article/comments
article/share
Haberler
Nefis - Bölüm 2: Neden Hep Kendimizi Haklı Görürüz?

etiket Nefis - Bölüm 2: Neden Hep Kendimizi Haklı Görürüz?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

İnsan zihni çoğu zaman, gerçeği görmekten çok, kendisi hakkında kurduğu hikâyeyi korumaya çalışır. Bu yüzden yanlış yaptığında ilk refleksi hatasını düzeltmek değil, onu açıklamaktır. 

'Şartlar beni buna zorladı.' 'Başka çarem yoktu.' 'Herkes aynı şeyi yapıyor.' 'Ben aslında kötü niyetli değildim.'

Bu cümlelerin bazıları gerçekten doğru olabilir. Fakat çoğu zaman vicdanı susturmak için üretilen savunmalardır.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Nefis, insanı yanlışa hemen sürüklemez.

Nefis, insanı yanlışa hemen sürüklemez.

Önce yanlışı makul gösterir. Çünkü insan, yanlış olduğunu bildiği bir davranışı uzun süre sürdüremez. Devam edebilmesi için önce onu zihninde meşrulaştırması gerekir.

Nefis; hataları küçültür, sorumluluğu dağıtır, suçu başkalarına yükler. İnsanın kendisiyle yüzleşmesini erteler. Bu yüzden hakikate yaklaşmanın ilk şartı kendini sorgulayabilmektir.

İnsan, enerjisinin büyük bölümünü dış dünyayı değiştirmeye harcar. İnsanları değiştirmek ister, şartları değiştirmek ister, hayatı değiştirmek ister. Fakat en çok direndiği değişim, kendi iç dünyasında gerçekleşmesi gerekendir. Çünkü nefis değişimi tehdit olarak görür. 

Bugün psikolojinin 'konfor alanı' dediği durum da büyük ölçüde bunu anlatır. İnsan, acı çektiği hâlde alıştığı düzeni terk etmek istemez. Çünkü tanıdığı acı, tanımadığı ihtimalden daha güvenli gelir. Bu yüzden birçok insan yıllarca aynı öfkeyi taşır. Aynı kırgınlığı büyütür. Aynı korkularla yaşar. Aynı yanlış ilişkileri tekrar eder. Hayat değişmiştir, insanlar değişmiştir, şehirler değişmiştir fakat nefis aynı hikâyeyi yeniden yazmaya devam eder. Bu sebeple gerçek değişim, yalnızca yeni kararlar almakla başlamaz, insanın, eski alışkanlıklarının kendisi üzerindeki hâkimiyetini fark etmesiyle başlar.

Nefsin en güçlü silahlarından biri de ertelemektir.

Nefsin en güçlü silahlarından biri de ertelemektir.

İnsan çoğu zaman kötülüğü sevdiği için değil, iyiliği sürekli sonraya bıraktığı için kaybeder. 'Daha sonra değişeceğim.' 'Biraz daha zamanı var.' 'Şartlar düzelince başlayacağım.' 'Emekli olunca...' 'Çocuklar büyüsün...' 'İşler düzene girsin...'

Oysa hayat beklemez. Çünkü karakter, büyük kararlarla değil, her gün tekrar edilen küçük tercihlerle inşa edilir.

İnsan her erteleyişinde aslında bir alışkanlığını güçlendirir. Bir gün gelir, seçim yaptığını zannederken, kararlarını alışkanlıklarının verdiğini fark etmez bile. Bağımlılıkların önemli bir kısmı da böyle oluşur.

İnsan bir şeyi yaptığı için değil, tekrar ettiği için ona bağımlı hâle gelir.

Nefis tekrarın gücünü çok iyi kullanır. Bir yanlış, yeterince tekrar edildiğinde insana doğru görünmeye başlar.

İnsanın en büyük yanılgılarından biri de kendisini bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü sanmasıdır. Oysa insan bunların hiçbiri değildir.

İçinde iyiliğe de kötülüğe de açık bir potansiyel taşır ve her gün bu iki yön arasında seçim yapar. Bu yüzden hiçbir insan yaptığı iyiliklerle tamamen güvende, yaptığı hatalar sebebiyle de tamamen umutsuz değildir.

İnsan, yaptığı tercihlerle her gün yeniden şekillenir. Her seçim, karakterine küçük bir iz bırakır. Zamanla bu izler derinleşir ve insana kaderiymiş gibi görünmeye başlar. Oysa çoğu zaman kader gibi görünen şey, tekrar edilen tercihlerdir.

Nefis insana çoğu zaman büyük günahlarla yaklaşmaz. Çünkü büyük yanlışlara karşı vicdan daha uyanıktır. Bu yüzden küçük kapıları tercih eder. Biraz kibir…  Biraz gösteriş,.. Biraz kıskançlık... Biraz öfke... Biraz üstünlük duygusu... Biraz daha fazla beğenilme arzusu...

İnsan bunları önemsiz görür. Oysa karakter büyük kırılmalarla değil, küçük ihmallerle değişir.

Bir bina büyük bir darbeye direnebilir. Fakat yıllarca fark edilmeyen küçük darbe ve çatlaklara direnmesi daha zordur. 

İnsan ruhu da böyledir. Büyük felaketlerden önce küçük tavizler başlar.

Bu yüzden iç dünyasını koruyan insan yalnızca büyük yanlışlardan değil, küçük bozulmalardan da sakınır. Çünkü bilir ki insanı yıkan son hata değildir. Onu asıl yıpratan, o son hataya kadar alışkanlık hâline gelmiş küçük tavizlerdir. Bu yüzden küçük tavizlere karşı uyanık olmak  büyük yanlışlardan korunmak ve iç dünyamızı korumak için gereklidir.

Instagram

Facebook

YouTube

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam