inmiştir.

Nuh Suresi Ne Zaman Okunur?

Nuh Suresi Ne Zaman Okunur?

Kuran’da bulunan hiçbir surenin özel okunma zamanları, sadece belirtilen herhangi bir zaman diliminde okunmalarını gerektirecek bir zaman yoktur. Hiçbir şekilde zaman kısıtlaması yapılmamıştır. Uygun olan her an Nuh suresi ve tüm sureler okunabilir. Bunun beraber bazen surelerin içerdiği anlam sebebi ile Allah’ın kullarının daha özel hale gelmiş sorunları, istekleri olduğu zamanda okunabilir.

 Aynı zamanda Cuma günleri, Ramazan ayı içinde, gece vakitleri gibi özel ve mübarek olan zamanlarda da okunması daha hayırlı olur.

İçeriğin Devamı Aşağıda

Nuh Suresi Nerde Okunur?

Nuh Suresi Nerde Okunur?

Nuh suresi bir zulüm, sıkıntı, psikolojik ya da fiziksel şiddet görüldüğünde okunabilen ve Allah’ın izni ile kişinin bu sorunlarından kurtulmasına vesile olan bir suredir. Nuh suresi kişinin imanını tazelemesi için, Allah’ın ve peygamberinin çağrılarına uymayan insan topluluklarının sonlarının ne olduğunu görerek ibret almak için okunur. Doğru yoldan sapmış gibi ya da Allah’ın biz kullarından istediği şeyleri unutmuş gibi olduğunda her Mümin Nuh suresini okuyarak kendine bunları hatırlatır.

Nuh Suresi Diyanet Tesfiri

Nuh Suresi Diyanet Tesfiri

Nûh aleyhisselâm, Kur’an’da adı çokça geçen ve dini tebliğ konusunda kavmiyle mücadelesine yer verilen peygamberlerin ilkidir. Kur’an’da Nûh’tan önceki bazı peygamberler de anılmakla birlikte onların inkârcılarla mücadelesi hakkında detaylı bilgi verilmemiştir. Nûh’un soyu, hayatı, peygamberliği, inkârcı toplumuna karşı sergilediği mücadele ve Nûh tûfanı hakkında Hûd sûresinin tefsirinde genişçe bilgi verilmiştir (bk. 11/25-49; ayrıca krş. A‘râf 7/59-64).

İlk âyette Nûh’un peygamber olarak gönderildiği ifade edildikten sonra gerçeği inkâr edenlerin bu dünyada başlarına gelmesi mukadder olan felâketlere işaret edilmiştir. Müfessirler bu felâketin Nûh tûfanı olduğu kanaatindedirler.

4. âyette Nûh’un, bir taraftan “... size belirli bir vadeye kadar süre tanısın” derken, diğer taraftan Allah’ın belirlediği vade geldiğinde artık ecelin ertelenmeyeceğini söylemesi müfessirlerce iki şekilde açıklanmıştır: a) Allah, topluluk olarak iman etmeleri şartıyla insanlar için bir ecel tayin etmiştir. Ancak inkârda ısrar ettikleri takdirde belirlenen ecel gelmeden yine topluluk olarak cezalandırılıp helâk edilmeleri de ilâhî takdirin gereğidir. İman etmeleri halinde ise belirlenen o vakte kadar toplumsal varlıklarını devam ettirirler. b) Maksat, ömrün zamansal anlamda uzayıp uzamaması değil, bereketli, hayırlı ve verimli geçip geçmemesidir. Şu halde burada Allah tarafından belirlenen ecelin değişebileceği bildirilmemiş; fakat insanların değişmeyecek ecelleri gelinceye kadar iman ederlerse mutlu ve huzurlu olarak yaşayıp ölecekleri, ama iman etmezlerse mutsuz ve huzursuz yaşayacakları, nihayet hayatlarının da felâketlerle son bulacağı anlatılmak istenmiştir (Zemahşerî, IV, 161; Şevkânî, V, 342).

Bir peygamberin görevi davetini eksiksiz yapmaktır; davetin etkisi, sonuç getirip getirmemesi ise insanların kabule yönelmesine ve Allah’ın hidayet etmesine bağlıdır. Burada da Hz. Nûh’un gece gündüz demeden bütün gücüyle halkının kurtuluşu için çalıştığı, böylece sorumluluğunu yerine getirdiği bildirilmektedir. Nûh’un insanları kurtuluşa çağırması karşısında günahkârların parmaklarını kulaklarına tıkamaları ve elbiselerini başlarına bürümeleri, peygamberin tebliğ ettiği dini reddettiklerini ifade eden mecazi bir anlatım olarak görülmektedir. Ancak peygamberin konuştuklarını işitmemek için gerçekten parmaklarını kulaklarına tıkamış, onu görmemek ve duymamak için elbiselerini başlarına bürümüş de olabilirler.

Hz. Nûh’un, şartlara ve kişilerin özelliklerine göre tebliğlerini açıktan veya gizli olarak sürdürdüğü bildirilmekte, böylece farklı davet ve tebliğ metotlarının kullanılabileceğine işaret edilmektedir.

Dedim ki: “Rabbinizden bağışlanmanızı dileyin; O, çok bağışlayıcıdır.

(Dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.

Mallar ve oğullar vererek sizi desteklesin, size bahçeler versin ve sizin için ırmaklar akıtsın.

Müfessirlerin 13. âyetle ilgili değişik yorumlarını şu şekilde özetlemek mümkündür: a) Âyeti tevil etmeksizin zâhirî anlamına göre yapılan yorum: “Neden Allah’ın sevabını ummuyorsunuz (ve azabından korkmuyorsunuz)?” b) Tercûne fiilini “önem vermek” anlamında te’vil ederek yapılan yorum: “Neden Allah’ın büyüklüğüne önem vermiyorsunuz?” Bu yorum, “Neden Allah’ın büyüklüğüne önem verip de azabından korkmuyorsunuz?” anlamına gelir. c) Vakar kelimesini “imanın sonucu” anlamında te’vil ederek yapılan yorum: “Neden Allah’tan imanın sonucunu beklemiyorsunuz?” Yani iman edip iyi işler yaptığınız takdirde Allah’ın size sevap vereceğini neden ümit etmiyorsunuz? d) “Ne oluyor size de Allah’ın büyüklüğünü hesaba katmıyorsunuz!” Meâlde bu anlam tercih edilmiştir (bu yorumlar için bk. Şevkânî, V, 343; İbn Âşûr, XXIX, 199-200).

İçeriğin Devamı Aşağıda

14. âyette sözü edilen yaratılış evrelerinden maksat ya ilk insanın topraktan başlayarak mükemmel insan haline gelinceye kadar geçirdiği aşamalardır veya sperm halinden itibaren gerek ana rahminde gerekse doğduktan sonra bedensel ve zihinsel olarak gelişimini tamamlayıncaya kadar geçirdiği aşamalardır (insanın yaratılış evreleri hakkında bilgi için bk. Hac 22/5; Müminûn 23/12-14). Hz. Nûh, Allah’ın insanı aşama aşama yaratarak mükemmel bir varlık haline getirdiğini hatırlatıp insanın O’na minnettar olması, varlığını ve birliğini tanıyıp kulluk etmek suretiyle minnet ve şükrünü göstermesi gerektiğine işaret etmektedir.

Nûh aleyhisselâm önceki âyetlerde Allah’ın varlığını ve kudretini gösteren insanın oluşum ve gelişimiyle ilgili delillere dikkat çekmişti; burada da dış dünyadaki delillerden örnekler verilmektedir (yedi gök hakkında bilgi için bk. Bakara 2/29; Talâk 65/12). Ay, ışığını başkasından aldığı için âyette ona “ışık” (nûr) denilmiştir; güneşin ışığı ise kendinden olup bizzat aydınlatıcıdır. Bu sebeple âyette ona “kandil, ışık kaynağı, aydınlatıcı” anlamına gelen sirâc adı verilmiştir (ayrıca bk. Yûnus 10/5; Furkan 25/61-62).

“Allah’ın insanları yerden bitirip yetiştirmesi” iki türlü yorumlanmıştır: a) İnsanlığın atası olan Hz. Âdem’in topraktan yaratılışına bir işarettir. b) Her bir insanın gelişmesi ve yaşaması için gerekli olan besinler doğrudan veya dolaylı olarak topraktan alındığı için insanların yaratılıp geliştirilmesi bitkilerin yerden bitirilmesine benzetilmiştir (İbn Âşûr, XXIX, 204). Âyette insanın, bedeniyle ait olduğu toprağa geri gönderileceği, ancak bir defa daha topraktan hayat alanına çıkarılacağı bildirilerek uhrevî sorumluluğunu unutmaması gerektiğine işaret edilmiştir.

“Allah yeryüzünü sizin için sergi gibi döşemiştir” ifadesi arzın düz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Arza insanların rahatça hareket edebilecekleri bir yapı verildiği, üzerindeki yollardan ve onun her türlü nimetten yararlanabilecek bir yapıda yaratılmış olduğu anlatılmaktadır.

Sonraki birçok peygamber gibi Hz. Nûh’un da kendi halkının ileri gelenlerinin direnişiyle karşılaştığı anlaşılmaktadır. Halkın peşlerinden gittiği bu üst tabakanın servet ve mevkileri, kibirlerini ve küstahlıklarını arttırarak onları bir yok oluşa sürüklemiştir. Âyette sadece dünyevî nimet ve ikballere önem vermenin uzun vadede mutlaka mânevî değerleri yok edip toplumun temel dokusunu tahrip edeceği gerçeğine de işaret edilmektedir.

İnkârcı önderlerin “tuzak kurmaları”nı anlatan ifade, ayak takımını Nûh’u öldürmeye kışkırtmaları veya kendilerinin zengin ve güçlü olduklarını hatırlatarak bunu, doğru yolda bulunduklarının bir sonucu olarak göstermeleri şeklinde açıklanmıştır.

Tefsir kaynaklarında burada geçen isimlerin, aslında Âdem’in çocuklarına veya sâlih kişilere ait isimler olduğu bildirilmektedir. Buna göre sâlih kişilerin ölümünden sonra, önceleri onların anılarını canlı tutmak ve hâtıralarına saygı gösterip şefaatlerini dilemek amacıyla heykelleri yapılarak her birine temsil ettiği sâlih kişinin ismi verilmiş; fakat zamanla kutsallık yüklenen bu heykellere tanrı gözüyle bakılıp tapılmıştır. Kaynaklar bu heykellerin Câhiliye dönemi Arapları’nın da tanrıları arasında yer aldığını kaydetmektedir. Nitekim Araplar çocuklarına “Vedd’in kulu, Yegs’un kulu” anlamında Abdü Ved, Abdü Yegs adlarını veriyorlardı (bk. Zemahşerî, IV, 164; Râzî, XXX, 143; Şevkânî, V, 346). Nûh tûfanında her şey sular altında kalıp harap olduğu halde bunların sonraki nesillere nasıl intikal ettiği bilinmiyor. Muhtemelen bu isimler Nûh’un gemisinde bulunan müminler tarafından sonraki nesillere anlatılmış, onlar da tanrılarına bu isimleri vermişlerdir.

Hz. Nûh’un bu ifadesinden anlaşıldığına göre toplumun ileri gelenleri yani zalimler etkili propaganda ve baskılarıyla birçok kimseyi yoldan çıkarmış, putperest yapmışlardır. İnsanları hidayete erdirmek için gönderilmiş olan peygamberin, onların sapkınlıklarının arttırılmasını istemeyeceğini belirten müfessirler, Nûh’un, “(Rabbim!) Sen de artık bu zalimlerin şaşkınlıklarını arttır!” meâlindeki bedduasında kullandığı dalâl (sapkınlık) kelimesine, “ceza” veya “haksız eylemlerinde başarısızlık” gibi anlamlar vermişlerdir (bk. Râzî, XXX, 145; İbn Âşûr, XXIX, 211). Onların iman etmeyecekleri vahyin bildirimiyle kesinlik kazandığı için Nûh’un haklarında beddua ettiği de söylenebilir (bk. Hûd 11/36).

Bu âyet Nûh’un sözü değil, Allah’ın kelâmı olup inkârcılar hakkında verilen hükmü ve uygulanan muameleyi haber vermektedir. Nûh kavminin, günahları yüzünden tûfanda boğularak dünyada hak ettikleri cezaya çarptırıldıkları, âhirette de cehenneme gönderilecekleri bildirilmiş; böylece dolaylı olarak onlar gibi putlara tapan Araplar da uyarılmıştır (Nûh tûfanı ve kapsamı hakkında bilgi için bk. Hûd 11/36-44).

Nûh peygamber, artık bundan sonra inkârcılar arasından kendisine iman edenlerin çıkmayacağını vahiy yoluyla öğrenince yeryüzünde inkârcılardan hiç kimseyi bırakmamasını Allah Teâlâ’dan niyaz etmiştir. Âyetin devamı Nûh’un kişisel sebeplerden değil, gelecek nesillerin kurtuluşu için böyle bir bedduada bulunduğunu göstermektedir.

Kaynaklar Hz. Nûh’un anne ve babasının mümin olduklarını, bu sebeple onlar için dua ettiğini kaydetmişlerdir. “İnanmış olarak evime girenleri” ifadesiyle mümin olmayan karısı ve oğlunu duasının dışında tuttuğu anlaşılmaktadır. Nûh aleyhisselâmın duasının kıyamete kadar gelecek olan bütün müminleri kapsadığı, aynı şekilde zalimler aleyhindeki bedduasının da kıyamete kadar gelecek olan bütün zalimler hakkında geçerli olduğu kabul edilir.

İçeriğin Devamı Aşağıda

Hazreti Nuh Kimdir?

Hazreti Nuh Kimdir?

Hazreti Nuh (a.s) Mezopotamya’da yaşamış bir peygamberdir. Hazreti Nuh (a.s.) insanlığın ikinci atası olarak kabul edilir.

Hz Adem ile başlayan insan hayatı bir tufan ile son bulmuş, Hazreti Nuh (a.s) ile yeniden başlamıştır. Hz. Nuh’un (a.s.) 4 çocuğu bulunur. Hz. İdris’in (a.s.) göğe kaldırılmasından sonra insanlar putlara taptılar.

Hazreti Nuh (a.s.) insanları bir ve tek olan Allah’ın dini ne davet etti. İnsanlar onunla dalga geçtiler. Fakat o yılmadan, bıkmadan Allah’ın dini için çalıştı. Hazreti Nuh’un (a.s.) adı Kur’an-ı Kerim’de tam 43 kez geçer.

Bu mübarek peygamber 950 yıl yaşamış ve ömrünü insanlara Rabbinden geleni tebliğ ile geçirmiştir. Fakirleri doyurmuş, çıplakları giydirmiş, davranışlarıyla kavmine örnek olmuştur.

Hazreti Nuh (a.s) çok iyi bir marangozdur. Ayrıca denizciler piri olarak da kabul edilir. Kavminin putlara tapmasına çok üzülüyordu. Onların Allah’a iman etmesi için, elinden geleni yapıyor ve usanmadan tebliğ vazifesini yerine getiriyordu.

Çocuklarından biri de maalesef onun peygamberliğine inanmıyordu. Ona inanmayan oğlunun adı Kenan idi. Hazreti Nuh’a (a.s.) Rabb’inden emir geldi ve bir gemi inşa etmesi ona emredildi. Kavmini uyardı dedi ki gelin iman edin yoksa bir tufan gelir de sizi yok eder. O gemiyi inşa etti kavminden ona inanmayanlar, geminin yanından geçerken onunla alay ettiler.

Hazreti Nuh 'un Gemisi

Hazreti Nuh 'un Gemisi

Ama o onlara bir ve tek olan Allah’a iman etmeleri ona yönelmelerini ve onun emirlerine uymalarını söyledi. Kendisine bile faydası olmayan bu putlara tapmayın dedi. Onlarsa dinlemeyip hakaret ettiler. Hatta onu hırpaladılar, ama o vazifesinden hiç geri kalmadı ve gemiyi tamamladı.

Üç kat olan gemide en alta vahşi hayvanlardan birer çift alındı. Orta kata evcil hayvanlardan birer çift yerleştirildi. En üst katta da 72 Mümin bindi. Hazreti Nuh (a.s.) kavmine dedi ki “Ey kavmim Bulunduğunuz bu yerleri sular basacak, gelin Allah’a inanın ve gemiye binin” dedi. Lakin kendi oğlu olan Kenan ile karısı ve birçok kişi ona iman etmeyerek gemiye binmediler.

Dediler ki sen saçmalıyorsun yüksek bir yere çıkar ve kurtuluruz dediler. Gemiye diğer 3 oğlu olan Ham, Yafes ve Sam bindiler. Sonra birden bir tufan koptu. Bu tufan o kadar şiddetli ve etkiliydi ki kısa bir sürede yeryüzünü sular kapladı.

Gemidekiler sularla birlikte hareket ettiler. Gemiye bilmeyenler ise ne yaptılarsa kurtulmadılar ve boğulup helak oldular. Bunun için Hazreti Nuh’a (a.s.) insanlığın ikinci atası denmiştir.

Bu Haber De İlginizi Çekebilir

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
2
1
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın