Monaco'ya 33 Metreden Attığı Golün 30. Senesinde Cevad Prekazi'den 16 Alıntı

-

Tam 30 sene önce bugün Monaco ağlarına 33 metreden attığı gol ile tüm Türkiye'yi sevince boğmuştu Yugoslav oyuncu Cevad Prekazi. Sadece Galatasaray'ın değil, Türk futbolunun efsaneleri arasına adını yazdırmayı başaran Prekazi'den Galatasaray'da geçirdiği günler ve Türkiye'deki futbol hayatına dair 16 alıntıyı sizler için derledik.

Kaynak: Cevad Prekazi&Onur Bayrakçeken, Prekazi Vurdu, Gol Oldu

1. Ali Uras modern bir Galatasaray kurmak istiyordu.

Ali Uras gibi bir insanı ne Türkiye'de ne de dünyada gördüm. Öyle efendi adamdı ki... Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Çok büyük saygı duyuyorum kendisine. Maalesef cenazesine gidemedim çünkü kimse bana haber vermedi. ...Onun ve Derwall'in başlattığı tesisleşme, modernleşme hareketi çok şey değiştirdi. İleri gidiyorsun çünkü, yerinde duramıyorsun. Ali Uras modern bir Galatasaray kurmak istiyordu.

2. Namağlup şampiyon olmalıydık, kimseyi suçlamıyorum ama hakkımızı yediler!

Namağlup şampiyon olamadık, o şaşırttı. Hakkımızı yediler. Kim bilmem. Kimseyi suçlamıyorum ama hakkımızı yediler. Yugoslavya'da başıma gelmemişti hiç.

3. Mustafa Denizli verdiği sözü tutmadı! "Hocam böyle olmaz. Zaten ben sözümü tuttum, sen tutmadın. Gideceğim, sizin için de daha iyi benim için de..."

Mustafa Hoca'yla aramız ikinci şampiyonluktan sonra çok bozuldu... Çünkü onun bana davranışı çok kötüydü... İdmanlarda ve sahada ona yardımcı olmamı istedi. "Tamam hocam," dedim, "ama siz de bana bir iyilik yapacaksınız. Kulüpten benim için bir miktar para isteyeceksiniz hediye olarak." Çünkü bir önceki sezon, ilk şampiyonluktan sonra kulüple yeni mukavele imzalamıştım ama bana kaptan Cüneyt'le aynı parayı vermişlerdi. Cüneyt'e saygım sonsuz, o kaptan ama ben takımın en iyi futbolcusuydum,yanlış yaptılar. "Tamam" dedi. Para mühim değil ama değerimi göstermelerini istiyordum. (...) "Hocam böyle olmaz. Zaten ben sözümü tuttum, sen tutmadın. Gideceğim, sizin için de daha iyi benim için de," dedim. Bu sefer, "Yok, olmaz öyle şey. Haydi giyin, çık idmanına sonra bakarız," dedi. "Peki" dedim.

4. Erman Toroğlu kendini sevmez ki. O sabah kalkıyor, kendini sevmiyor, sonra dışarı çıkıyor, başkalarını sevmiyor.

O çok kötü bir insandı. Sürekli havalarda, ne sanıyorsa kendini! Kasıntı adam. Duydum ki futbol oynamış... Dedim, hangi futbolu oynamış? Ne bilir o futbolu! Yıllar sonra Lig TV'de Şansal Büyüka'nın programına davet edildim. Erman Toroğlu da onun ofisindeydi. Başka gazeteci arkadaşlar da vardı. Şansal Büyüka, şamata olsun diye döndü ona, "Neden kırmızı kart verdin?" dedi. Başladı Erman Toroğlu konuşmaya, ben dinledim. Biraz sonra bitirdi. "Utanmıyor musun yalan söylemeye? Yıllar geçti, hala yalan söylüyorsun. Nasıl böyle rahat yalan söylüyorsun?" dedim. "Benimle nasıl böyle konuşursun?" dedi. Ben de, "Nasıl istersem öyle konuşurum!" dedim.

Erman Toroğlu kendini sevmez ki. O sabah kalkıyor, kendini sevmiyor, sonra dışarı çıkıyor, başkalarını sevmiyor.

5. İdareciler yapıyor transferleri, sanki çok biliyorlar futbolu... Onlar hiçbir şey bilmiyorlar.

Ama belli zaten, antrenör istediği oyuncuyu getiremiyor. İdareciler yapıyor transferleri, sanki çok biliyorlar futbolu... Onlar hiçbir şey bilmiyorlar. Ama sonunda kimin kafası gidiyor? Antrenörün kafası gidiyor. Şimdi bak Fenerbahçe'ye, kim getirdi futbolcuları, Cocu mu? Hayır. Kim gitti? O.

6. Büyük adam Ali Şen, çok saygı duyuyorum ona.

Ama maçtan sonrası da kolay olmadı. Hakemin başına bir şey atmışlar tribünden, o yüzden bizi hükmen mağlup saymaya kalktı UEFA. Orada da görüyorsun, Türk futbolu neredeydi... Sadece Türk futboluna değil, Türkiye'ye "Siz hala küçüksünüz," demeye çalışıyorlardı. Bizi sahada yenemeyince masada yenmek istediler. Hırsızlık yapmaya çalıştılar. Baktılar ki biz artık büyüğüz, hakkımızı yiyemediler. Ama abuk sabuk cezalar verdiler yine de.

UEFA'ya ve maçın hakemlerine çok tepki vardı. Türkler her gün UEFA'ya gidiyordu. Ali Şen de çok bastırdı UEFA'ya. Büyük adam Ali Şen, çok saygı duyuyorum ona.

7. Eşim izlerken, "Bu hayvan buradan mı vuracak?" demiş. Bakamamış bile...

İkinci devre yavaş yavaş ilerlerken o meşhur vuruşa geldik. Önce Muhammet'e faul yaptılar, hakem avantaja bıraktı ama ardından Tanju'yu da düşürdüler, frikiği verdi. Topu aldım, yerleştirdim. Kaleye çok uzaktı. Zaten kimse oradan kaleye vuracağımı düşünemezdi. Eşim izlerken, "Bu hayvan buradan mı vuracak?" demiş. Bakamamış bile... Eh, topun canı gol olmak istiyorsa gol oluyor. Vurdum, çok değişik gitti top, gol oldu. İnanamadım. Aslında biraz falsolu gitmesini istemiştim ama füze gibi gitti. O vuruşu hayatım boyunca bir daha hiç yapamadım. Denedim idmanlarda, olmadı.

8. Ve Mustafa Hoca beni jübile maçına sokmadı, Simoviç'in jübilesine! Simoviç'in jübilesinde ben oynamadım ya, İnönü Stadı'nda, düşünebiliyor musun?

Her şeyi gördüm Simoviç'in jübilesinde. Benim en iyi arkadaşım Simo, hem Galatasaray'da hem Yugoslavya'da, Hajduk Split'te neler neler yaşadık beraber. Ve Mustafa Hoca beni jübile maçına sokmadı, Simoviç'in jübilesine! Simoviç'in jübilesinde ben oynamadım ya, İnönü Stadı'nda, düşünebiliyor musun? Kendimi o kadar kötü hissettim ki... Simoviç de çok üzülmüştü ama ne yapacak ki, o ürkek biri, normal. Benim jübilem olsaydı ve hoca birisine bana yaptığını yapsaydı, sahaya çıkmazdım.

9. Bir de Galatasaray'ın 135 bin Mark borcu vardı bana. Ödemediler. Çek verdiler, karşılıksız çıktı. Bilmiyordum ki çek ne demek... Mahkemelik olduk. Alp Yalman, tesislere girmemi yasakladı.

Altay'a kiralık gittiğim zaman Adnan Polat beni çağırdı. Konuştuk. "Jübile yap, istediğin kulübü de getir." dedi bana. Bir de Galatasaray'ın 135 bin Mark borcu vardı bana. Ödemediler. Çek verdiler, karşılıksız çıktı. Bilmiyordum ki çek ne demek... Mahkemelik olduk. Alp Yalman, tesislere girmemi yasakladı. Fakat Adnan Polat çok kefendi bir adam, o zaman idareci değildi ama devreye girdi. "Cevad, ben sana ödeyeceğim, jübileni de ne zaman istersen yaparız," dedi. "Adnan bey, siz beni tanımıyorsunuz. Size saygım sonsuz ama futbolu bırakmak istemiyorum, oynamak istiyorum hala. Benim bir yüzüm var, fiyatım yok... Futbolu ne zaman bırakacağım belli değil. Bırakmaya karar verdiğimde Galatasaray'da olursam size telefon açıp, 'Bana jübile yapar mısınız?' diyeceğim ama şu an bırakmak istemiyorum." dedim.

10. Kulüp politikamız sorunluydu. Sanki başka antrenör yok, yine Mustafa Denizli...

Hiç kimse bizden daha iyi değildi. Kulüp politikamız sorunluydu. Sanki başka antrenör yok, yine Mustafa Denizli... Zaten Alp Yalman orada. Hep riskli şeyler yapmak istiyordu ve yapıyordu. Aslında iyi başlamıştık sezona, devreyi lider bitirdik, Beşiktaş'tan 3 puan öndeydik. Sonra aldılar Koseçki'yi, her şey mahvoldu. Takımın bütün havasını bozdu. Onu öyle çok abarttılar ki yere göğe sığdıramadı kimse... Kurtarıcı diye getirdiler, ne kurtardı?

11. Kupa töreninde Turgut Özal'ın elini öpmemi istediler, "Ben sadece rahmetli babamın elini öperim!" dedim.

O gün kupayı aldık, kupa törenine giderken, "Cumhurbaşkanının elini öpmelisiniz," dediler. "Ben sadece rahmetli babamın elini öperim!" dedim. Reklam gibi olmasını da istemedim, doğal olmalı her şey. Kupa töreni başladı, Özal geldi, tek tek madalya takıyordu. Ben en sondaydım. O sırada kafamda kurdum. O elini vermeden ben formayı çıkarayım, ona hediye edeyim dedim. Sıra bana geldiğinde hemen çıkardım formayı, "Siz her yıl cumhurbaşkanı olarak hediye veriyorsunuz bize. Bu da benden size hatıra olsun," dedim, uzattım. Çok beğendi, mutlu oldu.

12. Mustafa Denizli'nin mi? Ben onun doktoruyum ya! O benden öğrenebilir.

Gazeteler yazıyor her şeyi. Demişse de kimin yardımcısı olacağım; Mustafa Denizli'nin mi? Ben onun doktoruyum ya! O benden öğrenebilir. Peki, Galatasaray antrenörü olunca neden beni aradı, çağırdı lokantaya, yardım istedi? Onun lafları o. Ahmet Akcan'a sorarsan anlatır. Yardımcıymış! Öyle bir teklif yapsalardı kabul etmezdim.

13. Bir daha Galatasaray'a dönmeyeceğimi biliyordum. Ne diyorlar Türkiye'de? Paçavra gibi attılar beni... Paspas ettiler.

1991/92 sezonu başlamıştı ama Galatasaray'la bağım kopmuştu artık. Bana karşılıksız çek verdiklerinde anladım işin yürümeyeceğini. Aralık ayında beni Altay'a kiraladılar. Bir daha Galatasaray'a dönmeyeceğimi biliyordum. Ne diyorlar Türkiye'de? Paçavra gibi attılar beni... Paspas ettiler. Ne yapayım! Neler neler geçti hayatımdan. Ama kendimi çok iyi tanıyorum. Kim olduğumu çok iyi biliyorum. Benim fiyatım yok. Biliyor musun ne demek bu? Dünyanın parasını versinler, istemem. Kalp her kapıyı açar. Ben her sözü insanların yüzüne söylerim. Onların ise yüzü yok. Onlar vicdansız insanlar. Boş ver beni, Galatasaray'ı mahvettiler. Çok daha iyi yerlere gelebilirdi Galatasaray o yıllarda. Belki UEFA Kupası'nı daha o zaman alırdı ama düzgün yönetmediler.

14. Bence, Türkiye'de büyük antrenör yok. Bir tek Fatih Terim İtalya'ya gitti ama kalamadı orada.Demek ki bir şeyler eksik ama neyin eksik olduğu sorusuna ben cevap veremem.

15. Futbol mu yazacak Hıncal Uluç? Ne anlar!

İlk önce, müthiş bir insan. En önemlisi o. İyi antrenör olmasa Beşiktaş'ı şampiyon yapamazdı, milli takımı üçüncü yapamazdı. Bırak Hıncal Uluç'u, o edebiyat yapsın! Futbol mu yazacak Hıncal Uluç? Ne anlar!

16. O zaman bence antrenörlerin, federasyonun hepsi istifa etmeli. Rezillik! Başkandan antrenöre, ne varsa dışarı.

Türkiye, 2002'den beri Dünya Kupası'na katılamıyor, en son Rusya'dakine de katılamadı. O zaman bence antrenörlerin, federasyonun hepsi istifa etmeli. Rezillik! Başkandan antrenöre, ne varsa dışarı. Dışarı, dışarı, hepsi! En iyi olmak için plan yapanlar gelmeli yerlerine. Sırf katılmak için değil, kazanmak için plan yapanlar.

Bonus: Atatürk'e saygım sonsuz; o çok büyük. Dünyanın en büyük cumhurbaşkanlarından. İnsan nasıl etkilenmez ondan? Türkiye'yi Türkiye yaptı.

Atatürk'e saygım sonsuz; o çok büyük. Dünyanın en büyük cumhurbaşkanlarından. İnsan nasıl etkilenmez ondan? Türkiye'yi Türkiye yaptı. Zaten Türkiye kaç yıllık? 96, değil mi? Eskiden Osmanlı İmparatorluğu yazıyordu, Türkiye değil... Çok iyi biliyorum Atatürk'ün kim olduğunu, neler yaptığını; hepsini okudum. Büyük adam. Hangi ülkelere kafa tuttuğuna bakarsan anlarsın zaten. Her 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda buradaki Türk elçiliğine geliyorum, tören yapılıyor, Atatürk'ü anıyoruz, İstiklal Marşı okunuyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozturk-sadri-alisik

iş adamları ve siyasetçiler futboldaki kancalarını çekmedikçe bizim ligden bi bok olmaz, bak ingilizlere, kulüpleri patronlar yönetiyo ama iş transfere gelince asla karışmıyolar, karışanlarda pişman oluyo zaten, almanlara hiç deyinmeyecem bile adamların kalitesi ortada

ali-riza-sivar

''Cevad'' diye yazılır,''Adam'' diye okunur.

erlik

Bildiğin ligin mini analizi olmuş. Tek yaptığımız günü kurtarmak. En baştan beri.

Başlıklar

Arda TuranBeşiktaş Jimnastik KulübüCumhuriyet BayramıDenizliFatih TerimFenerbahçeGalatasaray Spor Kulübüİstiklal MarşıİtalyaRusyaTurgut ÖzalUEFAfutbolmonaco
Görüş Bildir