Kaçıran Yandı! Milyonlarca Çalışan ve Patronun Bilmediği Gizli Süre
İş Kanunu'nda hem işçiye hem işverene tanınan 'derhal fesih' hakkı, sanıldığı gibi süresiz değil. SGK Uzmanı İsa Karakaş, haklı bir gerekçeye sahip olmanın tek başına yetmediğini, 6 iş günü ve 1 yıllık sınırlar aşıldığında haklı feshin bile haksız sayıldığını hatırlattı. Süreyi kaçıran taraf, ihbar ve kıdem tazminatı riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Haklı sebep varsa iş sözleşmesi, bildirim süresi beklenmeden derhal feshedilebiliyor.
Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş, bugünkü köşe yazısında çalışma hayatında sıkça gözden kaçan bir ayrıntıya dikkat çekti. İş sözleşmesi taraflara karşılıklı dürüstlük yükümlülüğü getiriyor. Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış ortaya çıktığında işçi de işveren de bildirim süresini beklemeden sözleşmeyi hemen sona erdirebiliyor.
Bu hakkın sonuçları iki taraf için farklı işliyor. En az bir yıllık kıdemi bulunan ve haklı nedenle işten ayrılan işçi, kıdem tazminatına hak kazanıyor. İşveren tarafında ise ahlaka aykırı davranışı nedeniyle sözleşmesi feshedilen işçiye çoğu durumda tazminat ödenmiyor.
Ancak Karakaş'a göre asıl kritik nokta, bu hakkın sınırsız bir zaman dilimi içinde kullanılamaması. Kanun, haklı olan tarafın bile belirli bir takvime uymasını şart koşuyor.
Olay öğrenildikten sonra 6 iş günü, olayın üzerinden ise en fazla 1 yıl geçmemeli.
Derhal fesih hakkı, kanunda hak düşürücü sürelere bağlanmış durumda. Bu süreler dolduktan sonra haklı fesih yapılamıyor. Üstelik taraflar bu konuyu gündeme getirmese bile hakim süreleri kendiliğinden dikkate alıyor ve süre geçmişse davayı reddediyor.
İlk sınır 6 iş günü. Bu süre, fesih hakkına sahip tarafın olayı öğrendiği tarihe göre işliyor. İkinci sınır ise 1 yıl ve olayın gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanıyor. İki koşulun birlikte sağlanması gerekiyor; tek bir günlük gecikme bile feshin haksız sayılmasına yetiyor.
Şirketlerde 6 iş günlük süre, fesih yetkisine sahip makamın olayı öğrendiği günden başlıyor. Olayın kim tarafından gerçekleştirildiği bilinmiyorsa süre, olayın değil failin tespit edildiği tarihten itibaren dikkate alınıyor.
Süreyi kaçıran taraf, haklı olsa bile ihbar ve kıdem tazminatıyla karşılaşabiliyor.
Hesaplamada olayın öğrenildiği gün sayılmıyor. Takip eden ilk iş günü birinci gün kabul ediliyor ve altıncı iş gününün mesai bitimi son sınır oluyor. Pazar günleri ve tatil günleri iş günü olmadığı için hesaba katılmıyor.
Sürenin aşılmasının bedeli ağır olabiliyor. Süre geçtikten sonra sözleşmeyi fesheden taraf, elinde haklı bir gerekçe olsa bile haksız fesih yapmış sayılıyor ve ihbar tazminatı ödemek zorunda kalıyor. Süreyi kaçıran işveren ise ayrıca kıdem tazminatı yüküyle karşılaşabiliyor.
Karakaş, fesih gerektiren bir durumla karşılaşan işçi ve işverenlere takvimi yakından izlemelerini öneriyor. Uzmanın uyarısı açık: 6 iş günü ve 1 yıllık sınır akılda tutulmadığında, haklı olunan bir mesele tazminat kaybına dönüşebiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın