II. Abdülhamid'in Tahta Çıkmadan İmzaladığı İddia Edilen Sır Dolu Belge: ''Maslak Ahidnamesi''

-

1876 yazının son günlerinde II. Abdülhamid devrin ileri gelen devlet adamlarıyla yaptığı uzun görüşmeler ve pazarlıklar sonucunda tahta çıktı. Öyle ki dönemin en kuvvetli karakterlerinden Midhat Paşa'nın, Abdülhamid'in saltanatını bir belgeyle ipoteğe aldığı dahi iddia edildi.

II. Abdülhamid ve ağabeyi V. Murad, her ikisi de amcaları Abdülaziz'in saltanatında serbest bir hayat sürdüler.

Murad padişahlığı fevkalade istiyordu. Fakat amcasına karşı bir ihtilal hareketine geçmek cesaretini de bir türlü bulamıyordu. Baskının arttığı ve ekonomik sıkıntıların yükseldiği son dönemlerde, Abdülaziz'e karşı olan devlet adamlarının da teşvikiyle en sonunda bu harekete razı oldu. 1876 Mayıs'ının son günlerinde Abdülaziz'e organize bir darbe yapıldı ve V. Murad padişah oldu. II. Abdülhamid ise ağabeyinden sonraki padişah adayı durumuna geldi.

İhtilal kadrosu, daha sonraları dörtlü erkân olarak da anılacak olan, Hüseyin Avni, Midhat, Mütercim Rüşdü Paşalar ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi idi.

Devrin Seraskeri (Genelkurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa

Fakat ortada bir sorun vardı. V. Murad'ın ruh ve sinir rahatsızlıkları gün geçtikçe artıyordu. Amcasının birkaç gün sonra gizemli şekildeki ölümü, ardından Çerkes Hasan adlı subayın buna misilleme olarak hükumet toplantısını basarak Hüseyin Avni Paşa ve beraberinde birkaç kişiyi öldürmesi gibi olaylar da yeni padişahın sinirlerini tetikliyordu.

V. Murad krizlerle bazen saraydan cuma selamlığına çıkmamak için direniyordu. Ata ters binmeye kalkışması, kendini denize atması gibi olaylar durumunun çok ciddi olduğunu gösteriyordu.

www.canakkalematbuat.com

Bunun üzerine daha 1 ay geçmişti ki V. Murad'ın padişahlığı sürdüremeyeceği kanaati hasıl oldu. Bunun üzerine Maslak'taki köşkünde oturmakta olan veliaht Abdülhamid ile görüşmelere başlanıldı. Midhat Paşa o günün en kuvvetli adamıydı. Abdülhamid'in bu görüşmeler sırasında bilerek ve isteyerek, planlı bir şekilde kendisini profili düşük, kullanılabilir ve yönlendirilebilir bir adam olarak gösterdiği bilinmektedir. Zira bu intiba onun padişahlığını kolaylaştıracaktı ve böyle de oldu.

II. Abdülhamid 31 Ağustos 1876'da tahta çıktı çıkmasına da esas iddialar da burada başlıyordu. Midhat Paşa'nın kendisini şartlı bir şekilde tahta çıkarttığı ve hatta Abdülhamid'den imzalı bir senet aldığı söylendi.

Şöyle ki buna göre Abdülhamid, ağabeyi V. Murad'ın iyileşmesi halinde padişahlığı yeniden ona teslim edeceğini taahhüt ediyordu. ''Maslak Ahidnamesi'' denilen bu belgenin ise varlığına dair bir işaret yoktu. Fakat kamuoyunda fısıltıyla konuşulmaya ve dedikodusu etrafa yayılmaya devam ediyordu. Midhat Paşa'nın her şeye hükmettiği gibi bir kanaat oluşmuştu. Öyle ki onun hanedanı öldürtüp cumhuriyet ilan edebileceği ve kendisinin de reisicumhur olabileceğini söyleyen hayalperestler bile vardı. (Orhan Koloğlu-Abdülhamid Gerçeği, Pozitif Yayıncılık, İstanbul 2018).

Bu belgenin varlığını güçlendiren esas işaretler ise 1881'de ortaya çıktı. Abdülhamid ilk birkaç yıl saltanatını pekiştirmiş ve kendisini kısıtlayan devlet adamlarının gücünü hafifletmişti.

O sıralarda Midhat Paşa İzmir'de valiydi. Sultan Abdülaziz'in ölümü davası yeniden açılmıştı ve Paşa da şüpheliler arasındaydı. Yakalanmalar gerçekleşip şüpheliler İstanbul'a götürülürken, İzmir'de Midhat Paşa'yı tutuklayan kumandandan beklenmeyen bir haber geldi.

Kumandan, Midhat Paşa'nın katibinin Avrupa'ya kaçtığını bildiriyordu. Söylentilere göre Midhat Paşa, Abdülhamid'in tahta çıkmadan evvel bazı şartları kabul edip imzaladığı kağıdı İngiltere'de saklamıştı. Şimdi de katibi bu belgeyi almaya gitmişti. Kumandan bu haberi yazarken bu söylenti için ''katiyen aslı esası olmadığına şüphe yok ise de...'' ifadesini kullanmıştı.  (İsmail H. Uzunçarşılı-Midhat ve Rüştü Paşaların Tevkiflerine Dair Vesikalar, TTK, Ankara 1987).

Netice itibarıyla II. Abdülhamid'in tahta çıkmadan evvel birtakım tavizler verdiğini veya verecek gibi göründüğünü biliyorsak da bir belgeye imza attığı konusu aydınlık değildir.

Böyle bir taahhütname gerçekten yapılmışsa ve Midhat Paşa bunu almışsa bile bunun ortaya çıkması dahi pek bir şeyi değiştirmezdi. Zira V. Murad padişahlık yapacak derecede iyileşme ibarelerini göstermemişti. 

II. Abdülhamid'in Midhat Paşa'ya iddia edildiği gibi imzalı bir söz verip vermediğini bilemiyorsak da en azından sözlü olarak birtakım taahhütlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Fakat bu görüşmelerin detayları da şahitleriyle birlikte tarihe gömülmüştür.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
berkeemrasln

2.Abdülhamid daha önce padişah olsaydı Osmanlı yıkılmazdı.

lucius-grecea

taslak ahidnamesi olabilir

ozturk-sadri-alisik

kısacası benden duymuş olma ama böyle diyolara bağlandı iş

rasta_baba

Eee abi olabilir de olmayabilir de, boşuna vaktimizi çalma editör

metehan-karacaer

Tarih ile ilgili kaynaksız, dipnotsuz , sadece söylentilere dayalı ve hakkında akademik açıdan yazılmış bir şeye rastlamadığımız bir içerik olmuş bence sıkıntılı.

Başlıklar

AnkaraDarbeGenelkurmay Başkanıİngiltereİstanbulİzmir
Görüş Bildir