Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Hamza Dinç Yazio: Taştan Aşıya

Anasayfa > Yazio

Taş nasıl oldu da günümüzde aşıya dönüştü? Aralarındaki müthiş ilişki nedir?

Yüzyıllarca insanlık kendini kimi zaman savunmak zorunda kaldı kimi zaman da hırsın etkisiyle, güç ispatı için saldırdı.

Savunma; savunma insanlığın olmazsa olmazıydı, insanoğlu birçok defa ya doğadaki yırtıcılardan kendini korumaya, ya da kendi gibi insan olan başka topluluklardan savunmaya çalıştı.

Ve ilk savunma silahlarından biri kullandığı katı, sert ve sağlam madde olan taştı.

Ve ilk savunma silahlarından biri kullandığı katı, sert ve sağlam madde olan taştı.

İlk savunma silahlarından biri kullandığı katı, sert ve sağlam madde olan taştı. Taşın işlenip şekil verilebilmesi ve kendi içinde farklılık gösteren bir yapıya sahip olması, insanlık adına çok önemlidir. Taş insan elinde tekerleğin icadına kadar süre gelen bir değişim göstermiştir. Osmanlı ordusu askeri eğitimler sırasında, günümüze kadar ününü kaybetmeyen Osmanlı tokadını mermerler üzerinde çalışarak elde etmiştir.  

Taşın ardından insanlık metali işlemesini öğrenip kesici ve delici aletler icat etmesiyle savunma ve saldırıda çok büyük avantajlar elde etmiştir. Metali işlemeyi başaran insanlık günümüzde olduğu gibi durmadan bir arayış içerisinde olmuştur, milattan önce 1000’li yıllarda ilk defa Çinliler tarafından bulunan ve kullanılan barutun bulunmasıyla çok farklı boyut kazandı, savunma ve saldırı. Silahlar, devasa gülleler, füzeler barutun bulunmasıyla yıllar geçtikçe ülkelerin gücüne güç katan önemli bir saldırı silahı olsa da savunma için olmazsa olmazlar arasına girmiştir.

Baruttan sonra insanlık adına utanç duyulacak kimyasal silahlar gelişmeye basladı.1600’lü yıllardan bugüne ülkeler kimyasal silah yapımı ve geliştirilmesi için çalışmalarına devam etmektedir. 1. Dünya Savaşı‘nda kimyasal silahları her iki tarafın da kullandığı bilinmektedir. İnsaniyet ve uygar savaşlara ters düşen kimyasal silahların, 1. Dünya Savaşı‘nın ardından yapılan birçok antlaşmayla kullanımı engellenmiştir. Engellenmiştir kelimesini çok rahat kullanabiliriz çünkü 2. Dünya Savaşı‘nda kimyasal silah kullanımı kayda değer olarak görünmemektedir.

Kimysallardan bahsederken aklımıza istemsizce günümüzde de etkili olan virüs gelmekte ve beyinlere kazınmış adıyla: koronavirüsü.

Kimysallardan bahsederken aklımıza istemsizce günümüzde de etkili olan virüs gelmekte ve beyinlere kazınmış adıyla: koronavirüsü.

Korona neydi? Nerede doğdu?  Bu kadar hızlı nasıl yayıldı? Birçoğumuz bunun hakkında temel bilgiye sahibiz. Kimi çevreler yarasadan bulaştığını kabul etse de kimi çevreler laboratuvar ortamında üretildiğine dair varsayımlarda bulunmuştur. İnsanlar için virüsün kaynağından çok, kendilerini bu virüse karşı nasıl savunabilirim arayışı ağır basmıştır. İlk olarak maskeyle, dezenfektanlarla ve hatta yıllarca kültürümüzün içinde olmayı başaran ve zamanla unuttuğumuz kolonyayla savunmaya çalıştık kendimizi.

Zamanla kullanılan bütün savunma yöntemlerinin tam koruma sağlamayacağı bilinmekteydi ve güçlü bir savunma yöntemi olarak ilaç sanayi bunun altından kalkabilirdi. Hiç de kolay olmayan laboratuvar çalışmalarıyla beklenilen savunma yöntemi olarak aşı bulundu. Birinci doz tam savunma sağlamadığı için ikinci dozla çok iyi sonuçlar elde edilerek virüsün etkisi azaltıldı. İşte yıllar önce taşla kendini savunmaya çalışan insanlık, farklı tehditlere maruz kaldıkça farklı savunma yöntemleri geliştirmiştir. Aşıyı bulduk, virüsün etkilerini azalttık, peki insanlarda bıraktığı ruhsal ve ekonomik bozukluk nasıl çözümlenecek? İddia edildiği gibi yeni bir dünya düzeni mi geliyor? Bizleri neler bekliyor? Hiçbir zaman piyon olarak yaşamayı hedeflemeyin. Düzene ve sisteme başkaldırmadan, sistemin içinde olup daha yaşanır bir dünya için mücadele edin.

Hamza DİNÇ

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
0
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?