Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Mehmet Vefik Yazıcıoğlu Yazio: Tatlı Tatlı Ölüyoruz!

Anasayfa > Yazio

Covid enfeksiyonu ile ilgili bilgilendirmeler sürekli gündemi meşgul ederken, arka planda kalp hastalığı olup da korkudan hastaneye gelemeyenler büyük risk alıyorlar. Çünkü şeker hastalığında 'sessiz kalp krizi' geçirilebilinir. Eğer zamanında müdahale edilmez ise, sonradan bu hastalarda kalp yetmezliği gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Bu durumda tedavi bizim açımızdan daha zor hale gelir ve hastalar tedaviye rağmen eski sağlıklarına kavuşamayabilirler.

Şeker hastalığı, sinsi özelliği ile duyu ve ağrı sinirlerindeki iletiyi körelterek kalp krizinin ağrısız gerçekleşmesine yol açabilir.

Şeker hastalığı, sinsi özelliği ile duyu ve ağrı sinirlerindeki iletiyi körelterek kalp krizinin ağrısız gerçekleşmesine yol açabilir.

Tıpta, kronik hastalıklar içinde, özellikle kontrol altına alınamamış şeker hastalığının, kanser ile yarışabilecek bir sağlık ve konfor kaybına yol açtığına çoğu zaman şahit oluruz. Sinsi, ilerleyici, küçük damarlardan başlayıp büyüğüne doğru yayılım gösteren, şikayet oluşturduğunda ise vakit kaybına yol açan bir hastalıktır şeker hastalığı!...

Şeker hastalığı çoğu zaman sağlıksız beslenme ve hareketsizlik ile provoke olur. Ve biz çoğu zaman bu disipline girmekte zorluk çekeriz. Bu yüzden yaşam tarzını kalıcı hale getirmek için spor ve beslenme konusunda daha çocukluk çağında ailede eğitim başlamalıdır. Çünkü alışkanlıklarımız sonradan değişmiyor. Örneğin, akılda kalıcı önemli ve kolay bir tavsiye olarak, yaş ilerledikçe porsiyonlarımızı küçültmeliyiz! Yürüme dahi olsa, düzenli spor aktivitesinden vazgeçmemeliyiz. Eğer genetik yatkınlığınız var ise bu disiplin ile sorunun başlamasını ötelemeniz de mümkün. Ben hastalarıma basitçe şu telkinlerde bulunuyorum; yaşınız ilerledikçe porsiyonlarınızı küçültün, yürüme hızınız doğal olarak azalsa bile yürüme mesafenizi artırın, sigara ve alkolden uzak durun, su içmeyi ihmal etmeyin, uyku süreniz azalsa bile zamanında uyuyun.

Beyin, şekeri insülinden bağımsız kullanır. Ama diğer tüm dokular için giriş şifresi gerekir ve o şifre de “insülin”dir.

Beyin, şekeri insülinden bağımsız kullanır. Ama diğer tüm dokular için giriş şifresi gerekir ve o şifre de “insülin”dir.

İnsülin direnci oluşmaya başladığı zaman pankreas bu direnci aşabilmek için daha çok insülin üretir. Ancak bir süre sonra “insülin israfı” nedeniyle iflasa sürüklenir ve şekerin kontrolü daha da zorlaşır. İşte bu erken safhada bile, sinir ve damarlarda rahatsızlıklar sinsice başlayabilir. Yani siz, şekerim hafif yüksek diyerek kendinize fazla güvenmemelisiniz. Yükselme belirgin hale geldiğinde, ateş bacayı çoktan sarmış olabilir! Bu yüzden “check-up” programlarında mutlaka insülin direncine yönelik testleri de ihmal etmemelisiniz.

Şekerin hedef dokuları damar ve sinirler olunca, tüm iç organları tehdit eden bir durum vücutta genel anlamda başlamış olabiliyor. Kalp, beyin, böbrek, ana arterler, karaciğer ve göz en çok etkilenen organlar arasındadır. Bu da kalp krizi, felç, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, görme kayıpları, karaciğer yağlanması gibi hayati tehlikeleri ve önemli arazları beraberinde getirir.

Ekmeği, hamur işlerini, şekerli tatlıları seven ve fazla tüketen bir toplum olarak bu konuda hassasiyet göstermek, hatta bazen iştahımıza karşı acımasız olmamız gerekiyor. Sağlıklı olsanız bile, çay, kahve ve diğer tüm içeceklerin şekersiz olmasına lütfen dikkat ediniz. Beyaz unlu mamullerden, özellikle yağda kızarmış ve katı yağ katılmış hamur işlerinden kaçınınız. Meyveleri az porsiyon olarak tüketiniz. Yoksa biliniz ki, bu riskler altında, hatta belki de hiç hissetmeden, tatlı tatlı ölüyoruz!…

Web

Twitter

Instagram

Facebook

Linkedln

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
8
1
1
1
1
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?