Koronavirüsle Mücadele Eden Hastalara Yardım Ederken Yaşadığı Trajik Süreci Paylaşan Hemşire

-
Abone ol

Okurken yürekten hissettik.

Kaynak: https://twitter.com/_SJPeace_/status/124...

"Bugün, bir hastamı kaybettim. İlk olmadığı gibi maalesef son olmayacağını da biliyorum. Ancak bu vaka farklıydı...

Hayatım boyunca acil servis hemşireliği yaptım ancak New York'ta kendimi yoğun bakım ünitesinde buldum. Bu noktada, hastanede gerçekten yoğun bakım ünitesi olmayan yer yok, tüm hastalar Covid-19 pozitif. Kritik tıbbi ilaçların dozunu ayarlayabilen ve solunum cihazlarının sorunlarıyla ilgilenen hemşireler için endişeliler. Benim için bir ilk olarak, hastanın son üç günü boyunca onunla ilgilendim. Acil serviste, 12 saatlik mesaide bile hastaların nadiren göz kulak oluyorum.

Hastanın, hastanede kaldığı 12 hafta onun için oldukça zordu ancak en kötüsü de son gecesiydi.

Mesaideki ilk 6 saatimi neredeyse onun odasından hiç ayrılmadan geçirdim. En son; mümkün olduğunca en yüksek seviyede ilaçlar verilirken doktorlara, ailesine haber vermeleri ve başaramayacağı konusunda bilgilendirmeleri için yalvarıyordum. Zavallı doktorlar, her dakika acil hastalar arasında mekik dokumakla meşguldü. Aklımdaki tek şey, buraya gelmeden önce uçağa binerken annemin söylediği 'Bu insanlar yalnız, onlara sen göz kulak olacaksın' cümlesiydi. O adamı hayatta tutmak için elimden geleni yaparak üç saat boyunca o odadaki tek kişiydim. Doktor, ailesine ulaşmayı başardı ve onları bilgilendirdi. Kalbi durduğunda tekrar atması için müdahale etmeme konusunda karar verildi. Yapılacak bir şey kalmamıştı.

Sonunda pes etti; odada sadece ben, o ve yan yatakta yatan entübe edilmiş bir hasta vardı. Enfeksiyon içeren ve bizi, dünyanın geri kalanından ayıran ahşap kapı kapalıydı.

Gelmesi ve ölüm ilanının verilmesi için doktoru çağırdım. Ailesinin, onlar yanında olamıyorken benim onunla olduğumu bilmelerini çok diledim. Hastayı cihazdan ayırdım ancak diğer çalışanlara risk oluşturmaması için ekstübe etmedik. Bir asistan, hayatını kaybeden hastayı yıkamam ve artık lüks olan ceset torbasına koymam için yardım etti. Alt kattaki cesetler sedyeler üstüne yığılıyorken solunum cihazına bağlı hastalar umut ışığı bekliyordu ve benim hastam onları terk etti.

Hastanın kayıtları, normal hayatında sağlıklı olduğunu gösteriyordu. Vesikalık fotoğrafına baktığımda bir dede, baba ve bir eş gördüm...Onunla birlikte olamadıkları için çok üzüldüm.

Hastadan geriye kalan kazığı katladım ve diğer eşyalarıyla birlikte bir torbaya yerleştirdim ve onu nereye koyacağımı sordum. Görevli, kilitli kapıyı açtı ve etiketli torbalar oraya yığılıyordu. Hayatını kaybedenlerin tüm eşyaları, bir gün  bir aile üyesi tarafından alınmak oradaydı. Birkaç gece önce tek mesaide 17 kişi hayatını kaybetti. Tüm bölümde 17 yatak vardı zaten. Hastalar çok hassas olduğu için nefes alma, kan basıncı ve organların fonksiyonları arasındaki dengeyi sağlamak çok zor. Saatler içinde oluşan bir komplikasyon ölüme sebep olabiliyor.

Maddiyatı, yaşı, sağlık durumu, ailesi ya da gücü fark etmeksizin bütün hastalar aynı, teşhis aynı, hastalığın ilerleyişi aynı ve yalnızlık aynı...

Katımızda ekstübasyon olan bir hasta var ve kendisi 30 yaşında. Onu, umut ışığımız olarak görüyorum. Buradaki herkes ölmek için beklemiyor. Sağlıklı çoğu insanın iyi olduğunu biliyorum ancak burada hissedilen şey o değil. Çoğu hastane ekipmanı kısıtlı ve kullandığımız maskeler sürekli yüzümüzde. Kendimizi yenilmez olarak görüyoruz ancak kendimi, kalbimin derinlerinde hepimizin canlı bir şekilde bunun üstesinden gelemeyeceğini bilerek onlara bakarken buluyorum.

Bir otobüs, bizi otele götürüyor ve Central Park'tan birkaç blok ötede kalıyoruz.

Radio City Music Hall, NBC Stüdyoları ve Times Meydanından geçiyoruz. Hiçbir trafik yok ve kaldırımlar boş. Odam 12.katta ve sabah 7'de mesai değiştiren sağlık çalışanlarının sesini duyabiliyorsunuz. Şehir parçalanıyor ve aynı zamanda kalbimi çalıyor. Buraya gelirken neyin içinde olduğumu bilmiyordum artık daha net anlıyorum."

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ali-kumru

bu yazıları doktora saldıran,piknik yapıp boş boş dışarda gezen embesillere okutmak lazım ama bunu anlayacak beyin nerde.

Görüş Bildir