Gezgin Olarak Malezya'ya Giden Türk Gençlerin Zehir Olan Seyahatleri ve Yaşadıkları Korkunç Olaylar!

-

Keşfetmek duygusu hepimizin içinde yer alan önlenemez bir tutku adeta. Özellikle günümüzde, kısıtlı bütçe ile dünyayı keşfetmek isteyen kişilerin sayısı gittikçe çoğalıyor. Murat, Servan ve Simge de, gezgin olarak dünyayı dolaşan üç gen. Fakat onların hikayesi, alıştığımız seyahat notlarından çok daha farklı, çok daha can sıkıcı!

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Aslında onlar, gezmeyi ve keşfetmeyi seven üç gençten fazlası değil. En azından bu hikaye içindeki konumları sadece bu kadar.

Murat, Servan ve Simge. Onlar gezginliği bir yaşam tarzı haline getirmiş, kısıtlı bütçe ile keşfetmenin imkansız olmadığını kanıtlayan üç genç. Bu seferki rotalarını da Asya'ya çevirmişler.

Fakat bu hikayeden sonra az parayla gezmek ve yeni yerler keşfetmek heyecanlarını rafa kaldırmışlar. Kolay değil, zulüm gibi geçen bir 8 gün söz konusu.

Her şey Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'dan otostopla Tayland sınırına gitmeye karar vermekle başlıyor.

Uzun süre araç bekleyen gençler, sonunda kendilerine yanaşan bir taksiye biniyor. Sınır şehri olan Ipoh'a ulaşan gençlerin amacı burada bir hostelde geceyi geçirip, ertesi sabah Tayland'a devam etmek. İsmi Tahir olan Filistinli taksici gençleri bıraktıktan sonra Facebook Messenger üzerinden Murat'ı arıyor ve başka bir rota olan Penang adasına geçeceğini, isterlerse kendilerinin de onlarla gelebileceğini söylüyor. Onlar da planlarını değiştiriyor ve Tahir ile birlikte Penang adasına doğru yola koyuluyorlar.

Penang adasına varan gençler, Tahir'e nerede kalabileceklerini soruyor ve Tahir, konaklama için bir arkadaşını arıyor.

media.themalaymailonline.com

Fakat o kişiye ulaşamıyorlar. Bu arada güvenli olacakları ve Tahir'in onları götüreceği yer bir üniversite kampüsü. Tahir arkadaşına ulaşamıyor ama gençleri, güvenli olduğunu düşündüğü üniversiteye yine de bırakıyor.

Tahir, gençleri üniversitenin çarşıya benzeyen kısmına bıraktıktan sonra gençler, uyumak için kendilerine korunaklı bir yer bulmaya çalışıyorlar.

İlk önce çardakta yatmaya karar veriyorlar ama börtü, böcek, kertenkele gibi uyumalarına engel canlıları görünce dükkana benzeyen boş bir yer bulup oraya geçiyorlar. Sabah uyandıklarında ise kendilerine bakan 3-4 kişiyi görüyorlar. İçlerinden birisi "Merhaba, burada yatamazsınız" diye gençleri uyarıyor. Ekip özür diledikten sonra toparlanmaya başlıyor ancak yine de güvenlik ofisine götürülüyorlar.

Güvenlik ofisinde pasaport kontrolleri yapılıyor hatta gençlere aç oldukları düşünülerek ufak tefek yiyecekler bile ısmarlanıyor.

Yani şu ana kadar kötü bir şey yok; hatta Servan'ın anlatımına göre gayet iyi davranmışlar kendilerine. Ancak sonradan gelen bir görevli, prosedür gereği polise ifade vermek zorunda olduklarını söylüyor. Polisler geliyor, gençler konuyu anlatıyor. Fakat yine de karakola gidip ifade vermeleri gerektiği söyleniyor; gidiyorlar da...

Bu sürecin kısa süreceğini düşünüp, konu anlaşıldığı takdirde özgür kalacaklarını düşünüyorlar...

Polislerle gayet iyi anlaşıyorlar, hatta bizim ülkemizdeki fiyatlarla onların ülkesindeki fiyatları karşılaştıran muhabbetler yapıyorlar. Polisler onlara yemek ısmarlıyor; her şey iyi gidiyor gibi görünüyor...

Son bir yere geçip oradan da bırakılacaklarını söylüyor Polis fakat...

Ne olduğunu anlamadan Servan'ın ve Murat'ın koluna kelepçeyi vuruyorlar. Simge'nin suratı bu tablo karşısında bembeyaz oluyor; herkes şaşkın ve korkuyor. Bir aracın içine bindirilip başka bir yere naklediliyorlar. Araca binerken polisler tarafından "Gittiğiniz yerde agresif davranmayın" diye tembihleniyorlar.

Ulaştıkları yeni karakolda yanlarına gelen amir, hiç de beklemedikleri bir şey söylüyor gençlere: "Yanlış yere girdiniz burada bu illegaldir ve 14 gün hapis cezası vardır"

Tabii derin bir şok ve haliyle yaşanan sinir krizleri... Özellikle Simge'yi sakinleştirmek epey zor oluyor. Amir "Bunun bir uyarı" olduğunu söylüyor ve bir miktar sakinleşiyorlar. Nihayetinde bu bir uyarıysa "anlaşıldı" deyip bir kere daha tekrar edilmeyecek ve serbest kalacaklar. Bu durumda kelepçenin açılması için ellerini uzatan gençler, bekledikleri özgürlüğe kavuşamıyorlar. Ve bitmeyen yer değiştirmelere bir yenisi daha ekleniyor, başka bir yere doğru polis tarafından götürülüyorlar.

En fazla bir gece nezarette yatacağını düşünen gençler büyük bir şok yaşıyor çünkü geldikleri yer hapishane!

media.themalaymailonline.com

Murat ve Servan ayrı, Simge ayrı bir yere konuluyor. Herkes derin bir şok içinde!

Murat ve Servan'a, mahkumların giydikleri turuncu kıyafetten giydiriyorlar hapishanede.

Özel eşyalarını da kilitli bir dolaba koyup saklıyorlar. Her milletten, bir sürü insanın yattığı hapishaneler artık. Sebep: Üniversite kampüsünde kaçak şekilde uyumak!

Durumun anlaşılıp amirin kendilerini hapisten çıkartmak için gelmesini bekliyorlar ve saatleri sayıyorlar. Fakat sabah olduğunda durum daha da beklenmedik bir hal alıyor...

Bir görevli elindeki kağıda bakarak onlara "31 Ocak" diyor. Bu onların hapishaneden çıkış tarihi! Bu kadarı gerçekten dayanılmaz onlar için. Fakat bitmiyor: Polisler, gençlerin üçünü ayrı ayrı sorgu odasına alıyorlar.

Ayrı ayrı sorgulanan gençler, hayatlarının belki de en zor günlerini o odada yaşıyor. Sorularsa şöyle:

Servan'a sorulan ilk soru "Are you muslim?" (Müslüman mısın?). Evet cevabından sonra kelime i şehadet getirmesi isteniyor, getiriyorlar. İkinci soru ise sünnetli olup olmadığı. Bunun ispatı için penisini göstermesini istiyorlar ve o da mecburen gösteriyor. Hatta "Neden dövme yaptırdın?" diye tuhaf bir soruya "Gençlik hatam" gibi gayet içinden gelmeyerek, mecburen söylenmiş bir cevap veriyor. Çünkü ne yaşayacağını o da bilmiyor...

Neden ülkelerinden çıktıktan tutun da, terör örgütleriyle ilgili neler düşündüğünü soran uzun bir sorguya maruz kalıyorlar.

Sorgudan sonra yeniden hapishane odalarına geri dönüyorlar. Sinir krizleri, açlık, belirsizlik ve haksızlık... Hepsini tek tek yaşıyorlar; hepsini 8 gün boyunca yeniden yaşıyorlar. İşin kötüsü, ailelerine de haber verebilmiş değiller.

Kuala Lumpur'da tesadüfen bulunan bir arkadaşları, durumdan şüpheleniyor ve atlayıp Penang'a gidiyor.

Gençlerin izinini buluyor durumu Türk Büyükelçiliği'ne aktarıyor. Büyükelçi, gençleri hapishanede ziyaret ediyor ve ellerinden geleni yapacaklarını dile getiriyor. Hatta Simge hapishanede yaşadıklarını anlatınca, Büyükelçi'nin gözleri doluyor ve çıktıkları zaman elçilikte kendilerini misafir etmek istediklerini söylüyor. Türkiye'nin Malezya Büyükelçisi eski milletvekili Merve Kavakçı.

Ertesi gün, Murat, Servan ve Simge'nin yaşadıkları bu 8 günlük kabus son buluyor ve özgürlüklerine kavuşuyorlar.

Tabii bu sadece yazıya dökülebilen kısmı. Ne hissettiklerini tam olarak bilmemiz imkansız ama Servan'ın şu sözleri belki biraz daha onları anlamamızı sağlar:

"Özgürlüğün kıymeti insanların ailenin doğanın ve aşkın kıymetini bize hatırlatan bir simülasyondan çıkmıştık. Artık hiçbir yerden ne sıkılırım, ne gocunurum. Ne yemek seçerim, Ne Simge'yle küçük sorunlar yaşarım. Aştık ,erdik. Bu ilişki için bir yapı taşı koyduk. Herkes çok uğraştı; biz perişan onlar perperişan.

Her şey bitti. Penang'da bizim gibi gezen bir sürü ülkeden dünya tatlısı bir sürü insanın arasında tüm özgürlüğümle bu yazıyı yazdım. Tadını en çok özlediğim kahvemin son yudumunu da büyük bir keyifle alarak bu yazıyı bitiriyorum.

Bu da bize kapak olsun! Bu işlerin şakası yok!"

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sbstnbjk

Maceraperest bir gezgin olmakla deli cesaretine sahip kuraltanımaz bir asi olmak farklı şeylerdir. Macera arıyorum yeaa diye gezerken nerede ne zaman nasıl davranacağınızı, kimlerle nasıl konuşacağınızı, neler yapıp neler yapmayacağınızı bilmeden hareket ederseniz böyle durumlarla karşılaşabilirsiniz. Evet, bu olayda en az hatalı olan kişiler bu 3 arkadaş. Asıl suçlu bu tarz ülkeler ve yabancılara bu tür muamelelerde bulunan görevliler. Ancak bunları değiştiremeyeceğinize göre kendinizi bu insanlara ve kurallara uygun hareket edecek şekilde değiştirmeniz gerekiyor.

gzm-ynklr

(((

fredmayjss

bu kadar teknolojiye önem veren bir ülkenin hem müslüman hemde kafa yapısı olarak ilkel olması çok ilginç gerçekten .

Gizli Kullanıcı

Eşeğin bilmediği ot karnını ağrıtır! Sen bilmediğin memlekette otostop yap yetmesin bide adamın peşinden git... Ucuz atlatmışlar yine de.

hossohbet-entelektuel-adam

kurtaran da bir zamanlar başörtülü olup da meclise giremeyen hanımefendi

wozniak

Kurtaran Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi. Baş örtülü ya da başı açık ya da erkek yerinde kim olsa aynı şeyi yapmak birinici vazifesi, yapmaması sorun asıl. Burada bölücülük yapma, boş da yapma.

hossohbet-entelektuel-adam

ben sadece bilgi verdim. buradan ne çıkardın acaba. yarası olan gocunuyor

fredmayjss

bide ne çıkardın diyo asfasdf

Başlıklar

FacebookPolisTerörgezgintattoo
Görüş Bildir