Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Neden Hayatta Kalan Tek İnsan Türü Olduğumuzu Daha Önce Hiç Merak Ettiniz mi?

Anasayfa > Iq

Çok değil, sadece iki milyon yıl önce Afrika’da birçok insan türü bulunuyordu. Yıllar önce onların hüküm sürdüğü zamanın çok uzağındayız ve şu an burada sadece biz varız. Bütün yakın akrabalarımız tek tek yok olurken biz nasıl oldu da hayatta kalmayı başardık?

Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız, hadi zamanda yolculuğa çıkalım!

Kaynak

Bazı canlıların neslinin tükenmesinin, evrimsel sürecin en olağan parçalarından biri olduğunu unutmamak lazım.

Bazı canlıların neslinin tükenmesinin, evrimsel sürecin en olağan parçalarından biri olduğunu unutmamak lazım.

Yaniii, aslında bazı canlıların neslinin tükenmesi çok da şaşırtıcı bir durum değil aksine evrimsel sürecin bir parçası. Ayrıca dünyanın sadece bir insan türünü barındırabilecek durumda olup olmadığı da tartışmaya açık bir durum. 

Şu an ise, yaşayan en yakın akrabalarımız olan büyük maymunların bazı türleri bulunuyor; şempanzeler, bonobolar, goril ve orangutanlar.

Peki, bazı atalarımızın diğerlerine göre daha başarılı olmasının altında hangi sebepler yatıyordu?

Peki, bazı atalarımızın diğerlerine göre daha başarılı olmasının altında hangi sebepler yatıyordu?

Birkaç milyon yıl önce, birçok insansı tür bir arada yaşarken, genellikle bitkisel yiyeceklere besleniyorlardı fakat koşullar değiştikçe yeme alışkanlıkları da bir hayli değişti. Bu insansı türler ormanlık alanlardan kuru bölgelere doğru yer değiştirdikçe daha da etçil oldular. Fakat kuru bölgenin en önemli dezavantajlarından biri daha az bitkinin bulunmasıydı. Doğal bir sürecin sonucu olan yemek bulma yarışı, bazı türlerin sonunu getirdi...

Elbette ki, yeme düzenindeki bu değişiklik birçok türün yok olmasına sebep olacak kadar feci değildi.

Elbette ki, yeme düzenindeki bu değişiklik birçok türün yok olmasına sebep olacak kadar feci değildi.

Bir süre daha, dünyayı başka insan türleriyle paylaşmaya devam ettik. 30.000 yıl öncesine geri döndüğümüzde ise, modern insan dışında yaşayan üç farklı insansı tür bulunuyordu; Avrupa ve Batı Asya’da Neandertaller, Asya’da Denisovalar ve Endonezya’nın Flores adasında yaşayan küçük boyutlarından dolayı hobbit diye de adlandırılan Homo Floresiensisler.

Homo Floresiensis, 18.000 yıl öncesine kadar varlığını korumayı başarmıştı.

Homo Floresiensis, 18.000 yıl öncesine kadar varlığını korumayı başarmıştı.

Yaşadıkları bölgede yapılan jeolojik araştırmalara göre yok olmalarına volkanik bir patlama neden olmuştu. Küçük bir adada yaşıyor olmak, Homo Floresiensisleri herhangi bir afet durumunda savunmasız bırakmış olmalı.

Denisovanların soyunun tükenmesiyle ilgili ise net bir bilgi yok. Aslında bu türün varlığına dair fiziksel kanıtlar bile, küçük bir parmak kemiği ve iki adet diş ile sınırlı. Denisovanların aksine Neandertaller hakkında bildiklerimiz onları daha uzun süre araştırdığımız ve çok sayıda fosil örneğe sahip olduğumuz için oldukça fazla.

Aslında dünyadaki tek insan türü olmamızın en büyük nedenlerinden biri, Neandertallerin yok olma sebebinde gizli.

Aslında dünyadaki tek insan türü olmamızın en büyük nedenlerinden biri, Neandertallerin yok olma sebebinde gizli.

Arkeolojik kanıtlar, Neandertallerin modern insan karşısında bir çeşit yenilgiye uğradığı yönünde. Sizce, Neandertallerin Homo Sapiens ile aynı habitatı paylaşmaya başladıktan kısa süre sonra yok olmuş olması sadece bir tesadüf mü?

Neandertaller, bizden çok daha önce evrim sahnesinde yerini aldı ve yine biz daha oraya varmadan Avrupa’da yaşadı.

Neandertaller, bizden çok daha önce evrim sahnesinde yerini aldı ve yine biz daha oraya varmadan Avrupa’da yaşadı.

Homo Sapiensler, 40.000 yıl önce ilk kez Avrupa’ya vardığında Neandertaller 200.000 yıldır Avrupa topraklarında yaşıyordu. 40.000 yıl soğuk iklime adapte olmak için yeteri kadar uzun bir zaman değil mi? Bunca yılın bir avantajı olarak da onları sıcak tutacak kıyafetler giyiyorlardı.

Neandertaller ağaçlık alanlarda avlanmaya da modern insanlardan daha iyi adapte olmuşlardı. Fakat Avrupa’nın iklimi değişince, ormanlık alanlar modern insanın alışkın olduğu Afrika çayırları gibi daha açık hale gelmeye başladı. Neandertallerin ana besin kaynağı olan ormanlar gittikçe küçüldü ve nüfusun besin ihtiyacına yetmeyecek hale geldi.

Homo Sapiens'in besin düzeni çok daha çeşitli türde canlıdan oluşuyordu.

Homo Sapiens'in besin düzeni çok daha çeşitli türde canlıdan oluşuyordu.

Büyük hayvanlar dışında, yabani ve küçük tavşanlar da avlıyorlardı. Arkeolojik buluntu analizlerine göre, Neandertallerin küçük memelileri avladığına dair çok az kanıt bulunuyor. Kuş tükettiklerine dair kanıtlar da var ancak, onları farklı aletlerle aktif olarak avlamak yerine, ölü hayvanların etini yem olarak kullanıp tuzağa düşürdükleri düşünülüyor.

Aslında Homo Sapiens'in elinde dünyadaki diğer türleri yok etmesini sağlayacak çok daha güçlü bir silah vardı; o da sembolik sanat.

Aslında Homo Sapiens'in elinde dünyadaki diğer türleri yok etmesini sağlayacak çok daha güçlü bir silah vardı; o da sembolik sanat.

Modern insanın Afrika’yı terk ettikten hemen sonra sanatsal aktivitelerle ilgilendiğine dair birçok kanıt bulunuyor. Arkeologlar süs eşyaları, mücevher, mitik hayvanları betimleyen figürler ve hatta müzik aletleri ortaya çıkardılar.

Sayımız arttıkça, daha karmaşık sosyal birimlerde yaşamaya ve daha komplike iletişim yollarına ihtiyaç duymaya başladık.

Sayımız arttıkça, daha karmaşık sosyal birimlerde yaşamaya ve daha komplike iletişim yollarına ihtiyaç duymaya başladık.

Kimliğimizin önemli bir parçası olan sanat, farklı grupları bir araya getirmek için önemli bir silah olmuş olmalı. Diğer bir deyişle semboller bir çeşit sosyal yapıştırıcıydı. Yani sanat, insanların birbirleriyle olan sosyal ve ekonomik ilişkilerini organize etmeye yardımcı oluyordu. Buna karşılık, Neandertallerin sembollere ya da sanata ihtiyacı varmış gibi görünmüyor. Takı ve süs eşyası yaptıklarına kanıtlar olsa da, bu işin üstüne modern insan kadar fazla düşmemişler.

Sonuç olarak, sembolik bilginin paylaşımı evrimsel başarımızda büyük rol oynadı.

Sonuç olarak, sembolik bilginin paylaşımı evrimsel başarımızda büyük rol oynadı.

Bu yüzden, ürettiğimiz her yeni fikrin kuşaklarca aktarılarak ölümsüz olması olasılığı bulunuyor. Ayrıca alet yaptığımız aynı ellerle sanat yapabiliyor olmamız davranışsal çeşitlilik kapasitemizin bir göstergesi gibi.

Peki, davranışsal çeşitliliklerimiz sayesinde daha üstün bir beyine sahip olduk?

Peki, davranışsal çeşitliliklerimiz sayesinde daha üstün bir beyine sahip olduk?

Homo Erectuslar uzun süre dünyada hüküm süren ve Afrika dışına çıktığı bilinen ilk insan türüydü fakat oldukça küçük bir beyni vardı. Sonuç olarak, bazı antropologlar büyük beyinlerin sorunun cevabı olabileceğine inanmıyor. Büyük beyinlerimizin evrimsel başarımıza katkısı olmuş olabilir fakat Neandertaller de vücutlarına oranlandığında bizimle aynı büyüklükte beyinlere sahipti.

İçinde bulunduğumuz durumun ve davranışlarımızın genetik yapımızı değiştirebildiğini biliyoruz.

İçinde bulunduğumuz durumun ve davranışlarımızın genetik yapımızı değiştirebildiğini biliyoruz.

Birçok Avrupalı, ancak atalarımız daha fazla süt ve süt ürünleri tüketmeye başlayınca, laktoza karşı tolerans geliştirmeye başladı. Genetik değişiklikler, hayatta kalanların genlerinde de meydana gelebiliyor.

Varlığımızın ilk 100.000 yılı boyunca, davranış şeklimiz Neandertaller ile benziyordu. Ancak daha sonra değiştik…

Varlığımızın ilk 100.000 yılı boyunca, davranış şeklimiz Neandertaller ile benziyordu. Ancak daha sonra değiştik…

Sembolik eşyalar geliştirmeye başlamamız bu değişimin temelini oluşturuyor aslında. Genetik yapımıza bakıldığında, bizimle yani Homo Sapiens ile, Neandertal ve Denisovan insanı arasında önemli farklılıklar olduğunu görülüyor. Genetik bilimciler genetik dizilimimizde, sadece bizlere özgü birkaç düzine farklılık belirlediler. Neandertaller her ne kadar bizimle aynı büyüklükte beyne sahip olsalar da bizim beyinlerimizin kuşaklar boyunca farklı gelişmesinin tür olarak başarımızda önemli bir rolü olduğunu düşündürüyor.

Bu genetik farklılıkların faydaları tam olarak bilinmiyor.

Bu genetik farklılıkların faydaları tam olarak bilinmiyor.

Ancak, bazı araştırmacılar bizi farklı kılanın sosyal ve işbirliğine yatkın beyinlerimiz olduğunu savunuyor. Konuştuğumuz dilden, hissettiğimiz tüm duygulara kadar bütün davranışlarımızın toplumsal bir özellik barındırdığını yadsıyamayız.

Bununla birlikte tamamen göz ardı edemeyeceğimiz başka bir olasılık ise şans!

Bununla birlikte tamamen göz ardı edemeyeceğimiz başka bir olasılık ise şans!

Siz ne düşünüyorsunuz? Hayatta kalan tek insan türü olmamızın sebebi sadece şans mıydı yoksa şanstan daha öte bir şey mi?

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
313
118
64
31
31
29
8
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?