Hesap Öderken Hangi Dizi Karakterine Dönüşüyorsun?
Aslında hesap ödeme şeklimiz, sandığımızdan çok daha fazlasını anlatır. Paraya bakışımızı, adalet anlayışımızı, arkadaşlık ilişkilerindeki yaklaşımımızı, cömertliğimizi ve kriz anlarında nasıl davrandığımızı küçük bir hesap anında görebiliriz. Çünkü bazı insanlar için önemli olan herkesin tam olarak kendi payını ödemesidir. Bazıları içinse birkaç liralık farkın hesabını yapmak yerine güzel geçen gecenin tadını çıkarmak daha değerlidir.
Bir de hesabı görünce karakter değiştirenler vardır. Normalde son derece sakin olan insan bir anda muhasebeciye dönüşür. Hayatında hiç hesap makinesi kullanmayan kişi, 47 liralık tatlının kimin tarafından yenildiğini araştırmaya başlar. Ben öderim diyen cömert arkadaş ise masadaki herkesi şaşkına çevirir. Hatta bazıları hesabın gelmesini, gecenin doğal bir parçası olarak görürken bazıları için bu an küçük çaplı bir kriz yönetimidir.
Peki sen hangisisin? Hazırsan hesabı masaya alalım!
1. İlk olarak garson hesabı masaya bıraktığında ilk olarak ne yaparsın?
2. Peki masada herkes farklı şeyler sipariş etmiş ve hesap oldukça yüksek gelmiş. Sence en doğru yöntem hangisi?
3. Bir arkadaşımın hesabını bu ay ben ödediysem, bir sonraki buluşmada onun da aynı miktarda ödeme yapmasını beklemem.
4. Arkadaşlarından biri “Ben bu sefer herkese ısmarlıyorum.'' dedi. Nasıl karşılık verirsin?
5. Hesabı sen ödedin ve arkadaşların sana paralarını göndermek istiyor. Ne yaparsın?
6. Bir arkadaş grubunda hesabı kuruşuna kadar hesaplamak, bazı durumlarda paradan çok zaman ve enerji kaybettirebilir.
7. Hesap konusunda arkadaş grubundaki rolünü düşün. Hangisi sana daha yakın?
8. Bir arkadaşın hesabı ödeyip daha sonra senden para istemeyi unutmuş. Ne yaparsın?
9. Arkadaşlarla dışarı çıktığımda herkesin aynı miktarı ödemesi, her zaman en adil çözüm değildir.
Hesap öderken Breaking Bad'den Saul Goodman'a dönüşüyorsun!
Sen hesap konusunda klasik yöntemleri fazla ciddiye almayan, çözüm üretme konusunda ise oldukça yaratıcı birisin.
Hesap geldiğinde kim ne yedi sorusuna takılıp kalmak yerine, herkesin kabul edebileceği pratik bir yol bulmaya çalışırsın. Birisi karttan öder, diğerleri para gönderir; biri bu sefer öder, diğeri sonraki sefer telafi eder...
Senin için önemli olan sistemin mükemmel olması değil, işin sonunda herkesin memnun kalması.
Ayrıca sosyal durumları okumakta da iyisin. Kimin hesabı paylaşmak istediğini, kimin ısmarlamaktan hoşlandığını ve kimin o gün fazla para harcamak istemediğini hızlıca fark edebilirsin.
Ancak Saul Goodman tarafının küçük bir yan etkisi var: Bazen her soruna yaratıcı bir çözüm bulabileceğine o kadar inanıyorsun ki, en basit çözümü gereğinden fazla karmaşıklaştırabiliyorsun.
Yine de masada kriz çıktığında insanların sana dönmesi tesadüf değil.
Hesap öderken Friends'ten Monica Geller'a dönüşüyorsun!
Senin için hesap ödeme işi küçük bir organizasyon operasyonudur. Hesap geldiğinde insanların birbirine bakmasını izlemek yerine konuyu hızlıca çözüme ulaştırmayı tercih edersin.
Kim ne yedi, kim ne içti, hesap nasıl bölünecek, kim karttan ödeyecek... Bütün bunların belirsiz kalması seni rahatsız ediyor olabilir. Çünkü sen bir şeyin nasıl yapılacağını biliyorsan, onun düzgün yapılmasını istersin.
Üstelik bunu yalnızca kontrol etmek için yapmıyorsun. Aslında arkadaşlarının sonradan birbirine sen bana para göndermedin demesini istemiyorsun. Senin gözünde hesap masada kapanmalı ve konu bir daha açılmamalı.
Fakat Monica tarafının küçük bir dezavantajı var: Herkes senin kadar planlı olmayabilir. Bazen arkadaşların boş ver, bir dahaki sefere hallederiz. dediğinde içinden bir çığlık yükselse de, dünyadaki her hesabı senin organize etmen gerekmiyor.
Hesap öderken This Is Us'tan Randall Pearson'a dönüşüyorsun!
Sen hesap konusunda yalnızca rakamlara değil, insanların ne hissedeceğine de bakıyorsun. Masadaki herkesin aynı miktarı ödemesinin teknik olarak kolay bir çözüm olduğunu biliyorsun ama bunun herkes için gerçekten rahat olup olmadığını da düşünüyorsun.
Bir arkadaşının bütçesinin diğerlerinden daha farklı olabileceğini fark edebilecek kadar duyarlısın. Bu yüzden hesabı paylaşırken en doğru yöntem ne sorusundan önce herkes bununla rahat mı diye düşünüyorsun.
Senin için arkadaşlıkta para konusu açıkça konuşulabilir ama kimsenin mahcup edilmemesi gerekir. Birinin ben bunu ödeyemem demesini zorlaştıracak bir ortam oluşmasını istemezsin.
Bazen bu kadar fazla düşünmek seni gereğinden fazla yorabilir. Her hesabı küçük bir sosyal denge problemine dönüştürmek yerine, bazı durumlarda insanların doğrudan ne istediğini söylemesine izin vermek sana da iyi gelebilir.
Ama masada birinin gerçekten düşünülmesi gerekiyorsa, büyük ihtimalle o kişi sensin.
Hesap öderken How I Met Your Mother'dan Barney Stinson'a dönüşüyorsun!
Hesap geldiğinde senin için önemli olan yalnızca paranın nereye gittiği değil, o anın nasıl göründüğü.
Arkadaş ortamında gösterişli bir hareket yapmayı seviyorsun. Hesabı üstlenmek, güzel bir jest yapmak veya masadaki herkesi şaşırtmak hoşuna gidebilir.
Ben öderim dediğinde bunu biraz da kendine güvenerek söylüyorsun. Çünkü senin için cömertlik yalnızca finansal bir davranış değil, aynı zamanda sosyal bir jest.
Fakat bazen işin gösteriş kısmı, gerçek bütçe hesabının önüne geçebilir. Her hesapta büyük bir jest yapmak zorunda değilsin. Bazen en havalı hareket, hesabı makul şekilde paylaşmak olabilir.
Yine de kabul edelim: Hesap masaya geldiğinde ortamın enerjisini değiştirmeyi başarıyorsun.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın