Hayatımızı Fark Ettirmeden Yöneten 10 Cümle
Hayatımız boyunca kendimize ve çevremizdekilere söylediğimiz bazı cümleleri o kadar çok tekrar ediyoruz ki zamanla bunların düşünce değil, değişmez birer gerçek olduğuna inanmaya başlıyoruz. “Ben böyleyim”, “Elalem ne der?”, “Ben bunu yapamam” ya da “Yarın başlarım” gibi günlük hayatın içinde ağzımızdan kolayca çıkan ifadeler, fark etmeden kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyebiliyor. Peki, sıradan görünen bu cümlelerden hangileri aslında hayatımızın direksiyonuna çoktan geçmiş olabilir?
Gün içinde kendimize söylediğimiz bazı cümleleri o kadar sık tekrar ediyoruz ki bir süre sonra bunların yalnızca düşünce değil, hayatımızın değişmez gerçekleri olduğuna inanmaya başlayabiliyoruz.
“Ben böyleyim”, “Elalem ne der?”, “Ben bunu yapamam” ya da “Yarın başlarım” gibi ifadeler kulağa sıradan gelse de kararlarımızı, davranışlarımızı ve olaylara bakış açımızı etkileyebiliyor. Psikolojide iç konuşma, bilişsel çarpıtmalar ve kendini gerçekleştiren kehanet gibi kavramlar da bu noktada devreye giriyor.
İşte Hayatımızı Yöneten Cümleler
1. “Ben Böyleyim.”
Belki de listenin en sinsi cümlesi bu. Çünkü “Ben böyleyim” bazen kişinin kendisini tanımasını sağlarken, bazen de değiştirmek istemediği davranışların arkasına saklanmasına neden olabiliyor. “Ben kıskancım”, “Ben çabuk sinirlenirim”, “Ben zaten disiplinli biri değilim” veya “Ben insanlara güvenmem” dediğimizde, geçici bir davranışı sanki karakterimizin değişmez bir parçasıymış gibi kabul edebiliyoruz. Oysa “Ben böyleyim” demekle “Şu anda böyle davranıyorum” demek arasında ciddi bir fark var. İlki değişimi kapatırken, ikincisi değişim için alan bırakıyor.
2. “Elalem Ne Der?”
Türkiye'de bu cümleyi duymayan yoktur. Ne giyeceğimizden hangi işi yapacağımıza, kiminle birlikte olacağımızdan nerede yaşayacağımıza kadar başkalarının vereceği tepkiyi hesaba katabiliyoruz. “İşten ayrılırsam ne derler?”, “Tek başıma tatile gitsem ne düşünürler?”, “Bu yaşta hâlâ evlenmedim, insanlar ne diyecek?” gibi sorular zamanla kendi isteklerimizin önüne geçebiliyor. Başkalarının fikirlerini önemsemek elbette normal. Sorun, kendi hayatımızla ilgili kararların merkezine sürekli başkalarının beklentilerini koymak. Bir noktadan sonra insan kendi hayatını yaşamaktan çok, hayatını başkalarına açıklamaya başlıyor.
3. “Ben Bunu Yapamam.”
Bu cümle çoğu zaman bir sonuçtan çok, sonuç hakkında verilmiş erken bir karar. Bir şeyi gerçekten yapamayacağımızı bilmekle onu yapabileceğimize inanmamak aynı şey değil. “Ben bunu yapamam” dediğimizde henüz denemediğimiz bir şey için sınır koymuş oluyoruz. Üstelik olumsuz iç konuşmanın kişinin motivasyonunu ve davranışlarını etkileyebileceği düşünülüyor. Bu nedenle “Bunu yapamam” yerine “Bunu nasıl yapacağımı henüz bilmiyorum” demek, problemi ortadan kaldırmasa da hareket alanını genişletiyor.
4. “Nasıl Olsa Değişmeyecek.”
Bu cümle ilk bakışta insanı hayal kırıklığından koruyor gibi görünebilir. Sonuçta denemediğiniz bir şeyde başarısız da olmazsınız. Ancak aynı düşünce iş başvurusu yapmamaya, bir konuşmayı başlatmamaya, yeni bir şey öğrenmemeye veya sorunlu bir ilişkiyi düzeltmeye çalışmamaya kadar uzanabiliyor. Psikolojide kendini gerçekleştiren kehanet kavramı da tam olarak burada önem kazanıyor. Bir kişi belirli bir sonuç beklediğinde, davranışları farkında olmadan bu sonucu destekleyebiliyor ve başlangıçtaki beklentisini doğrulayabiliyor.
5. “Ya Hep Ya Hiç.”
“Bir gün diyeti bozduysam zaten bitti.” “Bir gün çalışmadım, bütün haftam çöpe gitti.” “Bir kez başarısız oldum, demek ki bunu beceremiyorum.” Bu düşünce biçiminde hayat iki seçenekten ibaret hale geliyor: Mükemmel olmak ya da tamamen başarısız olmak. Oysa gerçek hayat bu kadar keskin değil. Bir gün kötü beslenmek bütün süreci bozmadığı gibi, bir gün çalışmamak da insanı tembel yapmıyor. Psikolojide bilişsel çarpıtma olarak ele alınabilen bu tarz düşünceler, olayları olduğundan daha kesin ve olumsuz değerlendirmemize neden olabiliyor.
6. “Artık Çok Geç.”
Yaş, kariyer, eğitim, ilişki veya para söz konusu olduğunda bu cümle sık sık karşımıza çıkıyor. “Bu yaştan sonra bölüm mü okunur?”, “Şimdi meslek mi değiştirilir?”, “Başlasam ne zaman sonuç alacağım?” diye düşünürken aslında çoğu zaman kendi hayatımızı başkalarının zaman çizelgesiyle karşılaştırıyoruz. Bir başkasının 25 yaşında yaptığı şeyi 30 yaşında yapıyor olmak otomatik olarak geç kalmak anlamına gelmiyor. İnsanların hayatlarının aynı takvim üzerinden ilerlemesi gerekmiyor.
7. “Herkesi Memnun Etmeliyim.”
Hayır diyememek, istemediğimiz halde bir yerlere gitmek, kırılmasın diye susmak ve rahatsız olduğumuz davranışları sürekli görmezden gelmek bu cümlenin günlük hayattaki sonuçlarından bazıları. Başkalarını mutlu etmek elbette kötü bir şey değil. Ancak bunu sürekli kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyduğumuzda sınırlarımız giderek silikleşebiliyor. Bir süre sonra da asıl soru “Herkes benden memnun mu?” değil, “Ben neden bu kadar yoruldum?” oluyor.
8. “Başarılı Olmak Zorundayım.”
İlk bakışta motive edici bir cümle gibi görünse de başarıyı kişinin değerinin ölçüsü haline getirmek ciddi bir baskı yaratabiliyor. “Başarılı olmalıyım” düşüncesi zamanla “Başarısız olursam değersizim” düşüncesine dönüşebiliyor. Böyle olduğunda kişi yaptığı şeyden keyif almak yerine sürekli sonucunu, performansını ve başkalarıyla arasındaki farkı ölçmeye başlıyor. Bu nedenle bazen “Başarılı olacak mıyım?” sorusundan çok “Bugün bunun için ne yapabilirim?” sorusuna odaklanmak daha işlevsel olabiliyor.
9. “Benim Şansım Yok.”
Bu cümle bir süre sonra yalnızca bir düşünce olmaktan çıkıp olayları değerlendirme biçimine dönüşebiliyor. İyi bir şey olduğunda bunu tesadüf olarak görürken kötü bir şey yaşandığında “Gördün mü, yine benim başıma geldi” diyebiliyoruz. Böylece zihnimiz zaten inandığımız düşünceyi destekleyen olaylara daha fazla dikkat etmeye başlayabiliyor. Bu nedenle “Ben şanssızım” demeden önce gerçekten hayatımızdaki bütün gelişmelere mi bakıyoruz, yoksa yalnızca ters gidenleri mi hatırlıyoruz diye düşünmek gerekiyor.
10. “Yarın Başlarım.”
Listenin en masum görünen ama en fazla zaman kaybettiren cümlesi olabilir. “Yarın spora başlarım”, “Pazartesi diyete başlarım”, “Haftaya bu işi hallederim” derken yapılacakları sürekli belirsiz bir geleceğe erteliyoruz. Davranış biliminde kullanılan “if-then” planları, yani belirli bir durum gerçekleştiğinde ne yapılacağının önceden belirlenmesi, hedefleri davranışa dönüştürmeye yardımcı olabiliyor. Örneğin “Yarın spor yapacağım” demek yerine “Yarın saat 18.00'de işim biter bitmez spor salonuna gideceğim” demek çok daha somut bir plan oluşturuyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın