article/comments
article/share
Haberler
İnternetin İlk Yıllarında Ailelerimizin Göz Yumduğu Ama Aslında Tehlikeli Olan Şeyler

İnternetin İlk Yıllarında Ailelerimizin Göz Yumduğu Ama Aslında Tehlikeli Olan Şeyler

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Modemin cızırtısıyla açılan, telefon hattını saatlerce meşgul eden o yılları hatırlıyor musunuz? Bilgisayar çoğu evde yeni bir eşyaydı ve anne babalarımız ekranın başında ne yaptığımızı pek sormuyordu. HuffPost'un internetin ilk yıllarını konu alan derlemesinden yola çıktık ve bugün hiçbir ebeveynin kolay kolay izin vermeyeceği o alışkanlıkları bu topraklarda büyüyen bir kuşağın hafızasından topladık.

Kaynak: HuffPost

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bağlanmak için telefon hattını saatlerce kilitliyorduk

Bağlanmak için telefon hattını saatlerce kilitliyorduk

Her şey modemden yükselen o tiz cızırtıyla başlıyordu. 2000'lerin başında evlerin çoğu internete telefon hattı üzerinden, çevirmeli bağlantıyla giriyordu; bağlı kaldığımız sürece eve kimse ulaşamıyordu. Akrabalar 'Telefonunuz neden hep meşgul?' diye sitem ederken biz tek bir şarkının inmesini dakikalarca bekliyorduk.

Bağlantı süresi doğrudan telefon faturasına yansıdığı için 'Az kaldı, kapatıyorum' cümlesi evlerde en sık duyulan bahanelerden biriydi. Bu ekran macerası da çoğu zaman herkes uyuduktan sonra, kimsenin bakmadığı saatlerde yaşanıyordu.

Bilgisayarın başında ne yaptığımızı soran pek olmuyordu

Bilgisayarın başında ne yaptığımızı soran pek olmuyordu

Kimsenin bakmamasının en büyük nedeni, anne babalarımızın bu yeni dünyayı bizden daha az tanımasıydı. Bilgisayar ya salonun bir köşesinde ya da çocuk odasındaydı ve 'Ödev yapıyorum' demek çoğu zaman yeterliydi. Filtre, ebeveyn denetimi ya da ekran süresi gibi kavramlar henüz hayatımıza girmemişti.

Şarkıları dosya paylaşım programlarından indirip evin bilgisayarını virüse boğmak da bu serbestliğin bedeli oldu. Bilgisayar bozulunca kızan aileler bile, o ekranda kimlerle konuştuğumuzu pek merak etmiyordu.

Okul çıkışı soluğu internet kafede alıyorduk

Okul çıkışı soluğu internet kafede alıyorduk

Evde bilgisayarı ya da bağlantısı olmayanların adresi ise belliydi: mahallenin internet kafesi. Sigara dumanının eksik olmadığı bu salonlarda saatlerce oyun oynanıyor, ilk e-posta adresleri açılıyor, sohbet odalarına buradan giriliyordu. Eve geç dönen çocukların klasik cevabı da hazırdı: 'Etüde kaldım.'

Kafelere dair kurallar zamanla sıkılaştı; 2007'de yayımlanan yönetmelikle işletmelere içerik filtresi kullanma zorunluluğu getirildi. Ama o güne kadar bu salonlar, çocukların ailelerinin gözünden en uzak kaldığı yerlerden biriydi.

Sohbet odalarında hiç tanımadığımız kişilerle konuşuyorduk

Sohbet odalarında hiç tanımadığımız kişilerle konuşuyorduk

İnternet kafelerin en kalabalık ekranlarında genellikle mIRC açıktı. Şehir adlarıyla açılmış kanallara girip ilk mesajı 'yaş, cinsiyet, şehir?' diye atmak neredeyse bir gelenekti. Karşıdakinin gerçekten söylediği kişi olup olmadığını bilmenin hiçbir yolu yoktu; dikkat çekmek için takma adına kız ismi yazan erkekler de sohbet odalarının klasik figürüydü.

Bu sohbetlerin bir kısmı ekranın dışına da taşındı. 'İnternette tanıştık' cümlesi o yıllarda hem merak hem endişeyle karşılanıyordu; hiç görmediği biriyle buluşmaya giden gençlerin hikayeleri mahallede kulaktan kulağa dolaşırdı.

Telefon numaramızı ilk sohbette paylaşmak sıradandı

Telefon numaramızı ilk sohbette paylaşmak sıradandı

Sohbet odalarının yerini zamanla MSN aldı. Türkiye bu programı en çok kullanan ülkelerin başındaydı: Microsoft'un 2009'da paylaştığı verilere göre 29 milyon kullanıcıyla Brezilya'nın ardından dünyada ikinci sıradaydık. Listeye arkadaşın arkadaşını, hatta hiç görmediğimiz kişileri eklemek son derece sıradandı.

Ev telefonu, cep numarası, okulun adı... Bu bilgileri ilk birkaç sohbette paylaşmak kimseye tuhaf gelmiyordu. 'Çağrı atarım' diye numara isteyen birine 'Neden?' diye sormak aklımıza bile gelmezdi. MSN 15 Mart 2013'te kapandığında geride bir neslin bütün o pervasız sohbetleri kaldı.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Fotoğraflarımız herkese açık profillerde duruyordu

Fotoğraflarımız herkese açık profillerde duruyordu

Sosyal medya hayatımıza Netlog gibi sitelerle girdi. 2008'de Türkiye'den 5 milyona yakın üyesi olan bu platformda profiller çoğunlukla herkese açıktı. Web kamerasıyla çekilmiş bulanık fotoğraflar, okulun adı, oturulan semt ve ziyaretçi defterine bırakılan mesajlar tek tıkla görülebiliyordu.

Bugün çocuğunun fotoğrafını paylaşmadan önce iki kez düşünen ebeveynler, o yıllarda bu profillerin varlığından çoğu zaman haberdar bile değildi. Gizlilik ayarı diye bir derdi olmayan gençler de profillerini olabildiğince kalabalık bir ziyaretçi listesine açmak için yarışıyordu.

Uzmana göre bu özgürlüğün olumlu bir tarafı da vardı

Uzmana göre bu özgürlüğün olumlu bir tarafı da vardı

Bu kadar serbest bırakılmamızın ardında aslında tanıdık bir alışkanlık yatıyor. Akşam ezanı okunana kadar sokakta oynayan, mahallede kendi başına dolaşan çocuklar için ekran başında yalnız kalmak da ailelere olağan geliyordu. ABD'li klinik sosyal hizmet uzmanı Adria Hagg da HuffPost'a yaptığı değerlendirmede, 1970'ler ve 80'lerde çocukların sokakta oldukça bağımsız büyüdüğünü, internetteki denetimsiz saatlerin de bu alışkanlığın devamı olduğunu söylüyor.

Hagg'e göre küçük hatalar yapabileceği bir alan tanınan çocuklar, sağduyu geliştirmeyi de bu sayede öğreniyor. Uzman, özgürlüğü bir anda vermek ya da tamamen kısmak yerine, çocuk sorumluluk alabildiğini gösterdikçe adım adım genişletmenin daha doğru olduğunu vurguluyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2019 yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans eğitimime başladım, 2024 yılında da mezun oldum. Eğitimim süresince çeşitli platformlar ve gazete topluluklarında çeviri ve yerelleştirme alanlarında aktif rol aldım, bu süreçte dil becerilerimi ve kültürler arası iletişim yetkinliğimi geliştirdim. 2022 yılının Mayıs ayında Onedio’da stajyer olarak başladığım editörlük kariyerime, “Yaşam” kategorisinde sosyal medyadaki trendleri, günümüz ilişki dinamiklerini ve toplumsal meseleleri okuyuculara ulaştırarak devam ediyorum. İçeriklerimde, okuyucuların kendilerinden birer parça bulmasını amaçlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın