Hepimizin Evinde Bulunan Basit Ev Eşyalarının Danimarka'da 'Tasarım' Adıyla Satıldığını Biliyor muydunuz?

-

Daha önce dümdüz kütüklerin tuhaf paralara satıldığını görmüştük ama bu sefer durum biraz farklı...

Kaynak: http://nilayornek.com/turkiyede-yillardi...

Hay Design, bir tasarım markası. 2002 yılında kurulan Danimarkalı marka, işlevsel ve estetik tasarımlar üretiyor.

Dünyaca ünlü tasarımcılarla, hatta şimdi Ikea gibi kendine rakip alanda çalışan bir firmayla bile iş birlikleri yapıyor.

Bu marka bizim her gün kullandığımız sürahilerden, kovalardan, sefer taslarından ilham alarak bir kreasyon oluşturmuş.

Örneğin bu kova, markanın internet sitesinde 'Turkish Handmade Bucket' ismiyle satışta.

Türk El Yapımı Kova

“Paslanmaya karşı dayanıklı, galvanizli demirden yapılmış, el yapımı olan bu işlevsel kova güvenli bir tutamakla donatılmış ve uzun ömürlü olarak üretilmiştir. İç ve dış mekan kullanımı için uygundur.” şeklinde açıklama da mevcut.

Aynı şekilde sitede "Turkish Washing-Up Bowl" ismiyle bildiğimiz bulaşık leğeni, "Turkish Plastic Bucket" ismiyle plastik saksılar mevcut.

Hatta sitede ürünlere öyle açıklamalar yazılmış ki, biz çok sık kullanmaktan ürünlerin işlevlerini fark edememişiz.

Gazeteci Nilay Örnek markayı yerinde görme şansı bulmuş ve izlenimlerini şöyle aktarıyor;

Yoğurt koyduğunuz güveç, eski nesil cam dondurma kabı ya da bir sürahi… Danimarka’nın dünyaca ünlü tasarım markalarından Hay Design’ın mutfak kreasyonu bir hayli tanıdık objeler içeriyor. Sizin evinizde de olabilecek eski nesil sürahi mesela, MoMa’da, HAY Glass Carafe adıyla 30 dolara satılıyor.
Norveçli bir marka olan, boya alanında öncü firmalardan Jotun’un yeni renk kataloğu ve trendleri öğrenmek üzere Türk medyasından bir grup isim Kopenhag’daydık geçtiğimiz sene tam da bu zamanlarda. Uğrak duraklarımızdan biri de renk ve tasarımı en iyi birleştiren markalardan Hay Design’ın mağazasıydı.
Genç bir beyefendi bize markayı anlattı, en sonunda da “Yeni mutfak kreasyonumuzu gördünüz mü?” dedi.
Ben daha oracıkta Jochen Holz tasarımı renkli cam sürahiyi kucaklamışım, bakmaz mıyım? (İsmi Jug olan bir mini sürahi, cam üfleme gibi duruyor lacivert ve turuncu renklerde, harika gerçekten.).

TAHTAKALE GİBİ!

Hevesle indik mutfak bölümüne…
Bizi ilk önce parti havasına girmiş bulaşık süngerleri karşıladı; kimi altın, kimi gümüş renginde…
Kimi de gülen suratlı ve bunun gibi eğlenceli haller.
Sonra Türkiye’de de birkaç yıldır sıklıkla gördüğüm degrade renklerdeki (ebru gibi düşünün) emaye tabaklardan gördüm, normal emayeler de vardı.
Ama bir sonraki masa bildiğiniz Tahtakale idi!
Önce genç beyefendi “Çok işlevsel ve harika tasarım” diyerek bildiğiniz Türkiye’deki yılların cam sürahisini gösterdi. Hatta bizde o cam bir kapakla satılır, sonra o kapak kaybolur ya da kırılır veyahut kullanılmaz açık kalır. İşte o haliyle… Belki bir tık ince ama yine de ağır…
Kantin sürahisi diye de bilinir.
Hatta ben Instagram hesabımda “hikâyeler” bölümüne koydum. Levon Bağış “Okulumun yemekhane sürahileri bunlardandı” dedi, İclal AydınElazığ Anadolu Lisesi, Tarım Bakanlığı yemekhanesi, Numune Hastanesi kantini…” yazdı, kimi “70’ler boyunca bizim ev” yazdı.
Şimdi Asmalımescit Helvetia’da vardır misal ya da yeniden açılan Pandeli’de var.
Daha örnek vermeme gerek yok sanırım, bayağı tanıdık.

"Sonra bildiğimiz güveç kabı geldi."

Genç beyefendi “Bu Türkiye’den esinlenilerek yapıldı. Sıcağa dayanıklı, siz yoğurt da koyuyormuşsunuz galiba” dedi.
E evet! Sadece bizimkinden şekilsiz görünüyor.
Sonra bildiğimiz sefer tasları, dondurma kapları, plastik ve metalik kovalar...
Biz dalga geçmeye başladık artık; İskandinav zevkini dünyaya gösteren tasarım mağazasından Türkiye’ye bilmem kaç euroya aldığım plastik kovayla dönsem mesela ya da sefer tasıyla. Hatta yoğurtla birlikte ücretsiz evime gelen güveç kabıyla…

Peki siz her gün kullandığımız bu ürünlerin bir yerlerde bu kadar değer görmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
jokeren

dogdugumdan beri Danimarkadayim bøyle bir markayi ilk defa duydum enteresan 😂 ya bunlar herseyi marka yapiyorlar zaten.. bi gelseniz her yer “marka” dolu...

bilinemeyen

İyi, kap kacağı da üretmeye gerek kalmadı. İthal ederiz bunlardan...

nesli-araci

Bence çok mantıklı bir satış stratejisi.

haci-dayi

zavallı danimarkalılar.kim bilir kaça iteliyorlar plastik kovayı tasarım masarım ayağına.

maca_as

Kısacası; ne sattığın değil, nasıl pazarladığın önemlidir.

Görüş Bildir