Kahve Yaparken En Çok Yapılan 10 Hata
Kahve yapmak basit gibi görünse de küçük detaylar lezzeti tamamen değiştirebilir. Yanlış öğütme ayarından su sıcaklığına, saklama koşullarından hazırlama yöntemine kadar birçok noktada fark etmeden hata yapabiliyoruz. Eğer “Evde yaptığım kahve neden kafedekiler gibi olmuyor?” diyorsan gel birlikte bakalım.
1. Marketten "aman pratik olsun" diye hazır öğütülmüş kahve almak.
Kahve paketini açtığın o ilk an kokusu harika. İşte o koku, kahvenin ruhunun uçup gittiği an! Kahve öğütüldüğü an oksijenle temas eder ve bayatlamaya başlar. Kafe kalitesi istiyorsan çekirdek alıp evde demlemeden hemen önce öğüteceksin, başka yolu yok!
2. Kettle kaynar kaynamaz suyu kahvenin tepesine boca etmek.
En büyük günahlardan biri! 100 dereceye ulaşmış, fokur fokur kaynayan su kahveyi demlerken yakar. Sonuç ne mi olur? Kömür gibi acı, tüm aroması ölmüş bir su. Kettle kaynadıktan sonra kapağını aç ve en az 1-2 dakika kendine gelmesini bekle.
3. "Göz kararı" diye bir ölçü birimine inanmak.
'Benim elim ayarlıdır, iki kaşık atsam yeter' diyorsan yanılıyorsun. Kahve çekirdeğinin yoğunluğu, cinsi, nem oranı her seferinde değişir. Gerçek bir lezzet istiyorsan mutfaktaki o hassas teraziyi ortaya çıkarma vakti geldi. Gramı gramına ölçmeyen, kahve sever olamaz!
4. Musluktan doldurulan o kireçli, klorlu su...
Bir fincan kahvenin %98'i sudur. Yani musluktan akan, klor kokan, kireçli suyla dünyanın en pahalı çekirdeğini de demlesen o kahve 'çöp' olur. Kahve yaparken sadece filtrelenmiş veya kaliteli şişe su kullanmalısın.
5. Yanlış öğütme boyutu!
Her kahve ekipmanının bir karakteri ve ihtiyacı vardır. Türk kahvesini pudra gibi, French Press'i kalın, filtre kahveyi ise kum gibi öğütmelisin. French Press'e incecik kahve atarsan, o dişine gelen tortulardan ağlarsın!
6. Türk kahvesini cezveye sıcak suyla koymak.
'Çabuk pişsin' diye cezveye sıcak su koyan sabırsızlar, buradasınız biliyoruz! Türk kahvesi soğuk suyla başlar, kısık ateşte ağır ağır pişer ki o şahane köpüğü ve aroması ortaya çıksın. Sıcak su koyarsan kahve şoka girer, köpürmez.
7. Kahve paketini şık dursun diye şeffaf cam kavanoza koyup güneşe bırakmak.
Kahvenin en büyük 4 düşmanı vardır: Hava, ışık, ısı ve nem. Kahveni o havalı, şeffaf kavanozlarda mutfak tezgahında sergiliyorsan geçmiş olsun. Kahve, kendi kilitli paketinde, karanlık ve serin bir dolapta saklanır.
8. Filtre kahve makinesinin altındaki ısıtıcı tablada kahveyi saatlerce unutmak.
Kahveyi yaptın, bir kupa içtin ve makineyi açık bıraktın. 2 saat sonra gidip kalan kahveyi bardağa doldurduğunda o aldığın tat kahve değil, sıvılaştırılmış hayal kırıklığıdır. Alttaki ocak kahveyi ısıtmaya devam ettikçe kahve pişmeye devam eder ve ziftleşir.
9. "Nasılsa su dönüyor" diyerek ekipmanları sadece suyla çalkalamak.
French Press'in süzgecinde veya filtre makinesinin haznesinde kalan o eski kahve yağları zamanla okside olur ve küf gibi kokmaya başlar. 'Ben kimyasalsız temizlerim' deyip sadece suyla durulamayın. Kahve ekipmanları her kullanımdan sonra özel temizleyicilerle veya kokusuz deterjanlarla tertemiz yıkanmalı.
10. Sütü cezvede kaynatıp kahvenin üzerine köpürte köpürte dökmek.
Latte veya Cappuccino yapmayı seviyorsan sütü asla kaynatmamalısın. Süt 65 derecenin üzerine çıktığında içindeki şekerler yanar ve tadı değişir. Sütü sadece elini yakmayacak kadar ısıtman yeterlidir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın