article/comments
article/share
Haberler
Erva Felsefesi; Bir Tohum, Bir Toprak, Bir Gelecek

etiket Erva Felsefesi; Bir Tohum, Bir Toprak, Bir Gelecek

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

İlginç bir örnek ile karşınızda olacağım. Bir kent inisiyatifi. Gençlere anlamlı bir yol sunan bir oluşum. ERVA’dan söz ediyorum. Bir ziyaretim esnasında tanıştığım Kayseri’deki ERVA Okulları bir felsefe üzerinde inşa edilmiş. Bu yazıda bunu anlatacağım.   Bir felsefeyi anlatmak zordur. Çünkü felsefe soyuttur, elle tutulamaz, gözle görülemez. Ama bazen bir felsefe, bir çocuğun gözlerinde parlar. Bazen bir felsefe yorgun bir annenin yüzündeki gülümsemede saklıdır. Bazen de bir felsefe, spor salonunun köşesinde ter dökülen, defalarca düşüp defalarca kalkan bir gencin inadında yaşar.

ERVA felsefesi işte tam da böyle bir şeydir. Kâğıda dökülebilen ama asıl kıymeti yaşanarak anlaşılan, okunarak değil hissedilerek kavranılan derin bir anlayış. Ve bu anlayışın doğduğu yere gitmek gerekiyor önce. Oradan başlamak gerekiyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bir Çağın Derdi

Bir Çağın Derdi

Bir düşünce deneyi yapalım. Gözlerinizi kapatın ve aklınızda bir şehrin fotoğrafını canlandırın. Sokaklar var, mahalleler var, okullar var. Çocuklar var. Gençler var.

Ama şimdi o gençlerin yüzlerine bakın. Ne görüyorsunuz?

Bir kısmı ekrana gömülmüş. Saatler geçiyor, günler geçiyor, ama eller hâlâ ekranda. Gözler hâlâ o mavi ışıkta. Dış dünyayla bağlantı kopuk, içerideki dünya ise giderek daralıyor. Bir kısmı yanlış bir çevreye sürüklenmiş — yavaş yavaş, fark ettirmeden, adım adım. Bir kısmı ise sadece yorgun. Amaçsız. Nereye gideceğini bilemeyen, kendine güvenemeyen, hayattan ne istediğini soracak birisine bile sahip olmayan bir yorgunluk bu.

Bu tablo sadece bir şehrin değil, bir çağın derdi.

Teknoloji bağımlılığı, madde kullanımı, sosyal yalnızlık, değer erozyonu — bunlar soyut kavramlar değil artık. Her mahallede, her okulda, her ailenin içinde yankılanan somut gerçekler. Ve bu gerçeklerle yüzleşmek, 'uzak dur' demekten çok daha cesur bir şey gerektiriyor.

ERVA Felsefesi de tam bu cesaretle ortaya çıktı.

Sadece Spor Değil; Bir Hayat Anlayışı

Sadece Spor Değil; Bir Hayat Anlayışı

ERVA'yı bir spor projesi olarak tanıtmak mümkün. Evet, spor okulları var. Antrenmanlar var, turnuvalar var, kulüpler var. 10'dan 18'e kadar binlerce genç bu kulüplerde ter döküyor. Futbol sahalarında, voleybol kortlarında, boks ringlerinde, güreş minderlerinde, okçuluk pistlerinde hayatı öğreniyor.

Ama ERVA'yı sadece bu gözle görmek, onu eksik anlamak olur.

Çünkü ERVA Felsefesi'nin kalbinde yatan şey şu: Spor bir araçtır, amaç insandır.

Spor, burada bir beden geliştirme egzersizinin çok ötesine geçiyor. Spor, burada bir dil. Gençlerle kurulan en dürüst, en saf, en doğrudan iletişimin dili. Çünkü bir genç sahaya çıktığında maskesi düşer. Orada sadece kendisidir. Güçlü ve zayıf yönleriyle, korkularıyla, hayalleriyle. Ve o gerçek anın içinde ERVA bir şey fısıldar gence:

'Sen değerlisin. Sen yapabilirsin. Sen burada sadece bir oyuncu değil, bir karaktersin.'

Bir Değer Ekimi!

Bir Değer Ekimi!

Şimdi düşünün bir çocuk spor salonuna giriyor. Belki ilk kez bir antrenörün ona zaman ayırdığını görüyor. Belki ilk kez bir takımın parçası olduğunu hissediyor. Belki ilk kez 'Seni bekliyoruz' cümlesini duyuyor.

Bu küçük görünen anların içinde aslında büyük bir ekme işi yapılıyor. Ve ekilen tohumlar şunlar: saygı, dürüstlük, sorumluluk, yardımlaşma, adalet, azim, öz disiplin, vatan sevgisi.

Bu değerler bir ders kitabından ezberletilmiyor. Bir ödülün karşılığında sunulmuyor. Bunlar yaşanarak kazanılıyor. Bir maçta haksız bir karar karşısında nasıl tepki verileceği öğrenilirken adalet kavranıyor. Takım arkadaşı yorulduğunda yükü paylaşmak öğrenilirken yardımlaşma içselleşiyor. Defalarca düşüp kalkmak öğrenilirken azim, soyut bir kavramdan somut bir alışkanlığa dönüşüyor.

ERVA Felsefesi'nin belki de en güçlü yanı bu: değerleri öğretmek değil, değerleri yaşatmak.

Ve bu fark öğretmek ile yaşatmak arasındaki fark — her şeyi değiştiriyor.

Düzenli Takip, Gerçek İlgi

Düzenli Takip, Gerçek İlgi

Her büyük proje söylemde güçlüdür, uygulamada ise zaman zaman çözülür. ERVA Felsefesi'ni diğerlerinden ayıran şeylerden biri de bu noktadaki kararlılığıdır.

Projeye katılan her öğrenci, yalnızca bir istatistik değildir. Spor performansı takip edilir, evet — ama yalnızca bu değil. Sosyal gelişimi izlenir. Duygusal durumu değerlendirilir. Anketler yapılır, geri bildirimler alınır, ailelerle iletişim kurulur. Çünkü ERVA, bir genci sadece sahadaki başarısıyla değil, bütün bir insan olarak görür.

Bu bakış açısı bütüncül, kapsayıcı, insan odaklı bakış açısı aslında modern dünyada giderek azalan ama giderek daha çok ihtiyaç duyulan bir şeydir: gerçek ilgi.

Bir gencin 'Burada gerçekten önemseniyor muyum?' sorusuna ERVA'nın cevabı bellidir. Ve bu cevap sadece söylenmez gösterilir. Her antrenmanda, her değerlendirmede, her 'Nasılsın?' sorusunda gösterilir.

Bir Halka — Bireyden Topluma

Bir Halka — Bireyden Topluma

ERVA Felsefesi bireyden başlar ama orada bitmez. Çünkü değişen bir genç, değişen bir ailedir. Değişen bir aile, değişen bir mahalleye kapı açar. Değişen mahalleler ise zamanla değişen bir şehre dönüşür.

Bu büyüme, bu yayılma, kendiliğinden olur. Zorla değil, doğal olarak. Çünkü ERVA'nın spor salonlarında başlayan dostluklar mahalle sınırlarını aşar. Farklı sokaklardan, farklı koşullardan gelen çocuklar aynı minderde buluşur, aynı topa koşar, aynı kupanın hayalini kurar. Ve bu buluşmalar, bu ortak hedefler, toplumsal bir bağ örer, görünmez ama sağlam, sessiz ama derin.

ERVA, farkında olmadan bir toplumsal doku örüyor. Ve bu dokunun her ilmeği, bir gencin bu projeyle geçirdiği her antrenmanda atılıyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Rakamların Anlatamadığı Hikâyeler

Rakamların Anlatamadığı Hikâyeler

Her projenin rakamları vardır. Kaç öğrenci, kaç branş, kaç turnuva, kaç madalya? Bunlar önemli. Bunlar görünür. Bunlar ölçülebilir.

Ama ERVA Felsefesi'nin asıl büyüklüğü, rakamların erişemediği yerde yaşıyor.

Annesiyle babasından ayrı büyüyen bir çocuğun gözlerindeki o hayalin parıltısında yaşıyor. Yıllarca kendini değersiz hisseden bir gencin ilk kez 'Ben de yapabilirim' dediği o kırılgan anda yaşıyor. Kötü alışkanlıkların eşiğine gelmiş, neredeyse kaybolacakken bir antrenörün uzattığı ele tutunan o elin sıcaklığında yaşıyor.

Fiziksel engeli nedeniyle hayattan kopan bir öğrencinin, ilk kez bir takımın parçası olduğunu hissettiği o sessiz sevinçte yaşıyor.

Bir annenin, akşam kapıdan giren çocuğunun yüzüne bakıp içinden 'Tamam, bugün de iyi bir gün geçirdi' diyebildiği o rahatlamada yaşıyor.

İşte bunlar bu anlar, bu dönüşümler, bu küçük ama devasa kırılma noktaları ERVA Felsefesi'nin gerçek meyveleridir.

Vali Gökmen Çiçek’in Bakış Açısı!

Vali Gökmen Çiçek’in Bakış Açısı!

ERVA Spor Okullarının fikir babası Kayseri Valisi Gökmen Çiçek! Birçok ilde model olduğunu ifade eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, 'Her zaman söylediğim gibi, Kayseri'de artık ERVA diye bir gerçek var. Bugün birçok ilde ERVA Spor Okulları model olmuş durumda. Birçok ilden arayanlar, kendi şehirlerinde ERVA Spor Okulları modelini uyguladıklarını gururla bize ifade ediyorlar. Kayseri'nin kendi içerisinden çıkardığı, kendi iş insanlarıyla, kendi STK'larıyla, kendi kurumlarıyla ortaya koyduğu proje bugün Türkiye'ye model olmuş durumda. 70 tane ERVA'yı dile kolay, hep beraber açtık. Burada en büyük paylardan birisi, Kayseri basınının ERVA Spor Okullarını en başından itibaren bağrına basması, inanması, güvenmesi ve ağabeyleri olarak, amcaları olarak basınımızın, özellikle Kayseri yerel basınımızın ERVA Spor Okullarına inanmasıydı. En başından itibaren buna inananlar arasında Kayseri basını vardı. Bugün 70 ERVA, 17 bin 200 sporcusuyla beraber Türkiye'nin en büyük spor organizasyonlarından biri haline geldi. Her yerde, şu saatte, her yerde ERVA sporcuları terliyorlar, spor yapıyor. Bakın, sizinle konuştuğum bu dakika içerisinde Macaristan'da, Polonya'da sporcularımız ringlere, kürsülere, müsabakalara çıkıyorlar. Sizinle konuştuğum şu dakika içerisinde Türkiye'nin birçok yerinde şampiyonlarımız mücadele veriyor. Bunların mücadele masrafları, yurt dışına gitmeleri, müsabakalara çıkmaları, kıyafetleri ve her türlü organizasyonuyla beraber ERVA, devasa bir meydan okuma' diye ifade ediyor yaklaşımı.

Son Söz Değil, Bir Başlangıç

Son Söz Değil, Bir Başlangıç

Bir felsefe, ancak onu yaşayanlar kadar güçlüdür. ERVA Felsefesi'nin gücü de tam burada: bu felsefe kâğıtta kalmıyor. Sahada yaşıyor, salonlarda nefes alıyor, bir gencin kalbinde kök salıyor.

Ve her kök salan tohum, bir gün meyve verir.

ERVA sadece bugünün gençlerini değiştirmiyor. Yarının insanlarını inşa ediyor. Yarının ebeveynlerini, liderlerini, toplumunu şekillendiriyor.

Çünkü bugün bir spor salonunda azmi öğrenen bir çocuk, yarın hayatın her alanında aynı azimle ayakta durmayı biliyor.

Bugün bir takımda sorumluluk almayı öğrenen bir genç, yarın toplumda da omuzlarını geri atıyor.

Bugün bir değere dokunan bir yürek, yarın o değeri başkalarına taşıyor.

İşte ERVA Felsefesi budur. Bir spor anlayışı değil, bir hayat anlayışı. Bir proje değil, bir hareket. Bir başlangıç değil daha doğrusu evet, tam da bir başlangıç. Ama en güzel türden bir başlangıç:

Umudu olan türden.

Instagram

Twitter

LinkedIn

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam