Günümüzde Beyaz Yakalı Olmanın Kaçınılmaz Gerçeği: Gösteriş İçin Çalışmak!

-

Kapitalizm, insanın ihtiyacı olmayan ya da daha ucuzunun bulunabildiği ürünlere dünyanın parasını verebilmesini sağladı. Son yüzyılda insanlar bununla övündü, statü sahibi oldu. Bu gösteriş amaçlı tüketim olarak adlandırılan durum artık eskisi kadar değerli değil. Çünkü gelir durumu ne olursa olsun artık herkes böyle davranabiliyor. Günümüzde bu gösterişçi tüketimin yanına yeni bir kavram daha eklendi; gösterişçi üretim.

İnsanlar gösteriş için tüketmeye uzun zamandır alışkın.

Yüz yıl önce garipsenen ve üzerine kafa yorulan bu kavram günümüzde oldukça sıradan hale geldi. Gelir düzeyi ne olursa olsun, insanların statü için para harcaması kimseye tuhaf gelmiyor. Asgari ücretli bir çalışanın son model pahalı bir cep telefonu alması, ortalama gelirli bir beyaz yakalının lüks bir sitede oturması ya da oldukça zengin birinin bir kez giyeceği kıyafete binlerce lira vermesi temelde aynı ve günümüz şartlarında 'normal' bir durum.

Şu sıralar bunun yerine geçen gösterişçi üretim ise yeni bir kavram.

Herkesin çılgınca tükettiği günümüz dünyasında üretmek bir ayrıcalık ve ne kadar üretiyorsanız (ya da öyle görünüyorsanız) o kadar statü sahibi oluyorsunuz. Bu da gösteriş için üretme durumunu ortaya çıkardı. The Guardian gazetesinden Ben Tarnoff'un geçtiğimiz ay kaleme aldığı yazı insanın artık kendini tükettikleriyle değil, ne kadar çok çalıştığıyla tanımladığını çok başarılı bir şekilde ifade ediyordu. Aslında son yıllarda herkesin fark ettiği ancak dile getiremediği bir durumdu bu.

Elbette herkes para ve dolayısıyla iyi bir yaşam için çalışıyor. Bahsettiğimiz durum ise paraya ihtiyacın olmadığı durumlarda bile delicesine çalışmak.

Dünyanın en büyük şirketlerinin CEO'ları aslında ömür boyu paraya ihtiyaç duymayacak; çocuklarının, hatta torunlarının geleceğini garanti altına alacak kadar zenginler. Ancak sürekli ne kadar çok çalıştıklarını, tam bir işkolik olduklarını anlatan röportajlar veriyorlar. Hala böylesine hırsla çalışmalarının temel sebebi para kazanmak ya da şirketlerini daha iyi noktalara taşımak değil. Ait oldukları sosyal sınıfta kalmaya devam etmek ve herkese kazandıkları serveti hak ettiklerini göstermek istiyorlar.

Çalışmak bir zorunluluktan, bir gösteriş ve statü sembolüne dönüşmüş durumda.

Bahsettiğimiz durum sadece CEO'lara özgü bir değil. Sıradan şirket çalışanları da ne kadar çok çalışıyor gözükürlerse, bahsettiğimiz CEO'lar ile aynı statüde olacaklarına inanıyorlar. Günümüz dünyasının egemen sosyal sınıfı çok çalışkan üst düzey şirket yöneticilerinden oluşuyor ve sıradan çalışanlar da kendilerini bu gruba ait hissediyor ya da en azından öyle göstermek istiyorlar.

Zaten çalışmak zorunda olan insanlar, bu şekilde kendilerini daha iyi hissediyorlar.

Tıpkı son model telefona sahip birinin kendini zengin hissetmesi gibi, çok çalışan insanlar da kendilerini çok zengin CEO'lar ile aynı statüde görüyor. Pek çok çalışan hiçbir zaman onlar kadar kazanamayacak olsa da, bu his onları motive etmeye yetiyor. Son dönemde yükselen girişimciliğin arka planında da bu var. Başarılı ya da başarısız olmaları fark etmez; girişimciler çoğu zaman üretimleriyle değil, girişimci olmalarıyla övünüyor. Çünkü dünyanın en başarılı iş insanları birer girişimci ve onlarla aynı statüde olmak bile yeterli.

Hobilerin bile birer 'işe' dönüşmesinin altında da aynı sebep var.

Günümüzün popüler çalışan trendleri olan spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi şeyler giderek daha fazla abartılıyor. Bunları yapmanın sebebinin sağlık olduğu iddia edilse de, aslında amaç sosyal sınıfı belirginleştirmek. Zenginler spora olması gerektiğinden çok daha fazla vakit ayırıyor, böylece nerede durduklarını kendilerine ve çevrelerine ispatlamış oluyorlar.

Günümüzün çok çalışma kültürü, çok çalışıyor gibi görünmeyi de beraberinde getiriyor.

Sürekli çalışmanın gerektiği, evde geçirilen zamanın ve hatta uyku saatlerinin bile çalışmaya uygun programlandığı günümüzde herkesin ne kadar çok çabaladığını göstermesi gerekiyor. Bunun için çevrelerine sürekli "en çok ben çalışıyorum" mesajı veriyorlar. Bunu yaparken bazen işlerine, şirketlerine, çalışma arkadaşlarına zarar verebiliyorlar; ancak önemli olan bu değil tabii ki.

Daha az çalışma, ihtiyaç duyulmayan şeyleri almama hareketleri tek tük duyulsa da, çoğunluk bu cılız sesleri bastırıyor.

Günümüz algısına göre daha az çalışma talebi olsa olsa tembellik, işe yaramazlık ve bunun gibi olumsuz özelliklerin sonucunda ortaya çıkıyor. Aksine herkes daha fazla çalışmalı ve ne kadar çok çalışıldığını tüm dünyaya göstermeli. Gerçek anlamda bir şeyler üretilmese de olur, üretilen küçük şeyleri büyük yansıtmak yeter. Modern toplum sosyal statü için her şeyi abartmaya alışkın ve bu abartının son noktasında hemen aksi moda oluyor. Dün tüketmek, bugün üretmek, yarın belki de az çalışmak. Toplum bir bir kendi değerlerini oluşturup yok ederken olan bitene çok kaptırmamak en iyisi olsa gerek.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ufuk-tosun2

onedio'da gormek istedigimiz iceriklerden.. ozellikle beyaz yakanin durumu gercekten bu sekilde

leydiburj

her bir kelime o kadar doğru ki:(

mstfagncc

son zmanlarda okuduğum en iyi içerik olmuş

azbizerdik

Beyaz yakalıyı ağzına dolamaya bayılır oldu herkes..arkadaş sermaye var da biz mi kendi işimizi yapmıyoruz

Görüş Bildir