Grimm Kardeşler Türk Olsaydı Anlatacakları 5 Masaldan Kesitler

 > -
Bu içerik tamamen eğlence amaçlı üretilmiş olduğundan kullanılan görsel ve metinler haber değeri taşımamaktadır.

Grimm Kardeşler eğer Türk olsaydı eminiz ki anlatacakları masallar daha farklı olurdu. Nasıl olurdu bilmek zor ama tahmin etmek bedava.

1. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

...

Ama ben 7 erkekle aynı evde kalamam ki dedi Pamuk Prenses, hem de aynı odada?! 7 cüceler ne yapacaklarını şaşırmıştı. Böyle bir durum başlarına ilk defa geliyordu. Yan tarafa senin için bir kulübe daha inşa edebiliriz, ama bu biraz vakit alır o sürede en azından perde gersek araya? Dedi bilgin. Başka alternatifi olmayan Pamuk Prenses bu öneriyi kabul etti ancak gece yatarken altına iki içlik birden giymeyi de ihmal etmedi. O gece her tıkırtıya uyanıp, kim var orada?! diye bağıran Pamuk Prenses için ek kulübenin yapımına ertesi gün hemen başladı cüceler. 

***

...

Neden bana elma veriyorsun? Anam mısın babam mısın? dedi Pamuk Prenses ihtiyar kadına. İyilik olsun diye evladım, senin güzelliğini görünce çok etkilendim, bu mis gibi elmalar sana yakışır dedim. Diye cevap verdi ihtiyar kadın. Mümkün değil almam diye diretti Pamuk Prenses. Tanımadığım bir insanın verdiği bir şeyi yiyecek kadar keriz değilim. Belki beni uyutup evi soyacaksın? Emanet malın canı tez olur, ben bu evde misafirim, hadi Allah versin, diyerek ihtiyar kadını yolcu etti. Cadı daha ne olduğunu anlamadan Pamuk Prensesin iteklemesiyle evden uzaklaşırken buldu kendini. 

***

...

Cüceler evin arkasındaki ormanda çalışırken Pamuk Prensesin "Hoşt köppek!" diye bağırdığını işittiler. Aceleyle ellerindeki işi bırakarak evin önüne koştuklarında, Pamuk Prensesin evin önünde yakışıklı prens ile kavga ettiğini gördüler. Daha olayı ne olduğunu tam anlamadan, Pamuk Prensesin prense hamle yaparak "beni mi s.keceksin lan yavşak!" diye gürlediğine şahit oldular. Prens "Leydim ne alakası var lütfen bir dinleseniz!" demesine karşın Pamuk durmuyor, leydi senin anandır, kart pezevenk! diye ormanı çınlatıyordu. Cücelerin geldiğini gören Pamuk, onlara dönerek, "Uykucu, Bilgin, Neşeli, Somurtkan, Utangaç yetişin halleniyor bu o..pu çocuğu bana" diye bağırdı. Bilgin şaşkınlıkla "size saldırdı mı prenses?" diyebildi. Saldırmadı ama gözü göz değil bunun, bulmuş evde tek başına kızı belli ki niyeti bozuk puştun dedi...

2. Külkedisi

...

Başka? İstersen gel bir de s.k diye cevap verdi külkedisi. Senin kızlar akşama kadar götünü devirip yatsın, bulaşıktı, çamaşırdı hep ben koşturayım, yok ya, alemin akıllısı bir sen misin, dedi Külkedisi. Üvey anne şaşırmıştı, oysa sadece bulaşıkları sen yıka, biz de durulayıp yerleştirelim demişti. Babası gittiğinden beri gergin olan Külkedisi reglinin de gecikmesiyle iyice sinire kesmişti. Mutfakta kendisi için özenle hazırlanmış olan yatağı beğenmemekle kalmamış, bu yatağa tek tek hepinizi yatırır, kan alırım kan! diye peşleri sıra bağırmıştı. Külkedisi'nin babası ile evlenirken babasının çeyiz olarak verdiği bu evde sadece 2 oda vardı ve birinin geniş mutfakta yatması gerekiyordu. Ancak Külkedisi iki üvey kız kardeşinin mutfakta yatması konusunda ısrarcıydı. Bu iki çirkinin ne mahremiyeti olacak? Oysa ben öyle miyim? Gelene gidene g.tümü başımı sergileyecek değilim diyen Külkedisi. Üst kattaki oda benim, ağzınıza s.çtırtmayın diye ekledi

***

...

Hee oldu, dedi Külkedisi, kendisine saat 12'den önce evde olması gerektiğini söyleyen peri anneye. Koskoca peri olmuşsun, şu a.ına kodumun büyüsünün süresini az daha uzun yapamıyor musun? Zaten 10'da gidiyorum, daha prensi kuytuya çekemeden eve mi döneceğim, hiç gönderme daha iyi o zaman diye çıkıştı. Peri anne bunun kendisiyle bir ilgisi olmadığını, büyü kanunlarına göre yaptığı bu büyünün süresinin ancak bu kadar olabildiğini izah etmeye çalıştı. Ama Külkedisi onu hiç dinlemiyor. Kah elbisenin kumaşına, kah ayakkabının malzemesine laf edip duruyordu. Cam ayakkabı mı olur? Sen gerizekalı mısın? Bu ayakkabı kırılsa ayağımı koparıp atar, beni partiye mi yolluyorsun yoksa ölüme mi diyerek peri anneyi azarlıyordu. Peri annenin gözleri dolmuş, kafasını çevirmişti ki Külkedisi'nin sesi geldi. Senin kabaktan yaptığın arabanın tekerini s.keyim ama ben ya...

***

...

İstersen g.tümü komple avuçla?! diye çıkıştı zorla dansa kaldırdığı prense. Yahu, seni ben dansa kaldırdım diye bana istediğini yapabileceğini mi zannediyorsun? Neyim ben O.ospu mu? diye sürdürdü konuşmasını. Prens ne diyeceğini bilemiyordu. Affedersiniz prensesim, isteyerek yaptığım bir şey değildi diyebildi. Tamam, tamam kes, 1 saatim kaldı, ilerideki çalılıkta tepişelim de ben kaçayım dedi. Tepişmek? diye şaşkınlıkla sordu prens? Yahu, güreş tutalım işte anlasana dedi Külkedisi...

3. Uyuyan Güzel

...

Böyle saçma büyü mü olur ya, sen ne s.kim bir cadısın dedi kral Malefiz'e. Malefiz içinde birazcık da olsa iyilik barındıran bu büyüyü yaptığı için pişman olmuştu. Keşke dedi, keşke şuracıkta senin boğazını sıkıp öldürseydim. Biz senaryo olsun, hareket olsun diye üzerinde düşünülmüş bir işe girişiyoruz sen bana küfrediyorsun. Kral hiç umursamaz görünüyordu. Ne yaparsan yap, eline iğne batacakmış da, uyuyacakmış da, gerçek aşkın öpücüğüymüş de... Uyursa uyusun arkadaşım, kökü bende değil mi? dedi kral, bu uyuyup dursun, ben yenisini yaparım diye ekledi. Malefiz çok şaşkındı, şimdi yaptığı büyüden o da kuşku duymaya başlamıştı.

***

...

Sahipsiz gördüğü kızların yanına yanaşıp onlara hallenmek sizin krallıkta bir gelenek mi? diye sordu uyuyan güzel. Prens daha az önce masum bir bebek gibi uyuyan prensesin, bu kadar çabuk kendine gelip, üstüne de kendisine çıkışmasına çok şaşırmıştı. Prenses, kim bilir kaç zamandır uyuyorsunuz, sadece sizi uyuduğunuz bu güzel uykudan uyandırmak istedim diye cevap verdi. Ne kadar zamandır uyuduğumu sen nereden biliyorsun? Hem sen uyuyan bir kızı uyandırmanın yolunun onu öpmek, onun alt dudağını kapmak olduğunu nereden biliyorsun? Oradan bakınca iffetsiz biri gibi mi görünüyorum? Prens yaptığından utanmıştı, haklısınız diyebildi. Haklıyım tabi dedi uyuyan güzel ve ekledi, başka bir terbiyesizlik yapmadın inşallah?

4. Rapunzel

...

Yok ebesinin a.ı diye bağırdı Rapunzel'in babası. Bahçenden iki yaprak marul aldık bunun karşılığında sana 3 günlük bebeyi mi verelim? Gel üstüne bir de beni s.k bari? diye devam etti. Cadı şaşırdı, ben mi dedim sana benim bahçeme gir de marul al diye g.vat! diye bağırdı. Canın çok marul çekiyorsa in kasabaya, pazardan al! İki dakikalık yolu yürümeyeyim diye benim bahçemi talan et, sonra vay efendim bebeğimi vermem. Vereceksin arkadaş, s.ke s.ke vereceksin! Diye bağırdı. Rapunzel'in annesinin gözü korkmuştu, bey dedi sessizce, ne istiyorsa verelim Allah aşkına yoksa yakıp yıkacak evimizi barkımızı. Baba hiddetle anneye döndü, vermesine verelim de sen ne kanı bozuk bir anneymişsin yahu? Daha memeni emen çocuğunu istiyor, g.t korkusuna verelim gitsin diyorsun? dedi. 

***

...

Allah aşkına söyle, çok düşündün mü bu kule fikrini, dedi Rapunzel cadıya. Yahu insan gibi, bir kuytuya götür, ıssıza çek ama şu kule işini yapma. Ben bahçesine bir şeyler ekeyim, iki toprağa basayım, hem senin istediğin olsun, hem de benim, bu ne ya, kuleymiş. Cadı Rapunzel'in haklı olduğunu düşündükçe daha da sinirlendi. Sana mı soracağım be! diye ünledi, anası babası hırsız, terbiyesiz. Elimde hazır kule vardı getirdim seni buraya. Hem burada birinin seni bulması, bulsa bile kurtarması imkansız. G.t kadar ülkenin ıssızı mı kalmış ki seni oralara götürüp, köy hayatı yaşatayım? Sesini kes ve saçını ör, daha fazla asabımı bozma benim dedi. 

***

...

Rapunzel birinin ıslık çalarak kulenin yakınlarından geçtiğini işitti. Saçlarını örmeyi bırakarak hemen pencereye koştu, o da ne bir erkekti bu! Hemen kafasını eğerek içeri kaçtı "Neme lazım, görür gelir de s.ker falan" diye düşündü...

5. Kırmızı Başlıklı Kız

...

Kör olmayasıca neredesin yine diye söylendi Kırmızı Başlıklı Kızın annesi. Ne zaman sana ihtiyacım olsa ortadan kayboluyorsun! Geldim anne, diye bağırdığını duydu evin arkasından. Yine yan komşunun çocuklarıyla oyuna kaptırmıştı kendini. Gel çabuk, anneannenin sepetini hazır ettim götür onu dedi. Off ya, Pazartesi götürdüm ya, her gün ne çok şey yiyor, sen götür bana ne dedi kırmızı başlıklı kız. Annesi, kırmızı başlıklı kız çabuk buraya gel diye bağırırken, ilk defa kızına bir isim koymadığı için kendini suçlu hissetti. Kırmızı başlıklı kız ney a.ına koyim diye geçirdi içinden.

***

...

Kırmızı başlıklı kız annesinin dediği gibi orman yoluna hiç sapmadan, çevre yolunu takip ederek direkt anneannesinin evinin önüne çıktı.

***

...

Senin ellerin neden bu kadar büyük? diye sordu anneannesine kırmızı başlıklı kız, senin kulakların neden kepçe diye soruyor muyum ben sana itin eniği dedi anneannesi. O sırada dolaptan gelen tıkırtıları duydu kırmızı başlıklı kız... Korkmuştu... Dolapta bir şey mi var diye sordu anneannesine. Ne olacak kızım, ben 80 yaşında bir kadınım yerimden kalkamıyorum ki? Ama dolaptan yine tıkırtılar geldi. Korka korka yerinden kalkan Kırmızı dolaba doğru yürümeye başladı. Anneannesi, gel gel bak annen sevdiğin kekten yollamış yiyelim dedi. Ama kırmızı dolapta bir şey olduğundan emindi, anneannesinin gel de sana ellerim neden büyük açıklayayım demesine aldırmadan dolabın kapağını ani bir hareketle açtı... Avcı iç çamaşırını aceleyle çekerek, hay Allah sen mi geldin kırmızı? diyebildi. Kırmızı başlıklı kız anneannesine dönerek bu ne? diye bağırdı. Anneanne hiç istifini bozmadan cevap verdi, sadece karnımız mı doysun?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
vintageee

harika olmus :D :D böyle içeriklerle gelin :)

ismailckn

"Uykucu, Bilgin, Neşeli, Somurtkan, Utangaç yetişin halleniyor bu o..pu çocuğu bana" diye bağırdı. Bilgin şaşkınlıkla "size saldırdı mı prenses?" diyebildi. hahahahahahahahahha

onrgly

Muazzam olmuş :) İçerik süperdi gerçekten

jane-doe

Çok iyiydi 👍

ayse-gok1

işte bunun için bizden bi bok olmaz

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

anneetyiyecek
Görüş Bildir