Gençliğimizi Bıraktığımız O Efsane Rock Marşları
Bazı şarkılar sadece müzik değildir; ilk aşkındır, lise son sınıftır, sabaha kadar süren o derin sohbetlerdir. Intro sesini duyduğumuz an tüylerimizi diken diken eden, bizi zaman makinesine bindirip o dertsiz ama bol isyankâr günlere götüren efsane rock marşlarını derledik. Mendilleri hazırlayın, eskilere gidiyoruz!
1. Nirvana - Smells Like Teen Spirit
Kurt Cobain abimizin o vokalini ve meşhur dört akorlu introsunu duyduğumuz an içimizde uyanan o saf enerji... 90'larda genç olanların resmi milli marşıdır bu.
Ekose gömlekleri belimize bağlatıp, saçları öne döküp ritme ayak uydurma akımını başlatan yegane şarkıdır. X kuşağı ile Y kuşağının ortak sesi.
2. Şebnem Ferah - Sil Baştan
Konserlerde gözleri kapatıp, kafayı geriye atıp ses telleri yırtılana kadar 'Sevgilüüüüüm' diye bağırmayan bizden değil.
Hayata her yenildiğimizde bizi ayağa kaldıran o kutsal şarkı.
Sevgiliden ayrılınca ya da o çok istenen üniversite sınavı kazanılmadığında odanın kapısı kapatılır, kaset/CD başa sarılır ve Şebo ile birlikte 'Sil baştan başlamak gerek bazen' diye haykırılırdı. Şarkı bittiğinde gelen o arınma ve rahatlama hissini bugün hiçbir terapi veremiyor.
3. Metallica - Nothing Else Matters
Gitar çalmaya heves eden her gencin istisnasız ilk öğrendiği o mi-si-sol-mi serisi... Sevgilisine bunu çalıp hava atmayan tek bir 2000'ler genci bulamazsınız.
Black Album'ün bu göz bebeği eseri, metal müzikten mesafeli duran ailelerin bile evde keyifle dinlediği nadir şarkılardandı. Solosu başladığında havadaki görünmez elektro gitarı çalmayan, James Hetfield gibi 'So close, no matter how far' diye iç çekmeyen tek bir rock sevdalısı yoktur.
4. Mor ve Ötesi - Cambaz
- 2004 yılında 'Dünya Yalan Söylüyor' albümü bir çıktı, yer yerinden oynadı. Televizyonda klibini yakalamak için Kral TV başında nöbet tuttuğumuz, bas tonlarıyla beynimizi yakan o şaheser.
5. Linkin Park - In the End
Chester Bennington'ın yırtıcı çığlıkları ile Mike Shinoda'nın rap vokali birleştiğinde Walkman'lerimizin pilleri biterdi. 'I tried so hard...' derken gerçekten çok çabaladık be Chester abim.
6. Duman - Bu Akşam
Kaan Tangöze’nin o umursamaz, hafif sarhoş vokal tarzıyla hepimizi peşinden sürüklediği yıllar. Arkadaş ortamında akustik gitarla çalınan ortamların bir numaralı mezesiydi.
7. Evanescence - Bring Me To Life
Amy Lee'nin o gotik makyajı, klibi ve 'Wake me up!' çığlığı... MSN durumlarımıza az yazmadık bu şarkı sözlerini. İçimizdeki o hüzünlü ve dramatik ruhu besleyen en vizyoner parçaydı.
8. Cem Karaca - Tamirci Çırağı
Girişteki o klavye ve gitar solosu çaldığı an tüyleri diken diken olmayan var mı? Sadece bir şarkı değil, sinema filmi gibi hikayesi olan, bizi hem duygulandıran hem de toplumsal olarak düşündüren dev eser. Anadolu rock müziğinin neden bu kadar büyük olduğunu, hikaye anlatıcılığının ne demek olduğunu bize en çıplak haliyle öğreten, babalarımızdan miras aldığımız en büyük marştır.
9. Guns N' Roses - Sweet Child O' Mine
Slash'in o şapkasını ve dünyanın en ikonik gitar introsunu unutmak ne mümkün? Axl Rose'un o yılan gibi dans ettiği video klip hafızalarımıza kazındı bir kere.
Saçları uzatıp, dar kotlar giyip sokakta yürürken kulaklıktan bu şarkının çalması insana kendini dünyanın en havalı insanı gibi hissettirirdi. O dönem radyolarda her saat başı çalan bu şarkı, rock müziğin altın çağının en parlak sembollerinden biriydi.
10. Pentagram - Bir
Türkçe metal/rock tarihinin en birleştirici, en felsefi marşı olabilir. Rock İstanbul ve Rock'n Coke festivalslerinin tozunu yutmuş olanlar iyi bilir. Pentagram sahneye çıktığında o devasa kalabalık tek bir vücut olurdu. Şarkının tasavvufi ve felsefi sözleri, metal müziğin o güçlü yapısıyla birleşince ortaya adeta kulaklarımızdan kalbimize akan bir nehir çıkardı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın