Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kafatasını Delerek Ruhumuzun Beyinde Olup Olmadığını Düşündüren Demir Çubuk Hikâyesi

 > -

Bilim dünyasında oldukça popüler olan bu hikaye, o güne kadar akıllara gelmemiş pek çok soruyu gün yüzüne çıkarmıştı.

Ruh ve beyin arasındaki bağlantı neydi?

Bu inanılmaz hikayedeki kahramanımız: Phineas Gage!

Phineas Gage, 13 Eylül 1848'de, Rutland & Burlington Demir Yolları şirketinde çalışmakta ve büyük bir işçi grubunda ustabaşı olarak hayatını sürdürmekteydi.

İşinin gerektirdiği bütün özelliklere sahip olan Gage, oldukça verimli ve becerikli bir adamdı. Ekibini de oldukça iyi yönetmekteydi.

Yaptıkları işin en önemli kısmı demir yolu patlamalarının hazırlanmasıydı. Bu oldukça konsantrasyon gerektiren bir işti.

Buradaki görev, bir kaya parçasını deldikten sonra barutu, fitili ve kumu doldurup, karışımı deliğin içine demir bir çubuk yardımıyla sıkıştırmaktı.

Sıradan bir iş günüydü. Gage bu işlemleri bir işçisine düzgünce yaptırdığını sandığı sırada, kumu dökmeyi unutan işçisi demir çubukla barutu sıkıştırmaya başladı. İşçinin yaptığı bu hata sonucunda, demir çubuk o sırada arkadan seslenen kişiyle konuşan Gage'in yüzüne doğru patladı.

6 kg'a yakın 3 cm genişliğinde 1 metre uzunluğunda olan demir çubuk, Gage'in sol yanağından girmiş, kafatasının altını delmiş, beyninin ön kısmından geçmiş ve büyük bir hızla kafatasının tepesinden dışarı çıkmıştı.

Patlama o kadar şiddetliydi ki bu demir çubuk, Gage'in kafasından çıkıp 30 metre kadar uzağa fırladı. Bu andan itibaren herkes sırt üstü düşmüş olan Gage'in öldüğünü zannederek şaşkına dönmüştü. Çünkü Gage hayattaydı! Hatta bilinci de tamamen yerindeydi. Öyle ki, doktorunun yanına yürüyerek gidiyor, çevresindekilere olayın nasıl gerçekleştiğini anlatıyor, kontrollerde canının yanıp yanmayacağını soruyordu.

Yaklaşık iki ay sonra tedavisi biten Gage, bedensel olarak tamamen sağlıklı bir durumdaydı. Fakat esas şaşırtıcı olan Gage'in kişiliğindeki inanılmaz değişimdi.

Başlangıçta doktorları bu kişilik değişiminin geçici olduğunu savunuyordu. Fakat Gage'in huyu, hoşlandıkları, hayalleri tamamen değişmişti. Vücudu tamamen iyileşmiş olsa da, Gage artık tamamen yeni bir ruha sahipti.

Doktoru tarafından belirtildiğine göre "Zihinsel yetisi ve hayvansal eğilimleri arasındaki denge" yok olmuştu.

Gage artık düzensiz, düşüncesiz, eskiden kullanmadığı en kaba küfürlere düşkün, adamlarına karşı saygısız, isteklerine ters düşüldüğü zaman sınırlara ve öğütlere tahammülü olmayan, bazen sonuna kadar inatçı, bir yandan da kaprisli ve kararsız, gelecekle ilgili planlar kurup ardından hemen vazgeçen bir insan olmuştu.

Gage'in kişiliğindeki değişimin sebebi beynin "prefrontal korteks" denilen kısmındaki hasardı.

Gage'in aldığı yara beynin 'prefrontal korteks' dediğimiz kısmında meydana gelmişti. Bu kısım geleceği planlama, sosyal kurallara uygun davranma, kendi yaşamını sürdürmesine yararlı olacak kararlar alıp uygulanmasını sağlayan beynin bir bölgesidir. Bir başka deyişle bu kısımda, beynin diğer bölgelerinden gelen uyarılar alınıp, burada değerlendirilmesi yapılır ve davranışlara yansıtılır.

Gage dikkat, algı, zeka, konuşma konusunda sıkıntı yaşamıyordu. Ama beyninden aldığı bu hasar dolayısıyla çevreye uyum sağlayamıyor, uygun kararlar alamıyor ve insanlara karşı saldırganlaşıyordu.

Gage, kazanın ardından sürekli iş değiştirmeye başladı.

İşlerinden disiplinsiz ve huzursuz davranışları yüzünden çıkartılıyordu. En sonunda bir sirkte atraksiyon olarak gösterilmeye başlandı. Bu gösterimde yanından ayırmadığı demir çubuğu gururla sergiliyordu. Çubuğa bu kadar bağlılığı bile hasarlı hastalarda görülen, "koleksiyoncu davranış" olarak adlandırılan bir sorunun göstergesiydi.

Bir süre sonra hiçbir şehirde kalıcı halde yaşamamaya, batak semtlerde içki içip, insanlarla itişip dalaşmaya başladı.

Hayatı 21 Mayıs 1861'de Status Epilepticus denilen, art arda gelen ve ölümle sonuçlanan bir dizi nöbet geçirmesiyle son buldu.

Hayatı 21 Mayıs 1861'de Status Epilepticus denilen, art arda gelen ve ölümle sonuçlanan bir dizi nöbet geçirmesiyle son buldu.
Hayatı 21 Mayıs 1861'de Status Epilepticus denilen, art arda gelen ve ölümle sonuçlanan bir dizi nöbet geçirmesiyle son buldu.

Bundan 120 yıl sonra kafatası ve demir çubuğu Harvard Tıp Okulu'nun Warren Tıp Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.

Akıllardaysa hala cevaplanmamış şu soru kaldı:

Acaba Gage'deki bu değişimin sebebi aslında neydi? Yoksa beyin gerçekten ruhun organı mıydı?

Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ruh ve beyin arasında gerçekten de bir bağlantı var mı?

Kesinlikle var olduğunu düşünüyorum.
Hayır, ruh beyinden bağımsızdır.
Hiçbir fikrim yok!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kahraman-sezer

Öncelikle ona kişilik denir ruh değil. Kişiliğin belirlenmesinde ise Beyin fonksiyonları rol alır. İçeriğin içinde zaten nedeni açıklanmışken içerik sonunda bu aptal soruyu sormanın ne anlamı vardı?

-jed

yine şaşırmayan bir içerik daha zaten açıklanmış değişimin sebebi "aslında neydi?" bu nasıl bir soru aq ya

cagatay-ozatar

Ruh, enerjetik bir bedendir. Frekansı vardır ve bu frekans(titreşim seviyesi) beyin denilen organla yükseltilir. Ruh ve beyin arasında doğrudan bir ilişki vardır, ancak abimizin durumu çok farklı. Büyük bir nörolojik hasar söz konusu. Böylesine büyük bir hasar varken, bu abimizin peygamber ilan edilmesi mi bekleniyordu? Reenkarnasyon, sıfırlanma gibi konuların bu konuyla hiç bir bağlantısı yok. Demek istediğim; ruh ve beyin arasında gerçek anlamda bir bağlantı vardır, ancak bu konuyu sorgulamak için yanlış bir örnek seçilmiştir.

ozgurmahir313

karakterle ruhun ne alakası var

yusuf-ozyurt

Şuanki ruh tanımı yunan biliminden gelen bir tanımdır. Nerdeyse her dine bu yönden geçer.. Oysa kur'an'da böyle bir tanım yoktur ve böyle bir sonuçta çıkmaz.. Allah kur'an'da ruh hakkında az bilgi verildiğini ifade eder.. Misal Allah kur'an içinde bir ruh ifadesi kullanıyor.. Yani ruh'u bir varlık gibi görmek kur'andan çıkan bir sonuç değildir.. Benim kur'an'dan anladığıma gelince ruh'un bilinç/bilgi oldugunu düşünüyorum. Zumer42. ayeti okursanız ruh'ın aslında bilincle alakalı oldugunu görürsünüz..

ozgurmahir313

Sana ruhun ne oldugunu soruyorlar, de ki: «Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmistir 17/İSRÂ-85

Başlıklar

Bilimdizi
Görüş Bildir